Ümit KIVANÇ
Suriye’nin doğusunda Suriye Demokratik Güçleri’nin (YPG ağırlıklı SDG) ABD desteğinde sağladığı denetim, Ankara’nın giriştiği askerî harekât sebebiyle dağılırken en çok merak ve endişe duyulan konulardan biri, “İslâm Devleti” örgütünün (İD/DAİŞ/IŞİD) doğan kargaşa ve boşluktan nasıl yararlanacağı. Yararlanacağından kimsenin şüphesi yok; yalnız bunun çapı, boyutları, zamanlaması vs. tartışılıyor.
Örgütü ve bölgeyi yakından izleyen uzmanlardan biri, durumu İD’in yeni bir seferberliği için, yalnız sahadaki dağınıklık nedeniyle değil, ideolojik motifler ve propaganda zemini açısından pek uygun görüyor. Charlie Winter’a göre muhtemel-potansiyel İD anlatımı: “…Batılı Haçlılar (ABD) İD ile savaştan yorgun düştü, ateistleri (SDG) yarı yolda bırakıyorlar, alanı Doğulu Haçlılar (Rusya) ve Safeviler (İran) tarafından desteklenen Nusayri’lere (Şam) açıyorlar”. Sahiden pek elverişli doğrusu.
Dikkat çekici ilk ayrıntı, örgütün propaganda aygıtında beklenen hareketliliğin görülmeyişi. Örgütün yerini yurdunu, gücünü belli etmeksizin yeraltında dolaştığı son zamanlardaki haliyle çelişkili şekilde ardarda birkaç gösterişli eyleme kalkışması, derli toplu yeni bir eylemlilik aşamasına geçildiği izlenimi vermiyor. Rakka’da bir SDG kontrol noktasına “inghimasi” (ateşli silah ve bombayla “düşmanın” arasına dalıp öldürme-ölme) saldırısı yaptılar, on üç kişiyi öldürdüklerini veya yaraladıklarını iddia ettiler. SDG’liler İD’in Rakka’da aynı anda pek çok eylem yaptığını ileri sürdü, ama bunlara ilişkin iz yok. TSK harekâtı başladığından bu yana İD’in en çarpıcı eylemi, Kamışlı’dakiydi: bombalı araç patlattılar, bir kişiyi öldürüp beş kişiyi yaraladılar, etrafa çok hasar verdiler. Başka bir-iki eylem girişimlerinden daha sözedildi, ama gerisi gelmedi. Her hâlükârda, örgütün tarzına uygun şekilde koordine eylemlilik ve ertesinde alışıldık propaganda tantanaları görülmedi. Planlı programlı gözükmeyen dağınık girişimlerin örgütün beklenen seferberliği başlattığına yorulamayacağı kanısı hakim.
Nitekim, örgüt lideri Bağdadi’nin aşağıda değineceğim konuşmasında buyurduğuyla tamamen çelişir tutumla, örgüt militanlarının tutulduğu cezaevleriyle kadın ve çocukların tutulduğu kampların civarında örgüt adına dağıtılan bildirilerde yöre ahalileri açıkça tehdit edildi. Örgütün bildik “vahşet-dehşet” politikasını hatırlatan bir tutum: “Esaretten kaçacak Müslümanlara yardım edin, onları saklayın, onları alıp götürmemiz için bize yardımcı olun. Aksi halde sizi öldürürüz. Burada veya başka yerde sizi koruyabilecek kimse yok!” Bu da dağınıklıktan sayılmalı.
Bağdadi’nin konuşması
Peki İD’in kendi yayınları ve haberleşmelerinde, önümüzdeki günlerde izleyecekleri strateji ve eylem politikasına dair işaret var mı?
Nisan ayında, elinde “Vilayet Türkiye” kapaklı broşürle gözüktüğü video ve ona ekli ses kaydından sonra, İD lideri, “halife” Ebubekir el-Bağdadi, 16 Eylül’de yeni ses kaydıyla ortaya çıktı. Konuşmanın başlığı, Tevbe sûresinin 105. ayetine göndermeyle konmuştu: “Onlara gayret göstermelerini söyle”. Sözkonusu ayet şöyle: “De ki: ‘Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü'minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah'ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.’”
“Furkan Vakfı” tarafından yayımlanan ses kaydının hedeflerinden birinin, El-Kaide’yle giriştiği küresel cihat liderliği çekişmesinde örgüte puan kazandırmak olduğu görülüyordu. İkinci önemli hedef, (aşağıda değineceğim reorganizasyon döneminde) örgütün biraz dağıldığı belli olan disiplinini ve birimlerin ve militanların merkeze mutlak bağlılığını yeniden temin etmekti. Bağdadi, bu iki kuşu aynı taşla vurma amacıyla, bugüne kadar “modern cihat tarihinde görülmemiş” eylemler yaptıklarını hatırlatıyordu: Sekiz ayrı ülkede 92 tekil eylemi kapsayan “Levant halkı için öç alma” operasyonu dört gün sürmüştü; “ilk yıpratma operasyonu” üç, “ikinci yıpratma operasyonu” on gün sürmüş, ilkinde 11 ayrı ülkede 61 tekil eylem, ikincisinde 10 ayrı “eyalet”te 152 tekil eylem gerçekleştirilmişti.
Bağdadi, örgüt militanlarını tebliğ, medya, savaş ve güvenlik alanlarında çabalarını iki katına çıkarmaya çağırıyordu. Tebliğ ve dinî aydınlatma faaliyetleri konusundaki vurgusu, örgütün “kazanmaya” çalışacağı topluluklara karşı bundan böyle daha az haşin, daha çok anlayışlı davranacağı gibi bir izlenim yaratıyordu. Lider, elemanlarının “adil” davranmaya önem vermelerini istiyordu.
Siyasî alandaysa, herkesi, Mısır, Sudan, Libya ve Yemen dahil Ortadoğu’ya yayılmış gayri-İslâmî ve milliyetçi hareketlere karşı uyarıyordu. Bunlar, milliyetçilik ve demokrasi uğruna halkların zararına iş gören hareketlerdi. Oysa yerel ahaliyi koruyacak olan, “İslâm Devleti” örgütünün temsil ettiği değerlerdi.
Hapishaneler, kamplar
Ancak yerel ahaliden önce, kurtarılacak olan başkaları vardı: Örgütün kadınları, çocukları. Gerçekte birer açık cezaevi olan kamplarda toplanmış -ve hemen hepsi, yalnız “savaşçı eşi” değil, bizzat savaşa katılan militanlar- olan kadınların aşağılandığını, ıstırap çektiklerini, fakat örgütün “yoluna” güvenmeleri gerektiğini söylüyor, çektiklerinin öcünün alınacağına dair güvence veriyor, onların kurtarılmasını istiyordu.
İD’den yeni hareketlilik beklenirken en çok, SDG denetimindeki cezaevlerinde bulunan militanlarını ve kamplardaki kadın ve çocuklarını kurtarmaya girişecekleri ihtimali üzerinde duruldu, duruluyor. Nitekim bazı kaçma girişimleri ve bazı firar hadiseleri oldu.
Ancak hapishaneden insan kaçırma eylemleri hernekadar daha önceki başarılı “kampanya”larla örgütün tarihinde seçkin yer edinmiş sahip olsa da, tam da bu tecrübe, o işe öyle uluorta kalkışılamayacağını ortaya koyuyor. Zaten eğreti sayılabilecek “cezaevleri”ni basıp savaşmak, muhafızları öldürmek, “duvarları yıkmak”, militanlarının eylemde can vermesini sorun saymayan örgüt için işin görece kolay kısmı. Kaçırılacak yüzlerce -daha azının ne pratik ne simgesel anlamı var- kişinin, yakalanmadan, çatışma içine düşmeden, öldürülmeden güvenli yollardan yeraltına indirilebilmesi büyük plan program ve organizasyon, öncesinde de sağlam istihbarat gerektiriyor. Kaçarken topluca imha edilmelerindense savaşçılarının şimdilik kilit altında tutulması örgüt açısından şüphesiz tercihe şayandır.
SDG savaşçılarını cepheye gönderdiği, kamplar başıboş kaldığı için kendi başına kaçanlar oldu, Suriye’de son günlerde. Ancak bunların maceraları da, bizim, AKP ilçe örgütüyle Heyet Tahrir el-Şam’ı, Suriye’nin ortalama cihatçısıyla İD’i aynı şey sayan çarpık mantığımıza sığmayacak kadar tuhaf ayrıntılar içeriyor. Meselâ iki çocuğuyla kapağı bir şekilde Ankara’nın “Millî Ordu”sunun elindeki yere atabilmiş kadından bu ordunun paralı askerleri, onu Türkiye’ye geçirme karşılığında para istiyorlar!
İD’in Suriye’deki muhtemel-müstakbel serüveni hakkında düşünebilmek için Irak’a uzanmak zorundayız.
İD’in başı ve gövdesi Irak’ta
Özgün Kararlılık Harekâtı Baş Genel Müfettişi’nin ABD Kongresi için hazırladığı Ağustos-2019 raporunda, İD’in hâlihazırda bir reorganizasyon gayreti içerisinde bulunduğu tesbiti yeralıyor. Ebubekir el-Bağdadi’nin, dünya çapında işler başardıklarını hatırlattığı ve militanlardan daha çok gayret istediği ses kaydını bununla ilişkilendirmek şüphesiz yanlış olmaz. 1 Nisan-30 Haziran 2019 arasına ilişkin gelişmeleri kapsayan rapora göre, İD, örgütün merkezî birimlerini tamamen Irak’a taşımış bulunuyor ve yerel liderlere daha çok inisiyatif tanınacak bir örgütlenme tarzını yerleştirmeye uğraşıyor. Yerel inisiyatiflerin güçlendirilmesi, merkez açısından, doğal olarak, aynı anda liderliğe bağlılığın sağlamlaştırılmasını zorunlu kılıyor. Muhtemelen Bağdadi bu yüzden, birkaç yıllık aranın ardından kısa aralıklarla videolar, ses kayıtları yayımlıyor.
İD asıl olarak Bağdat’ın kuzeyi ve batısındaki dağlık bölge ve çölde kendine güvenli alanlar yaratabildi. Anbar (çöl), Neyneva (Mahmur dağları), Selahaddin, Kerkük ve Diyala’da etkin. Para, silah ve yiyecek stokladığı yeraltı depoları var. Taşra yerleşim birimlerinde, yerel düzeyde işbirliği yapamayacağını bildiği etkili insanları, köy muhtarlarını öldürüyor, tarlalardaki ekinleri yakıyor. Böylece Bağdat hükümetinin yurttaşları koruyamadığını gösteriyor, köyleri yaşanmaz hale getiriyor. İD eylemleri yüzünden bazı köylerin ahalisi topluca göçtü. Bunlar, Bağdat çevresinde toplumsal kargaşa ve güvensizliği besliyor. İD aynı zamanda Sünni-Şii gerilimini artıracak suikastları da -klasik eylemleri!- ihmal etmiyor.
ABD ordusunun istihbaratçılarına göre, Fırat’ın doğusunda Washington destekli SDG denetimi sağlandıktan sonra Suriye’den kaçıp gelen savaşçılar, İD’in Irak’taki varlığını güçlendirdi. Bu mecburî takviyeden sonra örgütün maddî imkânları arttı, emir-komuta mekanizması sağlamlaştı, eylemlerin koordinasyonu için lojistik kapasitesi genişledi. 2018 sonlarından itibaren, örgütün yeniden kapsamlı saldırılara girişebilecek kıvama ulaştığı sanılıyor.
Irak ordusu İD varlığına son verebilecek kapasiteye sahip değil. İD militanlarının boy gösterdiği yerlere ordu gelebiliyor, birlikler gelince İD çekiliyor, ama ordu oralarda sürekli kuvvet tutamıyor, o kışlasına döner dönmez ortalık yine İD’e kalıyor, ABD ordusuna göre. Raporda, Hemrin dağlarının hiç temizlenemediği, İD’in burada sürekli savaşçı kuvvet bulundurabildiği belirtiliyor. Irak ordusu, bu yılın Nisan-Haziran döneminde İD’e karşı bin kadar operasyon yaptı ve 550 İD militanını öldürdü veya yakaladı. Ancak örgüt kayıplarını kolay telafi ediyor, çünkü yerel düzeyde işbirliği yapabildiği ve eleman devşirebildiği Sünni aşiretler var.
Böylece anlıyoruz ki, Irak’ta ayağını basacağı sağlam yer tutabilmiş olan örgüt, Suriye’deki hücrelerini “canlandırmaya” ve yeniden seri eylemlere kalkışmaya muktedir. Tabiî bu sefer işi daha zor. Başını çıkardığı yerde rastlaşacağı herkes kendisiyle savaşmış olacak. Eğer hafta başı değişen ittifaklar ve saat başı değişen hesaplarla beklenmedik yerlerden dostluk görmezse, Suriye’de şimdilik daha çok, elverişli yer ve zamanı yakaladığı anlarda yapacağı, ses getiren, çok zayiatlı, gösterişli vur-kaç (ya da vur-öl) eylemleriyle yetinmek zorunda kalacak gibi görünüyor. Onun da, yerini yurdunu terk eden çaresiz Kürt ahaliyi ilk elde hedef alması muhtemeldir.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024