Aydın Selcen
Şimdilik oyunu kuran, oyunun temposunu ve tonunu belirleyen Erdoğan. İçeride de, dışarıda da. ABD’de yalpalayan, ne dediği ne yaptığı anlaşılamayan bir başkan var. Önce telefonda yeşil ışık yakıp, sonra kimsenin bilmediği -ve aslında olmayan- “kurallara” uyulmadığı takdirde ülkemizi ağır ekonomik yaptırımlarla hizaya getireceğini iddia ediyor. Oysa Erdoğan’ın ona “DAEŞ’le mücadele ve DAEŞ tutsaklarının sorumluluğunu üstlenme” zokasını yutturduğu çok belli.
Hariciye kayıp ama hariciye vekili ön planda: Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu harekâtın 120 km. genişlik (yani Akçakale/Tel Abyad ile Ceylanpınar/ Ras El Ayn arası) ve 30 km. derinlikle kısıtlı olacağını açıkladı. Bu durumda, ne DAEŞ’le çatışma ne DAEŞ’li tutsakların sorumluluğunu üstlenme keyfiyeti söz konusu olmayacak demek.
Eğer, TSK kendi bildik gittiği yere gitmek ve siyasi talimatla değil alanın elverdiğine göre hareket etmek şiarlarınca davranmayacaksa kısa süre sonra ve belki 29-30 Cenevre Anayasa Yazım Komitesi’nin ilk toplantısından önce harekatın bu çerçevede ve “ilk aşama” adı altında sona erdiğini görebiliriz.
Belki bilmediğimiz ve şimdi Trump’ı Ankara’ya karşı efelenmeye iten, içeriğine tam vakıf olamadığımız malum telefon görüşmesinde iki lider arasında varılan uzlaşının parametrelerinin zaten Çavuşoğlu’nun çizdiği kısıtlı çerçeveye yakın olduğudur. Bize izletilen ise, yine belki, sadece el yapımı bir sis perdesinden ibarettir.
Ancak Kongre de işin aslından diğer herkes gibi bihaber olduğu cihetle, çifte parti destekli ağır bir yaptırım paketi masaya konuldu bile. “Barış Pınarı” adı ve öncesinde Erdoğan’ın pek çok anıştırmalarıyla fazlaca 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı çağrışımı içeren güncel operasyonun sonunda o günlerdeki gibi ambargoyla karşılaşırsak, “ABD’ye kafa tutan” ve Putin’den edinme “refahından feragat edip, haysiyetini kazanan ülke” söylemi köşebaşında bizi bekliyor olacak.
.
Bu senaryoda, çok kuvvetle muhtemeldir ki, CHP lideri Kılıçdaroğluu “çık görüşmenin içeriğini açıkla, elini kolunu tutan mı var, neden yürümüyorsun?” diye sormayı “sert ve milli muhalefet”, “silkelemek” sanacak. “Biz en başından beri Kürtlerin tepesine emperyalist ABD’nin piyonu olarak değil, Şam’la anlaşarak binelim’ demiştik” de diyecek.
Avrupalılar ise zaten Suriye’de özne değil, nesne konumunda. Olağanüstü BMGK toplantısının ardından titreşerek AB’nin arkasına saklandılar. AB adına Mogherini hiçbir “dişi” olmayan diplomatik zevzekliklerin arasına, kurulacak tampon bölgede yürütülecek olası imar/iskân faaliyetine maddi kaynak ayrılmayacağını ve Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarının giderilmesi yolunun askeri değil diplomatik yollar olduğu gibi iki adet anlam içeren tümce sıkıştırmış.
Söz konusu açıklamanın belki biricik akılcı unsuru “Türkler, Kürtler yüzlerce yıldır azılı düşmandır” gibi turumpesk safsatalara yer vermemesi. Ne var ki AB, bu kadarla dahi Erdoğan’dan yanıtını almakta gecikmedi: “lan, bombayı sen attın” ve “bak salarım üç milyon sığınmacıyı” mealinde. Tam da gri Brüksel’deki, gri bürokratların anlayacakları dilden.
BMGK’nin olağanüstü toplantısında ise ABD’nin askeri yerine diplomatik yöntemler kullanılma çağrısı içeren bildiri taslağı Rusya ve Çin tarafından veto edildi. (“Perinçek bunu beğendi” diye eklemeli mi, “nereden nereye” diye yerinmeli mi?) Üzerine Şam’dan SDG ile diyaloğa kesin bir ret sesi yükseldi. Tüm bu karmakarışık durum, kişisel olarak ne düşündüğümüz saklı kalmak kaydıyla, münhasıran Ankara penceresinden bakıldığında Suriye’ye üçüncü askeri harekât için zamanlamanın ideal olduğunu anlatıyor.
Buna karşılık “kendi başarısının kurbanı olmak” da ihtimallerden biri -hele yürütülen kamu diplomasisini ciddiye alacak olursak: Doksan bin camide yurt sathında “fetih suresi” okutup amacın fütuhat olmadığını belirtmek. “Fetihle gidip, zaferle dönmek” başlıkları. “Zaferle değil, seferle mükellefiz” çıkışı. ÖSO’yu “Suriye Milli Ordusu” yapıp, ardından Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgusu. Atatürk’ün ardından ikinci “Gazi” payesi arayışı. TSK için “Muhammet’in Ordusu” tanımlaması.
Üstelik yurt içinde ve yakın çevrede Kürtlere karşı husumet beslemek bir şey, Kürde karşı Arapla birlikte hareket etmek ise bambaşka bir şey. Ne demek istediğimi bölgede, cumhuriyetimizin kurucularının da bilfiil cephede yer aldığı, 1. Dünya Savaşı dönemi gelişmelerine az-çok aşina olanlar sanırım rahatlıkla kavrayacaktır. Ayrıca, hedef yumuşatma amaçlı yapılan hava ve kara bombardımanı bile şimdiden sayıları yüz bine ulaşan sivilin yurtlarından daha güneye kaçması sonucunu verdi.
Araplara gelince, Erdoğan MbS, MbZ, Sisi gibilerden alınacak ders olmadığını vurgulamakta haklı. Ancak Arap aleminde, hele yakın çevremizde atılan adımların ve o adımları desteklemek için söylenen sözlerin irredentist neo-Osmanlıcı özlemlere tekabül ettiği ve artık Müslüman Kardeşler’in de adının dahi duyulmak istenmediği de ortada. Üzerine, ihsas edilen Şengal/Sincar’a inme ve Semelka sınır kapısına hakim olmak arzuları da herhalde Bağdat’ta alıcı bulmayacak.
Ne denli öngörüde bulunmaya çalışırsak çalışalım, bu denli kaygan zeminde, hele saat farkı da dikkate alındığında, Vaşington’da kaynamakta olan kazandan çıkacakları kestirmek güç. Bu satırlar yazılırken Hazine Bakanı Mnuchin ekonomik yaptırımları Başkan Trump’ın onayladığını ancak henüz yürürlüğe koymadıklarını açıkladı. Senatör Graham’in başını çektiği yaptırım paketinin başkanın vetosunu geçersiz kılacak 2/3 çoğunluğu bulacağı anlaşıldı. Savunma Bakanı Esper ve Genelkurmay Başkanı Org. Milley harekâtın durması gerektiğini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo Ankara’da bulunan heyetlerinin aynı yönde yoğun çaba göstermekte olduğunu duyurdu.
Verili durumda, harekâtın ilk kaybedeninin CHP ve onun Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olduğu açık. Kılıçdaroğlu, ortak vatan ve demokratik cumhuriyet için gelecek tasavvurundan yoksun olduğunu, eşit anayasal yurttaşlığa dayalı bir toplumsal barışı tahayyül edemediğini, seçmenle paylaşacak bir hayali bulunmadığını, ifade özgürlüğü başta hak ve özgürlükleri umursamadığını takındığı iktidara koşulsuz destek tutumuyla kanıtladı.
Muktedir, mağdurluktan bu defa ABD’ye kafa tutan Maduroluk aşamasına geçerken, muhalefetin düşünsel sefaleti parıl parıl önümüzde duruyor. Harekâtın ikinci kaybedeni daha yoksullaşacağı ve eşitlikçi, katılımcı demokratik gelecek umudundan daha uzaklaşacağı belli olan bizlerken, anamuhalefetin lideri de bizlerden ışık hızıyla uzaklaşıp karanlıkta gözden kayboldu. Uluslararası baskılara karşı, dönüp iktidara “biz buraya nasıl geldik” diye soracağı yerde, “siyaset üstü”, “devlet adamı” tutumu diye izah edeceği siyasetsizlikle iktidarın yanında saf tutacağından da kuşkum yok.
Özetle, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı çağrışımlarıyla çıkılan serüven, daha ziyade 2008 Kuzey Irak Güneş Harekâtı’nı andırır hal almaya başladı. Kobani yakınındaki Muştenur Tepesi’nde konuşlu ABD Özel Kuvvetleri’nin vurulmasına ramak kalması da kıyamet gününün kapıda olabileceğini anımsattı. Sahada harekât, Tel Abyad ve Ras El Ayn’ın “fethiyle” kalabilecek olsa da, Türkiye’nin Batı İttifakı’nı ilelebet kaybı gibi çok daha ciddi bir hasar yaratabilir. Kim bilir, belki istenen de zaten budur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları









































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024