Murat Sevinç
Dünya yirminci yüzyılın en etkili bulaşıcı hastalıklarından biriyle mücadele ederken, Türkiye bir kez daha farkını ortaya koyup seçim ve partiler kanununda değişiklik tartışmalarına başladı!
Gerçi Allah için, bu kez bazı batı demokrasileri de bizi aratmayacak performans sergiliyor! Örneğin ABD başkanı bir süredir aklını sosyal medyayla bozmuş durumda. Demokrat Parti döneminin sloganlarından biriydi malum, Türkiye’nin ‘küçük Amerika’ olacağı hayali. Görünen o ki, ABD başkanı ‘büyük Türkiye’ olma hevesine kapıldı!
Trump başaramayacak tabii. Ne kadar sorunlu olursa olsun ABD’de, hem başta ifade özgürlüğüne duyulan saygı olmak üzere yerleşik demokratik kurumlar ve bağımsız yargı, hem de federal sistem, böyle bir herifin tüm sınırları aşıp her şeyi yıkmasına izin vermeyecektir. Rusya gibi ayrıksı bir iki örneği bir yana bırakırsak, federal sistemde merkezi yönetimin ‘saldım çayıra mevlam kayıra’ üslubunu kabul ettirmesi o kadar kolay değil. Ayrıca bizden farklı olarak ABD’lilerde anayasalarına sahip çıkma eğilimi güçlü. Her neyse…
Salgın hastalık, Türkiye açısından tartışma konularının yalnızca ‘fonunu’ değiştirdi sanki. Aynı şeyleri, başka bir arka plan fotoğrafıyla konuşur haldeyiz. Çünkü iktidar kendisinden başka herhangi bir şeyin gündem olmasına izin vermiyor. Başımıza gelen bir salgın, bir deprem, bir göktaşı, bir kasırga olabilir; hiçbir önemi yok, öncelikle onları düşünüp konuşmalıyız. Zaten işin trajik yanı, AKP-MHP-Vatan Partisi ittifakını konuşmadığımız anlarda da ‘eski iktidar mensupları’ gündemi işgal ediyor! Hani şu, gemide oldukları sürece tüm saçmalıklara ‘Evet’ diyen, iner inmez fikir değiştiren ve tuhaf bir biçimde saygı bekleyen insanlar.
Fakat aynı zamanda, artık iktidar tribününden işitilen sözleri kendileri dışında pek ciddiye alan ya da duyan da kalmadı gibi. Hatta kendi seçmeni ne kadar dinliyor, işittiğini umursuyor mu, tartışılır. Yassıada’nın yeni halindeki (ki Ada’nın yeni görüntüsünün hem AKP hem de DP’ye çok yakıştığını düşünüyorum) tesis açılışında, Erdoğan’ın, 27 Mayıs darbesinin şahin kanadında yer alan Türkeş hakkındaki övücü ifadeleri, örneğin. Ancak, karşısında dinleyen ya da umursayan birileri olmadığı inancıyla sarf edilebilirdi, tüm eşikleri bir kez daha yerle bir eden o sözler.
Hal böyleyken SPK ve seçim kanunundaki değişiklikleri, ‘demokratikleşme’ bağlamında tartışmaya değer bulacak bir muhalif olmadığını tahmin ediyorum. Ya da, ‘diliyorum’ diyelim! Umuyorum muhalefet, yalnızca ‘karşı çıkmayı’ yeterli görür.
Gündeme getirilen yasa değişiklikleri de, kuşkusuz öncekiler gibi, iktidarın her koşulda sürdürülebilmesini amaçlayacak. Çaresizlikten yapılıyor ve bana kalırsa nihayetinde hiçbir işe yaramayacak olması, kısa vadede demokrasi kırıntılarının da süpürülme ihtimali olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Peki, bu esnada muhalefet ne yapıyor?
Koşullar ne kadar ağır olursa olsun eleştiride makul olma ilkesini terk etmemekte ve her zaman olabildiğince sakin kalabilmekte yarar var. Hal böyleyken, anayasası askıya alınmış bir ülkede, anayasal sınırlar içinde ve türlü yoksunluklarla muhalefet yapmanın, insanlara dert anlatmanın kolay olmadığını kabul etmek mümkün.
Diğer yandan, her şeyin bu ölçüde altüst olduğu bir dönem muhalefete çok çeşitli yol ve araçlarla muhalefet etme fırsatları da sunabilir ve sunuyor. Herhangi bir zamanda anlamsız görülebilecek, ancak adalet ilkesinin tümüyle rafa kalktığı bir eşikte büyük siyasi değeri fark edilen, ‘karayolunda yürümek’ örneğinde olduğu gibi.
Ancak muhalefetin vaatlerinin değerinin olabilmesi, herhalde büyük ölçüde şikâyetlerinin gerekçelerini anlatabilmesiyle mümkün. Anayasanın askıya alınmasına tepki gösteriyorsanız, öncelikle o anayasaya değer verdiğinizi düşündürmelisiniz. Aksi takdirde, daha demokratik anayasa talebini dillendirmek anlamını yitirir.
Ben, hiçbir temsil yeteneği olmayan milyonlarca yurttaştan biri kimliğiyle, ciddiye alınmayan bir metin ve mevzuat düzeni üzerine daha fazla yazı kaleme almayı reddedersem, bu yalnızca benim sorunum olur. Ne var ki milyonlarca oy alan parti ve liderlerin böyle bir lüksü yok. Her hukuksuzluğu, artık önemi olsa da olmasa da gündeme getirmek ve tepki göstermek zorundalar.
Muhalefet partileri, CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi anayasal ilkelere sahip çıkmalı. Bu bir tercih değil. Ne yazık ki üç parti de anayasaya gerektiği gibi sahip çıkmıyor.
Bunun çeşitli nedenleri var tahmin ediyorum:
Öncelikle, Türkiye’de ‘temel ilkelere sadakat’ ile hareket etmek adetten değil. İkincisi, neyin temel ilke olması gerektiği yönünde bir uzlaşı yok. Üçüncüsü, rakip parti seçmeninin oyunu alma kaygısı, çoğu zaman her ilkeyi geri planda bırakıyor…
Ne demek istiyorum ‘temel ilkelere’ sadakat ile? Diyelim, Meral Akşener’in, parlamenter sistemi ‘kırmızı çizgi’ olarak dile getirmesi çok önemli. Buna mukabil partinin ‘temel ilkesi’ ifadesiyle adlandırılamaz. Daha çok, ‘konuşmaya başlama koşulu’ aslında. Dolayısıyla temel ilke yerine, belki ‘öncelik’ sözcüğünü tercih etmek doğru olur. Demokrasiye, hukuk devletine, güçler ayrılığına bağlılık açıklamaları için de aynı şey söylenebilir.
‘Bir ilkeye sadakat’ ile anlatmaya çalıştığım ise, çevresinden dolaşılamayacak, daha açık, daha öngörülebilir teminatların var olması. Pazarlık konusu olamayacak kabuller. Ayrıca söz konusu kabulün, gerekçesinin de anlaşılabilir ve tutarlı olması gerekir. İşte Türkiye siyasetinde fazlasıyla eksik olan ve muhalefetin de anayasanın temel ilkelerine sahip çıkmadığı izlenimi uyandıran olgu, söz konusu kabulün yokluğu.
Örneğin (yıllar öncesinin) üniversitedeki türban yasağına, demokrasilerde böyle bir saçmalık olamayacağı için karşı çıkabileceğiniz gibi, dinin gereklerini göz önünde bulundurarak da karşı çıkabilirsiniz. İki karşı çıkış, iki ayrı kabul gerektirir ve sonraki tüm tepkilerinizde belirleyici olur. Ya da, bir partinin kapatılmasına, parti kapatılmasının anti-demokratik bir önlem olduğu gerekçesiyle karşı çıkabileceğiniz gibi, salt o partinin yandaşı olmanız nedeniyle de karşı çıkabilirsiniz. Örnekler çoğaltılabilir…
İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin son haftalardaki bazı tepkileri, bunları bir kez daha düşündürdü doğrusu. Özellikle baroların, Diyanet’in başındaki kişinin açıklamalarına yönelik eleştirilerine verdikleri yanıtlar.
Öncelikle şunu söylemek isterim: Eğer kısa vadede demokrasinin ‘d’sini göreceksek, bunda hem Akşener’in, hem Karamollaoğlu’nun katkısı olacak. Dolayısıyla iki lider hakkında olabildiğince ağır ve süslü tepki sözcüklerine başvurmanın gereği olmadığı kanısındayım. Takdir edersiniz ki, eğer tenezzül etselerdi iktidar kayığında başköşede misafir edilirlerdi. Etmedilerse, kıymet bilmek gerek.
Her iki genel başkanın, Ankara Barosu’nun açıklamasına tepkisini anlayabilirim. Herkes baronun tercih ettiği cümleleri beğenmek zorunda değil. Ayrıca herkes, aynı dünya görüşünü paylaşmak zorunda da değil. Buna mukabil, bir devlet memuru olan Diyanet İşleri başkanının, Anayasa ve AİHM kararlarına külliyen aykırı ifadelerine tek bir eleştiri dahi getirmemelerini anlamak güç hakikaten. Diyanet’in, neden yaptığını anlayabileceğimiz diğer pek çok açıklamasına yönelik olarak da aynı şeyi söylemek mümkün.
Örnek çok, yazı uzamasın…
Diyeceğim; muhalefetin sadakat duyduğu anayasal temel ilkeler var mı, varsa bunlar nedir, anlamakta zorlanıyorum. Yoksa, anayasanın çöpe atılmış olmasından neden ve nasıl şikâyet ediyorlar? Eğer varsa, sahip çıkmak için ne bekliyorlar?
Dinimizin buyruğu, değerlerimiz, dediler. Peki, kamusal alanda dinimizin hangi buyruğuna karşı çıkarlar? İnancın buyrukları ile anayasa-hukuk çakıştığında, tercihleri hangi yönde olur? Bir sınır var mı? İktidar pek yakında, başkaca buyrukları, kurumları ve dini ritüelleri de gündeme getirecek, buna kuşku yok. Zira ellerinde başka koz kalmadı.
Muhalefet, ne olduğunda ‘Hayır’ diyebilecek? Çok açık bir soru: Hâkim inancın buyrukları mı, yoksa laik/seküler hukuk mu? Temel anayasal ilkelere sahip çıkılmayacaksa, Diyanet’in başındaki devlet memurunu dahi eleştirecek iki sözcükten çekinilecekse…
Temel anayasal ilkeler hiç bu kadar sahipsiz kalmamıştı.
Bir uyarı: Yazıya son noktayı koyduktan sonra, Kuzguncuk’ta kiliseye saldıran tosunun adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını okudum. Muhalefet yapılmak isteneni herhalde benden/bizden daha iyi, daha açık görüyordur. Umuyorum. Diliyorum. Dua ediyorum.
Peki muhalefet, Hrant Dink vakfının şu vahim açıklamasına sahip çıkıp bir iki cümle kurar mı?
Okuma önerisi: Daha çok hukukçular için. Anayasa hukukçusu Mert Duygun’un, cumhurbaşkanı kararnamelerine ilişkin AYM kararıyla ilgili yazısını buraya bırakıyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025