Hakan AKSAY
Babam öldü.
Son görevi yapma zamanı.
Cenaze törenlerini sevmem.
Dinî kurumlar, gelenekler ve kalabalıklar içinde hiçbir veda sonuna kadar içten olamaz.
Tek başıma uğurlasam veya mezarı başına gelip onunla yalnız kalsam, daha candan bir konuşma yapabilirim. Ya da daha samimi susabilirim.
* * *
Babamı morgdan almaya gittik.
Bir görevli – nasıl görev yapıyorsa artık – bize başka bir ölü verdi.
Devasa çekmecelerden birinden çıkan soğuk ölünün üstü beyaz örtüyle örtülmüştü.
Ortamın aptallaştırıcı etkisiyle onu sessizce teslim aldık önce.
Sonra baktık, bu ölünün babam olmadığını anlamak için üzerindeki örtüyü kaldırmak gerekmiyordu, boyutları çok farklıydı.
Görevli kısa bir şaşkınlıktan sonra özür dilemeden – herhalde o ortamda nezakete yer yoktu – onu alıp aynı devasa çekmeceye koydu ve yerine bir başkasını getirdi.
Bu kez örtünün altındaki, babama benziyordu; ama ben riske girmek istemediğim için örtüyü kaldırıp baktım.
O...
Uyuyor...
Biraz morarmış...
Yorgun gibi...
* * *
Sonra "o an" geldi.
Müslüman geleneklerine göre ölünün yıkanmasına bir yakını girebilirdi.
Bize de teklif ettiler. Birkaç saniyelik sessizlikte sanırım hep alışık oldukları o ilave cümleyi seslendirdiler:
“İllaki birinizin girmesi şart değil. İmam zaten yıkayacak...”
“Ben giriyorum” dedim.
Çevredekiler bana baktı.
Cevap vermek gereksizdi.
“O an”ı yaşamak istiyordum.
Çünkü merak ediyordum.

* * *
Girdim.
Üç kişiyiz: Ben, imam ve babam.
Babam örtüsüz yatıyor.
Onu ilk kez tümüyle çıplak görüyorum.
Gözlerim ister istemez benim hayatımı tohumlayan en mahrem yerine kayıyor.
İmamın sesi bakışımı bölüyor. Yanına gidiyorum.
O andan itibaren durmadan bir şeyler söylüyor imam, komutlar veriyor, bazen de açıklamalar yapıyor.
Onunla beraber babamı yıkarken uzun süre komada kalmaktan dolayı morarıp çürümüş, kendinden çok daha önce ölmüş sırtını görüyorum.
Fazla etkilenmiyorum.
Hayatımda ilk kez gördüğüm ölü değil. Bu tür morarmalar da gördüm, kan da.
Beni etkileyen başka bir şey: Babamın gözleri açık.
Yani yarı açık.
Biraz yana bakıyor.
* * *
İmamın dikkatini çekmeden bir bahane yaratarak yana, babamın bakışlarının hizasına geçiyorum.
İşte şu anda onunla birbirimizin gözünün içine bakıyoruz!
“Merhaba baba. Ben oğlun Hakan.
Seninle iyi ve kötü bir sürü anımız oldu. İlk gençlik dönemimde çok tartışma yaptık. ‘Siyaseti bırak oğlum, memleketi kurtarmak sana mı kaldı!’ cümlen hâlâ kulaklarımda.
Bir dönem de küstük, hatırlıyor musun? Hani deprem olup da sen paniğe kapılınca koluna girip seni dışarı çıkarmıştım. Barışmıştık.
Hukuk Fakültesi’ni bırakmama da, yurtdışına çıkmama da karşıydın. Ama ben hiç dinlemedim seni.
Çok uzun yıllar sonra döndüm Sen eski gücünü kaybetmiştin. Bir süre sonra da insandan daha çok bitki gibi yaşamaya başladın. Pek konuşamaz olmuştuk yine seninle.”
* * *
Buraya yazmadığım başka duygular ve anılar da geçti içimden.
Ama daha fazla devam edemedim.
İmamın sesini duydum:
“Haa, gözleri açık kalmış değil mi? Bak şimdi!..”
Garip bir coşku vardı sesinde.
Sanki beni küçük bir öğrenci gibi gören bir ilkokul öğretmeni havasında yeni bir komut verdi:
“Kapat bakayım merhumun gözlerini!”
“Merhum”...
Bu kelime ne kadar ağır geldi bana birdenbire.
Babam gerçekten de öldü galiba.
Aldığım emri yerine getirmek için babamın göz kapaklarını usulca aşağı indirdim.
Ama olmadı. Gözler kapanmadı.
İmam iyice neşelendi:
“Kapanmadı, di mi?”
Sonra da bana yine “bak şimdi” diyerek babamın ayak parmaklarını bükerek uzattı ve benim o anda göz kapaklarını kapatmamı istedi.
Bu kez başarmıştık.
Bir de bunun açıklamasını öyle ballandırarak yaptı ki, sanırsın ben artık hep ölü gözlerini kapatma işini yapacağım...

* * *
1998’de kaybettiğim babamla o son görüşmemizi hiç unutmuyorum.
Kaç kez rüyama girdi.
Başka cenazelere de katıldım.
Rusya’da Ortodoks geleneklerine göre yüzü açık vedalaşılan birçok ölü gördüm.
En çok önem verdiğim insanların mezarına mutlaka tek başıma gittim; saatlerce konuştum, sustum, ağladım...
Mezarlıklarda tarifsiz bir huzur duygusu hissetmeye başladım.
Ölümü, ölüleri düşününce aklıma birkaç arkadaşımla beraber babam, devasa çekmeceli soğuk morglar ve tesadüfen tanık olduğum sıradan bir ölüm geliyor.
* * *
Moskova’da bir doğum günü partisine davetliydim.
Verilen adrese gittiğimde kapıda genç bir adamın ölüsüyle karşılaştım. Kafasından oluk oluk kan akıyordu.
“Üçüncü kattan düşmüş” dedi birisi, “ya da intihar etmiştir, belki de birisi atmıştır onu”.
Adamın cesedinin başında kalakalmıştım.
Doğum günü grubu gelip beni zorla yukarı çıkardı.
Şampanyalar, votkalar, şaraplar ve türlü türlü yiyecek...
Şoku atlatamadığımı gören biri, elini omzuma koyarak her zaman ve her dilde nefret ettiğim o cümleyi söyledi:
“Ne yapalım, hayat devam ediyor.”
Ben taş kesilmiştim.
Sonra ötekiler da konuya girdiler ve adamın ne kadar kötü bir insan olduğunu, karısını ve çocuğunu sık sık dövdüğünü, herkesi durmadan rahatsız ettiğini anlattılar.
Belli ki kutlamaya devam etmek gerekiyordu.
Henüz soğumamış bir insanın cesedi, bir ölüm olayı hiçbirini pek etkilememişti.
Aralarından ayrılırken içimden hep aynı şeyi tekrarlıyordum:
“Ölüye ve ölüme saygı duymayanlar, canlılara ve hayata da saygı duyamazlar.”
* * *
Sovyetler Birliği daha yıkılmadan, 80’li yılların ortalarında, toplumu derinden sarsan bir film gösterime girmişti.
Gürcü rejisör Tengiz Abuladze’ye ait Pişmanlık adlı filmde, Sovyet diktatör Stalin ve istihbarat şefi Beria (ikisi de Gürcü) acımasızca eleştiriliyordu.
Filmde sembolik olarak yerel bir yönetici rolündeki Varlam Aravidze ölüyor, gömülüyor, ama daha sonra defalarca mezarından çıkarılıyordu. Sonunda onu gizlice mezarından çıkaran kadın yakalanıyordu. Vaktiyle Aravidze'nin diktatörce uygulamalarından çok çekmiş olduğu anlatılan kadın (Ketevan Barateli) intihar ediyor, öğrendikleriyle sarsılan diktatörün oğluAvel Aravidze de babasının cesedini bu kez kendisi mezardan çıkararak kayalardan aşağı fırlatıyordu.
1987 Cannes Festivali’nden ödüllendirilen bu filmin “perestroyka”sürecinde önemli rol oynadığı söylenir.
Defalarca izledim. Sarsıcı bir film, evet. Ama geçmişle hesaplaşmanın “cezalandırılan cesetler” üzerinden aktarılması doğrusu beni ürkütmüştü.
* * *
Korkunç günler yaşıyoruz.
Ordu Belediye Başkanı Enver Yılmaz öldürülen darbeci askerin gömülmesi için yer verilmemesini emretti. Aile ölüyü mecburen bahçeye gömdü.
Diyanet “darbecilerin namazı kılınmayacak” dedi. Bu ölülerin yıkanmasını, kefenlenip tabuta konmasını, mezarlığa götürülüp gömülmesini yasakladı.
İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, bu uygulamaları selamlayıp “darbeci ölü askerler” için Vatan Hainleri Mezarlığıkurulmasını önerebildi:
“Her gelen geçen lanet okusun! Kabirlerinde yatamasınlar! Zaten cehennemden kurtulamazlar. Ama dünyalarını da dar etmemiz lazım!”
Ölene dünyayı dar etmek ha!
Hiç mi ölü görmediniz siz?
Hiç mi onu hissetmeye çalışmadınız?
Hiç mi ölümün insana verebileceği sınırsız insani duyguların etkisi altına girmediniz?
Ölü işte, adı üstünde, artık cansız.
Cansız ve suçsuz.
Sadece bir ceset.
Ölüler suçsuzdur, beyler, onları cezalandıramazsınız!
Yalnızca yaşayan insanları cezalandırabilirsiniz.
Başkalarını ve kendinizi...
Ve ölüme, ölüye saygı duymayanların, hayata ve yaşayan insanlara saygı duyması mümkün değildir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025