Halil BERKTAY
[20 Kasım 2021] Brezilya, Arjantin, Şili. Türkiye’de 12 Mart ve 12 Eylül rejimlerinin Gladio’su, Özel Harp Dairesi, Kontrgerilla’sı, işkencehaneleri de bunun bir parçasıydı. Tesadüf değildi, münferit olaylar değildi, sporadik, spasmodik öfke ve hunharlık patlamaları değildi (bunlar hep var). Çok sistematik, eğitilmiş, kurumlaşmış, sıkıyönetim komutanlıklarının himayesinde ordunun başını çektiği bir işkence örgütlenmesiydi. O haliyle, o profesyonellik ve yaygınlık düzeyiyle, biraz olsun geride kaldı (veya biz öyle zannediyoruz, en azından şimdilik). Yeni nesiller bilmiyor. Çünkü yaşamadılar. Tarih olarak anlatılması, çalışılması, öğrenilmesi gerekiyor.
Her kuşağın kendi hafızası var. Doğrudan yaşadıkları, kendi yaşam süresi içinde bizzat tanık oldukları (veya çağdaşlarından, akranlarından duydukları). Tabii hem özel-kişisel, hem genel-toplumsal boyutları içerir. Ne kadar gerilere uzandığı, yaşınıza bağlı.
Benimkisi yetmiş küsur yıl önceden: 1950’lerin başlarından, babamın hazine avukatlığı yaptığı, annemin ise belediyede mimar olarak çalıştığı Alaşehir’den, tabii Demokrat Partili olan Alaşehir belediyesinin “Menderes” ve “Zorlu” adındaki iki traktöründen, ikinci katında oturduğumuz evin boyasız ahşabından, bir gün kavisli tahta merdiveninden silindir gibi yuvarlana yuvarlana aşağıdaki taşlığa düşmemden başlıyor. Yerde küplerimle, takozlarımla oynuyorum. Annemle kule ve mağara yapıyoruz. Küçük bir sarı-mavi motorum var, zembereğini kurup kovada yüzdürüyorum, daireler çiziyor. Kalabalık bir piknik. Bu sefer bir derede yüzdürüyorum, içinde mum yakılan ve ince borularda ısıttığı suyu geri ittiren bir başka motorumu. Denize ve gemilere meraklıyım. Hani çocuklara sorarlar ya, büyüyünce ne olacaksın diye. Benim o sıralar ilk cevabım kaptanlık.
Olağan bir çocukluk işte. Fakat sonra bu masumiyet bitiyor, kamusal alanla kesiştiğinden. İzmir’e, dedemlerin yanına dönmüşüz (zaten limanı orada tanıyorum). Bu göçün, sonradan öğreneceğim bir nedeni varmış meğer; babam etrafındaki çemberin daraldığını seziyor, başına bir iş geldiğinde karısı ve çocuğunun yalnız kalmasını istemiyormuş. Öyle oluyor nitekim. İlkokul 1’deyim. Bir gün eve geliyorum; annem ütü yapıyor ve ağlıyor. “Babanı aldılar” diyor. Kim? “Polis.” Anlamıyorum ama ben de ağlamaya başlıyorum.
1951-52 TKP tevkifatı. Beş yaşımdayım ve bundan sonraki hayatım hep bir solcunun hayatı. Uzun süre dünyaya bu gözle bakacağım artık. Zenginler ve yoksullar. Emekçiler ve burjuvazi. Kötüler ve iyiler. Ezilenler ve hâkim sınıflar. “Herkesin zengin olmasını isteyenler” (babam bir gün böyle açıklamıştı sosyalizmi) ve istemeyenler. Komünistler ve devlet. Klostrofobi. Sıkı tenbihler: okulda konuşma. Emperyalistler ve mazlum ülkeler. ABD ve Sovyetler Birliği. Amerikan işbirlikçileri: hem babamı ve arkadaşlarını tutuklayıp hem bizi Kore Savaşına sokanlar. İkide bir, (yukarıda gördüğünüz) yüksek bordalı, gri boyalı büyük asker nakliye gemileri (ya da nadiren, beyaz boyalı hastane gemileri) yanaşıyor İzmir rıhtımına. Evimiz Cumhuriyet Meydanı’nda. Balkondan sessizce seyrediyoruz. Vinçle tabutlar ve ağır yaralıların sedyeleri indiriliyor. İskelelerden, önce koltuk değnekli, başı sarılı, kolu bacağı kesik askerler, onların ardından sağ ve sağlamlar çıkıyor karaya. Babaannem söyleniyor, hükümeti lânetliyor, şehitlere dualar okuyor.
1960’lar. Giderek kamusallaşıyor, özel ve kişiselden uzaklaşıyor bu anılar dizisi. Siyaset her şeyi yutuyor. 27 Mayıs olduğunda ortaokuldayım (61-64’te lisede). O gece babamla Kordona çıkıp, jiplerle, cemselerle geçen birlikleri alkışlıyoruz. Çünkü DP’nin temsil ettiği “komprador burjuvazi ve yarı-feodal toprak ağaları”na karşı ordunun ilerici Kemalist geleneğinden yanayız. Daha genel olarak, dünya çapında Amerikan emperyalizmini gerileten her şeyden yanayız. Bu yüzden, tabii Cezayir’in bağımsızlığıyla, Güney Kore’de Syngman Rhee’nin devrilmesiyle seviniyor, Küba Devrimiyle coşuyoruz. Bunlar son tahlilde kitlesel, aşağıdan yukarı diye tanımlayabileceğimiz hareketler.
Ama yetmiyor; bunun ötesinde, askerî darbeleri de ilerici ve gerici diye ayırıyoruz. Bu ilericilik-gericilik ayırımı, “tarihin yönü” kavramından kaynaklanıyor. İnsanlık sosyalizme yürüyor. Zorunlu ve kaçınılmaz. Karşısına dikilen gericiler var. En başta ABD emperyalizmi (ve işbirlikçileri). Devrim artık şu veya bu ülkede üretici güçlerin ne kadar geliştiği, dolayısıyla işçi sınıfının ne kadar büyüyüp güçlendiği meselesi değil. Dünyayı saran emperyalizm zincirinin (Âkif, “çelik zırhlı duvar”; Nâzım, “O duvar”) en zayıf halkasından kırılması meselesi. Nerede ve nasıl kırılırsa kırılsın, iyi. Kim yaparsa yapsın iyi. Nihaî kurtuluşu hazırlayan küçük bir adım. Dolayısıyla Arap ülkelerindeki Nâsır ve Baas darbeleri iyi; Orta ve Güney Amerika’daki darbeler kötü. Household words (evde günlük sohbet konuları). Tek tek tanıyorum, Enver Sedat, Ali Sabri ve Hüsnü Mübarek’leri; Bin Bella’ları ve Bumedyen’leri; Mişel Eflak, Salah Cedid ve Hafız Esad’ları; Abdülkerim Kasım ve Abdüsselam Arif’leri, sonra Hasan el-Bekr ve Saddam Hüseyin’leri.
Görüldüğü gibi, hafıza ve tarih ilişkisi sadece somut olayların akışı değil, aynı zamanda fikirlerin akışı (ve değişimi) için de söz konusu. Ben Marksizmin hemen bütün teorik, entellektüel serüvenini sırf okuyup çalışarak değil, daha ilk adımda, kendi hayatımdan biliyorum.
Bu arada, işkence bizim kuşağın ve şahsen benim de hayatımıza giriyor, 12 Mart darbesiyle. İki önceki yazımda anlattığım aşırı solculaşma, maceracılaşma, demokrasiyi horlama süreçlerimiz çanak tutuyor bu gelişmeye (bkz Solun şiddeti, devletin şiddeti, 12 Kasım 2021). Bu çerçevede, birinci elden tanıyoruz, falakayı ve elektriği. Fakat gene sadece NATO’nun ve “Amerikan emperyalizminin işbirlikçileri”nin hesabına yazıyoruz. Kendi payıma, 1964’te Joao Goulart’ı deviren Brezilya ordusunun; 1973’te Allende’yi deviren ve öldüren General Pinochet’nin; 1976’da Arjantin’de iktidarı ele geçiren Videla cuntasının yaptıklarını artık iyice biliyor ve anlıyorum da… madalyonun diğer yüzünde, epey bir zaman bilmiyorum, düşünmüyorum, aklımdan geçirmiyorum, Arap diktatörlüklerindeki Mukhabarat’ların kendi halklarına neler çektirdiğini. Aynen, 27 Mayısçıların da (ötekilere, memleketimin bir diğer mahallesine) neler yaptığı ve yaptırdığını uzun süre düşünmediğim gibi.
Benim bu kişisel serüvenimde sanırım 1980 ve 80’ler bir dönüm noktası. Oraya kadar, içinde doğup büyüdüğüm habitus’un içinde varım. Zamanla şekil değiştirse, Marksistlikten Maoculuğa evrilse de, çok sıkı bir kimlik, aidiyet ve sadakat duygusu söz konusu. 80’lerde üzerimdeki, gerek dışsal gerekse içselleştirdiğim hegemonya zayıflıyor, çatlıyor ve sathın altındaki, belki yıllardır biriken ama bastırdığım düşünceler birleşip, büyüyüp satha çıkmaya başlıyor. Carlo Ginzburg, Peynir ve Kurtlar’da köy değirmencisi Menocchio için anlatır bunu. Protestan Reformasyonu, Katolik Kilisesinin ve Papalığın yüzlerce yıllık hegemonyasını çatlatmış; (matbaanın da yardımıyla) bir yığın değişik düşünce yarıklardan çıkıp, sızıp yayılmaya başlamıştır. Menocchio okuduğu kitaplardan edindikleriyle kurar kendi kozmogonisini, kâinat vizyonunu. Galiba benim için de öyle oldu. 12 Eylül darbesi ve gene Atatürkçülük, gene Atatürkçülük. Solun toptan yenilgisi. Sovyetler Birliği’nin çöküşü. Hepsi birleşti. Çatlaklar, yarıklar derinleşti. Düşünceler ısındı, kaynadı, genleşti. Ben de kendi Menocchio’laşmamı yaşadım.
Problem şu ki, bütün bunlar çok, çok uzak şimdiki nesillere. 20’lerindeki öğrencilerime bakıyorum. Hiç birini bilmiyorlar yukarıda yazdıklarımın. David Satter’ın bir kitabı var, It Was a Long Time Ago, and It Never Happened Anyway: Russia and the Communist Past (2013) diye. “Üzerinden çok zaman geçti ve zaten hiç olmamıştı ki.” Unutma ve aldırmamanın mazeretleriyle ilgili. Sovyet “proletarya diktatörlüğü”nden çıkarılması gereken derslerin nasıl üstünün örtüldüğünü ve şimdi Putin döneminde nasıl hep benzerlerinin yaşandığını irdeliyor. Tanıdık bir fikir. Başka bazı ülkeler için de geçerli olabilir. Düşünsek mi acaba? Yok, o mecraya girmeyelim şimdilik. Benim asıl derdim, bu uzaklık meselesi. “Üzerinden çok zaman geçti.” Şimdiki öğrenci nesilleri için, ha Sovyetler Birliği, ha Karolenj İmparatorluğu. Ya da ha Şarlman, ha Brejnev. Hepsi sislerin ardında.
İşkence ve başta sözünü ettiğim “büyük işkence çağı” da böyle. Zaten T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun sorularının zayıflığına da yansıyor. Öyle de olsa. Mehmet Eymür’e hepsini tekrar hatırlattığı için teşekkür mü borçluyuz acaba?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024