Alper GÖRMÜŞ
Portreler için sunuş:
Aktüel Dergisi için yedi yıldır yazmakta olduğum portreleri arada bir sizlerin de dikkatine sunmaya karar verdim.
Bu portrelere başlarken, onların “objektif ” olmayacaklarını peşinen ilan etmiş, şöyle demiştim: “ (…) Artık anlamışsınızdır: Yazacağım portrelerin “objektif ” olma ihtimali yok, ki zaten benim de böyle bir iddiam yok. Sonuçta, portrelerim o insanların bendeki yansımalarından ibaret olacak; ben onları öyle algılamış olduğum için öyle yazacağım…”
Fatih Terim ile başlıyorum… Buyurun…
* * *
Birkaç hafta önceydi, Beşiktaşlı bir arkadaşımın evinde olaylı Beşiktaş-Galatasaray maçını izlemeye hazırlanıyorduk… Arkadaşım, günah çıkarmak istermiş gibi bir tonda “Fatih Terim’e eskiden çok kızıyordum” dedi, “fakat Türkiye’de milyonlarca Fatih Terim olduğunu anladıktan sonra artık kızmıyorum…”
Bunun üzerine ben de ona Fatih Terim için birkaç yıl önce yazdığım portrenin başlığını söyledim: “Türkiye’nin insan hali…”
O portrede şunları da yazmıştım:
“Bana, ‘Şu son 30 yılda hayatı Türkiye’ye en fazla benzeyen insan kimdir?’ diye sorsanız, cevabım Fatih Terim olur… ‘Medeniyet’in görüntüsünü samimi bir benimseyiş ve onunla hiçbir probleminin olmayışı… Fakat özünü benimsemede ciddi endişelerin yaşanışı ve sık sık kendi ‘öz’üne dönme refleksleri…”
Böylece bir Beşiktaşlı ve bir Galatasaraylı olarak Terim’e neden kızmamak gerektiği hususunda uzlaşmış olarak maçı izlemeye başladık.
Sonrasını biliyorsunuz… Olaylar olayları izledi ve sonunda en büyük olay patladı: Fatih Terim Galatasaray yönetiminin oy birliğiyle aldığı bir kararla görevden uzaklaştırıldı.
Bence Galatasaray’ın Terim’i tahammülfersâ bir nezaketsizlikle, adeta kusar gibi bünyenin dışına atmasıyla, onun Türk Milli Takımı’nın bünyesine büyük bir hoşâmediyle kabul edilişini birlikte değerlendirmek gerekir; burada, Türkiye’nin cumhuriyet tarihi boyunca yaşadığı avam-havas gerilimini anlatan büyük bir sembolizmin gizli olduğunu düşünüyorum.
Her şey ne kadar kristalize…
Adanalı, liseden terk bir halk çocuğu, az gidiyor uz gidiyor ülkenin en (yegâne?) elit futbol kulübünün teknik direktörlüğüne getiriliyor… Halk çocuğu, görevinin birinci ve ikinci dönemlerinde kabuğunu (ama sadece kabuğunu) değiştirerek uyum sağlamaya çalıştığı takımında kendine bir yer ediniyor… Bu arada takım da, ülkedeki toplumsal-siyasi gelişmelere paralel biçimde elitizmini biraz budamış, eski görüntüsünden biraz uzaklaşmıştır.
Fakat halk çocuğunun elit takımdaki üçüncü dönemi, ülkenin elitlerinin, kendilerini yönetmeye hak ve ehliyetlerinin bulunmadığını zihinlerinden ve kalplerinden hiç atamadıkları “taşralı” siyasetçilere karşı itirazlarını yeniden yükselttikleri bir döneme rastlar…
Ülkedeki bu genel psikoloji futbola da yansır ve tepesinde artık bir “kont”un bulunduğu ülkenin en elit takımı, aslında bir türlü hazmedemediği “taşralı” teknik direktörü kusar…
Bu kadar mı? Hayır. “Taşralı” teknik direktör, “kozmopolit”in değil “yerel”in geçer akçe olduğu Milli Takım’ın umudu haline gelir ve hikâye böylece tamamlanır.
Ben bu satırları yazarken bir yandan da televizyonda, Nevşehir’de ülkenin en “yerli” sanatçılarından biri olan Neşet Ertaş’ı anmak üzere bir araya gelen bazı sanatçılarla Başbakan’ı birlikte Neşet Ertaş’tan “Gönül Dağı”nı söylerken izliyorum… “Bazı sanatçılar”ı tahmin edebilirsiniz, yine orada asla olmayacak bazı başka sanatçıları da…
İçimden, “benzer bir elitizm hikâyesi” diye geçiriyorum.
Kusulmak istenenlerin benzerliği…
Aklıma bir de kusulmak istenen başbakanla kusulmak istenen teknik direktör arasındaki benzerlikler geliyor… İkisi de mağrur, ikisi de kibirli, ikisi de dirençli… Yönetmeye talip oluşlarını dile getirirlerken ve yönetirken kullandıkları dil, onların yüksek egolarını ve hatta narsisistik kişiliklerini ele veriyor.
Bu dil hiç bana göre değil ama, bilmiyorum, belki de ancak böyle insanlar kırabiliyor kendilerinin ve benzerlerinin önüne çekilen statü ve kimlik duvarlarını…
Fakat o otoriter, müdanasız, kendileriyle dolu ve hiç kimsenin iltifatına ihtiyaç duymazmış görüntülerinin ardındaki kırılganlığı da görmek gerek.
Fatih Terim’i kâh “gıcık” kâh “çocuksu” kılan şey de başka bir şey değil zaten.
Ben Fatih Terim’i eski Türk filmlerindeki sert fakat “iyi” fabrika patronlarına benzetiyorum.
Yeşilçam filmlerindeki o patronlar, çalışanlarından mutlak bir itaat isterler, bu itaati elde edince de yumuşayıp çalışanlarına karşı “iyi” davranırlardı. Fakat bu itaatli tavır bir noktada tavsamaya dursun, patronumuzun otoriter yüzü derhal ortaya çıkar, “şımaran” çalışan böylece yaptığı hatayı anlayıverirdi.
Terim hem sert hem “babacan” bir teknik direktör olarak tanınıyor. Hangisi doğru? Bence ikisi de. Hatta onu, karakterinden gelen sertlikle sonradan öğrenilmiş “doğru”lar arasında gidip gelirken yorulan biri olarak görüyorum ben.
Hep “kendini geliştirmek”ten söz etmesi de bununla alâkalı… Taşralı genlerinin taşıdığı feodal değerleri daha “modern” değerlerle ikame etmeye gayret etmenin yorgunluğu…
Belki ömrü birkaç yüz yıl olsaydı bu “cehd” kesin bir başarıya ulaşabilirdi ama, şimdilik bir karakter öne geçiyor, bir sonradan öğrenilmiş “doğru”lar… Sonuç da işte gitmeli gelmeli Fatih Terim davranış modeli olarak çıkıyor karşımıza.
Terim’in bu bocalamalarını en iyi, eleştiri karşısındaki davranışlarında görebiliriz… Eleştirilere karşı göstermek istediği davranış modeli “modern”dir ama, fiiliyatta sık sık “geleneksel” öne çıkar.
Terimvari temel karakterlerde (otoriter kişilik) eleştiriyi daima tek bir duygu izler: öfke… Fakat “eleştiriye tahammül”ün bir erdem olduğunu öğrenmiş otoriter bir kişiliğin eleştiri karşısındaki tepkileri, bunu öğrenmemiş olanlarla kıyaslanmayacak kadar karmaşıktır. Her eleştiriye öfkeyle cevap veren ve başka da bir şey bilmeyenler hiçbir psikolojik karmaşa yaşamazken, öyle yapmak istemedikleri halde gene de öyle yapanlar, ilave bir öfkeye daha sahip olurlar: kendi kendilerine duydukları öfkeye…
Kendisini eleştiren futbol yazarı Osman Tanburacı’ya telefonda söğüp sayarken, Terim’in insanı en fazla hırpalayan bu öfke biçimiyle bir kez daha boğuşmak zorunda kaldığına hiç şüphem yok.
Terim hep böyle kalacak, bizi hep şaşırtacak, bazen “bravo” diyeceğiz, bazen “insaf be hoca…” Bunu o da biliyor, ne kadar öğrenirse öğrensin temel karakterinden kaynaklanan problemleri aşamayacağını samimiyetle kabul ediyor:
“Şimdi bana çok değiştin diyorlar. Eskiden çok gaddarken, şimdi içimden 100’e kadar saymayı öğrendim. Toprağa girmeden huyumun değişmesi mümkün değil…”
Otoriter kişilikle, öğrenilmiş demokratik davranış kodları arasındaki gerilim Fatih Terim’in gelgitli davranışlarını önemli ölçüde açıklasa da, onun düşünce dünyasındaki gelgitlerini açıklayamaz. Bunun için onun yaşadığı hayata bakmalıyız.
Adana’nın kapalı dünyasından dünyaya açılan bu hayatın rotasını izlemeden onun dünyayı kavrayışındaki gelgitleri anlamanın mümkün olmadığını düşünüyorum.
Terim, dünyaya açılıp insanları tanıdıkça değişti… Biraz Türkiye’ye benzer bu yönüyle… Türkiye nasıl “her tarafını kuşatan düşman ülkeler”le temas ettikçe düşmanları azalıyor (bu cümleler eski portreden, hepinizin bildiği nedenlerle bu cümleyi şimdi kuramayız), aynı süreci Terim de yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. “Futbol sayesinde dünyanın dört bir tarafında edindiğimiz dostlar”ı sürekli vurgulaması, bu sürecin onu nasıl değiştirdiğinin önemli bir işareti.
Terim’in Türkiye’ye benzerliğini, onun Avrupa’ya yaptığı çıkarmanın başarısızlığı ile aynı dönemde Türkiye’nin Avrupa Birliği macerasının duraksamasında da görebiliriz.
Fakat her iki hamle de, önceden öngörülebileceği gibi belirgin bir zihniyet değişimine yol açmış görünüyor, ki Fatih Terim artık şöyle konuşabiliyor:
“Biz yıllarca başaramadık. Ya hakem kötüydü, ya top direkten dönmüştü. Ama topun döndüğü direk 10 santim, kale yedi metre. Bu şanssızlık olamaz. Kendi vizyonumuz, birikimimiz, tecrübemiz yoksa kimse başarı beklemesin…”
http://serbestiyet.com/fatih-terim-elitlerin-takiminda-tasrali-olmak/
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları

































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025