Hakan AKSAY
Rusça bir sitede ülkelerin ulusal bayraklarıyla ilgili bir haber okudum, kanım dondu.
Habere göre, dünyanın bazı ülkeleri arasında (bunların çoğu Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu’da) sanki sessiz bir yarışma var: Dünyanın en büyük bayrağı ve en uzun bayrak direği yarışması.
Üç yıl öncesine kadar dünyanın en uzun bayrak direği, Orta Asya’nın en yoksul ülkelerinden Tacikistan’daymış: 2011’da yapılan bayrak direği 165 metrelik boyuyla Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş.
Eni 30, boyu 60 metre olan bayrağın yüzölçümü 1800 metrekareymiş. Ağırlığı ise 420 kilo...
Düşünebiliyor musunuz?..
Ancak 2014’te Suudi Arabistan’da yapılan 170 metrelik bayrak direği, rekoru Taciklerin elinden almış.
Büyük bayrak ve uzun bayrak direği merakı, başka ülkelerde de yaygınmış. Örneğin, Tacikistan’dan önceki rekortmen olan Azerbaycan, 162 metreyi aşkın direk için tam 32 milyon dolar harcadığını açıklamış.
En büyük bayraklar ve bayrak direklerine sahip ülkeler arasında Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kore, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri ve Malezya da varmış.
Ülkelere dikkat ediyorsunuz değil mi?
Ne dünyanın en büyük ekonomileri, ne de yaşam standartları bakımından en ileri ülkeler!..
Hamaset ögeleri, genellikle daha iyi hayat şartlarından çok, daha yoksul ortamlarda kolay yeşerebiliyor galiba. Özellikle de böyle bayrak, bağımsızlık, savaş vurguları taşıyan simgeler...
(Haberde Türkiye’nin adını göremedim. Acaba Türkiye’yi incelemediler mi? Yoksa biz “büyük bayrak” konusunda birilerinin gerisinde mi kaldık? Sümme haşa!..)

* * *
Bayrak...
Çocukluğumdaki bayram törenlerinde uzaktan baktığım renkli bir süs ve neşe kaynağıydı...
İlkokulda daha yakından tanıştık. İş biraz ciddileşti. “Bayrak töreni” önemli bir merasimdi ve o sırada hata yapanlar uyarılıyor, cezalandırılıyordu. “Bayrak direği”ni de o dönemde öğrendim, “bayrağın göndere çekilmesi”ni de. (Ama bayrak direği anlamına gelen “gönder” kelimesinin kökeninin Yunanca'ya dayandığını hiç kimse söylememişti.)
Yazlık sinemadaki “kavgalı-dövüşlü” filmler bizi çok etkiliyordu, özellikle de Malkoçoğlu, Karaoğlan, Tarkan gibi tarihî filmler... O filmlerde bazen “bayrak uğruna” yüzlerce kişi can verirdi. Fethedilen yerlere bayrağın dikilmesi, ayağa kalkarak alkışladığımız sahnelerdi; böylelikle sanki kendimizi ekrandaki mücadeleye dâhil ederdik.
Bu tür filmlerden sonra kendi aramızda “savaş oyunları” oynardık. “Bu tepe benim!” çığlığıyla üzerine sıçradığımız kum yığınına bayrak yerine kullandığımız sopaları saplar, sonra da oraya saldıranları yumruklarımız ve tekmelerimizle uzaklaştırmaya çalışırdık. Bazen oyun sırasında ufak tefek yaralar alırdık, ama sonunda - filmlerdeki gibi - bayrağa sahip çıkmanın gururunu yaşardık.
Ama bir sorun vardı: Türk bayrağı öylesine kutsaldı ki, giderek kimse ona karşı başka bayrakları - oyun olarak bile olsa - savunamaz oldu.
Bayrak denilen şey “bizim” olduğunda iyiydi; başka bayraklar, gerekirse savaşabileceğimiz potansiyel düşmanları simgeliyordu. (Geçenlerde Bahçeli, Kürtlerin bayrağına “bez” diyordu; bütün bayraklar benzeri tekstil ürünleri olmasına karşın, bize ait olanlara “bez” diyenlerin ise herhalde ağzı yırtılmalıydı.)
* * *
Sonra spor takımları ve bayrakları, renkleri girdi hayatıma. Siyaset yılları gençlik dernekleriyle başladı. Yeni bayraklar ortaya çıktı. Hepsi kutsaldı. Önlerinde saygı duruşuna geçen insanları başlangıçta yadırgamıştım, ama sonra alıştım. Öylesine alıştım ki, bir mitingde bayrağı yere düşüren bir arkadaşın acımasızca eleştirilmesine ses bile çıkaramadım.
Türk bayrağı ise, bizim için emperyalizme karşı çıkışın bir aracıydı, bağımsız ülke talebimizin simgesiydi.
Yıllar sonra Batılı bir tanıdık şöyle demişti:
- Siz ulusal bayrağı ve marşı, sanki 1920 civarında bir tarihte savaşıyormuş gibi, gösterişli bir fedakârlık üslubuyla savunuyorsunuz. Oysa ne hükümetlerimiz arasındaki anlaşmaları, ne de şirketlerimizin gücünü ve başta televizyon olmak üzere kültürel etkimizi yeterince biliyor ve araştırıyorsunuz. “Romantik bir bağımsızlık savaşı” sizi tatmin etmeye yetiyor...
Onun sözlerini büyük bayrak tutkusunu yansıtan haberlerle defalarca hatırladım. Bayrağımızın yalnızca her yerde olması (resmî binalarda, arabalarda, dağlarda, gökyüzünde, hatta denizin altında vs.) yetmiyordu; bir de “boyut takıntımız” vardı. Bayrak ne kadar büyük olursa, o kadar vatansever olduğumuz hissine kapılıyor veya durumu öyle gösterebiliyorduk.
Metrekarelerce ve kilolarca bayraklar üretiliyor, büyüklük rekorları birbirini izliyordu. Bazen ölçü kaçırılsa da, konu “kutsal” olduğundan kimse sesini çıkaramıyordu.
Bir keresinde devasa bir Türk bayrağı Boğaz Köprüsü'nden sallandırılmıştı; ancak rüzgârın etkisiyle köprü tehlikeli biçimde sallanmaya başlayınca, “vatansever görevliler” canını ve köprüyü kurtarma kaygısıyla bayrağı hızla toplayıvermişti.
* * *

“Bayrak hassasiyeti” herkes tarafından biliniyor ve sadece siyasetçilerce değil, sıradan insanlarca da adım başı kullanılıyordu. Suç şebekelerine bulaşanlar da alkollü otomobil sürenler de, yakayı ele verdiğinde “bayrağına, devletine, dinine bağlı olduğunu” hafifletici bir sebep, hatta zeytinyağı gibi üste çıkma yöntemi olarak kullanmaktan çekinmiyordu. Bayrağı kötüye kullanma yarışının liderleri, “devlet adına” suç işlediğini savunan katiller, kaçakçılar ve hırsızlardı.
Ogün Samast'ın vaktiyle Türk bayrağının önünde polis ve jandarmalarla birlikte çektirdiği fotoğrafı hatırlarsınız. Ünlü İranlı işadamı Reza Zarrab da televizyonlarda yaptığı konuşmasında Türk bayrağını arkasına almıştı.
Aklıma 21 yıl öncesinin bir olay geliyor: Bayrağı indirmek amacıyla direğe tırmanırken vurularak öldürülen Güney Kıbrıslı Solomos Solomu'nun son anlarını gösteren videolar özel bir keyifle tekrar tekrar yayımlanmıştı, hatırlar mısınız? (Geçenlerde resmen “Hollanda toprağı” sayılan alana giren bir Türk, Hollanda Başkonsolosluğu’nun çatısındaki bayrağı indirerek yerine Türk bayrağını asmıştı. Ve Allahtan benzeri bir olay yaşanmamıştı.)
Burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası toplantılarda liderlerin fotoğraf çekiminde nerede duracaklarını göstermek amacıyla kullanılan bayraklar arasında Türk bayrağını özenle yerden kaldırıp cebine sokması sahnesini defalarca izlediğimizi de hatırlatmadan geçmeyelim.
Kendi bayraklarını yerden kaldırmayan, hatta bu konudaki tavrı nedeniyle Erdoğan'la neredeyse açıkça alay eden öteki liderler acaba “vatan haini” miydi?..
“Vatan ve millet sevgisi”nin göstergesi olarak yerlere göklere sığdırılamayan bayrak tutkusunun yanı sıra, halkların hangi ülkede nasıl yönetildiklerini ve nasıl yaşadıklarını da unutmamak gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye, İnsani Gelişme Endeksi'nde (İGE) 188 ülke arasında ancak 71'inci sırada gelebiliyor.
Diyeceğim o ki, bayrağa verilen önem, insana verilen değerle birleşmediğinde ortaya tonla parlak ama içi boş kelime saçılabiliyor.
Ama insan hayatı, en başta gelen önceliktir.
Kimse bu gerçeği hiçbir bayrağın arkasına saklayamaz.
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları

































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025