Vahap COŞKUN
24 Haziran’ın en çok merak edilen konularından biri, HDP’nin % 10’luk seçim barajını aşıp aşamayacağıdır. Çünkü HDP’nin barajın altında veya üstünde kalması Meclis aritmetiğini doğrudan etkileyecek ve Türkiye’de siyasi dengelerinin yeniden gözden geçirilmesine sebebiyet verecektir. Seçim barajı meselesi iki açıdan önem taşır:
- Siyaset, her şeyden önce temsil demektir. İnsanlar, oy verdikleri kişileri parlamentoya göndermeyi ve taleplerinin onlar tarafından siyasal alana taşınmasını arzu ederler. “Asil (halk)” ile “vekil (parlamenter)” arasındaki uyum, siyasetin doğal mecrasında akmasını sağlar. Eğer “temsilci” postuna insanların tercih etmedikleri aktörler oturtulursa, o vakit siyasetin tabii seyri bozulur.
Halk iradesini çöpe atmak
24 Haziran’daki baraj problemine bu meyanda yaklaşıldığında görünen şudur: HDP’nin barajı geçmesi, temsilde adaleti tahkim eder. Nitekim 2015 seçimlerinde HDP % 10’un üzerine çıkmasıyla birlikte seçmenin iradesi sağlam bir şekilde parlamentoda yansımasını bulmuş ve her parti aldığı oya yakın bir nispette temsil edildiği bir tablo ortaya çıkmıştı.
HDP’nin baraja takılması ise temsilde adaleti zedeler. Bilhassa bölge illerinden yüksek oranda halkın teveccühüne mazhar olanlar Meclis dışında kalırken çok düşük oy alanlar milletvekili olur. Yaklaşık 6 milyon insanın tercihi çöpe atılır. Bölgede HDP’nin tek rakibi olan AK Parti fazladan kazandığı 60-70 milletvekili sayesinde Meclis’te mutlak çoğunluğa erişir. Eğer Cumhurbaşkanlığı seçimini de Erdoğan alırsa, Meclis’in Cumhurbaşkanını denetleme imkânı ortadan kalkar ve bütün güçler bir elde toplanmış olur.
Hülasa HDP’nin baraj altında kaldığında, bir taraftan bu parti adaletsiz bir şekilde siyasi oyunun dışına itilmiş olur. Diğer taraftan da AK Parti hak etmediği bir kuvvet elde eder. Bunun manası, siyasi hayatın muvazenesinin tamamen dağılması ve bozulmasıdır.
Demokratik çözümü canlı tutmak
- HDP’nin alacağı netice siyasi alanın biçimlenmesine ve mevcut politikaların gözden geçirilmesine de doğrudan tesir eder. HDP Meclis’e girmediğinde iktidar bunu muhtemelen yürütülmekte olan siyasete halkın verdiği bir vize olarak yorumlar. Daha önce de oldu bu; mesela 16 Nisan’daki anayasa değişikliğine ilişkin halk oylamasında referandumda halkın başka saiklerle verdiği oylar bile hükümet tarafından asayişçi siyasetin onaylanmasına tahvil edildi. Bu da siyasi alanını daralttı.
HDP’nin tekrardan Meclis’e girmesi, yeni bir siyasi okumayı zorunlu kılar. Her şeyden önce, asayişçi politikalara bel bağlanarak bir çözüme varılmayacağı bir kez daha görülür. Devletin sert tedbirlerle daralttığı manevra alanı genişler. Demokratik mücadele mekânları çoğalır, siyasi aktörlerin hareket kabiliyeti genişler.
Geniş ve güçlü çekirdek taban
Peki, HDP barajı aşabilecek mi? Bu noktada HDP’nin dört önemli avantajından bahsedilebilir:
- HDP, partiye sadakati çok güçlü bir tabana sahip. Partinin tabanı ile olan ilişkisi, klasik bir parti-seçmen ilişkisi olarak ele alınamaz, alınmamalı. Kitleyi partili kılan çok derin bağlar (aile bireylerinin/yakınlarının dağda, cezaevinde veya yurt dışında olması, çatışmalardan büyük maddi ve manevi zararlar görülmesi, büyük mağduriyet duygusu, vb. gibi) bulunuyor. HDP’nin çekirdek tabanı oldukça geniş ve bu tabanın oy tercihlerinde partinin siyasi başarı veya başarısızlığı ilk derecede önem arz etmiyor. HDP’ye mücadelenin taşıyıcısı ve Kürt kimliğinin temsilcisi olarak bakan bir taban var. Seçmeni HDP’nin hatalarını ve yanlışlarını daha fazla hoş görebiliyor ve eğer bir rahatsızlık duyuyorsa bile bu rahatsızlığını seçim dönemlerinde paranteze alabiliyor. Seçmeninin bu bağlılığının HDP’ye güç verdiği aşikâr; zira bu sayede HDP her zaman belli miktarda oyu garanti edebiliyor.
- Parti kimliklerinden bağımsız olarak Kürtlerin kahir ekseriyeti, siyasi sahanın müdafaa edilmesi hususunda hemfikirler. Sorunların çözümü için siyasetin hayati bir işlev gördüğünü düşünüyorlar. Konuşma kanallarının ortadan kalkmaması, siyaset kapısının kapanmaması ve belirleyiciliğin tamamen silahlara terk edilmemesi için Meclis zeminin korunması gerektiğini belirtiyorlar. Dolayısıyla Kürt meselesini merkeze koyan bir partinin Meclis’te yer almasını talep ediyorlar.
Söz konusu talep, bazı durumlarda seçimleri bir halk oylaması havasına büründürebiliyor. Bugün de öyle bir havanın olduğunu söylemek mümkün. HDP’nin kritik bir yerde, barajın çevresinde duruyor. Bu durum Kürt seçmenlerin bir kısmının tercihini yönlendiriyor. HDP’ye mesafeli dursalar da bu seçmenler, iş “HDP, Meclis’te olsun mu olmasın mı?” sorusuna geldiğinde eleştirileri baki olsa da yine HDP’ye oy veriyor. Bu hissiyat ve tavır, HDP’nin barajı aşma ihtimalini artırıyor.
Stratejik oy
- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçen hafta yaptığı bir açıklamada, HDP’nin barajı aşması ve parlamentoda olması gerektiğini ifade etti. “Siyasetin ana yeri TBMM’dir. Bütün siyasal partilerin bir şekilde temsil edildiği bir arena olması lazım” diyen Kılıçdaroğlu, HDP’nin ve diğer partilerin Meclis’te olmasını istediklerini ve bunun için mücadele edeceklerini söyledi.
HDP’nin Meclis’te olup olmaması sadece kendisi ilgilendirmiyor. Biraz önce değinildiği gibi bu, Türkiye’de siyasetin alacağı hale de doğrudan tesir ediyor. 24 Haziran’da HDP barajı aştığında mevcut muhalefet Meclis’te daha da kuvvetlenir ve belki de Meclis’te çoğunluğu elde edebilir. Aksi bir vaziyet ise iktidar blokunun lehine işler.
Bundan ötürü CHP seçmeninin –son derece sınırlı da olsa- bir bölümü, sırf HDP Meclis’e girsin ve AK Parti’nin gücünü kırsın diye HDP’ye stratejik oy verebilir. Çünkü CHP’nin + 1 puan alması genel manzara içinde anlamlı bir değişikliğe neden olmaz. Ama HDP’nin + 1 puan alması siyasi haritanın rengini büyük ölçüde değiştirir. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını bu minvalde değerlendirmek gerekir.
Hapiste bir Cumhurbaşkanı adayı
- HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı. Demirtaş, içerde olmasına karşın çarpıcı bir kampanya yürütüyor. Avukatları aracılığıyla sosyal medyadan verdiği mesajlar, özellikle gençler üzerinde etkili oluyor. Yine medya mensuplarına verdiği mülakatlarla da genel kamuoyuna sesini duyurabiliyor.
Keza HDP’nin ittifaklardan dışlanmasının yaratığı bir psikolojik ortam da var. Yani bir yandan Demirtaş içeride zor koşullar ve kıt imkânlarla bir seçim mücadelesi veriyor. Diğer yandan da iktidarda ve muhalefette siyasi çatılar çatılırken HDP’ye bu çatıların altında bir yer verilmiyor. Her iki unsurun da, bu zor günlerde partiyi sahiplenme duygusunu artırdığı söylenebilir.
Analiz ve temenni
Nihayetinde vardığım kanaat şu: Yetkililerinin belirtiği ve araştırmaların da gösterdiği üzere HDP baraj sınırlarında dolaşıyor. Ancak seçim sathı mailine girildikten sonra HDP’nin belirgin bir şekilde toparlandığını gözlemliyor ve belirtilen faktörlerin etkisiyle de HDP’nin barajın üstünde kalacağını tahmin ediyorum.
Bu tahminim, siyasi bir tahlile dayandığı kadar, siyasi bir temenniyi de yansıtıyor. Çünkü gerek demokratik sahanın açılması, gerek siyasi mücadelenin güçlenmesi ve gerek Kürt meselesinde çözüm umudunun canlı tutulması için HDP’nin barajı geçmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bana göre, Türkiye için iyi olan seçenek, HDP’nin Meclis’te temsil edilmesidir, Meclis dışında kalması değil.
O yüzden HDP’nin barajı aşmasını diliyorum!
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları











































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025