M.Şükrü HANİOĞLU
Siyasetin tartışması gereken "tektipleştirme" amaçlı toplumsallaştırmanın hangi değerler çerçevesinde yapılacağı değil, onun nasıl demokratik toplumlardakilere benzetileceği olmalıdır
Toplumumuzda eğitim tartışmalarının genellikle "gelecek neslin nasıl yetiştirileceği," zorunlu eğitim süresinin ise bireye "hangi yaşta ne öğretilmesinin ya da öğretilmemesinin" gerekli olduğu tartışmasına dönüşmesi tesadüfî değildir. Bu gerçekte devletin vatandaşı beşikten mezara toplumsallaştırma, tektipleştirme arzusunun dışa yansımasıdır.
Demokrasi ve toplumsallaşma
Tektipleştirme amaçlı siyasetler doğal olarak toplumsallaşmanın en etkili olduğu ilk eğitim dönemini elden geldiğince "verimli" biçimde değerlendirmek istemektedirler. Ancak bu siyasetler bununla yetinmeyerek ergen birey toplumsallaştırmasını da deyim uygunsa vatandaşın ölümüne kadar sürdürmeyi arzulamaktadırlar. Bu açıdan değerlendirildiğinde, son yıllarda atılan tüm olumlu adımlara karşın, demokrasimiz gibi toplumsallaştırma siyasetlerimiz de gerçek demokrasiler ile otokratik yönetimler arasında bir yere konuşlanmaktadır. Zaten toplumsallaşma siyasetlerinin aşırılıktan kurtarılması, son tahlilde, demokratikleşmeye bağlıdır.
Toplumumuzdaki uygulamalar, cenaze törenlerinin rejim değerlerinin bireylere nakledildiği toplantılara dönüştürüldüğü Kuzey Vietnam ya da kimlik kartı ve pasaport dağıtımlarının rejimin ilkelerine bağlılık gösterileri şeklini aldığı Sovyetler Birliği örneklerinde görülmüş olan aşırılıklara ulaşmamaktadır. Buna karşılık ilkokul andından üniversite eğitimine kadar ulaşan bir alandaki uygulamalar, demokrasi ölçütlerinin sınırlarını aşma eğilimi taşımaktadır.
Karşı karşıya olduğumuz sorun iki yönlüdür. Birinci olarak her toplumda yapılan erken eğitim toplumsallaştırması aşırılığa kaçmakta ve yetişme çağındaki çocukları ideolojik bir kalıba sokarak tektipleştirmeye çalışmaktadır. İkinci olarak ise yetişkinlere yönelik olarak gerçekleştirilen toplumsallaşma siyasetleri olağan farklılıkları törpüleyerek, tektipleştirme çabalarının hayatın her aşamasında sürdürülmesini hedeflemektedir. İlginç olan bu siyasetlerin düzeyinin ilkokul çocuklarına yönelik toplumsallaştırma söyleminden ciddî bir farklılık göstermemesidir.
Erken eğitim toplumsallaşması
Toplumsallaştırma üzerine yapılan araştırmalar yetişmekte olan çocukların temel olarak üç kaynaktan etkilenerek kendi kültür ve değer çerçevelerini çizdiklerini göstermektedir. Aile, yaşıtlar ve eğitim kanallarıyla gerçekleştirilen sosyalleşmede, demokrasi seviyesi düşük toplumlarda ağırlık eğitime geçmektedir. Bu tür toplumlarda devlet ailenin çocuk üzerindeki etkisini sınırlamakta, onu temelde dilediği şekilde yoğurabileceği bir "aday vatandaş" olarak görmektedir.
Bu açıdan bakıldığında çocuğa verilecek ismi dahi tektipleştirme aracı olarak gören, dinî bilginin ne ölçüde, hangi yaştan itibaren ve hangi kurumlar tarafından verileceğini kontrol altında tutmak isteyen devlet ailenin etkisini fazlasıyla sınırlamaktadır. Devlet bunun yanı sıra herkesi aynı eğitimden geçirerek bireyi kendisine benzeyenlerden oluşan bir yaşıt grubu içine sokarak bu alanda farklı etkilenmesini de önlemeye gayret etmektedir. Eğitim alanında ise demokratik toplumlarda görülmeyen bir toplumsallaştırma gayreti gösterilmektedir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde ilkeğitimimiz, "öğretmekten" ziyade "toplumsallaştırma ve tektipleştirmeyi" amaçlamaktadır. Bunu hedefleyen bir eğitimin yaratıcılık ve bağımsız birey oluşumu üzerindeki olumsuz etkisi de göz ardı edilmemelidir.
Tekrar etmemiz gerekirse toplumumuzda toplumsallaştırma alanındaki aşırılık matematik problemlerinde"işçileri hak ettikleri ücretin altında çalıştıran burjuva işadamları" benzeri karakterlerin sergilendiği Sovyet eğitimi ölçülerine ulaşmamaktadır. Ancak dokuz yaşında "Sovyetler Birliği Genç Öncüsü" ûnvanı alan çocukların "Ben, bir Sovyetler Birliği genç öncüsü olarak, Sovyetler Birliği'ni, yaşamayı, çalışmayı seveceğime ve Lenin ve Komünist Partisi'nin öğretileri uyarınca savaşacağıma and içerim" şeklindeki yemininin bâzı bölümlerinin toplumumuz bireylerine pek de şaşırtıcı gelmeyeceği şüphesizdir. Bu alanda toplumsallaştırma ile ideoloji aşılamayı birbirinden ayıran, her türlü farklılığı ortadan kaldırmayı amaçlamayan, aşılanacak değerlere "millîlik" sınırı getirmeyen bir değişime ihtiyaç vardır.
Ergen toplumsallaştırması
Toplumsallaştırma erken eğitim döneminde her toplumda gerçekleştirilmekle birlikte, demokratik toplumlarda bu aşama sonrasında asgarîye inmektedir. Ancak toplumu belirli bir resmî ideoloji aracılığıyla tektipleştirmek amacını güden yapılarda ergenler de tıpkı ilkokul çocukları gibi toplumsallaştırılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında toplumumuz yetişkin bireylerin yaş gruplarına göre sınıflandırılarak işyerlerinde, fabrikalarda, üniversitelerde, askerî birliklerde düzenli biçimde örgütlendiği otokratik rejimlere benzememektedir.
Buna karşın toplumumuzda askerlik eğitimi aynı zamanda bir toplumsallaştırma süreci olarak görülmekte, üniversite öğrencileri zorunlu dersler aracılığıyla benzer şekilde etkilenmeye çalışılmakta, her türlü törenden aynı amaçla yararlanmaya gayret edilmektedir. Burada sorun sadece bu uygulama değil, toplumsallaştırmada kullanılan söylemin de erken eğitim sürecinde kullanılanla çok az farklılık göstermesidir.
Siyaset bilimcileri tarafından gerçekleştirilen araştırmalar, ergenlere yönelik toplumsallaştırma girişimlerinin kişilerde bıkkınlık yarattığını, ciddiye alınmadığını ve büyük çoğunluk tarafından rejimin cezalandırmasından duyulan korku nedeniyle katlanılan siyasetler olarak görüldüklerini ortaya koymaktadır. Bu tür siyasetler beklenenin tam tersine bireylerin, çocukken içselleştirdikleri, benimsedikleri değerleri sorgulamalarına yol açmaktadır. Örneğin 12 Eylül Darbesi sonrasında tüm toplumu toplumsallaştırma amacıyla uygulanan siyasetlerin bu tür bir sorgulamaya yol açtığı kuşkusuzdur. Jacqueline Adams'ın Şili üzerine yaptığı araştırmanın da gösterdiği gibi bu tür aşırılıklar "tersine toplumsallaşma" diyebileceğimiz bir dönüşüme bile neden olabilmektedir.
Toplumsallaşma sınırları
Zikrettiğimiz araştırmalar ergenlere yönelik aşırı toplumsallaştırma gayretlerinin ve bunların otokratik yollarla icrasının, otokratik toplumların ideokrasiden logokrasiye evrilmesine de yardımcı olduğunu ortaya koymaktadır. Bireyler aşılanan kavram ve değerleri duydukları korku nedeniyle sürekli biçimde tekrar etmekte, ancak onlara inanmamakta ve onları içselleştirmemektedirler.
Bütün bunların ötesinde toplumsallaştırmanın doğal sınırları olduğu bir "nesli" tek tip değerlerle teçhizin imkânsız olduğu da unutulmamalıdır. Bu tür sınırlar olmasaydı II. Abdülhamid'in mekteplerde "diyanete azamî itinanın gösterilmesi"ni emreden çok sayıda iradesine karşın, Hayes'in deyimiyle "bir materyalizm nesli" doğmaz, Erken Cumhuriyet eğitiminden geçen herkes Kemalizmi savunur ve bugün Moskova'da "Yeni Sovyet İnsanı" dışında kimse yaşamazdı. Bu alanda zamanın ruhunun (Zeitgeist) da, bilhassa içinde yaşadığımız iletişim devrimi de göz önüne alınırsa, fazlasıyla etkili olduğu unutulmamalıdır.
Bunlar anlaşıldığında önümüzdeki sorunun "tektipleştirme" amaçlı toplumsallaştırmanın hangi değerler çerçevesinde yapılması değil, onun nasıl demokratik toplumlardakilere benzetilmesi olduğu da kolaylıkla görülecektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları






































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.11.2018
12.11.2018
5.01.2018
29.10.2018
22.10.2018
15.10.2018
24.09.2018
16.09.2018