Ali Türer
1965 Genel Seçimleri (Türkiye İşçi Partisi meclise 15 milletvekili sokmuştu) hariç CHP’nin solunda bir partiyi meclise taşıyan bir seçim hiç yaşamamıştık. HDP 2015 Genel Seçimlerinde barajı yıkıp solu yeniden mecliste görünür hale getirdi. Yaşadığımız seçim sürecinin önemli sonuçlarından biri bu oldu. Bunun başkanlık sistemi adı altında ülkeye otoriter deli gömleği giydirme girişimi boşa çıkarılırken gerçekleşmiş olması ayrıca önemli. Gezi Parkı direnişi ve onu takip eden 2015 Seçimlerde bu ülkede sol adına yaşananların boşuna olmadığı bir biçimde ortaya çıktı. Her türlü provokasyona, kışkırtmaya, kuşatmaya, devlet olanaklarının kullanılmasına karşın parlamenter sisteme, farklı yaşam biçimlerine sahip çıkıldı. Bu sonucun ortaya çıkmasında sol liberallerden sosyalistlere, Kürt siyasi hareketinden Laiklere kadar demokrasi güçlerinin (bir araya gelmeseler de) dik duruşları belirleyici oldu.
“Her ulus kendi kaderini tayin etmeli” Solun savunduğu ilkelerden biridir bu. Ezilen uluslara esin kaynağı olmuştur. Fakat kendisi için istediği özgürlük, fırsat eşitliği gibi duyarlılıklara diğerlerinin sahip olup olmadığıyla Milliyetçi, ezilen kendi olsa da ilgilenmez. Hatta diğer aidiyetlerin bu duyarlılığa eşit oranda sahip olmalarını kendine dönük bir tehdit olarak da görebilir. Bunu herkes için isteseydi zaten Milliyetçi olmazdı. Bu yüzden Milliyetçi “ortak vatan” gibi bir algıya, bir kavrama özünde sahip de değildir.
Her bireyin kimliği ile kendini özgürce ifade edebilmesi, yaşama biçimini özgürce seçebilmesi, diğerlerine karşı sorumluluğu olması, dilini kültürünü özgürce seçebilmesi ve geliştirebilmesi, emeğe saygı duyması, diğer inanç ya da kimlikler ile barış içinde birlikte yaşaması gibi düşünceler sol demokrat anlayış içinde dile getirilir, samimiyet kazanır. Kimlik bekçiliğine soyunma işini muhafazakâr üstlenir. Sol düşünce yaşadığı coğrafyada hangi kimliğin, hangi inancın çoğunluk olduğuna bakmaz. Emeğe saygı var mı, kendini gerçekleştirmede fırsat eşitliği tanınmış mı; insanlar kendini gerçekleştirmede özgür mü ona bakar. O yüzden ezilen, azınlıkta kalan kendini ifade edebilmek, kendini koruyabilmek için solla buluşmak eğilimindedir. Kürt siyasi hareketinin Türkiyelileşme kulvarında solla buluşması bu yüzden doğal bir gelişmedir.
Ama burada bir paradoks var. Sol ile buluşma, sola dönüşme yolculuğu milli duyguları aşma, bir anlamda kendini inkâr etme yolculuğudur da aynı zamanda. Bu da kolay değildir.
Herkesin kendini özgürce ifade etmesi gerektiğine inanan zorbalık yapmaz, şiddet kullanmaz. Silahı elinize alıyorsanız ya köşeye sıkışmış olmalısınız, mücadele etmek için başka yolunuz kalmamış olmalı, ya da zorba olmalısınız. Özgüveni düşük olanın, kendini ezik hissedenin, kendine kader diye dayatılana isyan edenin ya da zorbanın işidir şiddet kullanmak.
Sizi halktan dışlamak için, itibarsızlaştırmak, insanlarda size karşı nefret duyguları uyandırmak, silaha sarılmanızı sağlamak için her türlü yol denenmiş. Buna rağmen %13 oranında insanı haklı olduğunuza, hakkınız olduğuna, mağdur olduğunuza ikna etmişsiniz, bu insanları mecliste temsil etme başarısını göstermişsiniz. İşte aslında çözüm budur, buradadır.
Kendinin tarihsel olarak haklı zeminde durduğunu biliyorsun. Özgüvenin güçlenmiş, etkileme gücünü göstermişsin, temsil yeteneği elde etmişsin, lider özelliğin ortaya çıkmış. Artık silahı toprağa gömme vakti gelmiştir. Ana dilde eğitim, yerelleşme (demokratik özerklik değil), anayasal vatandaşlık bunlar artık senin meclisteki maharetine bağlı; etki alanını genişletmene, yani Türkiyelileşme yolunda nasıl ve ne hızla yürüyeceğine.
Tabi seni rahat bırakırlarsa! İşte karanlık ellerin, seni şiddet ortamına çekmek için açık, örtük türlü oyunlar içinde olmaları da bundandır. Taşeronlar, tetikçiler, kiralık eller bulup üzerine gelmeleri bundandır.
Seçime iki gün kala miting alanında patlayan bombayı savuşturdun, kitleni korudun, şiddetten uzak tuttun kim kazandı: sen, müttefiklerin. Ama görüyorsun provokasyon girişimi bitmiyor. Çünkü ufukta belki dokuz ay, bilemedin bir buçuk yıl sonra seçim var. “Derin güçler” yaralı, rövanşı almak istiyorlar. Seni ne yapıp edip yeniden dağlara sürmeye, halkınla aranı açmaya kararlılar. Bu kirli oyun belli ki yine sahnede, öyle anlaşılıyor ki kolayda bitmeyecek.
Polis Diyarbakır’da, Batman’da HÜDA-PAR’lı 100 kişiye bir ay önce PKK gençlik örgütlenmesinin ölüm listesinde olduklarını, saldırı yapılacağı uyarısı yapmış; aynı uyarıyı eş zamanlı olarak HDP’li kadrolara da yapmış; Hizbullah’ın ölüm listesinde olduklarını bildirmiş; hatta PKK davasından yatmış bazı kişilere, PKK’nın ölüm listesinde olduğu bile belirtilmiş (Ahmet Şık:Cumhuriyet, 11.6.2015). Polis istihbaratta bu kadar maharetli de bombacı elini kolunu sallaya sallaya Suriyeden gelirken, bombalarını miting alanına yerleştirirken nerdeymiş?
İHYA DER Başkanı Aytaç Baran bu uyarıyı alanlardan. Öldürülmesinin arkasından kim yaptı neden yaptı beklemeden üç HDP’liyi öldürüyor Hizbullahçılar. Demirtaş, Hizbullah kadrolarının silahlandırıldığını söylüyor; provokasyon sonrasında kimin kimi vuracağı belli, diyor. Baran’ın cenazesinde “Kürdistan Selahattin’e mezar olacak” sloganları atılıyor; IŞİD bayrağını andıran bayraklar taşınıyor. Belli ki bütün bu provokasyonlara çanak tutan, destek veren bir el var. Peki bunlar yaşanırken yasal zeminde de HDP’ye yönelik nefret söylemlerinin, kışkırtmaların artarak devam etmesi; terör mağdurunun itibarsızlaştırılmaya çalışılması sizce rastlantı mı?
Bütün bunlar neyi gösteriyor?
Oyun PKK’nın silah bırakması üzerine kurulmuş olsa bugün Dolmabahçe mutabakatı üzerinden koalisyon senaryolarını, çözüm için atılacak yeni adımları konuşuyor olurduk. Bu üç ay önceydi. RT Erdoğan’ının AKP’nin seçimde alacağı sonucun başkan olmasına yetmeyeceğini görmesinden önce. Bir kırılma oldu, kirli oyun yeniden sahneye kondu, seçim bitti kötü kokular gelmeye devam ediyor.
Oyunun merkezinde PKK’yı silahlı çatışmaya yeniden çekmek mi var? Hizbullah ile PKK’yı birbirine düşürme hesapları mı yapılıyor? Amaç HDP’yi dağıtmak ya da meclis dışına atmak mı? Hesap buysa hiç kuşkunuz olmasın koalisyonu AKP ile MHP kurar. MHP başarı öyküsü vaat edilerek, AKP kadroları koşulsuz iktidar hevesiyle bu oyunun içine çekilebilir. Saray bu yolla orduyu, meclisi kontrol etme, AKP’yi yeniden seçime hazırlama hesapları yapıyor olabilir mi? Seçimler bitti, siyasi ortam yumuşayacağına daha da geriliyor; fütursuzluk, gözü karalık devam ediyor. Bu sorular da ister istemez akıllara geliyor.
Peki, bu oyun tutar mı? Tutarsa Türkiye ne hale gelir? Daha sonra ortaya çıkacak sonucun faturasını kim öder? Türkiye’de masa başına oturan siyasi aktörler, satranç oyununda iki hamle ötesini görecek derinliğe ne yazık sahip değiller. Siyaset cephesinden kötü kokular geliyor. Bu nedenle Laiklerin, Kürt siyasi hareketinin, sol liberallerden sosyalistlere kadar demokrat unsurların aralarında oluşturacakları ittifak daha da önemli hale geliyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024