Mücahit BİLİCİ
Baştan söyleyeyim: bu bir kişisel hasbihal. Biraz da uzunca. Filistin konusunun benim açımdan anlamına dairdir.
Bilenler bilir, Filistin meselesi benim için merkezi bir konu olmadı hiç bir zaman. Çünkü Müslümanların gündemini hakettiğinden daha fazla işgal eden, Müslüman devlet yöneticilerinin şahsi ve ülkesel çıkarları için suistimal ettiği bir konu idi. Filistinlilerin mazlumiyetinden bağımsız olarak ajitasyona konu olan, dini duyarlılığı siyasi bir krediye dönüştürüp harcıyan ziyadesiyle “dünyevi” bir konu idi. Filistin konusundaki popüler İslamcı heyecana mesafeli durmamın arkasında şu vardı: Çoğu İslamcı ve/ya milliyetçi Müslüman gibi İslam’ı Müslümanların malı olarak görmüyordum ve Müslüman menfaatini din belleyen bir tarafgirlik sarhoşluğuna katılmayı hep redettim. “Din adına siyaset”in veya “din üzerinden siyaset”in dini bir dünyevi alet seviyesine düşürmesini “inanmaya değer bir din”e yakıştıramadığım için siyasi İslamcılığın bu tür galeyanlarını İslamiyet adına üzülerek izledim.
Yazılarımı takip edenler hatırlayacaktır: İslamcılığı, meşru ve modern bir dünyevi ideoloji olarak tanımlıyorum. Çünkü İslamcılık bir Müslüman milliyetçiliğidir. Müslümanların menfaatini savunmayı ve onurlarını korumayı önemseyen bir uyanış cereyanıdır. Geçmişte epeyce sert eleştirdim, İslama zarar veriyor diye. Bugün bu dünyevi ideolojinin Müslümanların çıkarını savunan bir hareket olarak meşru ve bazan gerekli olabileceğini teslim etmekle birlikte bir din ikamesi olarak görülmesini veya dinin gereği sayılmasını bir sapma olarak görüyorum.
Filistin davası benim için bir din davası değildir, olmadı hiç. Filistin davası bir işgal ve zulme karşı bir halkın meşru mücadele davasıdır. Ve bu özelliği ile her Müslüman ve vicdanlı insan için bir meşru davadır. Türkiye toplumundaki Türkler ve Kürtler için mazi ve akrabalık hukukları bunu herhangi bir milli kurtuluş davası olmaktan daha değerli kılar ve kılmalıdır. Ancak İslamcılığın Kudüs romantizmini dini bir hassasiyet olarak görmüyorum, Filistin davasının meşruiyet ve hakkaniyeti için bu tür bir dinselleştirmeye ihtiyaç olduğunu da düşünmüyorum. Böyle meşru siyasi davalarda yapılabilecek hataların İslam’a sayılmaması için bu ayırımın silinmemesi gerektiğine inanıyorum. Muktedirken veya mağdurken dinin kavgaya alet edilmemesini istemek bir dini hassasiyettir. Gaddar bir işgalci karşısında mücadele eden biçare Filistin halkının bu tür kaygılar taşımaması normaldir ve bahsimizden hariçtir.
İsrail’in Filistinlileri kriminalize etme ihtiyaç ve arzusu, önce bütün Arapları ve sonra bütün Müslümanları kriminalize etme ihtiyacını doğuruyor. İsrail’in hakim ideolojisi olan Siyonizm bir Yahudi milliyetçiliğidir. Yani Siyonizm de İslamcılık gibi dünyevi ve modern bir ideolojidir. Ve tüm milliyetçilikler gibi bencil ve insafsızdır. İsrail’in mütehakkim ve işgalci pozisyonunu meşrulaştırması için Filistinlilerin direnişini teröristlik kafesine alması gerekiyor. İsrail’in Filistin’deki şiddetine karşı ortaya çıkan veya ona referansla kendini meşrulaştıran şiddet biçimlerinin terörizm olarak çerçevelenmesi de Filistin üzerinden Müslümanların tüm dünyada terörizmle ilişkilendirilmesini gerektirdi. Bu kah Oryantalizm kah İslamofobi biçimlerini alabiliyor. İsrail’in propaganda makinesi bu yüzden Filistin’deki konumunun meşruiyetini koruyabilmek için neredeyse her Müslümanı terörizmden yana şüpheli statüsüne sokmak istiyor. Müslüman olmayanları da antisemitlik ithamı ile derdest etmek istiyor. İsrail eleştirisinin antisemitism olarak kodlanması ve insanların tepesine bindirilmesi bundan.
Bu realitenin iki veçhesi var. Birincisi bu yapılan şeyin haksızlığını görmek ve buna Müslümanların haklı olarak tepki göstermesidir. Bu herkesin göreceği bariz bir şey. Ancak asıl önemli olan bunun ikinci veçhesi. Bütün bir dünya Müslümanlarının Filistin üzerinden gayrimeşru hale düşürülmeleri ve dünyanın her tarafında İsrail taraftarı lobi ve propaganda aygıtlarının Müslümanların aleyhine mobilize edilmesi sorunu.
Bu ikinci konu beni düşündürmüştür. Varsa eğer bütün bir İslam aleminin Filistin davası yüzünden bu denli meşruiyet saldırısına maruz kalması ve mesela Avrupa ve Amerika’daki Müslümanların kaderinin Filistin’in kaderine bağlanması ne kadar akıl karıdır? İslamiyet’in pratik aklı ve Müslümanların maslahatı açısından bu tür bir bedel ödemek doğru mudur? Bu soru her Müslümanın sorabileceği ve hatta sorması gereken meşru bir sorudur. Madem İsrail’in zulmünü izale edemiyorsunuz, o zaman bu kanayan yaranın bütün bedeni kangren etmesine veya sürekli kanamaya maruz bırakmasına izin vermemek nasıl mümkün olabilir diye düşünmek gerekmez mi? Bu meselenin Müslümanların dikkat, enerji ve meşruiyetini kurutmasını önlemek ve Müslümanları güce tapan bir insafsızlığın saldırılarına hedef kılmamak için ne tür bir çözüm mümkündür?
Yirmi küsur senedir Amerika’da yaşıyorum. Ana akademik araştırma konum Amerika’daki Müslümanların bir azınlık olarak yurttaşlık ilişkileri ve tavattun süreçleridir. Amerika ve Avrupa’daki Müslüman nüfusların kaderinin, ikbalinin, beşerî kaynaklarının, insan psikolojisinin Filistin meselesinin merkezi mesele yapılmasıyla heder edildiğini düşünegeldim ve Amerika’da yaşayan bir Müslüman olarak halen buna inanıyorum. Müslümanların maslahatı ve insanlığın selameti açısından bu meselenin çözülmesi gerekiyor. Ta ki o kangren üzerinden bütün bir Müslüman varlık zarardide olmasın.
Adaletin çözemediği bu zulmü belki sulh önceliği ve İslam’ın şefkat kabiliyeti çözebilir(di). Yani mazereti ne olursa olsun vicdansız ve insafsız bir saldırganlığı dindirmek için Filistin halkının rızasını tahsil ettikten sonra “sadaka” kabilinden kısmen toprak bağışlamak gibi bir ahlaki üstünlük hamlesi. Karşılığında bir tasalluttan kurtulunabilirdi. Şüphesiz bu ancak dini hassasiyetin üretebileceği bir çözüm şekli idi ve Müslüman devletlerin hiç de böyle bir hassasiyet ile hareket etmeyeceğini hesaba katmıyor bu yaklaşım. Ve bu haliyle nahif bir idealizmden hareketle konuşuyor. Dine dair hüsnuzanlarımızın çoğunun gerçek hayatta karşılıksız kalması gibi bu da safça bir çözüm fikri olarak görülebilir. Ancak Müslümanların umumen selameti açısından dinin içinden düşündüğüm bir çözüm bu. Bir mu’min ve Müslüman olarak bu musibetin bitmesi, başta Filistinliler olmak üzere, insanlığın selameti açısından Siyonist saldırganlığın propaganda bahanelerini elinden almak gerekiyor.
Yukarıda düşünegeldiğim çözüm İslam’ın içinden bir fedakarlığı gerektiren bir çözüm. Konuya bir Müslüman değil de sade bir insan olarak yaklaştığımda ise kalbim ve vicdanım buna itiraz ediyor. İşgale direniş hakkı, zulme itiraz sorumluluğu bir insanlık görevidir. Üstelik İsrail’in gaddarlığına karşı başka türlü düşünmek saflık olur. Garip bir şekilde (aslında değil), insaniyetimin infial hissine karşılık İslamiyetim affedebilmeyi ve sulhu önceliyor. Çünkü İslam bir savaşçının hayranlık uyandıran cesareti kadar, savaş esirine de insanca davranan o “rahm” duygusunda yatıyor. Çünkü bu, düşmanını bile düşmanlıktan kurtaran bir kahramanlıktır.
Benim açımdan Filistin davası İslami bir dava olmaktan ziyade insani ve meşru bir dünyevi hak davasıdır. Dolaylı olarak İslamidir ama doğrudan bir din kavgası değildir. Propaganda makinasının bunu bir din savaşı ve hatta ezeli bir kavga gibi sunduğu malumdur. Çoğu Müslümanın da Filistin’in haklı davasını dini bir dava gibi gördüğünü biliyorum. Ancak bunun doğru olmadığını söyleyebilirim. Karşı tarafın saldırganlığını dini sebeplere dayandırması bu gerçeği değiştirmez. Uygurların hürriyet ve eşitlik davası ne kadar İslam davası ise Filistin de o kadar dini bir davadır. Kürtlerin hürriyet ve eşitlik davası ne kadar İslam davası ise Filistin de o kadar dini bir davadır. Ama her hak ve adalet davası direkt veya dolaylı olarak Müslümanların davasıdır, öyle olmalıdır. Filistinlilerin haklılığının Mescid-i Aksa’ya ve hatta Müslüman olmalarına ihtiyacı yoktur. Ki zaten bir kısım Filistinli Hıristiyan olup aynı kaderi paylaşıyor. Bir zulüm var. Müslümana isabet etmiş bir zulüm. Bunun kaldırılması insani ve İslami bir ödevdir.
Bu yüzden ben Yahudi-üstünlükçülüğünü reddediyorum. Yahudilerin bulundukları devletin sahibi olma haklarını savunuyor, bu devletin Filistin topraklarında sadece bir Yahudi devleti olmasını ise ırkçı buluyorum. Türkiye’de Kürtler ve Türkler için ne istiyorsam, Filistin ve İsrail’de Filistinliler ve Yahudiler için aynı şeyi istiyorum. Herkesin devletin sahibi olabildiği bir egemenlik ortaklığı ve insani eşitliği ideal olarak görüyorum. Tek-devlette yurttaşlık ve egemenlikte eşitliğin mümkün olmadığı yerde ikinci çözüm şu olur: işgali bitiren bir iki-devletli çözüm. Ancak bu son çatışmanın herkesin gözüne soktuğu bazı gerçekler var: İsrail’in aslında iki devlet gibi bir derdinin olmadığı. Zamana yayılmış bir etnik temizlik ve askeri üstünlüğe yaslanan bir etnik-dinsel üstünlükçülük söz konusu.
Daha önce de yazmıştım: Siyonizm’de bile bir dane-i hakikat var. O da Yahudilerin azınlık ve devletsiz kalmalarının onlar için soykırıma yol açan bir durum olduğu duygusu. Bu duygu gerçek bir duygu ve Müslümanlar bunu takdir etmekten biraz uzaklar. Yahudilerin de Filistin/İsrail dahil dünyanın her yerinde onurlu bir şekilde yaşamaya hakları var. Eğer İsrail orantısız güç putuna tapıyor olmasaydı, mağdur olduğu Hamas hamlesinden sonra saldırganlık yerine çözüm ve barış çağrısı yapsaydı belki bugün her şey başka bir çizgide olabilirdi. Ancak ne çoğu Müslüman devletin ne de İsrail’in barış gibi bir derdi var. İsrail’de Siyonizm’in sömürdüğü o devletsizlik endişesi duygusunun üstüne bina edilen çılgınca bir gaflet ve ırkçı bir kibir var. İsrail’i yöneten siyonist ideoloji bu mazeretle hareket edip kendinden başka hiç kimseyi insan yerine koymayan bir barbarlığı işlemekte bir sakınca görmüyor. Ve bunu kendi kendini koruma adı altında meşrulaştırıyor. Antisemitizm yaftası tüm dünyada, özellikle de Batı toplumlarında, İsrail’e yönelik haklı eleştirileri susturmak ve insanları terörize etmek için insafsızca kullanılıyor. Bunun yolaçtığı ilginç bir durum var: Dikkat edin Filistin konusundaki gerçekleri antisemitizmle suçlanmadan duymak ve dile getirmek isteyen Batıdaki tüm özgürlükçü insanlar ve Müslümanlar orantısız bir şekilde hakperest Yahudi entellektüellerin yazı, kitap ve konuşmalarını paylaşıyorlar. Çünkü konuşma özgürlüğü tehdit altında.
Erdoğan’ın Holokost suçunun tarihsel ağırlığı altında irrasyonel ve infantal bir ezikliğe sürüklenen Almanların cumhurbaşkanıyla görüşmesinde söylediği gibi Müslümanların Yahudilere ve Avrupalılara Holokost’tan doğan bir borcu yok. Müslümanlar arasında son dönemde ortaya çıkmış antisemitizmin de bir numaralı sorumlusu Holokost’un mirasını Filistin’de etnik temizlik yapmak için araçsallaştıranlardır. Antisemitizmi bir ‘recruitment’ tekniği olarak teşvik eden ve Filistinlilere insandan aşağı bir muameleyi reva görenlerin ırkçılıktan yana şikayette bulunmaları bir ikiyüzlülüktür.
Hasıl-ı kelam, Gazze’de yaşananlar benim nispeten uzak durduğum Filistin meselesinde beni (başka insanlar gibi) yüzleşmeye zorladı. İtiraf etmem gerekirse, Gazze denilen ve iki milyondan fazla insanın hapsedildiği bir toplama kampının gerçek mahiyetini görmek zorunda kaldım. İçim acıdı. Müslümanlığım beni teskin etse de insanlığım bu zulme isyan ediyor. Güce tapan bir barbarlık makinasının insanlık adına durdurulup barışa ve adaletli bir çözüme zorlanması bütün insanlığın görevidir. İnsanların vicdan ve hakkaniyet duygusu son tahlilde gücü ve güç tapıncını yenecektir. Tüm dünyadaki Yahudileri koruma ve kurtarma iddiasındaki bir savaş makinesinin tehdiş yoluyla her yerde antisemitism tohumları ekerek tüm dünyada Yahudiler için bir kara deliğe dönüşmesini önlemek için hakka, adalete, iyiliğe inanan tüm insanların ellerinden geleni yapması gerekiyor. Bugün hem Müslümanların hem de Yahudilerin selameti için gerekli bir uyanışın yankılarını görüyoruz. Bunun belki de ilk adımı “cesaret”tir. Hakkı söyleme cesareti. Güç’ten korkmama cesareti. Firavun karşısında Musa olabilme cesareti. Çünkü insaniyetimiz orda yatıyor. Kekeme de olsak, konuşabilmekte.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları




































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
20.01.2026
23.12.2025
7.12.2025
13.11.2025
12.11.2025
31.10.2025
20.10.2025
6.10.2025
28.09.2025