Cemil KOÇAK
Biliyorum; uzun yıllardan beri İstanbul’un kıymetini bilmeyip de, onun tarihî ve doğal güzelliklerini yıkıp yaktığımızdan dolayı şikâyetçi olan kimbilir kaç nesil gelip de geçti? Bir de yetmiş yıl önceki şikâyetlere kulak verelim mi?

Gayrimenkûl Malsahipleri Derneği, 1947 yılında yayınladığı “İstanbul Belediyesi Müstakil Olmalı ve Reisi de Halk Tarafından Seçilmelidir” broşüründe, ilginç taleplerde bulunmuştu. Talepler, elbette bir takım şikâyetlerle temellendirilmişti. Broşürün alt başlığı ise, “İstanbul belediyesi nasıl idare edildi?” şeklinde düzenlenmişti. Evet, iyi bildiniz, İstanbul belediyesine yönelik eleştirilerin temel meselesi, belediye başkanının doğrudan seçilmemesi üzerine kurulmuştu.
Ankara ve İstanbul belediye başkanları
Yasa, bu iki belediye başkanlığı için özel bir istisna hükmü içeriyordu. Diğer bütün belediye başkanları, seçimle gelen belediye meclis üyeleri arasından ve yine bu meclisler tarafından seçilirken; bu iki büyük kentin belediye başkanları atama ile işbaşına geliyorlardı. Vali, aynı zamanda kentin belediye başkanı da idi. Bu uygulama, muhtemelen Cumhuriyet yönetiminin bu iki büyük kenti daha kolay denetleyebilmek isteğinden doğmuştu. Uzun yıllar boyunca bu uygulama sürdü.
Ama itiraz var!
Tek partili dönemin sona ermesinden hemen sonra itirazlar da sökün etmişti. Söz konusu broşür, bu itirazların bir özeti niteliğindedir. Broşürü kaleme alanlara göre; bu uygulama, İstanbul şehrinin imârına sekte vurmuştu. Bu nedenle İstanbul ‘kaybedilmişti; kaybedilmekte’ydi. Bu satırları okuyunca, her neslin, İstanbul nostaljisini yeniden nasıl oluşturduğunu da anlamak mümkündür. Adeta her nesil; yıkımın, kendi döneminde ya da en kötü ihtimalle bir öncekinde başladığını düşünebilir; ama tarihçilerin görevi; sorunların kaynağının çok daha eskilere uzandığını hatırlatmak olmalıdır!
Talep basitti: “Asırlık tarihî âbidelerin yükseldiği İstanbul’umuzun meşhur tabiat güzelliğine, medenî bir şehrin iktisadî, içtimaî ihtiyaçlarını kavrayan canlı bir şirinlik ilâve edilmiş olduğunu görmek” herkesin otak arzusuydu elbette… Şimdiye kadar buna benzeyen kimbilir kaç cümle okumuşsunuzdur! Ama bunun için belediyenin “halkın kayıtsız kontrolüne tâbi” olması lâzımdı. Dolayısıyla yasa değişmeli ve belediye, hükûmetten bağımsız olmalıydı.
Hükûmetin atadığı “memur” belediye başkanları, yani valiler, şehre hiçbir şey katamamışlardı. Mevcut bütçe imkânları da çarçur edilmişti. Bunun nedeni, ‘memur vali ve belediye başkanı’nın halka değil de, üstlerine hizmet etmeyi tercih etmesiydi.
Zabıta YOKKEN…
Keşke belediye zabıtası işe yarasaydı diye devam ediyor broşürün eleştirileri… Kentte seyyar satıcılar için olsun, ulaşım araçları için olsun, başı boşluk almış başını gidiyordu. Gıda maddelerinin fiyatları denetlenmiyordu. Sokaklarda sıhhî olmayan yiyecekler serbestçe satılabiliyordu. Hiçbir alanda belediye denetimi görülemiyordu. İşte bu sebeple de, “İstanbul, memleketin bütün şehirlerinden en pahalı bir şehirdi.” Oysa etkili bir denetim sayesinde İstanbul, düzen, ucuzluk, kolaylık ve temizlik bakımından birinci olabilirdi. Bütün bu lüzumsuz masraflar için İstanbullular, vergilerini ödeyebilmekte de belediyenin bin bir çeşit zorluğuna katlanmak zorunda kalıyorlardı. Taksilere gelince… Her takside bir taksimetre vardı elbette; ama taksimetrenin gösterdiği ücretle seyahat etmek imkânsızdı! Taksi ücretleri de çok pahalıydı. Zaten bu taksiler, bol benzin yakan ve ekonomik ömrünü tamamlamış arabalardı. Hem nakliye ücretini artırıyorlardı; hem de ülkenin dövizini boş yere harcamış oluyorlardı. Bu arabaların piyasadan çekilip; yerlerine daha ucuz ve ekonomik arabaların gelmesi sağlanmalıydı. Hatta o kadar ki, bunca yıl içinde taksilerin ülkeye maliyetleri ile köylerde çok sayıda okul yapımı bile söz konusu olabilirdi!
BELEDİYEYİ ELEŞTİRMEK SERBEST
Tek parti iktidarı boyunca yayınlanan gazetelerin koleksiyonlarını okurken; gözüme çarpan bir husus da; belediyelere yönelik açık eleştiriler olmuştu. Gazetelerin olsun, yazarların olsun, CHP iktidarını ya da yöneticilerini eleştirebilmesi; hattâ bu konuda bir imâ da dahi bulunabilmesi elbette mümkün değildi. Ama hayatın gerçeklerinden bu kadar uzak durulamazdı da… Özellikle tiraj sıkıntısı içinde olan basın açısından her defasında iktidarın sesini duyurmak zorunda kalması, elbette güç bir durumdu.
Oysa, yerel yönetimlere yönelik eleştiriler bir ölçüde serbest bırakılmış gibiydi. Özellikle İstanbul belediyesine yönelik eleştiriler dikkat çekicidir. Ankara belediyesine yönelik eleştiriler daha geri plandaydı. Elbette bu, basının iktidarın yerel düzlemdeki etkinliklerini açıkça, serbestçe ve hatta sertçe eleştirebilmesi anlamına da gelmiyordu. Fakat hiç olmazsa, makro politikada görülen ‘tek ses’ olma özelliği; yerel yönetimlerde biraz daha ılımlı bir şekle bürünebiliyordu. Bu bakımdan kent tarihçileri, eski basın koleksiyonlarında işlerine yarayabilecek çok sayıda haber, yazı, yorum ve belki de daha önemlisi fotoğraflarla karşılaşabileceklerdir.
Elbette rejimin değişmesinden ve yeni yeni partilerin kurulmasından sonradır ki; elimizdeki broşürde olduğu gibi; çok daha net ve keskin eleştiriler sıralanmaya başlanabildi. Bu broşürün en önemli özelliği ise; belediyenin faaliyetlerini yalnızca belediye başkanının ya da yetkililerin beceriksizliğine atfetmemesidir. Aksine, mesele, bir sistem ve anlayış meselesiydi. Belediye başkanları, halk tarafından doğrudan seçilmediği sürece; ‘memur’ anlayışıyla başkaca bir netice almak mümkün olamazdı. Bu bakımdan yapılması gereken ilk iş; becerikli ve yetenekli bir belediye başkanı bulmaya çalışmak değil; tam aksine, halka karşı sorumlu bir belediyecilik anlayışının ortaya çıkmasıydı. Bunun sağlanması için de ilk adım; belediye başkanının halk tarafından doğrudan seçilmesi olmalıydı.
Hakkaniyetli olmak gerekirse; broşürde bir önemli husus atlanmış gibi görünmektedir. Diğer yerlerde belediye başkanları belediye meclislerince seçiliyor olmalarına rağmen; acaba bu belediyelerde işler nasıl yürüyordu sorusuna bir yanıt aranmamıştı. Hatta bu soru sorulmamıştı bile! Sorunun yalnızca seçim meselesine indirgenmesi; kanımca çok karmaşık ve çok boyutlu bir meselenin yalnızca bir noktasına ışık tutmaktadır. Yine de ‘mal sahipleri’ne de haksızlık etmemek gerekir: Unutulmasın ki; 1947 yılında seçim ve elbette dürüst seçim yapılmaması; ülkenin içinde bulunduğu pek çok sorunun nedeni olarak görülüyordu.

LEVENT İSTENMEMİŞTİ
BroşÜ̈r, bu ‘teorik’ açıklamadan sonra sorunu somut eleştirilerle açıklamaya çalışıyordu: Buna göre; belediye başkanının otomobiline yılda dört bin lira tahsisat çıkarılmıştı! Bununla sınırlı değildi tabiî ‘saltanat’; belediye başkanının evi tefriş ediliyor, evin bütün masrafları karşılanıyordu. Bunun için yıllık onüç bin lira daha tahsisat ayrılmıştı. Belediyeye ayrılması gereken kaynaklar, bu şekilde önce başkanına ayrılmış oluyordu. Bunca masrafa rağmen belediye başkanı, yarı gü̈nü̈nü̈ de valilikte geçiriyordu. Çünkü̈, ikili bir görevi vardı. Ve tabiî her iki iş de aksıyordu.
İmâr planı mı dediniz?
Bu kadar da değildi şikâyetler… Yasaya göre, belediye bütçesinden çalışanlarına tahsis edilebilecek miktar, toplam bütçenin yüzde 30’unu geçemeyecek iken; pratikte belediyenin bütün bütçesi çalışanlarının maaşına ayrılmış gibiydi. Bunun nedeni de, belediyede gereğinden fazla memur ve mü̈stahdem çalıştırılmasıydı. Broşürde bakınız imar hakkında ne deniliyor: “Halk, şehir içinde çiftlikte bina yaptırır gibi dilediği şekil ve irtifada binalar yaptırmaktadır. İki buçuk kat yapılması icâb eden sokaklarda üç dört beş katlı binalar yapılmıştır.” “şehirde plansız programsız tarzda yapılan yüz binlerce liralık işler, şahsî emirlerle yıkılmış; belediye bü̈tçesi israf edilerek, yü̈z binlerce lira sarf edilmek suretiyle yıkılan yerler, tekrar ve yeniden yapılmıştır.” Şimdiki zamanda kentin iş hayatının merkezlerinden biri olan Mecidiyeköy’e gelince… “Beheri otuz sekiz bin liraya mal olan villalarla sü̈slenmiş bir Meciyeköyü̈ faciası vardır.” İkinci Dü̈nya Savaşı’nın getirdiği fakirlikten sonra; belediye, başka bir işi yokmuş gibi, “mü̈reffeh bir halk sınıfına kâşâneler” yaptırmıştı! Oysa, “fakir ve muhtaç halk tabakası için ucuz kiraya verilecek binalar” yapılması gerekirken (TOKİ’den mi söz ediliyor yoksa?) tam aksine “zenginlere villalar” yaptırılmıştı! Broşür, bu durumu protesto ediyor ve Mecidiyeköy’de kırk “zengin aile” için lüks villalar yapımını eleştiriyordu. Oysa; bunun yerine; “şehrin göbeğinde parke kaldırımı; elektriği, su şebekesi yapılmış caddeler ü̈zerine aynı parayla dört yü̈z ailenin ikâmetine mü̈sait ve işyerlerine nakil vasıtası kullanmadan masrafsızca gidecek, meskene muhtaç halk tabakası için binalar” yapılması daha uygun olurdu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları


































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016