Ekin GÜN
Son günlerin trendi bu koalisyon. O nedenle sonda söyleyeceğimi baştan söylemek isterim ki bu koalisyon seçeneğine karşıyım. Bu yazımda da bu koalisyon seçeneğine nefesim yettiğince neden karşı olduğumu açıklamaya çalışacağım.
Öncelikle bu koalisyonu yorumlamak için AK Parti ile MHP'nin analizini yapmaya gerek var. Seçimden birinci olarak çıkan parti AK Parti olduğuna göre ilk analiz hakkını da bu partiye verelim.
AK Parti analizini yaparken son zamanlarda yapılan değerlendirmelerin mikro düzeyde olduğunu ama asıl meselenin ise makro düzeyde olduğunu düşünenlerdenim. Makro düzeyde bir analiz yapacak olursak ise AK Parti'nin 2002 yılında tek başına iktidara gelmesine bakmak gerekiyor.
AK Parti 2002 yılında daha birinci senesi yeni dolmuş bir parti olarak tek başına iktidara geldi. Genel Başkan Erdoğan'ın bir şiir yüzünden yaşamış olduğu mağduriyet, 2001 Ekonomik Krizi ve 28 Şubat Süreci AK Parti'yi iktidara taşıyan en önemli sebeplerdi. Halk koalisyon hükümetinden sıkılmış, Türkiye'de siyasal anlamda uzun senelerdir bir iktidar istikrarı sağlanamamış ve Türkiye hem ekonomik hem de sosyal açıdan bir buhran içerisindeydi. AK Parti yeni bir partiydi, Erdoğan ise yeni bir yüzdü. AK Parti'nin yeni bir parti olmasının yanında parti kadrosunun Eski Refah Partisi kadrolarından kurulması ama bu kadronun da kurulurken özeleştirisini vererek AK Parti'yi kurması partiyi bir sene içinde seçimlere girmeye ve seçimlerden de birinci parti olmaya iten bir durum oluşturdu. Çünkü AK Parti denenmemiş, topluma sosyal ve ekonomik istikrarsızlığı yaratan partiler denenmişti ve sonucunda da ağır bir enkaz ortada bırakılmıştı.
AK Parti bu enkazı devralarak göreve başladı. Öncelikle daha iktidarının 15. gününde OHAL'i kaldırması ve Ekonomik Krizi sonlandırmak adına reformların hayata ivedilikle geçirilmesi bunun yanında da söylemlerin 90'lı yılların söyleminden daha farklı ve yenilikçi olması AK Parti'yi 2004 Yerel Seçimleri'nde de birinci yaptı. AK Parti'yi belki de diğer partilerden ayıran en önemli özellik kendini yenileyerek yeni bir parti kurması, her daim reform yapması, halkla birlikte dinamik dönüşümü sağlayarak hep ileriyi düşünmesi, tüm bunları enkaz halinde olan bir ülkede yapması ve tüm bunları yaparken de arkadan gelen muhalefetle icraat olarak arayı açması bir anda AK Parti'yi rakipsiz bıraktı ve onu diğer partilerden farklı kıldı.
Sonrasında yaşanan süreç ise tanıdık. AK Parti'yi reformsal icraatlarla yıkmayı başaramayan egemen güçler ezilenlerin, mağdurların iktidara taşıdığı AK Parti'yi sosyal ve dolayısıyla yaşam tarzlarını bahane ederek yıkmaya çalıştı. Yaşanan muhtıralar, parti kapatma davaları, paralel yapı operasyonları AK Parti'yi hem dışarıdan hem de dışarının içerideki şubeleriyle ekarte etmeye ve dolayısıyla halkın iradesine kastederek hükümeti cebir ve şiddetle indirmeye kadar gitti. Ve sonunda da AK Parti 13 sene boyunca oyunu %40'ın altına düşürmeyen ve büyük oranda da rakibi olmayan bir parti haline geldi.
MHP tarafına geçtiğimiz de ise durum pek de iç açıcı değil. Öncelikle koalisyon hükümetinden tahribatla çıkan MHP ülkeyi ekonomik krizle birlikte enkaza sürükleyen hükümet kadrosu içerisinde yer aldı. Milliyetçiliği söylem tarzında ve ırkçılığa doğru kayan bir metotla hayata geçirmeye çalışan MHP söylem bakımından 90'lı yılların söylemini günümüze dek kullandı ve hala da bu söylem tarzından vazgeçmiş değil. Eski Türkiye'nin sloganlarıyla ve kanlı geçen 90'lı yılların yönetimsel tarzıyla ülkeyi idare etmeyi vaat eden MHP'nin bundan bir adım öne gittiğini söylemek biraz abesle iştigal olur. Onun için MHP açısından günümüze gelene kadar değişen bir şey yok. Hatta MHP'yi CHP'den ayıran bir faktör de göze çarpmıyor.
Yapılan son seçimlerde AK Parti'nin %41 alması onu tek başına iktidar yapmaya yetmedi ve sonuçta önümüzde koalisyon seçeneklerini konuşulur hale getirdi. Bu koalisyon seçeneklerinin önümüzde en fazla konuşulanı ise AK Parti ile MHP koalisyonu. Evet belki AK Parti tek başına iktidar olmaya yetecek milletvekili sandalye sayısını dolduramasa da hala en yakın rakibine %15 gibi bir fark atacak kadar birincilik noktasında rakipsiz. Ve bu rakipsizlik gelecekte adı AK Parti olur ya da olmaz AK Parti'nin alternatifinin de AK Parti içinden çıkacağını gösteriyor. MHP'nin ise oylarını %2 oranında artırması ise tamamen HDP'nin Batı'da görünür olması ve Çözüm Süreci'nin gelmiş olduğu noktada kof milliyetçilik hassasiyetlerinin artış göstermesiyle alakalı.
Bugün AK Parti 90'lı yıllarda kanla çözülmek istenen Kürt Sorunu'nu öncelikle tartışılır hale getirdi, daha sonra da bu sorunun çözümsel şartlarını belirleyerek reform hareketlerine geçti. Bu reform hareketleri AK Parti'yi belki tek başına iktidardan indirmeyi getirse de AK Parti Türkiye'de 3 senedir insanların ölmemesini sağlayan, Kürtlerin de bu topraklar üzerinde Türklerle birlikte eşit olarak yaşamasının adımlarını atan ve devlet olarak Çözüm Süreci kapsamında PKK Lideri Öcalan'la barış için alenen görüşme yapan bir parti konumunda.
Bugün MHP'nin oylarının artırması “Çözüm Süreci ihanet projesidir” demesi dışında başka bir şey değil. Çünkü MHP'nin seçimlere 2011 yılındaki aynı vaatlerle girmesi ve bu noktada da milliyetçilik hassasiyetlerini mümkün olduğunca dezenformasyonla istismar etmesi sonucu ortaya çıkan tablo bu. Lakin başka bir açıdan bakıldığında da Çözüm Süreci bu ülkede yıllardır süren savaşı bitiren ve bu ülkede en az Türkler kadar yaşaması en doğal hakkı olan Kürtleri tanımamıza ve Kürtlere temas etmemize sebep olan bir gelişme. Kısacası hayati bir öneme sahip ve bu sürecin temeli de insanları öldürmeyi değil yaşatmayı amaçlıyor.
AK Parti'nin bugün MHP ile koalisyon yapması öncelikle Çözüm Süreci'nde yaklaşık 6 seneden beri gelinen noktada başa dönmemizi sağlar ki böyle bir süreçten başa dönmek savaşın tekrar başlaması manasına gelir, bu da pek akıl alır bir olay olmaz. Bununla birlikte AK Parti'nin 13 senede kazanımlarının tamamen yok edilmesi de üstüne tuz biber olur, bu da başka bir açıdan 2000'li yılların silinmesi ve 90'lı yıllara dönmemize “hoş geldin” mesajını taşır.
Ayrıca AK Parti şuan Meclis'te bulunan diğer partilere göre söylemi çok farklı olan ve reformlarda açıkçası kendine rakip bulamayan ve muhalefeti olmayan bir parti. Yeni Türkiye dediğimiz bu vizyon ve bu vizyonun söylemlerinin Eski Türkiye'de kalmış bir parti olan MHP ile benzeşmesi de mümkün olamaz. Hala Çözüm Süreci gibi çok önemli bir sorunu ilkel bir model olan savaşla çözmeyi amaçlayan bir partiyle son seçimde kaybedilen Kürt oylarını geri kazanmak ve Kürtlerin bu ülkede aynı Türkler gibi yaşamasını sağlamak hiçbir açıdan mümkün olmaz. Bu da zaten AK Parti'nin bugüne kadar gelmiş olduğu ve hatta büyük bedeller ödeyerek gelmiş olduğu noktadan başa dönmesine oradan da ilk seçimde dip olmasına giden bir yolun parçası olmasına doğru gider.
Tüm bunları bir kenara koymadan üstüne de ifade etmek gerekir ki Türkiye'de yaşanan bu kazanımların ve bununla birlikte artık her sorunun demokratik bir biçimde tartışılarak çözülmesinin zeminini hazırlayan Erdoğan'ın bu ülkenin doğal bir lideri olduğunu da söylemeliyiz. MHP'nin seçim meydanlarında programına taban tabana zıt olan HDP'ye ilişkin tek bir söz söylememesi ama en az HDP'nin Erdoğan'a söylemiş olduğu sözleri MHP'nin tekrar etmesi seçilmiş bir Cumhurbaşkanı'nın da meşruiyetini sorgulamaya doğru gider. Bu da kabul edilebilir bir durum değildir. Çünkü Cumhurbaşkanı seçilmiş bir kişidir ve bu makamın seçilmesinden ötürü meşruiyetinin tartışılması halkın iradesine kasıt anlamı taşımaktan başka bir işe yaramaz.
Ki Bahçeli'nin meydanlarda Erdoğan'a etmiş olduğu küfür ve hakaretlerle birlikte, son günlerde Meclis Başkanlığı için Erdoğan'ı hedef alan konuşmaları bu koalisyonun kurulmasını da anlamsız bir hale getiriyor. Çünkü AK Parti'nin üretmiş olduğu sosyoloji yenilikçi ve daima dinamizmi isteyen bir sosyoloji olması ve bu sosyolojinin Erdoğan'a güvenmesi Bahçeli'nin ise ne bu sosyolojiyi ne de Erdoğan'ın makamının halkın makamı olduğunu anlamamasını beraberinde getiriyor.
Ayrıca bugün AK Parti dışındaki geriye kalan üç partinin Pensilvanya'dan yönetildiğine dair de iddialar ortada dolaşırken halkın iradesine kasteden paralel yapıyla iş tutan bir partinin darbelere karşı artık tüm dünyada nam salmış AK Parti'yle koalisyonunu güçleştiriyor. Çünkü AK Parti tabanının darbelere karşı kesin bir karşı tavır alması ve demokrasiyi özümsemesi bugünün MHP'siyle aynı noktada olmadığının da göstergesi. Ki HDP yerine başka bir parti olsa MHP diğer partilerle koalisyonu kurar ve halkın seçtiği Erdoğan'ı da yargılamaya giden yolun önünü açmaktan başka bir şey de yapmazdı. Lakin HDP ile koalisyon yapmamasının tek sebebi de herhalde diğer seçimde baraj altı kalma korkusundan başka bir şey olmasa gerek. Kimse ilkesel açıdan yapmadığını düşünmesin. İlkesel açıdan koalisyon yapmayan bir partinin en azından seçim meydanlarında Çözüm Süreci'nin ihanet olduğunu söylemesi kadar HDP'yi de aynı tonda eleştirmesi gerekirdi ki bu da olmadı.
Böyle bir koalisyon seçeneği zaten koalisyonlardan bıkmış bir halkın AK Parti'den soğumasından başka bir işe yaramaz. Koalisyonlardan ağzı yanmış bu halk AK Parti'yi nasıl tek başına iktidara getirmişse bu koalisyon yapılırsa da AK Parti'ye ilk seçimde daha ciddi bir uyarı da bulunmasını da bilir.
Evet herkesin de ifade ettiği gibi Türkiye hükümetsiz kalmamalıdır. Ama hükümetsiz kalmaması için de en kötü koalisyon seçeneği de bana çok doğru bir tutum olarak gelmiyor. Çünkü koalisyon sonucunda olacak şeyler halkı doğrudan etkileyeceği için uyuşma olmadan koalisyon kurulması halka hükümetsiz kalmamadan daha kötü tahribatlar verebilir. AK Parti'nin 13 sene boyunca kendisini her daim birinci parti yapan ve son seçimde de tek başına iktidar olma şansı vermeyen bu halkın uyarısını iyi anlayıp analiz edip bunları hayata ivedilikle dökmesinden başka bir şansı yoktur.
Koalisyon için diğer partilere giderken AK Parti halkın güvendiği ilkelerini koruyarak ve toplumsal dönüşüm dinamizmini aşağı çekmeden daha yukarıya çekecek reformsal hareketlerin altını çizerek koalisyon görüşmeleri yapmalıdır ve bu ilkesel şartlar doğrultusunda koalisyon seçenekleri karşı tarafta sonuç bulmazsa da Erdoğan'ın ifade ettiği gibi erken seçim değil tekrar seçim olmasında da fayda vardır.
Ve bence gidişatta bu yöndedir. Tabi her şeye rağmen gerisini de zaman gösterecektir…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları



































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.10.2018
24.09.2018
9.02.2018
19.08.2018
29.07.2018
15.07.2018
1.02.2018
14.06.2018
4.02.2018
9.02.2016