Reha RUHAVİOĞLU
Son altı ayda Kürdistan’ın en güzel yerlerinin savaş alanına dönüşmüş olmasında, savaşı şehre çeken ve başlatan taraf olarak PKK’nin sorumluluğu göz ardı edilemez. Yeni stratejisi içinde bir taktik olarak başvurduğu bu yöntem PKK’nin yüzde yüz kazanacağı bir neticeye evirilecek olsa dahi bunun insani yanlışlığı görmezden gelinemez. Şehirlerimiz hendek, barikat, çatışma, tank ve top marifetiyle tarumar edilmiş, insanlarımız kendi şehirlerinde mülteci konumunda düşmüş, ortaya insan olanın bigâne kalamayacağı trajik bir sonuç çıkmıştır. Devlet tarafının en üst düzeyde masayı devirdiğini ilan etmiş olması da Suruç Katliamı da PKK’nin çatışmaları yeniden başlatmış olmasının gerekçesi olamaz. (Bendenizin şiddet yöntemini gerekçesi ne olursa olsun benimsememesi başka bir husustur). Dolayısıyla nasıl bir stratejik kazanımın taktiği olursa olsun PKK Kürdistan halkının maslahatına tamamen mugayir, hatta açıkça zararına olan şehir savaşının ortaya çıkardığı insani dramdan kendi payınca mesuldür.
Ancak çatışmayı PKK başlatmış olsa bile devletin giderek kontrolden çıkan mukabele yöntemi ve tutumu bambaşka bir hakikati kör gözüm parmağına açıklığında göstermektedir. Kürdistan’da “terörle mücadele” bahanesiyle yaklaşık altı aydır hukukun askıya alındığı, polislerin duvarlara Esedullah imzalarıyla “Türkün Gücünü” kazıdığı, Mehter ve Türkiyem marşları dinlettiği, halkı topyekûn itaate çağırdığı, sivil-silahlı ayrımı yapmadan öldürdüğü, hatta bazen sivil olduğunu bilerek öldürdüğü, kaymakam ve valileri açıkça tanımadığı bir de facto mekanik işliyor. Bütün bunlar Kürd Meselesi’nin üzerine örtülmüş olan yalancı perdeyi çekmiş, çelişkinin üzerinden perde çekilince de Kürdistan’ın makûs talihine yapışık duran bir kelime ortaya yeniden kabak gibi çıkıp yüzümüze çarpmıştır: MÜSTEMLEKE!
Peki, bütün bunlar olurken ve bu hakikat bir kere daha yüzümüze çarparken Fırat’ın batısındaki kardeşlerimiz, müslüman kamuoyu ne yapıyor? Maalesef birçoğu dünün “kullanışlı aptalı” olduklarının itirafını bile bugünün maaşlı kanaat teknisyenliğini perçinlemek için kullanıyorlar. Hal böyle olunca, mahallenin haylaz çocuğu iken anaakıma dönüşmüş nefret bülteninin en haşin kaleminin arkasından methiyeler dizmeleri de garip gelmiyor kimseye, garip olan o sıraya girmeyenler oluyor. Sıraya girmeyenler de genel bir kayıtsızlık halindeler. Allah gidene adaletiyle muamelede bulunsun, kalanlara da selamet versin...
…
Kanaatimce AK Parti, İslamcılık teorisinin pratikle karşılaşmasından doğan çelişkinin ürünüdür. Bu sebeple İslamcı olduğu kadar İslamcı değil, İslamcı olmadığı kadar İslamcıdır. Bu esnek özelliği sebebiyle AK Parti, İslamcılığın limanı gazeteyi “Yeni Türkiye”nin amiral gemisine dönüştürmüş, anaakım İslamcılığı da devlete sağlam iplerle bağlamıştır. Bu sebeple Kürdistan’da yukarıda çok azı zikredilen hadiseler cereyan ederken İslami (ve bilhassa islamcı) camiada iki elin parmakları kadar etmeyecek istisnaları saymazsak iki tavır hakim: kahir ekseriyetin militer desteği ve geri kalanların kayıtsızlığı. Her bir askerin/polisin acısıyla dağlanırken yüzer biner gelen “etkisiz hale getirilmişler”e oley! çekenlerin insanlığı(!) bir kenara, havaya bakıp ıslık çalma kayıtsızlığını sergileyenlerin tavrı daha da acıdır. Acıdır çünkü –belki de bu aralar okuduklarım sebebiyle- bana Almanya’da Yahudileri Auschwitz’e götüren yola döşenen taşları çağrıştırıyor (elbette burada bir soykırım iması yok, öyle bir durum da yok. ama muhalfarz, böyle bir durumda nasıl bir tavırla karşılanacağının işaretleri var). Bugün biliyoruz ki o yoldaki taşların çoğunu, komşuları yavaş yavaş eksilirken dindarıyla seküleriyle Almanların ya desteği ya da (özellikle birçok konuda kavgalı olan dindar/muhafazakarların ve kilisenin üzerinde uzlaştığı tek şey olan) özenle görmezden gelme, ölüm sessizliği döşemiştir. Bauman’ın Grünberger’den aktarımıyla “yüzlerce, binlerce boynu acımasızca sıkan kemendin urganına sağlamlık veren, halkın bir lif haline gelen kayıtsızlığı” idi.
Kemalist rejimin Kürt şehirlerini harabeye çevirdiği “zor zamanlarda”, “canı pahasına” bu zulme karşı ses çıkaran bir avuç müslüman/islamcı “ağabey” ve “abla” bugünkü “Yeni Türkiye” bu zulümleri hemen hemen aynı şekilde tekrarlarken eğer "ve mâ rameyte iz rameyte”yi okumuyorlarsa, bir ölüm suskunluğu içinde kayıtsızlık sergiliyorlar. Çünkü bugün bahaneleri var: Savaşı şehre PKK taşıdı. Bu teşhisi koyduktan sonra da ‘kültürel iktidar’ solculardan alınabilecek mi, kimde kalacak, ‘medeniyet bakanlığı’ ne iş yapacak tartışmalarına geri dönüyorlar. Canları sağ olsun. Ancak görülmek istenmeyen şudur: müstemleke hukuku ile müdahale edenin her eyleminden anlaşılıyor ki kimin başlattığı meselesi doksanlarda olduğu gibi bugün de sadece bahane ve doksanlarda da bahane aynen bu idi. O gün bu bahaneye rağmen olan bitene karşı duranlar, bugünküler “Allah adına vuruyor diye” mi alkışlıyor ya da suskunlar bilmiyoruz, ama Allah biliyor.
İçinde sevdiğimiz sevmediğimiz onlarca insanla bir heyet her iki tarafa da “Ölümleri Durdurun!” demek için Diyarbekir’e geliyor, gözlerimiz ister istemez İslami kimliğiyle bilinen üç beş kişi arıyor, sağdan say, soldan say aynı istisnalar var. Mecliste birkaç kadın bir eylem yapıyor, tülbentlerini barış için yere çalıyorlar. Acaba içlerinde İslami duyarlılık sahipleri var mı merakı baş gösteriyor, yok. Abilerimizin, ablalarımızın sorsak içi kan ağlıyordur. Ama işte solcular şöyle, şunlar böyle. E abicim ablacım sen topla üç beş müslüman, sen savaşa dur de! Solcular mı engel oluyor?!
Yukarıda savaşın şehre çekilmesiyle ilgili kanaatimi net olarak paylaştım. Bunu paylaşmanın ne demek olduğunu burada yaşayanlar bilirler. Ama risk almak, hakka adil şahitlik etme sorumluluğu bir tek bize mi emredildi? Böyle bir savaş ortamında yere çalınmayan tülbent ne zaman çalınacak? Belediye etkinliği mi iptal eder, eniştenin partideki yeri mi sıkıntıya girer? “Onlar senin hukukunu peşinen reddetmiş ama suçlu da olsalar sen hakkın, hukukun dışına çıkamazsın, şakileri bahane edip binlerce masumu zulüm altında bırakamazsın!” desen köşen mi alınır elinden, medeniyet bakanlığı mı tehlikeye girer, kültürel iktidar mı elinden kaçar, mahalle mi kovar, ne olur? Bunu göze alamayan şahitlik nasıl adil olabilir? Bunu bile göze almayan/alamayanla biz nasıl kardeş kalabiliriz?!
…
Dünün bütün gadre uğramışlarına liman olan İslamî/İslamcı gazeteler bugün amiral gemisi olmuş, kamuflaj içinden manipüle ediyorlar: Polis bülteni olup hakikatin üzerini kasten örtüyor (link), askerin Diyarbekir sokaklarını “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diyerek inletmesini şehvetle paylaşıyor (link), polisin “Kürdistan” diyen kadına “had bildirmesini” “tokat gibi” servis ediyorlar (link). Biri Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol ve onlarca çocuğun faili saklanmamış, Roboskî olmamış, Soma’daki rezalet yaşanmamış gibi “Aslında AK Parti ve İslamcılar, ne zaman (…) devlet memurlarının suçlarını örtmeye kalkar, devletin hatalarını eleştirmez, obez bir yapıya dönüştürürse, işte o zaman devletçi olmuş olurlar.” diyor (link). Diğeri “Kardeşiz Ulan!” ile kardeşlik hukuku tesis edeceğini zannediyor ve açıktan buyuruyor: “Türk devleti, kendi topraklarında yaşayan Müslüman Kürtlerin ricasıyla da “Kürdistan” diye bir yerin varlığını kabul etmeyecektir!” (link). Ve son vuruş yine bir müslüman medya merkezinden geliyor. Bize Enfal’i hatırlatıyor. Kimin yanına yazıldıkları umurlarında değil çünkü, çünkü iktidarlar! Adonis’i biliyorlar mı bilmiyorum ama Adonis meseleyi biliyor ve şöyle diyor: Kürdler hiçbir zaman Kuran'ı hatmedemezler / Dururlar çünkü Enfal suresine gelince!
Bütün bunlardan çıkan netice şudur: İslamcısıyla muhafazakârıyla, kendi ölüsüne kıyamet koparıp “öteki”ni insandışılığa mahkum ederek, onar yüzer ölenlere karşı atılmış gol atmış sevincine kapılarak yahut kayıtsız kalarak; kahir ekseriyetin ‘yeşile boyayadurduğu firavun sarayı’ (link), Kürdistan’daki yıkımın üzerine bir ‘Kültürel İktidar’ inşa edecek. ‘Büyük resme’ bakınca, bir eliyle kurt işareti diğer eliyle Rabia sembolü gösteren, arka fonunda Kültür Bakanlığı yazısı duran mafya babasından başkasının oturmaya hakkının olmadığı bu “Medeniyet Bakanlığı” da Müslümanların İslam’a attığı gol olacak!
Helali hoş olsun!
kaynak: gazeteipekyol.com
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları


















































































































Ro$ev sîtav
iyi bir degerlendirme..