Ümit KIVANÇ
Millî eğitim sistemimiz ve toplumsal-ailevî yetiştirme-şekillendirme (yoğurma) mekanizmamız, büyük çoğunluğumuzu yalnız ırkçı yapmakla kalmadı. Akıl-mantık bakımından bizi büyük zaafiyet içerisinde bıraktı. Soykırımla yüzleşmeme ve etnik temizliğe devam etme tutumunun örtüsü ve dayanağı olan inkârcılık, damarlarımıza bir cins doğuştan şirretlik şırınga etti.
Hem bütün olarak, toplum olarak hepimize hem numune seçilip ortalama insanımıza bakıldığında kolayca tespit edilebileceği üzre, herhangi bir meseleyi mâkûl zeminde ele alma imkân ve kabiliyetinden yoksunuz, bir çeşit eksikliyiz, hastayız.
Bu kötü gerçek, hayata, dünyaya bakarken bize âdetâ kılavuzluk eden köklü ve yaygın önyargılarımızla birleşince pek feci hallere yolaçıyor. Büyük suçlar işlerken doğru ve haklı olduğunu sanmak gibi bir çelişkinin bile çok ötesinde yaşıyoruz biz. Doğru ve haklı olmayı gereksiz, geçersiz kılmış durumdayız. Yaptığımız ahlâkî midir, insanî midir, yoksa insan olan için kabul edilemez midir, hattâ kendi iddialarımıza, inandığımızı, bağlandığımızı, onlara göre yaşadığımızı iddia ettiğimiz ilâhî veya dünyevî ilkelere uygun mudur, başkalarına ve kendimize yalan mı söylemekteyiz… sorularımız bunlar değil. (Dindar olmayanlarımız için bundan büyük zavallılık, dindar olduğunu ileri sürenler için bundan büyük zül var mıdır?)
Şunlar bizim sorularımız: Elimizde ne kadar güç var, karşımızdakinde ne kadar var?
Arabayla yayanın yolu kesiştiğinde hangisi hangisine yol veriyor? Altında motor, onun hızla harekete geçirebileceği, madenî bir gövde, çarparsa yayayı perişan edebilecek bir kuvvet aracı, daha doğrusu, bizzat -eliyle ayağıyla- hükmettiği cisimleşmiş kuvvet bulunan, yani güçlü olan mı durup bekleyecek? Sürücünün yayaya yol vermesi nasıl bir ilişkinin sonucudur? Dünyada bunu mantıkla, hayatın gerçekleriyle vs. izah edemezsiniz. “Medeniyet”in can alıcı sorusu var burada. Eğer medeniyet, güçlünün zayıfı “doğal olarak” yok ettiği katıksız tabiattan farklı bir âlemse tabiî.
Bizim içinse böyle bir soru dahi yoktur. Yaya ile karşılaştığında medeniyet icabı yol vermesi gerektiğini söyleyeceğiniz sürücülerin yüzde doksanı yüzünüze şaşkın şaşkın bakacak, dediğinize anlam veremeyecektir. Azıcık okumuşu, “e, medeniyet bu araba değil mi?” diye sorar. Bu bir norm meselesi.
(“Cisimleşmiş kuvvet” olma özelliği yüzünden insanlarımızın arabalara bu kadar bağlandığından eminim; fakat bütün cezbediciliğine rağmen bu engin konuya bu kanlı ortamda giremiyoruz -başka hiçbir konuya giremediğimiz gibi.)
Bir şeyden daha eminim: Arabaların ön camlarından sürücülerin, yolu, kaldırımdakileri, karşıdan geleni falan değil, cama önceden çizilmiş bir manzarayı gördüklerinden.
Yani uçuruma doğru son sürat yol almakta olduğunu görmeyen bir toplumuz, bütün bu gerçekler ışığında. Haydi Aksaray çevresinde kurulmuş olan, başarılı bir küçük sanayi sitesi: “ön cama manzara çizilir”; peki gerikalanımız?
Ne demektir “cenazelerden 101’inin kimliği tesbit edilemedi”? Nasıl edilemez? Ne yaptınız, ne hale getirdiniz de tesbit edilemiyor? Ne demektir polis aracına henüz ölmemiş adamı bağlayıp yollarda galiz küfürler eşliğinde sürüklemek? Ne demektir evlerin içlerine, odaların duvarlarına dahi kin ve nefret dolu sloganlar yazmak? Ne demektir kadıncağızın cansız bedenini günlerce sokak ortasında bırakmak? Ne demektir “şu sokakta da iki cenaze bulundu” haberleri?
Kürtlerin en ufak hak talebinden ürken insanlar arasından dahi bunlara itiraz edenler, sırf devletin vakarı, onuru adına bile bunları kabul edilemez bulanlar çıkabilmeliydi; çıkmadı, çıkmıyor, çıkmaz. Kürtlerin kimliklerine ilişkin bütün sorunlarını “ama PKK” çuvalına sokup uçurumdan atmak isteyenlerden bile, şu yapılanları içine sindiremeyenler olmalıydı; olmuyor, olmaz. Niye?
Çünkü arabam var, istersem ezerim. Bu mudur?
Ne demektir, hiç kışkırtıcı, savaş yanlısı şu bu olmayan, aksine, meseleler sağduyuyla, barışçı yöntemlerle halledilebilsin diye çırpınan insanların binbir zorlukla yürütmeye çalıştığı bir televizyonculuğu savcı kararıyla durdurmaya çalışmak? Kimsenin sesi çıkmasın mı istiyorsunuz? Çıkacak. Kaçınılmaz olarak çıkacak, biliyorsunuz. O halde niye? İMC televizyonu AKP seçmenini başka partiye mi yöneltiyor? Ne alâka? Üstelik mâkûl değil, mantıklı değil, işe yarar değil. Niye?
Çünkü altımda araba var, yol benim! Bu mudur cevap?
Şu soruları nasıl oluyor da kimse sormuyor, anlamak mümkün mü:
1. Ucunda PKK’nin silah bırakması bulunan süreç, yani Dolmabahçe mutabakatı nasıl bir anda geçersiz kılındı? Popüler deyişle: masa nasıl devrildi? Ve niye devrildi?
2. Kürtlere ulusal parlamentoda sahiden temsil edildiklerini hissettirecek bir partinin -şu an için bu HDP’dir- Türkiye siyasî hayatında varolması, silahsız, şiddetsiz yöntemlerle yaygın siyasî faaliyet yürütmesi mi “terörü bitirme” amacına hizmet eder, aksi mi?
3. Kendi içinde Kürtlerle en azından ucunda barışma ihtimalinin gözüktüğü bir yola girmiş, Irak ve Suriye’deki Kürtlerle de dostane ekonomik, siyasî, askerî ilişki içindeki bir Türkiye mi bölgede ve dünyada daha güçlü olur, aksi mi geçerli?
Eğer gözümüzü sokakları kaplayan kandan, kanlı sokaklara yıkık evlerden dökülmüş hayat parçalarından alabilirsek, sadece ve sadece bu sorularla uğraşmalıyız.
Ve tabiî şu aslî soruyla: Bu soruların cevabı apaçıkken, niye devlet bunun aksini yapar ve toplum çoğunluğu da destekler? Bu hastalık değilse nedir?
“Ama PKK” sadece bir bahaneden, hakikati görmeye yanaşmama inadından veya yukarıda bahsettiğim hastalığın tezahüründen ibarettir. Azıcık kafası çalışan herkes bilir ki, PKK’yi var eden şartları ortadan kaldırırsanız böyle bir örgüt de zamanla erir. Hak-kimlik talepleri karşılanmış bir Kürt toplumu, en başta, artık silahla birşeyler elde etmeye çalışan birilerine meydan vermez. Fakat zihnimizi saran Türkiye’de yetiştirilmişlik tümörü ya düşünebilmemize izin vermiyor ya da buna yeltendiğimizde bizi olmadık yerlere savuruyor. Bunun sonucu olarak, PKK’yi var eden, Kürtlerin isyanına yolaçan şartları ortadan kaldırmak yerine, anlaşılan, Kürtleri ortadan kaldırmaya yöneliyor AKP iktidarı ve külliyen devlet.
Nitekim Başbakan Ahmet Davutoğlu, konu açılsa kaçması gereken insanlardan biri olmasına rağmen, 1915’i, Ermenileri hatırlattı, düpedüz, Kürtleri soykırımla tehdit etti.
Bunun, korkunçluğu, ayıbı, öte yandan muazzam bir siyasî-diplomatik gaf oluşu ve artık pek çok beklenmedik durumda Ankara’nın suratına çarpılacağı gerçekleri bir yana, bizim idrak edemediğimiz başka bir boyutu var. Başbakan, bütün toplumu muazzam bir şaibe altına sokmuş oldu. “Her an yeniden soykırım yapabilir” bir kitle olarak sundu Türk toplumunu dünyaya. Bağlantı kurma, ele aldığımız konuyu gereken zemine oturtma gibi mecburiyetlerden muaf olduğumuz, dünyaya bakınca kendimiz dışında hiçbir şey göremediğimiz ve zaten dünya da bizim etrafımızda döndüğü için anlayamıyoruz, ama böyle bir vaziyet var.
Sizden ricam, şu yukarıdaki üç soruyu dönüp bir zahmet tekrar okuyun ve yakın çevrenizdekilere sorun.
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/umit-kivanc/su-uc-soruyla-ugrassak-1519985/
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024