Yıldıray OĞUR
Öcalan’ın çağrısı ve PKK’nın kongre toplayıp kendisini fesh edip silah bırakma kararı vermesine inanmayan çok.
Her gün yeni bir delil göstererek bunun taktik, oyun olduğu iddia ediliyor, devletin kandırıldığı, harf değişikliğiyle örgütün silahlı mücadeleye devam edeceği söyleniyor.
PJAK’ın adı bile yanlış yazılan eşbaşkanının evinden İsveç merkezli Aryen adlı bir Kürt televizyonuna Skype’la bağlanarak yaptığı “PKK silah bırakıyor, biz bırakmıyoruz” açıklaması üzerine yazılıp çizilenler son örnekti.
PJAK’ın 2012’de İran’a karşı savaşını durdurduğu, İran sınırındaki Kandil dağlarının çevresinin İran karakollarıyla dolu olduğu, PJAK’ın kaç militanının kaldığının bile bilinmediği ve en önemlisi PJAK’ın eşbaşkanının kütüphanesi önünden yaptığı açıklamanın PKK’nın ajans ve gazetelerinde haber olmadığıyla kimse pek ilgilenmedi.
Şüpheciliğin bir zararı yok ama çözüm sürecinde somut olanlarla değil de “ayı çıkabilir, taş düşebilir” kabilinden olanlarla ilgilenmek tedbirlilik değil, daha çok önyargı, vehim ve bazıları içinse temenniye benziyor.
Halbuki PKK’nın silah bırakma kararının samimi olduğunu görmek için fazla iyiniyetli olmaya gerek yok.
Mesela PKK kongresinde yapılan konuşmalara, ardından verilen röportajlara bakmak yeterli…
Bu konuşma ve röportajlarda Karayılan, Kalkan, Bayık gibi isimler silahlara veda ve fesih kararını militanlarına ve sempatizanlarına gayet açıklıkla hatta bazen hüzünlenerek anlatıyorlar.
Örgütün bu fesih kararından en fazla rahatsızlık duyması beklenen isimlerinden Bese Hozat bile “Öcalan’ın bir Türkiye yurtseveri olduğunu Türkiye’nin yanında olmayı tercih ettiğini” anlattı son röportajında.
Ama bu kararın taktik değil, elle tutulur bir gerçek olduğunun en somut delili
MLKP’nin bu kararı eleştiren açıklaması oldu.
MLKP kim mi?
Türk solunun hala silahlı olan örgütlerinden biri.
Kökenleri 70’ler sol hareketleri içinde Kürt meselesine karşı en duyarlı isim olan İbrahim Kaypakkaya liderliğindeki Maocu TKP-ML’ye dayanan bir örgüt.
Sonrası ayrı bir uzmanlık gerektiren, harflerin türlü kombinasyonlarının kullanıldığı Türk solu fraksiyonlarının bir resmi geçidi…
“TKP-ML’nin Çinci Macouluğunu ve yöntemlerini eleştirip, Enver Hocacı bir fraksiyonla ondan ayrılan Robert Kolejli, Maraşlı Ermeni devrimci lider Garbis Altınoğlu’nun liderliğinde kurulan TKP-ML Hareketi ile TKİH’in (THKP-C/ML yani Devrimci Halkın Yolu’dan arta kalanlar) ile birleşerek 1994’de MLKP (Marksist-Leninist Komünist Parti) adını” almışlar.
Sonra Garbis Altınoğlu da MLKP’ye kızıp ayrılmış, Geriye Gazi, Okmeydanı, Tunceli’de arada bir görünen ve 1 Mayıslarda ortaya çıkan, lider kadrosu hapishanede ve Avrupa’da olan silahlı bir butik örgüt kalmış.
Türkiye’de uzun yıllardır adları duyulmuyor ama esas silahlı militanlarının olduğu yer Rojava.
PKK, silahlı Türk sol örgütlerini 2014’den itibaren “Rojava Devrimi” için savaşa çağırdı, Türkiye’de faaliyet gösteremeyen bu örgütler de Suriye’deki Enternasyonlist Tabur’a militanlarını gönderdiler. Böylece PKK ile müttefik oldular.
2016’da PKK, bu silahlı Türk sol örgütlerini biraraya getirilip “Halkların Birleşik Devrim Hareketi” ni (HBDH) kurdu.
Kuruluş töreni videosunda PKK’nın sol teorisyenlerinden Duran Kalkan, coşkuyla ayağa kalkıp dakikalarca bu ittifakı alkışlamıştı.
Aslında ittifakın geçmişi 2016’dan öncesinde, Suriye’de YPG’nin kuruluşuna kadar dayanıyor.
Hatta bu silahlı ittifakla paralel olarak Türkiye’de siyasi bir ittifak da kuruldu.
HDP, Suriye’deki ‘dayanışma’larına bir teşekkür olarak bu silahlı sol örgütlerin legal partileriyle ittifak kurdu ve bu partilere parti yönetiminde yer verdi, üye sayılarının toplamı orta büyüklükteki bir Kürt ailesinden fazla olmayan bu sol partilerden isimler de 2015’den beri HDP listelerinden Meclis’e giriyorlar.
Hatta bir eşbaşkan bu bileşen sol partilerden birinden seçiliyor.
Şimdiki eş başkan Tülay Hatimoğulları, resmi olarak 95 üyesi olan SYKP adlı DEM Parti bileşeni küçük bir sol partiden geliyor.
HDP’nin son eşbaşkan Figen Yüksekdağ ise ESP adına oradaydı.
ESP yani Ezilenlerin Sosyalist Partisi, 2010 yılında aynı adlı bir oluşumdan partileşmişti.
Herkesin bildiği sır; bu parti de MLKP’nin siyasi ve legal partisiydi. Hala ESP’den iki isim DEM’den milletvekili.
Yani MLKP deyip geçmemek gerek.
Karşımızda 10 yıldır Rojava’da PKK’nın müttefiki olan, legal partisi HDP’de eşbaşkanlık seviyelerinde temsil edilen bir hareket var.
Diğer sol gruplar tarafından da PKK’ya fazla angaje oldukları için eleştirilen bu örgütün PKK’yı silah bıraktığı için eleştirmesi ciddi bir mesele.
Üstelik MLKP’nin nerede oldukları bilinmeyen yönetim kurulu imzalı bildirisinde, sol jargonda ağır küfür hükmünde olan “reformist, tasfiyecilik” gibi suçlamalar yöneltilmiş PKK’ya:
“Anadilde eğitim, ulusal özerklik gibi temel ulusal demokratik hakları; savaş esirlerinin koşulsuz serbest bırakılması; önşart olmaksızın tüm gerilla gücünün ve politik sürgünlerin Kuzey Kürdistan’a dönüşü gibi temel hakları kapsamayan yazısız bir anlaşmayla silahlı mücadeleye ve özgür örgütlenmeye son verilmesi; silahların şu veya bu muhataba resmen teslimi adil ve demokratik olmayan bir barışın kabulüdür”
“Bu, faşist sömürgeci düşmanın teslimiyet ruh hali ve pratiği örgütlemeye dönük politikasına alan açmaktır”
“Yeni stratejik hat tasfiyeci ve reformisttir”
‘Reel sosyalist etki’, ‘inkarın Özal döneminden itibaren çözüldüğü’, örgütsel-ideolojik ‘anlamsızlık ve kendini tekrar’ gibi tezler reformist yeni strateji ve çizginin teorize edilmesinin ifadesidir”
“Ekim devriminin eseri olan ulusların tam hak eşitliği temelindeki Sovyet Cumhuriyetler Birliği kazanımının inkar ve reddine dayalı reformist bir nitelik taşımaktadır”
“Ezilenler; namluların, tankların, topların karşısında çıplak yumruklarıyla dövüşmeye mahkum edildikçe devrim imkansızdır”
“Kürdistan ve Türkiye işçi sınıfını, emekçileri, kadınları, gençleri, fakirleri, ezilenleri yasal-yasadışı, barışçı-kitle şiddetine dayalı, silahlı-silahsız tüm araç ve biçimlerle yürütülen mücadeleye omuz vermeye; bu doğrultuda birleşmeye, örgütlenmeye, savaşmaya çağırıyoruz.”
Buradaki eleştirilerin bir kısmı PKK’ya bir kısmı direkt Öcalan’ın çağrısına…
Sovyet övgüsüne kadar gittiklerine bakılırsa özellikle Öcalan’ın çağrı metnindeki reel-sosyalizme şu eleştirilerine alınmış gözüküyorlar:
“Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.”
PKK’nın kongre sonuç bildirisinde de Türkiye’de ulusalcılar ve milliyetçilerin Lozan ve 1924 anayasasına takıldığı paragrafta MLKP de reel sosyalizm eleştirilerine ve Özal övgülerine takılmış anlaşılan. Onu da hatırlayalım:
“Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı. Doğuşunda reel sosyalizmin etkilerini yaşadı ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesini benimseyerek, silahlı mücadele stratejisi temelinde meşru, haklı bir mücadele yürüttü. …Diriliş devrimimizin halkımız açısından büyük gelişmelere yol açtığı 1990’lı yılların koşullarında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Kürt sorununu siyaset yoluyla çözme arayışı gelişti.”
Türkiye’de birileri bu çağrıyı ve metni hala bölücülük gibi görse de demek ki müttefik sol örgütler öyle görmemiş.
Peki, PKK müttefik bu silahlı Türk örgütünün kavgada söylenmeyecek eleştirilerine karşı ne dedi?
Cevap Türk soluyla ilişkilerden sorumlu PKK yöneticisi Duran Kalkan’dan geldi.
Kalkan, PKK’nın ayakları en yerden kesilmiş, en ütopik sol kanadından.
Devrimci Halk Savaşı gibi büyük felaketlerle sonuçlanmış hendek olaylarının hararetli savunucusuydu.
Ama MLKP’ye karşı PKK’nın silah bırakma kararını sert sözlerle savunmuş:
“Şimdi bu kadar savaşıldıktan sonra niye savaşı bırakıyor diyorlar? Peki, bu halk hep savaşacak mı? Kürtlerin ömrü hep savaşla mı geçecek? Bazıları çok akıllı.
“Bu kadar savaş istiyorlarsa kendileri savaşsınlar. O kadar savaş aşığıysalar durmasınlar, savaşsınlar, ellerinden alan mı var?”
“Şimdi bazıları kalkmış PKK’ye savaşı anlatmaya, savaş dersi vermeye çalışıyor. Gerilla dersi vermek istiyorlar, savaşmanın ne kadar önemli, anlamlı olduğundan söz ediyorlar. Bu PKK 48 yıl silahlı mücadele yürütmüş, 41 yıldır kesintisiz gerilla savaşı yürütüyor. Herkes biraz da kendi gerçeğine bakarak bu sözleri söylemeli.”
“Şimdi bu silahlı direnişi sona erdirmek isteyince devrimcilikten uzaklaştı diyorlar. Bir mücadele yönteminin devrimci olup olmadığını şiddet düzeyi belirlemez. ‘Silahlı şiddet içeren yöntem devrimcidir, silahlı şiddet içermeyen devrimci değildir, reformizmdir’ diyenler yanılıyorlar.”
Aslında PKK, kendi kongre kararını herkese karşı savunuyor.
Ama bu karara en çok karşı çıkması, bundan rahatsız olması beklenen Duran Kalkan’ın bu açıklaması PKK’nın fesih ve silah bırakma kararının ideolojik bir tercih olduğunu gösteriyor.
“Şimdi biz ne yapacağız” hayalkırılığı içindeki MLKP’nin 70’lerden kalma argümanlarla PKK’yı silah bıraktığı için eleştirmesi de PKK’nın sahiden silah bıraktığının en somut delili.
PKK ve DEM’in müttefik sol partilerinin de bu fesih ve silah bırakma kararından pek memnun olmadığını tahmin etmek zor değil.
Çoğunun silahlı tek faaliyet alanı Suriye kalmıştı. Orada da artık “yabancı teröristler” statüsünde istenmeyen adam olmaya doğru gidiyorlar.
Kürt siyaseti radikal ve silahlı olduğunda siyaseten onların müttefikliği değerliydi, birkaç yüz kişilik partiler bu sayede Meclis’e vekil soktu.
Ama sivilleşen, ılımlılaşan, Türkiyeleşen ve Kürtleşen bir Kürt siyasetinde onların müttefikliğinin bir anlamı kalmayacak.
En son İstanbul Belediyesi seçimlerinde bile bileşen sol partiler DEM adayı yerine, AKP’ye kaybettirmek için İmamoğlu’na destek çağrısı yapmışlardı.
O sol çevrelerin gazetelerinde, sitelerinde yazılıp çizilenlere biraz bakanlar “AKP’ye güven mi olur”, “Öcalan ne kadar özgür”, “bu şartlarda hiçbirşey almadan silah bırakma kararı ne kadar rasyonel” diye uzayan kibar eleştirileri, şüpheleri görebilirler.
Birgün, Fox, Halk TV, TELE 1 gibi mecralardaki solcular ise DEM Parti’ye bu iktidarla çözüm süreci yürüttüğü için sitemlerini artık saklamıyorlar. Öcalan’a ise teröristbaşı demelerine bir adım var.
Özellikle Türk solu açısından Kürt dostluğu ile AKP karşıtlığı arasında bir tercih yapmak gerektiğinde, genetik laik hassasiyetler baskın gelecektir.
PKK silah bırakmıyor, KCK olarak, PJAK, YPG olarak yoluna devam edecek korosu eğer gerçekten olan biteni anlamaya çalışıyorsa, buyurun karşınızda tüm bu tartışmalar PKK’nın silah bırakma kararının somut bir sağlaması olarak duruyor.
Ama galiba onlar da PKK’nın silah bırakmasına fikren, ideolojik olarak, siyaseten hazır değiller. Eski dünyaya göre hizalanmışlar, formatlanmışlar o yüzden vehimlerin peşinden gitmeyi, bırakmazsa kartına yatırım yapmayı tercih ediyorlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026