Murat Sevinç
“İngiltere Başbakanı Boris Johnson meclisi bir ay kadar tatil etmek ister. Bunun üzerine tepesi atan kraliçe, ‘Sen kimsin ya, kaç paralık başbakansın, tatilin zamanı mı şimdi’ diyerek tepki gösterir ve ‘Ben yaşadığım müddetçe sen o izni alamazsın benden civciv Boris efendi’ der. Bunun üzerine tepesi atan muhalif milletvekilleri kızgınlıklarını twit atarak gösterir. Anamuhalefet partisi lideri Corbyn, ‘Demokrasiye darbe yapıyorlar, buna inanabiliyor musunuz’ sorusuyla ülkeyi sarsarken, gazetecilerin ‘Protesto edecek misiniz’ şeklindeki provokatif sorusunu, ‘Hayır, protesto gösterilerini doğru bulmuyorum’ diyerek yanıtlar. O esnada İçişleri Bakanı Priti Patel, Londra belediye başkanının eleştirel sözlerine sinirlenip İngiliz dilinde daha önce hiç işitilmemiş bir ifadeyle ‘Seni pejmürde yaparım’ derken, İngiliz baro başkanı Buckingham Sarayı’ndaki adli yıl açılış törenindeki konuşmasında, ‘Söz konusu İngiltere’yse gerisi teferruattır’ çıkışıyla ses getirir. Tüm bunlar yaşanırken İngiliz gazeteleri tek manşetle çıkar, mutmain İngiltere yurttaşıysa olup bitenle ilgilenmez.”
Hayır, bunların hiçbiri olmadı İngiltere’de!
Çünkü Britanya’da ceberut zihniyetin alt edemeyeceği kadar güçlü bir parlamento, milletvekili olduklarının bilincinde milletvekilleri ve memleketin sahibi olduğunu düşünen kalabalıkça bir yurttaş kitlesi mevcut. İngiltere bir demokrasi. Son hafta yaşananlara “Darbe” diyor oluşları sakın yanıltmasın kimseyi, ortada Türkiye ahalisinin anladığı gibi bir darbe filan yok. Yaşanan, oraya özgü bir darbe. Britanyalı muhaliflerin “Darbe” dediği, Türkiye’de yıllardır her gün, defalarca yaşanıyor. Yaşanabiliyor oluşunun nedeniyse son derece basit: Türkiye’de bir parlamento, ulusu temsil ettiklerinin farkında olan vekiller ve yurttaş yok.
Peki ne oldu, ne oluyor? Ve olup bitenden Türkiye’ye çıkabilecek pay nedir?
İngiltere parlamenter sistemin anavatanı. Parlamenter sistem ve parlamenter demokrasinin gelişimi, 13’üncü yüzyılda başlayıp yüzyıllarca sürdü. Bu zaman zarfında çok önemli ‘duraklar’ var kuşkusuz. İlk durağın, ilk önemli anayasal belgenin 1215 tarihli Magna Carta olduğunu herkes bilir. 17’inci yüzyılın üçüncü çeyreğinde kabul edilen Haklar Bildirgesi (Bill of Rigths-1689) ile parlamento, hükümdar karşısında zaferini ilan etti. O tarihten sonra artık İngiltere hükümdarları, parlamenter sistemin ‘iki başlı’ yürütme organının ‘tarafsız/sembolik’ başı konumunda.
İngiltere hükümdarının hala çok ve güçlü yetkileri var, ancak bunlar ‘kâğıt üzerinde’. Çünkü monark konumunu kabullenmiştir ve yetkilerini kullanmaz. Kullanmadığı içindir ki orada, yani sarayında oturabilir. Yoksa örneğin bugün, yürütmenin başı, yasamanın parçası, yargının başı, başkomutan, kilisenin başı konumunda olan kraliçenin elinde, yasaları ‘mutlak veto’ yetkisi de var. Yüzyıllar öncesinde olduğu gibi. Fakat Britanya hükümdarı bu yetkisini en son 1708’de (Kraliçe Anne) kullandı. O gün bugündür hiç yeltenmedi. Parlamentonun üstünlüğünü kabullenmiş durumda. İngilizler meclislerinin gücünü anlatabilmek için, “Parlamento erkeği kadın, kadını erkek yapamaz, bunun dışında her şeyi yapar” der. Bir şey ifade etti mi bilemiyorum! Türkiye’de şu anda soru önergelerine dahi yanıt verilmiyor!
Hal böyleyken, İngiltere’de ‘asıl yetki’ yürütme organın ikinci başı olan hükümette. Yani başbakan ve bakanlarda. Çünkü parlamentoya karşı sorumluluğu olanlar onlar. Sorumluluk kimdeyse yetki ondadır. Peki bu ilke bir şey ifade etti mi? Siyasal (ve hatta cezai) sorumluluğu olmayan bir organ nasıl olup yetki kullanır? Eh, dünyanın kıskandığı bir devletseniz, elbette kullanır!
Demek ki İngiltere’de hükümdar, bizdeki ifadeyle ‘Çankaya noteridir’! Malumunuz Abdullah Gül, yedi yıllık görev sürresinin özellikle ilk yıllarında, ‘her şeyi imzalamakla’ itham ediliyordu. İyi hoş da (uyarı ve geri gönderme yetki/görevleri bir yana), zaten ‘imzalamalıydı’. Çünkü siyasal sorumluluğu yoktu, yetki hükümetteydi. Her neyse, konumuz Türkiye değil…
Haliyle, Türkiye’de bir haftadır sağda solda tanık olduğum “Kraliçeyle birlikte darbe” ifadeleri gülünç. Kraliçe onların zannettiği bir makamda oturmuyor. Masaya yumruğunu vurmaya kalkarsa, birileri de ‘cumhuriyete’ geçmekten söz eder. Bu nedenle kraliçe de herkes gibi ‘konumunu bilir’. Bir kez daha: ‘Konumunu bilir’. Bir demokrasinin yaşayabilmesi için, hiçbir yerde yazmayan en temel ilke, ‘konumunu bilmek’.
Başbakan Johnson, demokrasilerin başına son dönemde bela olan siyasetçi tipinin sıradan bir örneği. Kapitalizm sona ererken Batı demokrasilerinde ‘temsil krizleri’ yaşanıyor ve Johnson gibileri, söz konusu krizin neden olduğu otoriterliğin yüzlerinden. Fakat diğerlerinden farklı olarak seçimle gelmedi. Eski başbakan Theresa May ayrılınca, onun yerine Muhafazakâr Parti’nin sınırlı sayıdaki delegesi tarafından parti liderliğine seçildi. Kraliçe de kendisine hükümeti kurma görevi verdi. Bu durumda kraliçenin hükümeti kurma yetkisini bir başkasına vermesi, ancak parlamento çoğunluğunun güçlü bir irade göstermesiyle mümkün olabilirdi (siyasi iradeden söz ediyorum), fakat yapmadılar. Bunun üzerine Johnson başbakan oluverdi.
Tabii onun başındaki bela da aynı: Brexit. (İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkması) 2016’da İngiliz muhafazakârlarının ve daha ziyade tutucu yaşlı seçmenin kuyuya attığı taşı üç yıldır çıkaramıyorlar. Gelinen noktada çıkılmasına çıkılacak da, başta İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn olmak üzere muhalefet, anlaşma olmadan birlikten ayrılmaya karşı. Johnson ise aksi kanıda. Parlamento, 29 Mart’ta ‘anlaşmasız Brexit’i (no deal Brexit) yasayla engellemişti. Sonunda Brexit 31 Ekim’e ertelendi.
İşte Boris Johnson, konuyu görüşmek için çok az zaman kalmasını sağlamak amacıyla eylül başındaki yasama dönemi açılışının ‘askıya alınmasını’ talep etti. 9-12 Eylül arasında ‘tatile’ girecek ve 14 Ekim’de açılacak. Tabii bu yetki de kraliçede. Bu durumda kraliçe ‘uyarabilir’ kuşkusuz. Kendisinin ‘haberdar edilme’, ‘yüreklendirme’ ve ‘uyarma’ yetkileri olduğu kabul ediliyor. Buna mukabil, beklenebilir olan başbakanın talebini kabul etmesi ki, o da bunu yaptı.
Askıya alma/tatile gönderme işleminin adı ise, bir tür kararname olan ‘prorogation’. Anlayacağınız, ‘darbeye ortak’ olmadı kraliçe, ‘Londra noteri’ olarak yapması gerekeni yaptı, zira siyasal sorumluluk kabinede. Kraliçenin ise siyasal ve cezai sorumluluğu yok. Tekrar edelim, hükümdar hükümet işlerine müdahale etmez. ‘Konumunu’ bildiği, teamüllere, siyasal gerçeklere, tarihe, hukuka, anayasal geleneklere saygı duyduğu için. Ezcümle, Türkiye’ye hayli uzak olan her şey! Söz konusu yetkiye eleştirel yaklaşan görüşler de var. Onlardan biri olan Stefan Theil’in yazısını, konuyla ilgilenecekler için buraya bırakıyorum. (Beni bu yazıdan haberdar eden meslektaşım Mert Duygun’a teşekkür ederim.)
Yıllar önce Prens Charles’ın, söz konusu teamülleri çiğnediği orta çıkmıştı. Muhtemelen validesi lüzumundan uzun yaşadığı için canı sıkılan (!) veliaht, meğer hükümet üyelerine yıllarca mektup (27 mektup) yazıp ‘dilek ve şikâyetlerini’ göndermiş, ‘lobi’ yapmaya kalkmış (Blair hükümeti döneminde). Tabii bakanlar vs. son derece şikayetçiler haklı olarak. Mektupları (‘black spiders memos’) yayınlamak isteyen Guardian oldu. Fakat uzun süren mahkeme sürecinde yayınlanması sürekli olarak engellendi. Peki skandal olan neydi? Bir saraylının, hükümete akıl vermeye kalkması, yani yetkisini aşıp ‘konumunu’ unutması. Her neyse, azarı işitmiştir muhtemelen! Konuyu anlatan sevimli bir video buldum internette, buraya bırakıyorum.
İşte İngiltere demokrasisi bu yüzden İngiltere demokrasisi, muhterem okur. Herkes az çok konumunun farkında olduğu, birbirinin alanına tecavüz etmediği için. Parlamento parlamentoya benzediği için. Johnson gibi bir kalın kafalı çıkıp o parlamentonun çalışmasını engellemeye çalıştığındaysa, ülke ve muhalefet ayağa kalkıyor. Günlerdir parlamento binasının (Westminster) önünde binlerce insan ‘darbeyi’ protesto ediyor. Bu arada, Corbyn’in, bir an içine Kemal Kılıçdaroğlu kaçmış gibi davranıp kraliçeye şikayet mektubu yazmış olması da çok tuhaf doğrusu. Olacak iş değil. Her neyse, bu durumda kraliçe eğer olağanüstü bir gelişme olmazsa (ki olabilir çünkü şu an itibariyle Muhafazakârlar parlamentodaki çoğunluğu kaybetmiş durumdalar!) 14 Ekim’de ‘açılış konuşmasını’ (Taç Söylevi) yapacak.
Anayasası askıya alınmış ve bu durumu herkesin seyrettiği bir memleketten, oraları takip etmek ibret ve ders verici bir durum hakikaten…
Okuma önerisi: Ocak 2017 KHK’si ile atılan Mülkiye’nin tarih hocası Faruk Alpkaya’nın, Immanuel Wallerstein hakkındaki yazısını buraya bırakıyorum. Kesinlikle okumanızı öneririm.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025