Vahap COŞKUN
Babası bir asker olan Kazım Karabekir, hem çocukluğunu hem de meslek hayatının önemli bir kısmını Kürdistan’da geçirir. Kendi ifadesiyle “Kürt mıntıkasını” iyi bilir; bölgenin coğrafyasını ve aşiretlerini tanır, önde gelen aktörlerini ve hadiselerini yakından takip eder. Gerek askerliğinde gerek siyasetçiliğinde Kürdistan’a dair raporlar yazar, dönemin yetkililerini sürekli olarak uyarır.
Damadı Prof. Dr. Kazım Özerengin’in onbir yıllık bir çabayla yayına hazırladığı “Kürt Meselesi”* adlı kitap, Karabekir bu konuyla alakalı belgelerini, telgraflarını, raporlarını, istihbarat bilgilerini, Meclis’teki konuşmalarını ve devrin kudretli isimleriyle şahsi görüşmelerini içeriyor. Kitaptaki dokümanlar, Karabekir’in hem Kürt meselesine genel yaklaşımının hem de Şeyh Said, Musul ve Dersim gibi bazı mühim olaylara bakışının sarih bir biçimde anlaşılmasını sağlıyor.
“Kürdistan: Derebeylerin hükümdar olduğu bir mıntıka” 59
Karabekir, farklı tarihlerde yazdığı raporlarda Kürdistan coğrafyası ve Kürtler hakkında birtakım tespitlerde bulunur. Kürdistan’ı feodal ilişkilerin hüküm sürdüğü bir alan olarak tanımlar: “Kürdistan denildiği zaman derebeylerin hükümran olduğu bir mıntıkayı hatırlamamak kabil değildir.” (s. 59) Kürt aşiret reislerini Avrupa şövalyelerine benzetir, aşiretlerinin mensuplarını hem baskıcı bir güç hem de yönetim mahareti ile idare etmesini bilen bu şahıslar hakkında menfi düşünceler taşır:
“Kendilerine iltica edenleri ölmedikçe vermezler. Soygunculuğu, talancılığı çok severler. Hırsızlık, talancılık yapanlar aşiret reisleri için mazhar-ı rağbet olurlar. Kanundan, nizamdan tevahhuş ederler (korkarlar, ürkerler). Ruhen merbutiyet hissetmedikleri hükümet memurlarını geçici bir bela gibi telakki ederler. Hükümet memurlarına karşı daima riyakârane Şahsen cesur oldukları halde cesaret-i medeniyeleri yoktur. Hemen ayrılabilir ve kolaylıkla ayartılabilirler. Çok hilekâr ve yalancıdırlar. Kendilerine fenalık yapması muhtemel ve kendilerinden kuvvetli olanlardan korkarlar. Bunlara tabasbus ederler (yaltaklanırlar). Düşmanın zayıf zamanlarından istifade etmeyi bilirler. Ve bu anı takdir edecek kabiliyettedirler. Umumiyetle askerden çok korkarlar.” (s. 49)
Aşiretler sürekli bir rekabet halindedir ve birbirlerinin kuyularını kazmaya çabalarlar. Salt aşiretler arasında değil, aşiretlerinin kendi içlerinde bile bitmeyen bir iktidar mücadelesi vardır. Şahsi kudret ve menfaat, aile bağlarından bile önceliklidir. Yerine geçebilmek için kardeş kardeşi vurmaktan kaçınmaz:
“Muş’ta bazı aşiretlerde üste bir şey alınmak şartıyla kadınlar mübadele edilir. Biraderler, amcazadeler hemen kâmilen birbirlerine düşmandır. Aşiret reisleri, biri diğerini çekemez. Birisinin hükümet tarafından fazla itibar ve mevkie mazhar edilmesi diğerlerini gücendirir. Reisler kâmilen birbirlerine düşmandır.” (s. 67)
“Kürdistan’da yol yoktur”
Kürt halkına gelince; onlar mazileriyle iftihar ederler. Çok sayıda Kürt, on-onbeş atalarını bir nefeste sayabilir. Genellikle, bir ağa için çalıştıklarından, fakirdirler. Yemeye içmeye pek dikkat etmezler. Ata bakmasını bilmezler. Silaha çok değer verirler. Köyden şehre geldiklerinde kendilerine güvenmezler.
Gündelik hayatta yükün ağırını kadınlar çeker. Hayvanlara bakar, mahsulü alır, tezek yapar, çayır biçer, harman döğer, sepet örerler. Erkek meclisinde bulunmazlar ama düğünlerde kadınlar ve erkekler karşılıklı oynarlar. Kadın ya da erkek evlerine gelen kim olursa, onlarla birlikte otururlar.
“Kadınlarda tesettür yoktur. Üç etek entari ve birkaçını birbirinin üzerine giyer, başlarına altınlı fes kor, burunlarının yan tarafında açılmış bir deliğe ‘hızma ‘ denilen gümüşten kabartmalı, boncuklu bir şey takarlar. İri ve uzun küpeler, camdan ve madenden müteaddit bilezikler kullanırlar. Çarşıya, umumi mahallere, işe giderken yaşmaklanırlar.” (s. 68)
Kürdistan hep ihmal edilmiştir. Kürdistan’da ne yol ne ziraat ne de sanayi vardır. Halk fakirdir, tembeldir ve kolayına geldiği için de hırsızlığa eğilimlidir. Devletin ve özelikle de adliyenin esamisi okunmaz buralarda. Hiçbir devlet memuru böyle bir mahrumiyet bölgesine düşmek istemez. “Binâenaleyh idaresizlik, haksızlık, irtikâp müthiştir.” (s.45)
“Kürtler, talim ve terbiye alsalar artık korkmazlar”
Peki, bu ahval ve şerait altında ne yapılabilir? Karabekir, 4 Haziran 1923’te Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyasetine gönderdiği yazıda, aşiretlerin tasfiyesinin ve Kürtlerin asker altına alınmasının yanlış olduğunu belirtir.
Karabekir’e göre aşiretler, düzenli bir savaşta işe yaramazlar. Savaşa katıldıklarında ise esas gayeleri talan olur. Keza aşiretlerin iç ve dış ilişkilerinin tamamının reisler üzerinden yürütülmesi, aşiret üyelerinin devletten ziyade reise bağlanması gibi bir netice de doğurur. Lakin bütün bu mahzurlarına rağmen, aşiret teşkilatının lağvından kaçınmak gerekir.
Çünkü Kürtlerin, devleti zora sokacak büyük ya da küçük kalkışmalara yeltenmeleri her zaman ihtimal dâhilindedir. Hâlihazırda hissedilmez görülen Kürtlük cereyanı, Rusların ve İngilizlerin kışkırtmalarıyla galeyana gelebilir. Her ne kadar Kürt aşiretlerinin hepsinin bir araya gelmesi zor gözükse de gelecekte bunların bir idare altına girebilecekleri göz ardı edilmemelidir. Aşiretlerin devlet tarafından kontrol edilmesi, bu tehlikenin bertaraf edilmesinde çok mühim bir işlev görebilir:
“Şimdilik aşiretleri hükümet idaresinde ve taht-ı nüfuzunda şeklen tutan aşiret teşkilatı olup bu teşkilat aşiretlerin siyasi temayüllerine kısmen mani olmaktadır. Teşkilatın birçok mahzurlarına rağmen… böyle bir faydası da mevcuttur.” (s.48)
Kürtlerin askere alınmasına da iki nedenle karşı çıkar Karabekir: Biri, Kürtlüğün kurcalandığı bir vakitte Kürtleri askere almaya kalkışmak onları devletten soğutur. İkincisi, Kürtlere zorla askerlik dayatılmaz. “Silahı ve elbiseyi alıp hemen hepsi savuşacak, zabt u rabtı bozacaklar, maddi ve manevi kıtalarımız zarara girecektir.” (s. 44) Velev ki askere gelip iyi terbiye alsalar bile, siyaseten devlete karşı olduklarında, onlara verdiği talim ve terbiye devletin aleyhine işler. Yani devlet kendi ayağına sıkmış olur.
“Çünkü herhangi bir hal karşısında Türk askerinden ve bilhassa top ve makineli, tayyare tesirlerinden korkan Kürtler, talim ve terbiye aldıktan sonra bunlardan korkmayacak ve siyasi entrikalar fiili sahaya geçerse meselenin halli kolay olmayacaktır.” (s. 44)
“Tehdit, taltiften daha faydalıdır”
Hülasa Karabekir, aşiretlerin lağvedilmesini ve Kürtlerin askere alınmasını zararlı bulur. Kürdistan’ın bir düzene kavuşturulması için kapsamlı bir ıslah programının uygulanması gerektiğini bildirir. Karabekir’in önerilerinin başında; Kürdistan’ın üçe bölünmesi, aralara güçlü Türk köylerinin yerleştirilmesi, tehlike potansiyeli taşıyanların sürgüne gönderilmesi, yol ve köprü inşaatlarına hız verilerek Kürtlerin bu işlerde çalıştırılması, “çocukların Türk mekteplerinde okutturulması ve Türkçe lisanının öğretilmesi” (s. 51) gelir.
“Aşiretlerin on yaşına kadar olan çocuklarını büyük kasabalarda okutmak, şerirleri tecziye etmek, münasip mahallere uzaklaştırmak, büyüklerinde de iş bulmak alelumum aşiret ve Kürtler hakkında tatbik edilecek en iyi usullerdendir. Büyüklere iş bulmak için bilhassa Ziraat Bankaları tesisiyle makinalı ziraata bunları ısındırmak, toprağa bağlamak ve toprağı sürdürmek, demiryolu şoseleri inşa etmek pek münasiptir. Bu suretle göçebe ve vahşetlikleri zail ve her türlü ıslahat da mümkün ve faydalı olur.” (s. 55)
Karabekir, geçici tedbirlerle Kürtleri hükümete rabt etmeye çalışmanın işi pamuk ipliğine bağlamak anlamına geldiğini ve bunun da hiçbir fayda sağlamadığını belirtir. Kürdistan için makul bir idare şekli tatbik edilmesi ve buraya durumun hassasiyetini idrak etmiş faal memurların görevlendirilmesi mecburiyetini vurgular. Kürtlerin itaatini artırmayı hedefleyen bir siyasette kullanılacak unsurlar iyi belirlenmesi gerektiğinin altını çizer:
“Ayrı bir lisan konuşan, Türk’ten gayri bir şey olduğunu zanneden bir kitleye karşı intihab edilecek şekl-i idare onların seviye-i ictimaiyeleri, kabiliyet-i şahsiyetleri ile mütenasip olmalı. Takip ve tatbik olunacak siyaseti tamamen temin etmek üzere tedricen ıslah edilmelidir. Kürtler taltif ve tehditten ayrı derecede müteessir olan bir millettir. Ancak tehdit, taltiften ziyade faydalı ve müessirdir. Bunları hükümet ısındırmak için ne kadar kazanmak lazım ise, icabında pek şedit surette tecziye edileceklerini de bilmeli ve hatta buna dair misaller gözü önünde olmalıdır.” (s. 51)
“Kürtler Hititlerden yani en eski Türklerdendir”
Karabekir, Kürdistan’ın ıslahına dair düşünceleri defaten merkeze iletir. 1922’de Bursa’da İsmet Paşa’ya “Büyük salahiyet verilirse Şark’ın ıslahını deruhte ederim” teklifini sunar. İsmet Paşa, Mustafa Kemal’in kendisine böyle bir yetki vermeye taraftar olmadığını ve bu nedenle konuyu ona açmamasının daha iyi olacağını söyler. Buna rağmen Karabekir Şubat 1922’den Ağustos 1923’e kadar tam altı kez layiha hazırlar, ikaz içeren bu layihaları merkeze gönderir. Kürdistan meselesinde üç noktaya özellikle dikkat çeker Karabekir:
Birincisi, harici unsurların Kürtlük düşüncesini öteden beri yaydıklarını söyler. Dış güçlerin, gayri-müslimlerin dışında Araplar, Arnavutlar ve Kürtler gibi İslami unsurlara da “beylik” ve “muhtariyet” gibi “zehirli haplar” yutturduğunu ve ne yazık k içerde bazı “akılsız harislerin” de bu cereyana kapıldığını belirtir.
İkincisi, Karabekir her vesile ile “Kürdistan’ın istiklali” olarak kodlanan hedefin asıl gayesinin “Büyük Ermenistan’ın teşkili” olacağını anlatır. Kürtlerin çoğunluğunun “uslu ve bize merbut” olduğunu ama onları Türklere karşı harekete geçirmek için “Ermenilerle Kürtler kardeştir, birlikte istiklallerini kurtaracaklar, Şark’ı Türk’ten alacaklar” şeklinde muazzam bir propagandanın yapıldığını ifade eder.
“Ben buna karşı Ermenilerle Kürtler arasında bir münasebet olmadığını, Kürtlerin Hititlerden yani en eski Türklerden olduğunu, Ermenilerin maksadının Kürtleri aldatarak yurtlarını işgalden sonra hepsini mahvetmek olduğunu anlattım.” (s. 10)
“Kürdistan ıslah edilmezse sonu felaket olur”
Üçüncüsü ise, Karabekir Türk ve Kürt birlikteliğinde dine çok büyük bir değer atfeder. “Kürtleri bize bağlayan yegâne rabıta, dini kuvvet idi.” Aşiret reisleri ve şeyhler bu bağlantıda hayati bir rol oynarlar. Çünkü “halk, şeyhlerin önünde diz çöküp havlayacak derecede cahil idi.” Kürtleri devlete bağlı tutmak için hak üzerindeki dini nüfuzlarından istifade edilen aşiret reislerine ve şeyhlere verilen paranın/maaşın bir ehemmiyeti yoktu Zira “harici eller bunun birkaç mislini temin edebiliyordu.” (s. 10-11)
Karabekir, kendi mıntıkasında Kürt aşiretlerini gerektiği gibi organize ettiğini ve bunun sonucunda artık Ermeni-Kürt dostluğu ve meselesinin kalmadığını belirtir. Ancak Ermenistan rüyası bitince, tekrar Kürt bağımsızlığı için ateşin harlandığına işaret eder. Ve bu noktadan sonra Ankara Hükümetinin en önemli vazifesinin “Kürtlerin ıslah ve hüsn-i idaresi” olduğunu söyler. Kendisinin bütün tavsiyelerini de tek bir cümlede özetler:
“Sulhden sonra iyi bir programla Kürtlerle meskûn mıntıkalarda esaslı ıslahata müntehi olmayacak olan icraat felaketli olacaktır.” (s.9)
Fakat Ankara, Karabekir’in uyarılarına itibar etmez; herhangi bir ıslahat programı yapamaz. 1925’te Şeyh Said Hadisesi başladığında, Karabekir bunu, görüşlerinin doğrulanması ve önceden uyardığı felaketin kopması olarak yorumlar. 1925, hem onun hem de Cumhuriyet’in tarihinde bir dönüm noktası olur.
Gelecek yazıda bu noktadan devam edelim.
* Kazım Karabekir; Kürt Meselesi, Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Faruk Özerengin, Truva Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 2020.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025