Vahap COŞKUN
İktidarın, HDP’yi yargıyı kullanarak baskı altına alma ve sistem dışına itme siyaseti son hız devam ediyor. 17 Mart, uzun süredir ısrarla sürdürülen bu siyasetin zirve noktası oldu. Aynı gün önce HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşürüldü, sonra HDP’ye parti kapatma davası açıldı.
Gergerlioğlu “terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan kesinleşen cezasının Meclis Genel Kurulu’nda okunmasıyla milletvekili sıfatını kaybetti. Bu ceza ona, bir haber sitesinde yer alan ve bugüne kadar hakkında herhangi bir cezai işlem yapılmayan bir haberin linkini paylaştığı için verildi.
Akıl alır gibi değil; çünkü haberin içeriğinde herhangi bir suç unsuru bulunmuyor. Yargı makamları da bu nedenle, haberin kendisine ilişkin kılını bile kıpırdatmadı. Fakat haber sitesi için takınılan bu doğru tavır, söz konusu bir HDP milletvekili olduğunda şaştı ve milletvekiline hukuka aykırı bir şekilde dava açıldı.
Yargılama süreci de baştan aşağı hukuksuzlukla örüldü. Yargılamanın durdurulması gerekirken oy çokluğuyla yargılamanın devamı yönünde karar alındı. Normalde beraat çıkması gereken bir davada Gergerlioğlu mahkûm ettirildi. Böylece evvela olmayan bir suç yaratıldı, akabinde buna dayanılarak Gergerlioğlu’nun vekilliği elinden alındı.
İktidarın boyasını kazımak
Hülasa Gergerlioğlu’nun başına gelenin hukukla bağlantısı yok. Karar, bütünüyle bir hukuksuzluk belgesi. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21 sayfalık onama kararının 16 sayfasında karara muhalif kalan üyenin derinlikli itirazları vardı. Ders niteliğindeki şerh, kararın hem esas hem de usul açısından ne denli gayri-hukuki olduğunu cümle âleme gösteriyordu. Muhalefet şerhinin ipliğini pazara çıkardığı kararın AYM’den döneceği de kesin.
Gergerlioğlu, insan hakları mücadelesinin içinden gelen bir hekim; mazbatasını aldığı ilk günden itibaren tek başına bir insan hakları kurumu gibi çalıştı. Sözüm ona insan haklarını korumak için oluşturulan kurumlar vatandaşların şikâyetlerine gözlerini kapatır ve taleplerini duymazdan gelirken, Gergerlioğlu her yerde hakkın peşinden koştu. İhlallerin izini sürdü. Sahibinin kimliğine bakmadan mağduriyetleri araştırdı, yapılan yanlışlıkları ve hataları ortaya çıkardı.
Özellikle kadınların çıplak aranma iddialarını gündeme taşıması kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İktidar temsilcilerinin buna mutlak bir biçimde karşı çıkmaları, bu muameleye maruz kalanların tanıklığı karşısında boşa çıktı. İktidarın asabını bozan bu gerçeğin meydana dökülmesi Gergerlioğlu’nun hayatında önemli bir kilometre taşı oldu. Zannederim, onun hakkındaki sürecin yangından mal kaçırır gibi hızla sonuçlandırılmasında, iktidarı kamuoyu nezdinde çok güç bir duruma düşüren bu olay belirleyici bir rol oynadı.
İktidarın insan hakları boyasını kazıdı Gergerlioğlu ve boyanın kapattığı kiri, pası gözler önüne serdi. Onun, demokratik ilkeler ve siyasi özgürlükler ayaklar altına alınarak cezalandırılmasının asıl nedeni de buydu. Affedilmez bir suç işledi Gergerlioğlu; iktidarın görmeyi ve görülmesini istemediği gerçek yüzüne ayna tuttu. İktidar da üstünü başını düzeltmeye mecali olmayınca kalktı aynayı kırdı. Gergerlioğlu’nu siyaseten cezalandırıp buna hukuki kılıf dikti.
Cirminden fazla yer yakan ortak
Halkın farklı kesimlerinin desteklediği muhalif bir vekil olan Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesini müteakip partisi HDP’ye de kapatma davası açıldı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin hazırladığı iddianamede, HDP’nin kapatılması istemini iki nedene dayandırdı: “HDP yöneticisi ve üyelerinin PKK terör örgütü ve bağlı örgütlerle birlikte hareket etmeleri” ve “örgütün uzantısı olarak faaliyetlerde bulunarak Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlamaları.” Şahin, ayrıca, HDP’nin 600’dan fazla üyesine de siyaset yasağı getirilmesini talep etti.
Her ne kadar kanuni bir forma sokulmaya çalışılsa da bu kapatma davasının altında siyasi bir hesabın ve isteğin yattığı izahtan varestedir. Şeklen bu dava Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılmış gözükse de aslen davayı açan MHP’nin Genel Başkanı Bahçeli’dir.
Zira iktidarın cirminden daha fazla yer yakan küçük ortağı bu yılın başından beri her grup toplantısında HDP’nin kapatılması yönünde çağrıda bulundu. Sürekli el yükseltti ve 2 Mart’ta “HDP’nin kapatılması acildir, hayatidir, şarttır” ifadelerini içeren talimat niteliğinde bir konuşma yaptı.
AK Parti, başlangıçta kapatmaya mesafeli bir tutum takındı. En yetkili ağızlarından, partilerin kapısına kilit vurmanın Türkiye demokrasisine bir katkı sunmadığına ve partinin tüzel kişiliği yerine şahıslara müeyyide uygulamanın daha yerinde olacağına dair açıklamalar geldi. Ancak Bahçeli vitesi artırdıkça AK Parti’de karşıt sesler kesildi, bunun yerine HDP’nin kapatılmasını savunan isimler öne çıkmaya başladı. Gerekli mesajı alan yargı da HDP’yi kapatmak için düğmeye bastı.
Bahçeli’nin bastırması neticesinde açılan bir dava var ortada. Bahçeli bahsetmeyinceye kadar muhtemelen yargının aklının köşesinden böyle bir dava geçmiyordu. Ama ne zaman ki Bahçeli ısrarla üzerinde durdu, yargı da konuyu gündemine aldı, alelacele bir iddianame hazırladı ve davayı AYM’nin önüne götürdü.
Yani kapatma davası, hukukun emri değil, siyasi hesapların ve Bahçeli’nin talebinin ürünü.
Parti kapatılabilir ama seçmen kapatılamaz
Başsavcı’nın iddianamesi kabul edilirse AYM, HDP’den savunma ister. Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapan AYM, 15 üyeden oluşur. AYM, bir partinin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına üçte iki çoğunlukla karar verebilir. (m. 149) Hukuki süreç, her halükârda belli bir zaman alır. Nitekim hâlihazırda AYM’nin önünde dört parti ile ilgili (Türkiye Kürdistan Partisi, Kürdistan Sosyalist Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi ve Kürdistan Komünist Partisi) kapatma davaları var ve bu davalar iki yıldan fazla bir süredir karara bağlanmayı bekliyor. Keza yargılamanın bir aşmasında HDP kendini feshetme yoluna da gidebilir. Bu durumda dava düşer.
Türkiye bir siyasi partiler mezarlığı. HDP de parti kapatmalara yabancı değil. HEP, ÖZEP, ÖZDEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTP, BDP, HDP ve DBP gibi bu siyasi gelenek içinde yer alan partiler ya Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldılar ya da haklarında dava açıldığından kendilerini feshetme yoluna gittiler. İbretlik bu kara tablo, iki mühim hususa işaret ediyor:
Birincisi, hemen her partisi bir şekilde oyun dışına itilmesine rağmen, bu gelenek demokratik siyasi sahayı kullanma iradesinden geri adım atmıyor. Müesses nizam her seferinde bir kulp takarak partilerini tasfiye etmeye yelteniyor ama bu gelenek kendine siyasette yer ve alan açma noktasında ısrarlı davranıyor, direnç gösteriyor. İktidarlar kıymetini bilmese de siyasette var olma kararlığı çok değerlidir.
İkincisi, sürekli budanmasına karşın bu geleneğin tabanını genişletmesidir. 1990’larda yüzde 4’lerde başlayan yolculuk bugünlerde yüzde 10-12 bandında seyrediyor. Olası bir kapatmanın bu gidişatı değiştirmesi güç; çünkü bir partinin kapısı hukuken örtülebilir ama kitlesi ortadan kaldırılmaz. Seçmenin oy vermesi engellenemez. Parti kapandı diye fikriyatı anında buharlaşmaz. Destekçilerinin ona bağlanmalarını sağlayan dinamikler, bir hukuki kararla, ters yüz edilmez.
Demokles’in kılıcı
Ezcümle kapatma davası, HDP’ye ya da onun devamı olacak bir partiye siyaseten bir kayıp yaşatmaz. Ama HDP oylarında gözü olan, koltukta kalmak için bu partiyi devre dışına çıkarmak ve muhalefette ikilik yaratmak için hukuku dolanmaktan imtina etmeyen iktidara iki taraflı kaybettirir:
Bir taraftan açık bir haksızlığın kurbanı olma ve mağduriyet duygusu, HDP seçmeninin partisine daha fazla sarılmasını sağlar. Diğer taraftan ise Kürt seçmenler ile iktidar arasında zaten var olan makas bir daha kapanmayacak derecede açılabilir.
Parti kapatma mevzusunun, iktidarın insan hakları, ekonomik reform ve yeni anayasa gibi plan ve projelerini daha baştan ölü doğdurduğunu da eklemek gerekir. Yargıdaki gücüne ve yasamadaki çoğunluğuna dayanarak muhalefetin başında türlü tehditleri Demokles’in kılıcı gibi tutan bir iktidarın hak ve özgürlükleri tahkim edeceğine inanacak çok az kişi çıkar.
Kayyumlarla yerelde; dokunulmazlıkların kaldırılması, vekilliklerin düşürülmesi ve parti kapatmayla genelde millet iradesine gem vurmanın siyaseten izah edilebilir bir yönü olamaz. Vatandaşları en temel siyasi haklarından olan temsil haklarından mahrum kılmak, demokrasinin altını oyar. Siyasal çoğulculuğunun önüne set çekmek, şiddet taraftarlarının ekmeğine yağ sürer. Kaybeden bütün ülke olur.
Parti kapatmanın bir derde derman olduğu görülmemiştir. Bunca tecrübeden sonra memleketin sürekli kendine ağır maliyetler çıkaran aynı yere dönüp durması yazık! Çözüm üretmediği, bilakis yaraları derinleştirdiği sabit olan metotlarda ısrar etmek ise, bir siyasi akıl göstergesi değildir.
Perspektif, 18.03.2021
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları










































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025