Mustafa ARMAGAN
Hasan Sabbah’ın eylemlerini kiralık bir suikastçılığa indirgemek onu fazla küçümsemek olur. Zira Şiî âlimiydi, öğretisi vardı ve koskoca İmam Gazali’nin bu öğretiyi çürütmek için ciddiyetle bir risale kaleme aldığını bilmezsek daha çok havanda su döveriz.
Haşhaşiler kimlerdi ve gerçekte ne yapmak istemişlerdi?
Bu sırlı örgüt ve kanlı suikastları hakkında o kadar çok efsane imal edilmiştir ki, tarihin dokusuna kadar sızmış bulunan masalları hakikatinden ayırt etmek kolay değildir. Hele ki ülkemiz gibi tarihin temel bilgilerine aç bırakılmış bir ülkede hiç kolay değildir.
Yok Hasan Sabbah haşhaş (esrar) içirdiği fedailere ‘kartal yuvası’ Alamut Kalesi içinde cins cins meyveler ve güzel bakirelerin bulunduğu yalancı bir cennet kurmuş da, yok bu gençlerin beyinleri yıkandıktan sonra birilerini öldürmeye gönderilip efendileri uğruna öldürülürlerse yine ona döneceklermiş de, işleri güçleri muzırlıkmış da… Bunlar Haşhaşiliği kötülemek üzere çıkarılmış ama epeyce yaygın efsaneler.
Bunların bir de bilimsel kılıklıları var. Silvestre de Sacy ve Hammer gibi allâmeler kitaplarında öyle hayalî bir Haşhaşilik resmi çizmişlerdir ki, insan şaşırmaktadır. Peki bu muteber tarihçiler neden böyle bir yola başvurmuşlar?
En verimli çağında kaybettiğimiz İslâm tarihçisi Marshall Hodgson’a göre 1818 yılındaki yayınlarında Hammer olsun, de Sacy olsun o günlerde Avrupa’yı çalkalamakta olan Fransız Devrimi’ne karşı polemik yapan ve Haşhaşi liderlerini kötü gösteren suçlamalara ‘kasten’ inanıyorlardı. Düzenden yana olan muhafazakâr tarihçiler, toplumdan yükselen tepkiler ve halk hareketlerini Haşhaşilikle özdeşleştirip, onu, mevcut ‘devrimci’lere karşı silah olarak kullanıyorlardı. Araştırmaları bu güncel yorumun etkisindeydi. (İslam’ın Serüveni, İz: 1993, s. 60-63)
Bernard Lewis’e göre bu yaklaşım hiç de yeni değildir Avrupa’da. Daha 1332 yılında, Fransa Kralı VI. Philip’in Kutsal Beldeleri geri almaya karar verdiği bir sırada Brocardus isimli bir Alman papaz, Kral’a rehber olsun diye bir risale kaleme almış, tehlikelere dikkat çekmişti. Şöyle yazıyordu: “Haşhaşiler diye bir grup var ki, bilhassa lanetlenmeli ve kendisinden sakınılmalıdır. Kendilerini satarlar, gözlerini kan bürümüştür ve karşılığı ödendiğinde masum bir insanı dahi gözleri kapalı öldürürler. Şeytan misali (…) kendilerini melek gibi gösterirler…”
Böylece Batı’da masalları aratmayacak bir Haşhaşiler efsanesi doğmuş, işin ilginç tarafı, Çin’e gidip gitmediği bile tartışma konusu olan Marco Polo’nun hayalinden uydurdukları, hakikatin birebir kopyası olarak kabul edilmiştir. Üstelik İslâm âleminde ve üstelik günümüzde bile. Efsane bir kere yapıştı mı tarihin yakasına, kene yanında halt etmiştir.
Marco Polo’dan masallar
Bakın Marco Polo neler söylemiş Hasan Sabbah’ın fedaileri hakkında (B. Lewis’ten kısaltarak):
“Vadinin içini envai türlü meyvelerin yetiştiği, eşi benzeri görülmemiş güzellikte bir bahçeye çevirmiştir. İçerisine görkemli saraylar ve köşkler inşa ettirmiştir. Kanallardan şarap, süt ve bal akmaktadır. Dünya güzeli kadınların ve genç kızların ellerindeki çalgılardan en hoş tınılar, dudaklarından en hoş şarkılar dökülür, dans figürleri, izleyeni büyüler. Şeyhin gayesi, tebaasını öbür dünyada bir cennetin olmadığına inandırmaktır. Şeyh bir hükümdarın katlini isteyeceği vakit gence şöyle diyordu: ‘Git ve şunu öldür. Ölürsen seni cennete almaları için meleklerimi göndereceğim...”
Tabii ki böyle bir şey yoktu. Nitekim Alamut Kalesi’nde yapılan arkeolojik araştırmalar, görkemli denilebilecek bir tek saray kalıntısı olduğunu göstermekte. Lakin bir kere masallarla döllenen efsane bulutu sağanağa devam ediyor, günümüze dahi… O zaman gerçek ne?
Öncelikle şunu söyleyelim: Haşhaşiler veya Hasan Sabbah’ın fedaileri diye bilinen topluluk, tarihte görülmüş ilk “terörist” örgüttür (Lewis). Bu, şu anlama gelir: Bir inançları ve ideolojileri vardı ve bu uğurda önce ikna, sonra baskı, bunlar da kâr etmeyince engel olan emir, vezir, hükümdar kimse onu ortadan kaldırmayı hedefliyorlardı. Öyle zannedildiği gibi sırf muzırlık olsun diye canlı bomba gibi suikast timleri yetiştirip görevlendirmiyorlardı.
Selçukluların yaymaya kararlı oldukları Sünniliğin, Şiîliğin bir kolu olan kendi Nizari İsmailî akidelerine yaşayacak ve hatta nefes alacak yer bırakmayacağına inanıyor ve bu dalgayı engellemek için inançlarını yaymaya, yeni elemanlar ve emirler, hatta vezirler ve sultanlar bulmaya ve buna engel olacak Sünni alim ve yöneticilere güçlerini kabul ettirmek için var güçleriyle çalışıyorlardı.
Haşhaşiler gerçek İsmailî imameti ihya etmeyi hedefliyorlardı ve bu maksatla Alamut Kalesi’ni karargâh tutmuş, bilinçli olarak yetiştirdikleri dâîleri engel olarak gördükleri liderlerin üzerine salmışlardı. Hatta Sünni İslâm nizamını çökertme uğruna kimliklerini gizleyerek harekete geçen bu katiller, önemli kurbanların adlarının kaydedildiği bir “şeref defteri” bile tutarlarmış. Sünni İslâm dünyasının medar-ı iftiharı olan Nizamülmülk gibi bilge bir yöneticiyi bile gözlerini kırpmadan öldürmüşlerdi ki o, medrese sistemini biraz da halkın Haşhaşiler gibi rafızî (sapık) inançlara kapılmalarına mani olması ve Sünni inanç ve fıkhın sistemleştirilebilmesi maksadıyla kurmuştu.
Neden suikast?
Hasan Sabbah’ın eylemlerini kiralık bir suikastçiliğe indirgemek onu fazla küçümsemek olur. Zira bir Şiî âlimiydi, bir öğretisi vardı ve koskoca İmam Gazali’nin bu öğretiyi çürütmek için ciddiyetle bir risale kaleme aldığını bilmezsek daha çok havanda su döveriz. (İlim adamı olma yolundayken Haşhaşî olmasını sağlayan mürşidin adı Emire Zerrab’dır.)
Hodgson’ın dediği gibi tarihte suikastları ilk icad eden Hasan Sabbah değildi. Suikast zaten geçerli bir silahtı o devirde ama Haşhaşiler bu silahı, bürokrasinin kurumsallaşmadığı, henüz şahsî inisiyatiflerle yürütüldüğü bir dünyada kendilerine özel bir zarar veren veya davadan dönen alim veya yöneticilere yönelik planlı olarak kullandıkları için farklıydılar. İlginçtir, sıradan insanların kanını dökmekten kaçınıyorlardı. Ve suikastlar güçlerini göstermek maksadıyla halk içinde ve çarpıcı bir biçimde gerçekleştiriliyordu.
Ne ki, suikastların sayısı arttıkça korkup kendilerine yaklaşacağını ümit ettikleri halk, tam tersine onlardan uzaklaştı. Böylece toplumsal desteği kaybettiler. Belli kalelerde mahsur kaldılar. Nihayet Alamut Kalesi dahil İran’daki yapılanmalarının belini kırmak Moğol hükümdarı Hülagü’ye, Suriye’deki melanetlerine son vermek ise Memluk Sultanı Baybars’a nasip olacaktır. Son sözü bu konuda müstakil bir kitap yazmış bulunan (Kapı: 2007) Bernard Lewis’e bırakalım: “Haşişilerin tarihte bir eşi bulunmamaktadır. Nihai hedefleri Sünni İslâm’ın önünü kesip yok etmekti. Ancak mevcut düzeni yıkamamışlar, en ufak bir şehri dahi ellerinde tutamamışlardır.”
Hodgson’ın dediği gibi Haşhaşilik Sünni İslâm’ı gözden düşürmeye çalışırken tam tersine Şiî muhalefetini gözden düşürmek ve ılımlı insanların Sünni topluma sadakatlerini garanti etmiş oldular. Meydan okumalarıyla Gazalî’nin fikir sentezinin oluşmasına katkıları ise “el-Munkız”dan okunabilir. Tabii tersinden…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2017
9.02.2017
26.03.2017
19.03.2017
12.03.2017
26.02.2017
5.02.2017
29.01.2017
22.01.2017
15.01.2017