Murat Sevinç
Üçüncü Yazı…
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, halihâzırda diğer parti liderlerinin yapmadığını yapıp ‘mahalle mahalle’ gezerek esnafla, köylüyle yüz yüze ‘iletişim’ kurduğu ve bunu yaparken “Ben olaylara sınıfsal bakarım” dediği; buna mukabil ‘sosyal demokrat’ parti genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir programda “Sağ ve sol kavramları 18. yüzyıla ait, devir değişti,” açıklamasını yaptığı, hakikaten çok ilginç bir dönemden geçiyoruz. Kılıçdaroğlu’nun ziyadesiyle takdirini kazanmış bir önceki devlet başkanının sıklıkla yinelediği gibi, “İnsan gerçekten hayret ediyor!”
Okuduğunuz dizinin konusunu, her yazının başında bir kez daha hatırlatmayı istiyorum: Hükümet sistemleriyle bugüne dek ilgilenmemiş, buna mukabil ‘merak eden’ okura yönelik, elimden geldiğince basit, anlaşılır bir dille, sistem tartışmalarına küçük de olsa bir katkı sunabilmek. Sistemlerin temel kavramlarının nasıl icat edildiğini ve kendine özgülüklerini anlatırken, her kavramın ‘özgül bir niteliğe’ sahip olduğunu tekrar tekrar yinelemek.
Bir kez daha: Parlamenter sistem, başkanlık ve yarı başkanlık sistemleri gibi, bir ‘hükümet biçimi’dir. ‘Cumhuriyet’ ya da ‘monarşi’ gibi kavramlar hükümet değil, ‘devlet biçimine’ dairdir. Bunların ‘demokratik’ olup olmaması ise, siyasal sistemin niteliğiyle ilgilidir. Dolayısıyla ‘farklı düzeylerde’ ele alınması gereken kavramlardan söz ediyoruz. Parlamenter sistemin doğumunu, bir önceki yazıda anlatmaya çalıştım. Şimdi sıra, bir diğer hükümet sistemi olan ‘başkanlıkta.’
Başkanlık sistemi Amerikalıların icadı. ABD yerine Amerikalılar diyorum, çünkü ABD, ancak anayasanın kabulünden sonra anlamlı. Amerikalı, İngiltere’den göç eden, birkaç yüzyılda kıtanın üst kısmında hâkimiyet kuran, kurarken yerli halkı öldüren İngilizler’in sıfatı. Sonunda kendi devletlerini kuran İngiliz kolonileri ahalisinin.
‘Başkanlık’ sistemini söz konusu ahali keşfetti. İngilizlerin icadı olan parlamenter sistemden farklı olarak, başkanlık sistemi biraz daha ‘kâğıt üzerinde’ oluşturuldu. Ancak o kâğıda yazılanlar ve o yazılanların yerleşip giderek daha demokratik biçimde uygulanması, elbette tarihsel gelişmenin ve o toprağın niteliklerinin sonucu.
Amerikalılar yalnızca başkanlık sistemini icat etmedi. Örneğin yazılı anayasanın, katı güçler ayrılığının, federal sistemin, önseçimin, ‘seçimle’ oluşan ikinci meclisin ve anayasa yargısının da mucidi. Evet, yürürlükteki en eski yazlılı anayasa Amerikalıların. Modern çağlardan söz ediyorum kuşkusuz. Yoksa, kurucu babalar, Patara’daki Likya Birliği’nin idari yapısından esinlendiklerini çıtlatırlar birkaç yerde, ancak şimdi konumuz esin kaynakları değil.
Önce dilerseniz yanlış ve bıktırıcı bir klişeyi hatırlatayım: Bizde ‘kısa anayasa’ meraklıları hep ABD’yi örnek gösterir. Oysa ABD bir federal devlet ve hâlihazırda ’51’ anayasası var! Kısa olan, ‘federal’ anayasa. Bugüne dek 27 değişiklik yapıldı. Anayasanın gövdesine dokunmadan, metnin sonuna eklediler bu 27 ‘Ek’i. İlk on değişiklik, eyaletleri ikna etmek için ‘hemen’ yapılmıştı zaten. O ilk on Ek’e, ‘Bill of Rights’ (Haklar Bildirgesi) diyorlar. Bir önceki yazıda söz ettiğim, İngiltere’deki 1689 tarihli Haklar Bildirgesi ile karıştırmayın.
Peki tasası neydi bu adamların da böyle bir yapı oluşturdu? Birilerine mi özendiler? Kolonileri ‘uçuşa geçirmek’ mi istediler? Anayasayı oylarken nüfusun yarısını yok saydılar mı? Oylamanın ardından “Atı alan Üsküdar’ı geçti” mi dediler? Kolonilere müjde mi verdiler? Anayasa nasıl bu kadar yıl yürürlükte kalabildi?
Anayasayı yazanlar, tahmin edilebileceği gibi ‘önde gelenler.’ Önde gelenler, tahmin edilebileceği gibi varlıklılar. Varlıklılar, tahmin edilebileceği kendilerini/servetlerini güvence altına almak isteyen insanlar. Mülkiyeti güvenceye alabilmek için, tahmin edilebileceği gibi hukuksal güvenceye yani bir ‘sözleşmeye’ gereksinim var. Her ‘sözleşme,’ tahmin edilebileceği gibi sınıf mücadelesinde varılan yerin kâğıda dökülmüş hali.
Fakat anayasaların sınıfsal karakterinin görülmesi gerekliliği, göreni ‘yorumlamada’ sığlığa sürüklememeli. Çünkü son derece zekice ve az çok ‘oydaşmaya’ dayanan bir ‘kuruculuk’ başarısı var ortada. Amerikalıların anayasa yapım sürecini etkileyici, heyecan verici buluyorum.
Sorunlarının ne olduğunu gören, o sorunlara ‘akılcı’ çözümler bulmaya çalışan, bunu yaparken halklarının hamurunu göz önünde bulunduran ve kamuoyunun ikna edilmesi gerektiğine inanan bir topluluğun ürünü.
Kim o kamuoyu? Kolonilerin ahalisi. Kaç koloni var o tarihte? 17. yüzyılın başında İngiltere’den başlayan göçün sonunda oluşmuş 13 koloni (bugün sayıları 50’ye vardı). Neden bir araya gelmişler? İngiliz hükümdarına isyan etmişler. Dertleri neymiş? 18. yüzyılda İngiltere artık bu kolonileri kendisine rakip görüyor ve çeşitli ‘sömürgeci’ yöntemlerle baskı kurmaya çalışıyor. Hatta kolonilerdeki isyanları bastırmak için asker gönderip onların masrafını da Amerikalılara ödetmeye çalışıyor vs. Her biri kendi kendisini yöneten kolonilerin İngiliz yöntemlerini kabullenmesi kolay değil tabii.
Sonunda asabı bozulan ahali 1773’te Boston’da, İngilizler’in çay yüklü gemilerini basıp çayları denize döküyor. Buna da Boston Çay Partisi diyorlar. İngiliz boş durur mu; karşılığında limanı kapatıp eyaletin (Massachusetts) ayrıcalık fermanını iptal ediyor. Diğer koloniler arkadaşlarının yanında yer alınca 1775’te bir savaş başlıyor. Koloniler, sekiz yıl süren ve sonunda kazandıkları bu savaşı örgütleyebilmek için 1774 yılının sonbaharında Philadelphia’da bir ‘Kongre’ kuruyor. Her eyalet eşit sayıda temsilci bulunduracaktı, kararlar en az 2/3 ile alınacaktı vs.
Şu meşhur Bağımsızlık Bildirgesi, o Kongre tarafından Temmuz 1776’da ilan ediliyor. Bildirge dedi ki, eğer devlet (İngiltere) ‘özgürlüklere’ ilişirse meşruiyetini kaybeder ve ona karşı ‘direnmek/ayaklanmak’ hak ve ödev haline gelir. Bakın dikkat ederseniz hiç de öyle, hadi devlete tapalım, kral babamızdır, devlet için varız, öl desin ölelim, gibi ifadeler yok!
Peki, İngilizleri yendiler; şimdi ne yapacaklar? Koloniler Independence Hall‘e Konfederasyon ilkelerinde değişiklik yapmak için girip anayasa yaparak çıkıyor! Kabul etmeyen üç eyaleti ikna etmek için Hamilton, Jay ve Madison adlı kurucular, gazetelerde 80’in üzerinde yazı yazarak anayasayı anlatıyor. Bugün The Federalist Papers olarak bilinen bu yazılar hakikaten çok öğretici.
Nasıl bir anayasa bu ve hangi saiklerle yazılıyor?
Koloniler tek başlarına devam etseler ne borçlarını ödeyebilecekler ne de diğer devletlere karşı direnme şansları var. Bir araya gelip tek devlet içinde eriseler, bu kez de özgürlüklerini kaybedecekler. İşte ‘federasyon’ bu kaygılardan doğuyor: Bir arada olacağız ama birbirimizin içinde erimeyeceğiz, pek çok konuda kendi kendimizi yönetmeyi sürdüreceğiz. Açıkça federal devlete ait olmayan tüm yetkiler, federe devletler ve halk tarafından kullanılacak.
Peki başımızda kim olsun? Kral olmasın; başbakan konumundaki biri de bu yapıda birleştirici olmayabilir. ‘Başkanlık’ makamını yaratıyorlar. Haliyle bir bakanlar kurulu yok. Başkanın yardımcıları olacak (sekreterler) ve onlar ‘parlamenter sistemden’ farklı olarak meclise değil, başkana sorumlu. Yürütme organı, yasamadan koparılmış durumda. Bir de başkan yardımcısı var tabii. Peki başkan, canının istediğini yapabilecek mi? Olur mu öyle şey! Başkan, baş belasına dönüşmesin diye ‘fren ve denge’ adı verilen mekanizmalar yaratıyorlar.
Örneğin meclisi iki kanada ayırıyorlar. O kanatlardan biri, eşit biçimde eyaletlerin temsilini sağlıyor (Senato). Diğeri ise nüfus esasına dayalı seçimle oluşuyor (Temsilciler Meclisi). Başkanın önemli atamalarının tümü Senato’nun onayından geçiyor. Eğer Kongre çok engel çıkarmaya kalkarsa, başkanın elinde güçlü bir ‘veto’ yetkisi var. Bu arada anayasanın değiştirilmesini de hayli zorlaştırıyorlar ki, canı isteyen atına atlayıp Üsküdar’ı geçemesin.
Hâkimleri son derece güçlü. Büyük prestiji olan insanlar. Haliyle siyasetçilerden korkmuyor, çekinmiyorlar. En prestijli olanı da Anayasa Mahkemesi Supreme Court/Yüce Mahkeme) hâkimleri. 1803’te verdiği bir kararla ‘yasaların anayasaya uygunluğu denetimini yapma’ yetkisini de eline geçirdi ABD AYM’si. Dokuz üyesi var ve tümünü başkan atıyor. Peki nasıl yapıyor bunu? Aday kamuoyuna tanıtılıyor. Tartışılıyor. Senato önünde ‘sınavdan’ geçiyor. Siyaset üzerinde etkileri yok mu? Tabii ki var! George W. Bush, AYM marifetiyle başkan olabildi.
Buna mukabil örneğin ABD İçişleri Bakanı, “Ben AYM başkanıyla da konuştum, bazı rahatsızlıklarımı dile getirdim” demeyi aklından dahi geçirmiyor. Ya da ABD’de, ‘Ay acaba AYM’nin bu kararı uygulanacak mı?” gibi bir soru, muhtemelen akıl hastaneleri dışında herhangi bir mekanda gündeme gelmiyor.
Ülkenin her yerinde mütemadiyen seçim var. ‘Önseçim’ yapılıyor. Yaklaşık 100 bin civarında yerel yönetim mevcut. Eyaletler, kasabalar, mahalleler, okullar… Bitip tükenmeyen seçimlerle belirlenen organlar. Her düzeyde ‘yarı doğrudan demokrasi’ yöntemleri uygulanıyor. Halkoylaması, halk girişimi, geri çağırma…
Parti sistemi de geleneksel olarak ‘iki partiye’ dayanıyor ve bu partiler arasında derin ideolojik ayrımlar yok. Partiler daha ziyade birer seçim makinesi; genel merkezleri ve genel başkanları mevcut değil.
Sistemin ayrıntılarına dair, diğer yazılarda ‘gerektikçe’ örnek vereceğim.
Burada bunca gevezeliğin nedeni, ABD başkanlık sistemi adı verilen sistemin kendine özgülüklerini ve mantığını anlatabilmek. O toprağın kendi tarihinin, kendi niteliklerinin ürünü ve bu yüzden yalnızca orada demokratik sonuçlar verdi. Bir sistem ‘tüm nitelikleriyle’ ve ‘ayırt edici’ yanlarıyla göz önünde bulundurulmazsa, üzerine tartışmak, konuşmak ve anlamak mümkün olmaz. Olmuyor nitekim.
ABD başkanlık sistemi, ABD’nin, ‘hükümet sistemi’ dışında kalan diğer tüm farklılıklarının toplamından doğdu ve işleyebildi. Anayasa, birkaç yüzyıl boyunca zamanın gereklerine göre yorumlanarak yaşayabildi.
Bizim ergen şark kurnazları, bazen canları batıya bakmak istediğinde, ‘Bak ABD’de başkanlar İncil üzerine yemin ediyor ama,’ diyor ya hani! Doğru. Bu bir gelenek. Gel gör ki o İncil’e, Yüce Mahkeme başkanının karşısında elini koyuyor başkan…
(Devam edeceğim.)
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025