Alper GÖRMÜŞ
2003-2004’teki darbe girişimleri döneminde Genelkurmay Başkanı olan Hilmi Özkök ile aynı dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı olan Aytaç Yalman arasında Hürriyet’in sürmanşetleri üzerinden yürüyen söz düellosu çok önemli... Çünkü bu düello, Hilmi Özkök’ün döneme ilişkin tanıklığından tedirgin olan eski “silah arkadaşları”nın, ona karşı kullanmak üzere eteklerinde hangi taşları hazır tuttukları konusunda önemli ipuçları içeriyor.
Özkök’ün, 3 Aralık 2003 tarihli toplantıda “muhtıra”yı Aytaç Yalman’ın telaffuz ettiğini açıklamasının ardından 4 ağustosta Yalman Hürriyet’ten Tufan Türenç’e bir demeç verdi ve Özkök’ün söylediklerini cevapladı.
Yalman, toplantıda “muhtıra” sözcüğünü telaffuz ettiğini hatırlamadığını söyledi.
Bundan bir gün sonra (5 ağustos) bu defa Hilmi Özkök, yine Hürriyet’in sürmanşetinde Metehan Demir’in konuğuydu. Özkök, “Bazı şeyler unutulmaz” diyordu Yalman’a cevabında:
“Öyle şeyler vardır ki, insan unutamaz ve hatırlamak zorundadır. Mesela ben bunları gayet net hatırlıyorum. Zaten emin olmasam bunları söylemezdim.”
Yalman, 14 ocaktaki muhtıra-brifingi işaret ediyor
Tekrar Yalman’a ve Hürriyet’in 4 ağustos tarihli haberine dönelim...
Hürriyet’in haber için seçtiği sürmanşet cümlesi önemli: “Rahatsızlığı Başbakan’a ilettik...”
Önemli, çünkü ortada bütün hararetiyle “Yalman ‘muhtıra’ sözcüğünü telaffuz etti mi, etmedi mi” tartışması varken, haberin başlığı “muhtıra tartışması”ndan değil de Yalman’ın dikkat çektiği 14 Ocak 2004 toplantısından çıkarılmıştı. Gazetenin bu tercihinde Yalman’ın imalarının ya da vurgularının (da) rol oynadığını sanırım düşünebiliriz.
Böylece Yalman “savunma”dan çıkıp “hücum”a geçmiş oluyordu.
Neden böyle düşündüğümü arz edeceğim, fakat ondan önce Yalman’ın sözlerine odaklanalım:
“Toplantıda kıdem sırasına göre en son ben konuştum. (...) Daha sonra hatırladığım kadarıyla burada ifade edilen hususların yetkili makamlara aktarılmasının uygun olacağını belirterek görüşümü ifade ettim. Nitekim sözkonusu toplantıdan Sonra Genelkurmay Karargâhı’nda konu ile ilgili hazırlık yapıldı. Yanılmıyorsam 19 ocak tarihinde Başbakan, Milli Savunma Bakanı ve Kuvvet Komutanları’nın katıldığı bu toplantıda 3 Aralık 2003 günü ifade edilen hususlar istikametinde bir brifing verildi. Bu brifing Genelkurmay Başkanı adına Genelkurmay 2. Başkanı tarafından verildi.”
Hakikati söyleyip bizi yakarsan...
14 Ocak 2004 toplantısına bu işaret ve dikkat çekme, Özkök’ün tanıklığı karşısında zor duruma düşen 2003-2004’teki “silah arkadaşları”nın ona karşı eteklerinde bulundurdukları taşın adını koymamıza yardımcı olacak bir niteliğe sahip...
Böylece anlıyoruz ki, Özkök’ün de anlatımıyla ortaya çıkan o dönemdeki “beyin fırtınaları” gündeme getirilecek ve onlara Özkök’ün de katıldığı hatırlatılacak... Böylece, “hakikati söyleyip bizi yakarsan, biz de senin bizimle birlikte yasal olarak suç teşkil edebilecek toplantılara katıldığını” hatırlatırız denecek...
Hatırlayalım, Özkök’ün “beyin fırtınasıydı” diyerek teyit ettiği 3 Aralık 2003 toplantısında kimin ne dediği aktarıldıktan sonra Özden Örnek şu notu düşmüştü günlüğüne:
“Görüntüye rağmen direnmekte devam ediyor. Ama artık çok geç. Zira yasal olarak, böyle bir toplantı yapmakla kendisi de geri dönemeyecek bir yola girdi.”
Bence, buradaki Özkök’e yönelik tehditle, Aytaç Yalman’ın, 14 Ocak 2004 toplantısının Hilmi Özkök’ün uhdesinde gerçekleşmiş olmasına işaret eden demecindeki tehdit aynı soydan...
Gerçekten de sadece Kuvvet Komutanları, Genelkurmay İkinci Başkanı, Milli Savunma Bakanı ve Başbakan’ın katıldığı bu sekiz kişilik toplantının, askerlerin hadlerini aşması ve siyasete müdahale etmesi hususunda 3 Aralık 2003 toplantısından aşağı kalır bir yanı yoktu.
Başbakan’ın açıkça “bizi müdahaleye zorlamayın” diye uyarıldığı, İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin hatırlatıldığı, “değiştim diyorsunuz ama bunu bize ispatlamalısınız” diye sigaya çekilmeye çalışıldığı bir toplantıydı bu. (Bu toplantının ayrıntılarının kısa versiyonu için Taraf’taki 16 Aralık 2011 tarihli yazıma; uzun versiyonu için de İmaj ve Hakikat adlı kitabımın 220-233. sayfalarına bakılabilir.)
Özetle: Önümüzdeki dönemde Hilmi Özkök’e, işte bu türden “beyin fırtınaları” hatırlatılacak...
Kanımca Özkök bunu öngörmüştü ve tanıklığı sırasında “beyin fırtınası” ile “teklif” arasında ayrım yaparken, hukuk karşısında sadece arkadaşlarının değil kendisinin hukuki pozisyonunu da hesaba katmaktaydı.
(Değerlendirmenize yardımcı olacak küçük bir bilgi notu: Günlükler’in 3 Aralık 2003 tarihli bölümünde, Aytaç Yalman’ın “burada ifade edilen hususların yetkili makamlara aktarılması” yönünde bir görüş öne sürdüğüne dair bir ibare yok.)
***
Bir kez daha Özkök’vari tanıklık üstüne
Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün, dönemindeki (2002-2006) darbe girişimi iddialarıyla ilgili olarak benimsediği tanıklık anlayışını “kamuoyu önündeki tanıklığı” ve “yargı önündeki tanıklığı” olarak iki ayrı bölümde ele almak gerekiyor.
Özkök’ün yargı öncesi dönemdeki tanıklık anlayışının üç temel parametresinin olduğunu düşünüyorum:
Birincisi: Sırf hükümete ve demokratik teamüllere bağlı kaldığı için ona hayatı dar eden “silah arkadaşları”nın o dönemdeki darbeci eğilimlerini ve faaliyetlerini “re’sen” fâş etmeyi uygun bulmadı. Aksi takdirde “arkadaşlarına hevesle ihanet etmekle” suçlanmaktan çekindi.
İkincisi: “Silah arkadaşları”nın darbeci eğilimlerine ve faaliyetlerine şahitlik ettiği hâlde, onları koruma adına “hayır, böyle şeyler kesinlikle olmamıştır” demeyi de uygun bulmadı. Böyle yaparsa hakikate ihanet edeceğini düşündü.
Özkök, bu tavrını kamuoyuna beş yıldır “doğrulamam da yalanlamam da” formülüyle anlatmaya, içinde bulunduğu zorluğu bu şekilde aşmaya çalışıyor.
Üçüncüsü: Hilmi Özkök, bu dönem boyunca, eğer mahkeme tanıklığına başvurursa, bildiği her şeyi anlatacağını da her zaman söyledi.
Bu noktada, basının bir bölümünün “bildiklerini kamuoyu önünde anlatması” yönünde Özkök üzerinde baskı uygulamasının üzerinde durmalıyız.
Bu, öyle, o dönemin hakikatini arayan bir gazeteciliğin samimi zorlaması değildi... Özkök’ün kamuoyu önünde daha fazlasını söylemeyeceğini bildikleri için, “darbe girişimi olduysa bunu açıkça söyle” baskısıyla, “doğrulamam da yalanlamam da” cümlesindeki örtülü ikrarın etkisini azaltmak amacıyla yaptılar bunu. Öyle ya, o dönemde böyle şeyler olmamış olsaydı, dönemin Genelkurmay Başkanı’nın tepkisi böyle mi olurdu? Gürül gürül bir sesle her şeyi açık ve net bir biçimde yalanlamaz mıydı?
Yargı önünde tanıklığı
Hilmi Özkök, yargı önünde iki aşamada ifade verdi: Önce 27 Nisan 2009’da İzmir’de Ergenekon savcıları Zekeriya Öz ve Fikret Seçen’e... Ardından da 2 ve 3 Ağustos 2012’de 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin önünde...
Özkök savcılık ifadesinde tanıklık tarzının incelikleri yeteri kadar anlaşılamadığı ve hesaba katılamadığı için “bildiklerini” dahi anlatamadı, söylemek istediklerini dahi söyleyemedi.
Çünkü Özkök “bildiklerini” sadece o yönde soru gelirse ve soru doğru kelimelerle formüle edilmişse anlatan bir tanıktı, benimsediği tarz öyleydi. Aksi takdirde kendisini savcıları yönlendirmiş gibi hissediyordu.
Bu çerçevede, Darbe Günlükleri’nin en önemli bölümü olan 3 Aralık 2003’teki toplantıya dair savcılık ve mahkeme önündeki tanıklığının nasıl farklı sonuçlar ürettiğine bakmak yeterli olacaktır.
Özkök, 25 Nisan 2009’daki savcılık ifadesinde açık bir şekilde “3 Aralık 2003 toplantısında muhtıra teklifi gelmedi” demiş, bu da böylece ikinci Ergenekon iddianamesine girmişti.
Oysa mahkeme tanıklığında, hepimiz biliyoruz, 3 Aralık 2003 toplantısında “muhtıra” görüşünün dile getirildiğini söyledi. Öyle oldu, çünkü bu defa soru doğru kelimelerle dile getirilmişti.
Ben, 20 temmuzdaki mahkeme tanıklığımı anlattığım yazıda (ki Özkök henüz tanıklığa çağrılmamıştı) bunu öngörmüştüm... O yazı şu cümleyle bitiyordu:
“Şunu güvenle söyleyebilirim: Mahkeme Hilmi Özkök’ü tanıklığa çağırır da ona ‘3 aralık toplantısında muhtıra verme yönünde görüş bildirildi mi’ diye sorarsa, bu defa ‘evet’ cevabı alacaktır.”
Özkök, Balyoz davasında da tanıklığa çağrılacak mı?
Büyük bir ihtimalle, evet.
Bu durumda, dönemin hakikatinin ne olduğunu ortaya çıkarmak için, hâkimlerin, karşılarında nev-i şahsına münhasır bir tanık olacağını hesaba katmaları şart.
İşleri o kadar da zor değil ama: Çünkü bu tanıklık tarzının şifreleri artık önemli ölçüde çözülmüş bulunuyor.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları


































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025