Oya BAYDAR
Savaş önce gerçekleri öldürür derler. Doğrudur; ancak gerçekler, savaş sürecinde insanlar ve vicdanlar yok edildiği için ölür. Otuz beş Kürt yurttaşın üzerlerine yağdırılan bombalarla katledilmesinin ardından yaşananlar, yazılanlar, oto sansür yüzünden yazılamayanlar, medya gruplarının çıkarları için sansüre uğratılanlar, siyasetçilerin demeçleri, hükümetin ve TSK’nın açıklamaları, yorumlar, tepkiler, gazete manşetleri, midemden değil göğsümün ortasından yükselen iğrenç bir bulantı yaratıyor sadece.
Güneydoğunun dağlarında, mağaralarında binlerce; kentlerinde, sokaklarında yüzlerce; otuz yılda onbinlerce Kürt ve Türkün öldürüldüğü; orada Uludere/ Roboski’de kimisi çocuk, tümü genç otuz beş Kürt insanının katledildiği bir ortamda, tabutları taşıyan kafilenin bir yanı uçurum öte yanı dağ o daracık yollardan geçişinin görüntüleri karşısında, bu ülkenin bir kısım insanları çıstak çıstak, hindi /tavuk, cola/ şampanya yılbaşı kutladılar, kutlayabildiler. Bu ülkenin devleti, siyasi iktidarı, katil suçunun failleri bir günlük bile yas ilan etmeyi yüreklerinden, akıllarından geçirmediler. İnsansız ve vicdansız siyasetler halkı da insansızlaştırdı, vicdansızlaştırdı.
Asker ve sivil bütün muktedirlerin katliama ilişkin açıklamaları, üzüntü beyanları, kimi medya mensubu ve köşeyazarlarının barut kokulu buz gibi soğuk yorumları, yüreğini- vicdanını yitirmemişler için utanç konusuydu. Vicdan sözcüğünden geçilmeyen ama vicdanın komşu kızının adı olduğu sanılan şu dönemde, kimileri için “Korucu köyünün zavallı kaçakçı Kürtleri”ydi öldürülenler, bu yüzden “yanlışlık” üzüntü vericiydi. Eğer ki bombalanan PKK konvoyu olsaydı, haberi halka yılbaşı armağanı olarak verecekler, terörle mücadeledeki başarılar ile övünecekler, “terörist Kürtler” öldürüldüğü için gurur duyacaklar, kendileri gibi insansız hava araçlarının marifetlerini sayıp dökecek, üç beş tane daha ısmarlayacaklardı kanlı emperyalist savaş baronlarının şirketlerine. Hükümet sözcüleri en çok otuz beş yurttaşın devletçe katledilmesinin ortaya çıkmasına ve de bunun PKK’nin, BDP’nin propagandasına yarayacağına hayıflanıyorlardı. AKP iktidarı ağızlarına yaptığında bile bunda keramet bulanlar, ağızlarındaki pisliği bal niyetine yalayıp yutanlar; bir de iktidara Kürt sorununda akıl hocalığı yapan cemaat polisleri ve uzmanlar işin kolayını katliamın sorumluluğunu Ergenekon’un uzantılarına yıkmakta buldular. Çeşit çeşit kirli komplo teorileri üreterek devleti ve iktidarı temize çıkarmak için gazete köşelerinde, televizyon ekranlarında yırtındılar.
Orada Ne Oldu?
Sorulması gereken özdeki soru “Otuz beş can T.C uçaklarının bombardımanıyla neden öldürüldü?” sorusuyken “Orada ne oldu?” sorusu öne çıkarılarak suç gizlenmeye çalışıldı ve suça ortak olundu. Orada ne oldu sorusu anlamsız ve sözde soruydu, çünkü “Orada” onlarca yıldır oralarda olanlar tekrarlandı sadece. Öncelerine gitmeye hiç gerek yok, mesela otuz yıldır süren savaşta Kürtlere ve de Türklere ne olmuşsa ve daha ne olacaksa o oldu. İnsanlar nüfus kağıtlarını taşıdıkları devlet adına devlet tarafından, bu defa “kaza” ile öldürüldüler. “Yaşananlarda kasıt yoktur, yanlışlık olmuştur” dedi Arınç Hükümet adına yaptığı açıklamada. Savaşın, hele de bu kirli savaşın kendisinin başlı başına bir kasıt olduğunu aklına bile getirmedi.
Orada ne oldu sorusunun cevabını araştırmakla zaman yitirmek anlamsız. Sorunun cevabı yalın ve basit: Orada savaş oluyor ve savaş ölümsüz, şiddetsiz, “kaza”sız olmaz. Silahın olduğu yerde ölüm vardır, silahın olduğu yerde kazalar da olur. Savaş sona erdirilmedikçe, silahlar susmadıkça buralarda insanlar ama kasıtla ama kazayla ölmeye, öldürülmeye devam edecektir. Hem devlet, hem silahlı örgüt “Affedersiniz kaza oldu” diyecektir yok ettiklerinin ardından ve kısır döngü sürüp gidecektir.
Ben Özür Diliyorum, ya Siz?
İnsan garip yaratık; bazen olmayacağını bile bile kof umutlara kapılıyor, kendini iyiye inandırmak istiyor. Bu yazıya oturduğumda; son katliamın korkunçluğu, otuz beş canın tanımsız, anlamsız ölümü belki muktedirleri uyarmıştır, savaş konusunda bir vicdan muhasebesine zorlamıştır, diye düşünürken Başbakan’ın AKP grup toplantısındaki konuşması düştü ekranlara. Değil aynı Meclis’teki muhalefet partisine, savaştaki düşmanına bile söylenmeyecek sözlerle saldırıyordu BDP’ye. Söyledikleri öylesine provokatif, şu günlerin hassas siyasal ikliminde öylesine kırıcı ve insansızdı ki, son aptalca umut kırıntımı da yitirdim. Bir başbakan, hem de Erdoğan gibi hem partisi hem de seçmen kitlesinde güçlü bir başbakan, BDP olgusunu ve Kürt meselesini bu kadar kavrıyorsa (yani kavrayamıyorsa) ne bu savaşı sona erdirebilir, ne şiddeti durdurabilir ne de “ülkenin bölünmez bütünlüğünü” sağlayabilir. Sürüp giden bu üslup, çözüm ve uzlaşma tanımayan, gözden çıkarma üslubudur. Tayyip Erdoğan’ın ağzıyla konuşan devlet, Kürt meselesinde, kısa vadede savaşı, savaşın çözüm olmadığı gerçeği hatırlandığında da, orta vadede bölünmeyi göze almış demektir.Ya da devlet aklı denen o şey sıfır numara akılsızdır.
Artık bu akla/akılsızlığa, bu vicdan ve insan özürlü siyasetlere güvenemeyiz. İnsanımızı ve vicdanımızı yok eden bu savaşın böyle bitirilemeyeceğini; birliğin, kardeşliğin, eşit yurttaşlığın böyle sağlanamayacağını kesinlikle bilenler için, vicdanlarımızı kuşanma, yüreklerimizin sesini dinleme ve yurttaşlar olarak elimizi taşın altına koyma vakti çoktan geldi de geçiyor. Türk, Kürt, Laz, Ermeni, gayrimüslim, Müslüman, Sünni, Alevi, inançlı, inançsız, aramızdaki bütün etnik, ideolojik, siyasal farklılıkları, hatta husumetleri aşarak insan yaşamında ve vicdanda buluşamaz mıyız? Ölülerimizi ve acılarımızı ortaklaştırıp yüzbinlerin, milyonların katılacağı bir çığlık atamaz mıyız? “Savaşı durdurun, insanlar artık ölmesin” çığlığı...
Bir özür dileyemez miyiz Kürt halkından ve bu savaşta hayatını kaybeden Türk, Kürt bütün çocuklarımızdan. Biliyorum, özürler de yıprandı, siyasal amaçlara kurban edildi, anlamsızlaştı. Ama siyasi değil birey insanın yüreğinden kopan, vicdanından kaynaklanan özür hâlâ önemli ve anlamlı geliyor bana.
Ben kendi vicdanım adına ve nüfus kagıdını taşıdığım için de bu devlet adına Kürt halkına bunca yıldır yapılan zulüm ve haksızlık için; Türk ya da Kürt bu kirli savaşta yitirilen tüm canlar için ÖZÜR DİLİYORUM. Ve de bu ülkenin barıştan ve kardeşlikten yana bütün insanlarını, ellerinde hangi imkân, hangi araç varsa onu kullanarak özür dilemeye çağırıyorum.
En azından, aşınmış vicdanlarımızı onarabiliriz belki.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024