Vahap COŞKUN
Evvela muhalefetin son bir ayından birkaç not aktaralım:
1. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen yılın son günlerinde Ankara’da partisinin düzenlediği bir halk toplantısına katılıyor. Toplantıya iştirak edenlere, kendisine akıllarına gelen her soruyu sorabileceklerini söylüyor. Katılımcılardan birinin “Kimileri Kürdistan diyor, rahatsız oluyor musunuz?” sorusuna Kılıçdaroğlu net bir şekilde cevap veriyor:
“Kürdistan lafından ben de rahatsız oluyorum. Benim ağzımdan hiç bugüne kadar böyle bir şey duydunuz mu?”
2. İYİ Parti İzmir milletvekili Müsavat Dervişoğlu, kendilerinin milliyetçiliğini sorgulayan iktidara veryansın ediyor. Milliyetçilikte hiç kimsenin kendi partileriyle yarışamayacağını, iktidarın “tek bayrak, tek devlet, tek vatan, tek millet” söylemi üzerinden delillendiriyor:
“Biz bu bayrağa sizin gibi tek bayrak demiyoruz, Türk bayrağı diyoruz. Biz bu devlete sizin gibi tek devlet demiyoruz, Türk devleti diyoruz. Biz bu vatana sizin gibi tek vatan demiyoruz, Türk vatanı diyoruz. Biz bu millete sizin gibi tek millet demiyoruz, Türk milleti diyoruz. Duruşumuzu merak ediyorsanız da gösteriyoruz; milletimize, bayrağımıza ve devletimize olan duruşumuz tektir ve o da esas duruştur.”
Hançeresi yırtılırcasına bağıran Dervişoğlu, asker selamı çakıp esas duruşa geçtiğinde salon dalgalanıyor, kadraja bozkurt işaretleri giriyor.
“Açılım, saçılım”
3. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı ziyaret ediyor. Ziyaretin ardından Akşener, basın mensuplarının HDP Diyarbakır milletvekili Semra Güzel’in fezlekesine dair suallerine muhatap oluyor. Kapsamlı bir açıklama yapıyor Akşener, önce bir yakın geçmiş yolculuğu yapıyor, sözü çözüm sürecine getiriyor ve kendilerinin her zaman buna mutlak bir karşıtlık içinde olduklarını hatırlatıyor.
“AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın da bu konuda ne dediğine dair bir bilgim yok benim. Bu sabah dediyse bilemem. AK Parti yöneticilerinin bu konuda kimsenin bir laf etmediğini söylemeleri çok ilginç. Muhtemelen şuur altlarındaki Sayın Erdoğan’a, genel başkanlarına duydukları gıcıklığı bizim üzerimizden ortaya döktüler.
Bize gelince, burada bulunan arkadaşlarımın tümü 2013, 2014’te, 2012’de, 2011’de ‘açılım-saçılım’ denen sürece karşı çıkmış insanlarız. Bize o dönemde AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan, ‘Kandan besleniyorlar, ölümden besleniyorlar, analar ağlamasın’ şeklinde hakaret eden, tahkir eden, taciz eden bir dil kullanmıştı.
“Ayrıca şahsen ben 2010 yılında çok ilginçtir, ben üniversitede hocaydım, bir Kürt öğrencimin aramasıyla, o meşhur çadır mahkemelerinde teröristler mahcup olmasın, üzülmesin, sıkılmasınlar diye Türk bayrağının ve Atatürk’ün çıkarıldığını, ağlayarak bir Kürt öğrencim bana bildirmişti ve ben bunu Meclis’te devrin Adalet Bakanı’na sormuştum.
“Çadır mahkemeleri, megri megri şarkılar, kafalardaki temizlenen konfetiler, arkasından lahmacun ısmarlanan ve tam da 29 Ekim’de ABD’nin bayrakları kollarında geçen peşmergeler, lahmacun ısmarlayan valiler ve kaymakamlar…”
Akabinde bugüne geliyor Akşener, Güzel’in fezlekesine ‘evet” oyu vereceklerini söylüyor ama orada durmuyor; geçmişte süreç içinde yer alan herkes hakkında bir fezleke hazırlanması gerektiğini bildiriyor:
“İYİ Parti’nin tutumu, teröre yardım, teröre yataklık, terörle iltisak ve irtibat gibi konularda açık ve nettir. Semra Güzel isimli milletvekilinin fezlekesi getirilecek muhtemelen Meclis’e; emin değilim çünkü. Ne zaman AK Partililer haldır haldır bağırdılar, hiçbir zaman sonuç olmadı.
“Ben milletvekili değilim; ama arkadaşlarımdan bildiğim, o fezlekeye ‘evet’ oyu verecek arkadaşlarımız. İyi Parti’nin tutumu her zaman terör, teröre yataklık, terörle, teröristle iltisak, irtibat gibi konularda açık ve nettir. Burada sorunumuz yok, umarım rahatlamışlardır.
“Şimdi o Atatürk resmini ve Türk bayrağını çıkarma talimatını veren siyasetçiler, Oslo’da PKK’ya yalvar yakar PKK’yla masaya oturanlar, dün olumlu görülen bütün işler bugün olumsuzsa o zaman bu talimatların verenlerin de her birinin bir fezlekesi olması gerekiyor ve biz o fezlekelere de evet oyu vereceğiz. Eğer fezlekeleri getirmezlerse biz iktidar olup bu fezlekeleri getireceğiz.”
Uzun bir alıntı oldu ama önemine binaen mazur görün. İYİ Parti lideri, ezcümle, 2009’dan 2015’e kadar çözüm için atılan adamların tamamını bir bütün olarak hedefe koyuyor; bu süreçlerde rol alanları, herkesin anlayacağı bir dille, tehdit ediyor.
“İmralı’ya masa atılan dönem”
4. Güzel’in fezlekesi, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da önüne geliyor. Kılıçdaroğlu da, ortaya çıkan tablodan çözüm sürecini sorumlu tutuyor:
“Bu fotoğrafı gördüğümde ne zaman çekilmiş diye sordum. Bunların (iktidarın) İmralı’ya masa atıkları dönemde, açılım döneminde o fotoğraf çekilmiş. Dolayısıyla bu fotoğrafın muhatabı, doğrudan doğruya Erdoğan’dır. Nasıl oldu? Açılımda ne oldu? Açılımda bu işler olduysa, sen bu ülkeyi yönetmiyor muydun? Aklın başında mıydı? Bunların sorulması lazım, işin özeti bu!”
Kılıçdaroğlu’nun ardından CHP Sözcüsü Faik Öztrak sahne alıyor. “Terör, terörist, CHP’nin kırmızı çizgisidir. Meclise geldiğinde gereğini yaparız” diyen Öztrak, partisinin fezlekeye “evet” oyu vereceğinin sinyalini çakıyor.
İktidarın sınırladığı muhalefet
Muhalefetin bu performansından çıkarılabilecek başlıca iki sonuç var:
1. İktidar, HDP’nin siyasi alanını daraltmak için elindeki bütün kozları oynuyor. Gerektiğinde PKK/Öcalan eliyle HDP’yi terbiye etmeye çalışıyor, gerektiğinde elindeki siyasi ve hukuki bütün araçları devreye sokuyor. Yerli-milli beka söylemiyle paketlenen bu siyaset üzerinden muhalefet ile HDP arasındaki mesafeyi açmayı hedefliyor. Ve muhalefet, doğrudan kendi gücünü kırmaya dönük bu siyasete karşı bir alternatif üretemiyor, tersine bu siyasetin bir parçası haline geliyor.
Bir başka ifadeyle, muhalefetin HDP’ye karşı tavrını Erdoğan belirliyor. Erdoğan’ın kutuplaştırma stratejisinin karşısına muhalefetin herhangi bir kesimi dışlayan ya da ötekileştiren tutumları reddeden kapsayıcı bir hikâye koyması gerekirken, HDP’ye karşı tutumuyla muhalefet, Erdoğan’ın oyununun sürdürücüsü haline geliyor.
2. AK Parti’nin 2015’ten bu yana izlediği siyasetle birlikte Kürt seçmenlerinin önemli bir kısmını kaybettiği bir vakıa. CHP ve İYİ Parti de, AK Parti’nin Kürtlerle arasının açılmasına çok bel bağlamış görünüyor. “Ne olursa olsun Kürtler bize oy vermeye mecbur” havasıyla hareket eden bir muhalefet görüntüsü var ve bu görüntü her geçen gün daha da koyulaşıyor.
Doğrusu, zaten, her iki parti de Kürtlerin dertlerine derman olacak bir laf etmiş değillerdi ama en azından genel olarak Kürtleri rahatsız edecek bir dilden uzak durmaya gayret ediyorlardı. Lakin bu da bir kenara bırakılmış gibi duruyor; ihtiyat rafa kaldırılmış, artık Kürtlerin değerlerine vurulmaktan kaçınılmıyor.
Kürtler silahların susmasını, demokratik ve siyasi bir çözümü arzuluyor; muhalefetin ajandasında ise bundan söz bile edilmiyor. Kürtler çözüm sürecine büyük bir önem atfediyor ama muhalefet bunu bir günah keçisi haline getiriyor. Kürtler çözüm sürecinde kısa bir süreliğine normal bir hava soludular ama muhalefet bunu bile onlara çok görüyor. Ve dahası muhalefet kendi iktidarında, bugünkünden daha beter bir vaziyetin onları beklediğini Kürtlere müjdeliyor.
“Bunlardan bir şey çıkmaz”
Muhalefett zamansız bir özgüven oluşmuş. “Az kaldı, iktidara geldik geliyoruz” düşüncesi, bazı kesimlere karşı sert, kaba ve gönül kırıcı tavırları da beraberinde getiriyor. Yıldıray Oğur, makullerin sesini kesen ve erken bir intikamcılığa soyunan bazı muhalif kesimlerin, muhafazakârlarda “Reis, bunlara az bile yapıyor” hissiyatını beslediğini yazmıştı.
Benzer bir durum Kürtler için de söz konusu olabilir. Hâlihazırda muhalefet, Kürt meselesinde Erdoğan’ın bugünkü yanlışlarından ziyade dünkü doğrularına cephe alıyor. Kürtlerin başına inen sopa muhalefet için bir sorun teşkil etmiyor. Muhalefet, o sopanın kendi elinde olmamasından şikâyet ediyor. Hülasa sopaya talip olan ve tabiri caizse “Erdoğan’ın elindeki sopayı alalım, Kürtleri biz dövelim” demeye getiren bir muhalefet var.
Muhalefetin bu pozisyonu, birçok soruya kapı açıyor: Halen çözüm bahsinde AK Parti’nin koyduğu çıtaya ulaşamayan bir muhalefete Kürtler oy verirler mi? Demokratik barış arayışını her vesileyle mahkûm eden bir muhalefet, Kürtler için bir çekim merkezi olabilir mi? İktidarın yanlışları, Kürt oylarının doğrudan muhalefete aklamasını sağlar mı? Eğer başında sopa eksik olmayacaksa, iktidarın değişmesi Kürt için bir anlam taşır mı?
Kritik sorular bunlar, bilhassa muhalefet açısından. Kürtlerde zaten “Bu muhalefetten bir şey çıkmaz” fikri güçlü. Muhalefetin nobranlığı bu fikri tahkim eder ve seçmeni arayışa iter. Bugün AK Parti ile Kürtler arasında açılan mesafeyi kapatmaya ne Erdoğan’ın pragmatizmi yeter ne de Öcalan’ın olası bir mektubu; bu mesafeyi kapatsa kapatsa ancak muhalefet kapatır!
Kılıçdaroğlu ve Akşener, Erdoğan’ın günahlarının kendilerini direkt aziz kılmayacağını bilmeli. Kürtler Erdoğan ve AK Parti’ye kızgın olabilirler, ama bu, Kılıçdaroğlu ve Akşener’i onların oyları için doğal bir adres yapmaz.
Kürtlerin oyunu çantada keklik görenler, seçimden sonraki güne mutlu uyanmayabilirler!
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları











































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025