Murat Sevinç
Memleketin üniversitesinde çalışan bir erkek profesör doktor, güzide bir TV kanalında birbirinden güzide hemcinsleriyle birlikteyken, yine memlekette adetten olduğu üzere hızını alamayıp 'üniversite öğrencisi' ile 'fuhuş' sözcüklerini birlikte anıverdi. İnternetteki o yirmi saniyelik görüntüyü seyrettim. Üniversiteler için değil, 'öğrenci evleri' için sarf etmiş gibi görünüyor (dolayısıyla 'binalar' ve 'içindekiler' rahat edebilir, oralara yönelik bir itham yok şu aşamada!).
'Üniversiteler için de benzer şeyler düşünüyordur, söyler, söyleyebilir' başka konu. Burada önemli olan, birini 'tam olarak dillendirmediği' ifadeler üzerinden eleştirmek değil, hatta profesör doktoru eleştirmek de değil; malum iki sözcüğü aynı cümlede kullanması ve bu kanaatin ona özgü olmayışı. Dolayısıyla, salt bir kişiye yönelen kızgınlığın söz konusu itham ve zihniyetin 'münferit' olduğu yönündeki kanıyı güçlendirme ihtimali rahatsız edici. Oysa üniversite içinde ve dışında, aynı düşünceye sahip olmasına karşın yüksek sesle ya da kamera karşısında konuşmayan başkaca insanlar olduğu tahmin edilebilir. Bir ideolojinin, dünya görüşünün, yetiştirilme tarzının sonucu ve bıktırıcı hâkimiyetiyle karşı karşıyayız.
Efendim böyle üniversite olmaz, akademi bu mu, evrensellik, bilim şu bu diyerek gevezelik etme niyetinde değilim. “Bana kalırsa Türkiye'de üniversite adını hak eden üniversite yok, düşünce özgürlüğü olmayan, her şeyin ama her şeyin konuşulamadığı, araştırılamadığı, yazılıp çizilemediği yerin adı üniversite olamaz, var olanlar içinde belli bir düzeyi tutturabilen kurumlar ise YÖK sonrası muteber 'kalıntılardan' ibaret,” cümlelerini defalarca yinelemek mümkün, ancak yararı yok. Biri eğer çalıştığı yerin üniversite adını hak ettiğini düşünüyorsa, kendisini özgür hissediyorsa ve hayatından memnunsa, diyecek bir şey yok.
O profesör doktor bir zihniyetin temsilcisi. Belli ki biraz heyecanlı ve ağzının ayarı bozulmuş. Yoksa o akşam, “bazı üniversite ortamları, örneğin Boğaziçi, Siyasal gibi yerler” diyerek başlasaydı cümleye, hem tepki çok sınırlı olurdu hem de açıktan destek görürdü. 'Uyanık' bir patavatsız değil anladığım kadarıyla ve benzerlerinden daha açık sözlü. Rejimin toplum-üniversite tahayyülü bakımından 'erken' ve biraz 'çirkin' kaçan sözlerin sahibi. Üniversitelerin kadın-erkek olarak ayrılması gerekliliğini güçlü şekilde dillendirme aşaması gelmeden, vakitsiz ve ölçüsüz öten horozlardan.
Kapalı-tutucu ve 'erkek' çevrede yetişmiş, üstüne milli eğitim tornasının ideolojisiyle yoğrulmuş, kadınla iletişimi her zaman sorunlu kurulmuş, aslında başkalarına özenip bir süre sonra özendiklerinden nefret eder hale gelmiş, bu arada muhitinin kadınlarındaki değişimi de anlayamayıp bir gün fark ettiğinde çileden çıkmış erkek ahali, kareli ceketlerinin içinde nicedir çok telaşlı ve telaşlanmakta haklı. Hiçbir şeyin yolunda gitmediğinin, afra tafranın kâr etmediğinin ve kendilerine saygınlık kazandırmadığının, uzun süren iktidarlarında bolca yıkıp yerine eli yüzü düzgün hiçbir şey koyamadıklarının, 'dava' adını verdikleri her neyse hamasetten ibaret olduğunun, hamlıklarının, artık dinlemeye açık insanlarca dahi ciddiye alınmayışlarının farkına vardıkça daha çaresiz hissediyorlar.
Hırçınlıkları, henüz kabul etmekte zorlandıkları mağlubiyetten kaynaklanıyor ve önce en sert yol ve yöntemlerle muhalif olana, ardından kendi içlerindeki dönüşüme yöneliyor. Kadın cinsiyetiyle ezeli ebedi dertlerinin vardığı son duraktalar. Muhalifi boğup yok etmek isteyen zevat, kendi muhitindeki farklılıkları hoş görür mü dersiniz! Aksine, çılgına dönüyorlar. Bakın, biraz ayrıksı düşünceler ileri süren bir ilahiyatçıya dahi tahammül edemeyip üniversiteden uzaklaşmasını sağladılar. Kofluklarını açık eden herkesten nefret ediyorlar.
Benim açımdan profesör doktorun ifadelerinden daha sinir bozucu olanı, hikâyenin 'tepki gösterenler' tarafındaki iki yüzlülük. Birörnek bir topluluğu ve tek bir tepki dilini kastetmediğimi söylemeye gerek yok sanırım. Aniden yaşadıkları aydınlanmayla “aaa üniversiteler ne halde böyle, kimler hocalık yapıyormuş meğer,” diyebilenlerden söz ediyorum. 'Duyarlı' iki yüzlülerden. Memleketin 'aydınlık ve demokrat yüzü' numarası yapanlardan.
Ne kadar kolay temizliyorlar ellerini. Akademisyeni, yazarı, çizeri...
YÖK'ten sonra üniversiteler adım adım çürütülürken seyreden, çürütenlerle işbirliği yapan, gözünün önünde olup biten tüm haksızlıklara, saçmalıklara sessiz kalan, tanıdık işi jürilerde peynir ekmek gibi unvan dağıtan ya da dağıtılmasına refakat edenler. O pek 'Atatürkçü' Alemdaroğlu, İstanbul Üniversitesi'ndeki muhaliflere, rahmetli Bülent Tanör'e yapmadığını bırakmazken ellerini ovuşturanlar. Sabah akşam eleştirdikleri YÖK'e kendi arkadaşları atandığında alkış tutan 'ilericiler.' Her rektör karşısında ön ilikleyen, en berbat üniversite idarecilerine dahi yaranmaya çalışan 'demokratlar.' Muhteris rektörlerin abuk subuk atama-yükselme ölçütlerine itiraz edemeyip üniversitelerin 'yayın çılgınlığı' yaşanan çile mekânlarına dönüşmesine, gencecik meslektaşlarının ezilmesine çanak tutanlar. Hocalar, öğrenci kılıklılar tarafından emniyete 'ihbar' edilirken sırıtan, ateşe elindeki benzinle koşanlar.
Akademiden kaç kişi atıldı son yıllarda? Sorgusuz sualsiz. İnsanlar 'sivil ölüme' mahkûm edilmek istendi. Tek tek akademisyenlerden yüksek ses çıkmasını beklemek gerçekçi ve adil değil kuşkusuz. Peki hangi üniversitelerin 'kurulları' tepki gösterdi? Kaç hukuk fakültesi yapılanların 'hukuk dışılığına' dikkat çekti? Üniversitelerde kaç kişinin keyfi kaçtı? Meslektaşları terörle 'iltisaklı' ilan edilirken hangi 'kurum', bu nasıl bir saçmalık diyebildi? İmzacı akademisyenin kapısına çarpı atılırken, komşusu odasından çıkmadı. Kimi 'hocalar' meslektaşının telefon numarasını rehberden sildi. Arkadaşlarının 'TC Kimlik numaralarını' Resmî Gazete sayfalarına yazdırdı, profesör doktor unvanlı reziller. Akademisyenler gözaltına alındı, tutuklandı, yargılandı. Kaç kişi o yargılamalarla ilgilendi? Mahkemelerin reçete yazar gibi önüne gelene aynı cezayı kestiği duruşmalar, kaç kişinin gündemi olabildi?
Hangi basının hangi muhterem mensubu, şu rezaletleri, gözü dönmüş idarecilerin yaptıklarının gerekçelerini araştırma gereği duydu? Kaç gazetede haber olabildi üniversitelerde yaşananlar? O çok okunan, kibirden çatlamak üzere olan şöhretli köşe yazarlarının 'ihraç' akademisyenlerle ya da 'ihbar' faaliyetiyle ilgili tek satırını hatırlıyor musunuz? Neden peki, duymadılar mı sizce? Yoksa 'teröristler' tasfiye edildiği için sevindiler mi? İliklerine kadar faşist bazı basın organları belli kampüsleri 'terör yuvası' manşetleriyle hedef gösterirken neredeydi o 'aydınlık yüzlü' kamuoyu?
Tepemize taş yağsa 'susmayı' tercih eden, bildiği tek insani eylem biçimi 'susmak' olanlara söyleyecek bir şey yok. Böyle bir hayat seçmişler, ziyade olsun. İnsanı çileden çıkaran, nerede susup ne zaman konuşmaları gerektiğini ustalıkla hesap ederek yaşayanların, hesapsız kitapsız, kişisel çıkarını gözetmeden tek adım atmayanların, kendilerini temize çıkarmakta mahir olanların yüz kızartıcı tavrı.
Saçma sapan sözler sarf eden ve hiç kimse savunamadığı için bir anda zayıf halka oluveren erkek profesör doktoru doyasıya eleştirenler, eğer yere göğe koyamadıkları 'kurumlara' ilişkin üç kuruşluk bir hassasiyetleri varsa, iktidarın başta üniversiteler olmak üzere her bir kuruma yönelik baskısına tepki göstersin. Ya da şu ara gündemden düşmeyen 'çıplak arama' iddialarına ilişkin ses versin, örneğin. Ah neler söylüyorum, konunun üzerine giden bir HDP milletvekili, olmaz şimdi, belki sonra.
Bakın YÖK Başkanı, profesör doktorun ifadelerine ilişkin açıklamasının sonunda şöyle buyurmuş: “Bu vesile ile akademik ifade özgürlüğünün yanlış anlaşılmaması ve hocalarımızın milletimizin değerlerine ve hassas olduğu konulara ve kavramlara dair konuşurken son derece dikkatli olmaları gerektiğini belirtmek isteriz." Akademisyenlerin, konuşur ve yazarken 'milli değerlere' yönelik hassasiyetleri gözetmesi 'zorunluluğu' konusunda bir şeyler söylemek ister mi, bilim ve matbuatın o profesör doktora tepki gösteren 'ileri, hep ileri' yüzleri. Yoksa herkes akademik özgürlüğün 'milli hassasiyetler' gerekçesiyle sınırlanmasından mı yana? YÖK başkanının 'bilimsellikle' bağdaşmaz uyarısını eleştirmek daha gerekli değil mi?
Üniversitenin 'terör yuvası' olduğuna hemencecik ikna oluveren bir kesim okumuş, 'fuhuş yuvası' zırvasına çok sinirlendi. Hiçbir bedeli olmayacağını bildiği için, tepki gösterdi. Bu tipler üniversitelere yerleşirken, kerameti kendinden menkul 'aydınlanma meşaleleri', aklı başında akademik kurumları öğütmekle, illallah dedirtmekle, kadro alamasınlar diye kırk takla atmakla meşguldü. Ve üniversitelerin şu berbat koşullarında dahi akla zarar bir çabayla nitelikli işler yapan, baskı altında büyük emek harcayan meslektaşlarımızı mutsuz etme ideallerinden vazgeçmiş değiller.
Aman Allah'ım ne olmuş böyle üniversitelere, ne ara bu hale gelmiş, kim nasıl doldurmuş bu adamları o binalara, ay ne fena...
Bir duyuru ve rica:
Türkiye'nin 22 bölgesindeki sit alanlarında değişiklik yapılmak isteniyor. Nedenini tahmin edersiniz. Muğla Çevre Platformu da, memleketin taşını toprağını suyunu korumak için mücadele veriyor ve yine tahmin edebileceğiniz gibi, sürekli engellerle karşılaşıyor. Buraya konuya ilişkin yazı ve haberleri, bir de imza kampanyası bağlantısını bırakıyorum. Nefes alabilmemiz için çaba harcayan arkadaşlarımıza destek olalım.
1- MUÇEP: Gizlenen sit raporlarının sonuçları vahim olacak
2- "Devlet sırrı" diye gizlenen bir raporun hikayesi
3- "Gayrimenkul şirketine SİT raporu hazırlattılar"
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025