Vahap COŞKUN
Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş ve Turgut Özal… Çocukluğumuzun silik hatıraları içinde hepsinin yeri var. Evimiz televizyon ile tanıştığında muhtemelen ilk onların suretlerini gördük. Okuma-yazmayı söktüğümüzde, elimize gazete yazılarının boyası bulaştığında herhalde ilk onlara baktık, ilk onların sözlerini okuduk. Yağ, şeker, tüp kuyruklarında sırtı kopan annemizden, “Dışarısı berbat, ortalıkta dolaşmayın, eve erken gelin” diye abilerimize-ablalarımıza ayar veren babalarımızdan onları dinledik. Hem aklımızın alamayacağı ve hiçbir zaman erişemeyeceğimiz kadar uzaklardaydılar, hem de hayatımızın orta yerinde.
Gençliğimize de damga vurdu bu beşli. Siyasete şurasından burasından ilgi duymaya başladığımız andan beri gözümüzü onların yapıp etmelerine diktik. Siyasi gel-gitlerini takip ettik. Kimi vakit ideolojik, kimi vakit şahsi kavgalarını izledik. Bazen söyledikleriyle, vaatleriyle dalga geçtik, bazen de “Adam, haklı beyler!” dedik. Siyaset bu beşli arasında sahnelenen bir oyundu sanki. Geride kalan herkes ise figüran.
Sonra kader hükmünü icra etmeye başladı. Hepsi teker teker çekildiler sahneden. Önce Özal çıktı gitti hayatımızdan, sonra sırayla Türkeş, Ecevit ve Erbakan. Halkayı Demirel tamamladı. Bir devir gerçekten sonra erdi. Bir sayfa bir daha açılmamak üzere kapandı. Ülkenin kaderine hükmetmiş bir siyasetçi kuşağı, günahları ve sevaplarıyla tarihe mal oldu.
Melek ve Şeytan
Demirel'in ölümünün üzerinden yaklaşık bir hafta geçti. Hakkında çok yazıldı, çok çizildi. Onu göğe çıkaran da oldu, yere batıran da. Milli iradenin yılmaz bir savunucusunu kaybettiği için ağıt yakan da vardı, henüz yaptıklarının hesabını vermeden dünyayı terk etmesine hayıflananlar da. “Onun gibisi gelmez” diyenler de vardı, “Hangi dinin değerleriyle yargılanırsa yargılansın yeri cehennem olacak” diyen de.
Her zaman böyle olur zaten. Toplum olarak “iyi” ve “kötü” biçiminde keskin kanaatlere çok meyyaliz. Siyah ve beyaz dışında başka bir renk tanımıyor ve tanımak da istemiyoruz. Sevdiklerimizi günahlarından arındırp “melek” kaftanı giydiriyor, karşıtlarımızı şeytanlaştırıyoruz çoğunlukla. Oysa hayat da, siyaset de böyle değil. Gri alanlar var ve grinin de binbir tonu var.
Siyasetin iki alanı
Genel olarak siyasetin iki alanının olduğu söylenebilir. Biri hizmettir, diğeri ise kimlik ve özgürlükler. Siyasetin varlık nedeni, bir taraftan insanların hayat kalitelerini yükseltecek hizmetleri üretmek, diğer taraftan da insanların hak taleplerini karşılamak ve daha rahat nefes almalarını sağlamaktır. Siyasetçiden beklenen gözünü ve kulağını halka dikmesi, her iki alanı da gözetmesi ve buralardan yükselecek seslere karşılık vermesidir.
Bu çerçevede değerlendirildiğinde iki farklı Demirel portresine ulaşılır. Hizmet söz konusu olduğunda “idealist bir mühendis” çıkar karşımıza. Tipik bir Cumhuriyet çocuğudur Demirel. Bir köyde doğdu. Savaş sonrasının bütün memleketi saran yokluk ve yoksulluk atmosferinde büyüdü. Binbir zahmetle okudu. Azminin büyüklüğü ve şansının yaver gitmesiyle yurt dışında eğitim görme fırsatı buldu. Kalifiye bir mühendis oldu. Bilgisini, kendisini yetiştiren devletin hizmetine koştu. Genç yaşında önemli sorumluluklar üstlendi.
Taha Akyol’un tespitlerine göre Demirel’in ilk yazısı 27 Mayıs Darbesinden dört ay önce Türk Yurdu Dergisi’nde çıkmıştır. (Taha Akyol, Demirel Dersleri, Hürriyet, http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/taha-akyol_329/demirel-dersleri_29314312) “Milliyetçi ve memleketçi” bir dergi olan Türk Yurdu’ndaki “Kamu Hizmeti” başlıklı yazı, Demirel’i ve siyasetini anlamamızı sağlayacak birçok öğe içerir. Demirel, fakir ve her türlü hizmetten mahrum Anadolu’yu imar etmek ve oraya refah götürmek isteyen idealist bir mühendisti. Siyaset yapma nedeni de budur.
“Teknik Adam”
Demirel kendisini “teknik bir adam” olarak tanımlardı. Rakamlarla yaşar ve siyaseti de rakamların merceğinden görürdü. Onun için siyaset, ülkenin güçlenmesi, büyümesi ve zenginleşmesiydi. Yolu ve elektriği olmayan köylere yol ve elektrik götürülmesiydi. Barajların inşa edilmesi, köprülerin yapılması, suyun kontrol altına alınmasıydı. Yurdun her bir köşesinin yollarla birbirine bağlanmasıydı. Her çeşmeden temiz suyun akmasıydı. Okul ve hastane sayısının çoğalması, elektrik hatlarının şehirleri ışıl ışıl yapmasıydı. Bunların hepsi teknik meselelerdi. Siyaset bunlar için yapılırdı. Siyaset taş üstüne sürekli taş koymak ve ülkeyi kalkındırmaktı.
Şükrü Hanioğlu, Türkiye’de siyasetin iki kutbu olduğunu söyler: Bunlardan biri “devletçi modernleşme”, diğeri ise “kalkınmacı muhafazakarlık”tır. Demirel’in de içinde yer aldığı kalkınmacı muhafazakârlık, Cumhuriyet’i temel bir değer olarak kabul eder ve onun yarattığı dönüşümü sahiplenir. Bu siyasi kutbun Cumhuriyet projesine eleştirileri, Cumhuriyet’in toplumsal hayata yönelik uygulamalarının sertliğiyle sınırlıdır. Bir başka ifadeyle kalkınmacı muhafazakârlara göre sorun rejimin temel felsefesinde değil, bazı siyaset ve uygulamalardadır. Dolayısıyla yapılması gereken de, bu rahatsızlığa sebebiyet veren uygulamalara son vermek olmalıdır. (Şükrü Hanioğlu; Bir dönem, bir lider, bir ideoloji, Sabah, http://www.sabah.com.tr/yazarlar/hanioglu/2015/06/21/bir-donem-bir-ideoloji-bir-lider)
Gerçekten de bir kalkınmacı muhafazakâr olarak Demirel, müesses nizamı karakterize eden değer ve kurumlarla hiçbir zaman sert bir mücadelenin içine girmedi. Bu da onu, siyasetin diğer alanında -yani kimlik ve özgürlük alanında- defolu kıldı. Mesela, asla askeri vesayeti kaldırmaya hedefleyen bir siyaset izlemedi. Orduyla bu yönde bir mücadele içine girmedi. Aksine ordunun belirlediği sınırlara riayet etmeye azami bir hassasiyet gösterdi. Kendisine karşı darbe yapmasına karşın orduyu karşısına almadı. Menderes ve arkadaşlarının katlinin asıl sorumlusu orduydu. Ancak Demirel bununla yüzleşmek yerine üç genci idama gönderdi ve sözüm ona “rövanş”ı böyle aldı.
“Şeffaf karakol”
1970’lerde Milliyetçi Cephe Hükümetleri kurarak toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdi. “Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” sözüyle bir kesimin cinayetlerini perdelemeye çalıştı. 1980’de tekrar bir darbeye maruz kalınca, demokrasinin erdemini keşfetti. Özgürlükçü bir söylem benimsedi.
1991’de “Şeffaf karakol” vaat ederek iktidara geldi. Başbakan sıfatıyla Diyarbekir’de “Kürt realitesini tanıyoruz” diyerek kendi siyasi tarihin en radikal adımı attı. Anayasal vatandaşlıktan bahsetti, Habermas’tan alıntı yaptı. Ancak bu literatüre uzaktı, devamını getiremedi. Onun Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı devirde binlerce köy yakıldı, sayısız kişi faili meçhule kurban gitti, kaybedildi, işkence sistematik ve yaygın bir hal aldı, memleket bir iç savaştan geçti. Ve tüm bunlara karşı Demirel neredeyse kılını kıpırdatmadı.
İki Demirel
Demirel, iki kez darbeyle alaşağı edilmişti. Hayatının her safhasında milli iradeyi savunmuştu. Ama kariyerinin sonunda tüm geçmişini inkâr edercesine bir darbenin mihmandarlığına soyundu. Milli iradenin meşru temsilcisi olan hükümete karşı askerin saflarında yer aldı. Dönemin ruhuna uygun olarak halkın reyleriyle Meclis’e gelen başörtülü bir vekili “ajan” ilan etti. Başörtülü kız öğrencilere burada okuyamayacaklarını söyledi, onlara Arabistan’ı adres gösterdi. Ve günün sonunda bir Cumhuriyet çocuğu olarak nihayet çağdaşlığı bir senfoni orkestrasının konserinde buldu.
Sözün özü, iki Demirel var aslında. Biri, gelişmeye ve büyümeye sevdalı olandı. Bunun için çok çalıştı. Ülkenin kalkınması tarihine adını yazdırdı, modernleşmesine katkıda bulundu. Diğeri ise, demokrasi için mücadele etmekten kaçınandı. Zoru gördüğünde şapkasını alıp giden, güçlüye taviz vererek işi idare etmeye çalışandı.
Tarih onun hakkındaki hükmünü terazinin her iki kefesine bakarak verecek. Allah rahmet eylesin!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları








































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025