İbrahim Kiras
Biden’ın 1915 olaylarını Ermenilere yönelik soykırım olarak tarif etmesine kızıyoruz ama bugün artık neredeyse bütün dünyada kabul edilen görüş bu. Hatta kendi ülkemizde de bazı aydınlar bu görüşü savunuyor, “tarihimizle yüzleşelim” kampanyaları yapıyorlar. Oysa -ancak çok dar bir çevrede muhatap bulabilen- tarafsız ve objektif araştırmalar Ermeni iddialarının gerçeğe uymadığını ve söz konusu dönemde yaşananların paranteze alınan belirli bir kesitinin bile çarpıtılarak yansıtıldığını son derece net kanıtlarla gösteriyor. Peki o zaman “soykırım” tezini savunanların “söylem üstünlüğünü” sağlayan ne?
Cevap: En başta Türk tarafının -o da çok geç başlamak kaydıyla- reaksiyon kabilinden “soykırım yok” dışında söyleyecek bir sözünün, anlatacak bir “hikâye”sinin olmaması… Bırakın dünyayı, kendi çocuklarına bile… (“Dünyaya anlatmak” demişken, şimdilerde TV ekranlarında sık sık gördüğümüz bir emekli büyükelçi Paris’te görev yaptığı sırada Fransızlara “İngilizce” broşür dağıtıyordu!)
Bugünkü nesiller yüz yıl önce yaşadığımız “kıyamet provası” hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyorlar. Yokluk uçurumunun kıyısından son anda dönmüş bir millet olduğumuzun bilincinde değiller. Tek başına bugünkü nesillerin suçu değil elbette ama durum bu. Biz bugün ortak hikayesi olmayan bir topluluğuz. Çünkü “ne olduğumuz” konusunda fikrimiz yok. Onun için kavgamız birbirimizle. Onun için Biden’ın sözleriyle yüreği ferahlayanlarımız çıktı.
Buna karşılık Diaspora Ermenilerinin her ferdinin bir “milli dava” bilinciyle konuya sarılması var… Küresel düzeyde sistematik biçimde ve aralıksız sürdürülen bir propaganda çalışmasının neticesinde konunun psikolojik bir zemine taşınmış olması var. Temel tezin tartışılması engellenerek bu çürük zemin üzerine bina edilen gösterişli anlatı karşısında ahlaki bir tavır alma zorunluğunun insanlara dayatılması var. Soykırım tezine itiraz edenlerin “Tehcir sırasında on binlerce masum Ermeni’nin katledildiği gerçeğini inkâr ediyor” gibi gösterilmeleri var…
Türkiye 1915’te yaşananları 1916’da unuttu. (İlginç bir psikolojiyle Rumeli’de, Kafkaslar’da, Kırım’da yaşadıklarını unuttuğu gibi...) Ama uluslararası Ermeni hareketi o gün başlattığı propaganda faaliyetine bugüne kadar bir dakika ara vermedi. Meydan boş olduğu için tarihi kendi bakış açısıyla yeniden yazdı. Kanıt gerektiğinde onları da imal etti. İtiraz edenleri türlü yöntemlerle yıldırdı.
Zaman içinde Avrupa ve Amerika’daki akademi ve medya çevrelerinde aksi görüş adeta yasaklandı. (Medyada ve akademide ilkesel olarak “ulusal kurtuluş” hareketlerine sempati duyan sol görüşün geleneksel ağırlığı da buna yardımcı oldu. Taşnak da Hınçak da ASALA da “sosyalist” örgütlerdi.) Zaten derinlikli ve objektif araştırmalar yapan az sayıdaki bilim insanı dışındaki aydın kamuoyunu ve toplumların kanaatini şekillendirecek “literatür” farklı bir görüşe de kapı açmıyordu.
Biz ise ancak ASALA militanları diplomatlarımızı şehit etmeye başladığında bu katillerin Batı kamuoyunda karşılaştıkları sempatiyi görünce ve sonraki yıllarda Rusya’dan Fransa’ya ve ABD’ye kadar birçok ülke parlamentosunda soykırım kararları alınmaya başlanınca bir şeylerin farkına varabildik. Devlet kurumları geç de olsa iyi kötü bir şeyler yapmaya çalıştılar kendi tezimizi anlatmak için ama aydınlar başta olmak üzere toplum seçkinlerinin bir numaralı meselesi olmadı bu konu.
Belki de şunu anlayamadığımızdan: Diaspora Ermenileri “Tehcir” yüzünden Anadolu’da bağımsız bir devlet kurma hayallerinin sonsuza kadar suya düştüğünü görmelerinin hıncıyla ve intikam güdüsüyle soykırım tezine sarılmışlardı. Çünkü Tehcir olmasaydı birkaç yıl sonra Kurtuluş Savaşı’nın başlatılması mümkün olmaz, böylelikle “Anadolu’da bir Ermeni devleti kurma” planı da kolaylıkla hayata geçirilebilirdi. Daha önce Rumeli’de, Kafkasya’da, Kırım’da olanlar tekrarlanabilirdi. Ama hesap tutmadı.
Aslında söz konusu dönem hakkında hem dünyaya hem kendi çocuklarımıza anlatılması gereken gerçekleri şu tek cümle özetleyebilir: 1915’te Ermeni toplumunun önderleri bir kumar oynadılar. Osmanlı Ermenilerinin çektiği acılar hesapsızca oynanan bu kumarın kaybedilmiş olmasının sonucudur.
Komita şefleri ve din adamları Cihan Harbi patlak verdiğinde Rus ordusunun Anadolu’yu işgal edip kendilerine toprak vereceği beklentisiyle masaya sürüp riske ettiler kendi insanlarının hayatını. Ermenilerin hiçbir vilayetinde çoğunluk oluşturmadıkları Türkiye’nin Doğu Anadolu’sunda bağımsız bir devlet kurma hayallerini tahrik eden ve yönlendiren üç aktör vardı: Rus ordusu, İngiliz istihbaratı ve Amerikan misyoner teşkilatları. İlk ikisi kendi milli çıkarları adına, sonuncusu ise Hristiyanlık adına.
Neticede “millet-i sadıka” mensupları silahlı milis kuvvetleri oluşturup vatandaşı oldukları Osmanlı devletine karşı düşman ordusu safında savaşa girdiler. “İntikam Tugayları” diye adlandırılan birlikler özellikle Sarıkamış Harekâtı esnasında Osmanlı ordusuna ciddi ölçüde darbe vurmuştu. Batılı kaynaklara göre Rus ordusuna bağlı olarak görev yapan bu tugaylarda 200 bin Ermeni genci vardı.
Bu arada içeride kanlı isyanlar başlatılmıştı. Van, Bitlis, Muş, Erzurum gibi illerde önce korunmasız Müslüman nüfus tamamen kılıçtan geçiriliyor; ne yaşlıların ne kadınların ne de çocukların gözünün yaşına bakılıyordu. Yapılan temizliğin ardından ise şehir Rus ordusuna teslim ediliyordu. Bu süreçte yarım milyon (çoğu Kürt) sivil Müslüman katledildi. Bu yönüyle bir “iç savaş” halinden bahsediyoruz…
Tehcir kararı işte bu şartlar altında alındı. Bu kadar büyük bir insan nüfusunu göçe zorlamak elbette ağır bir karardı. Ama sebepsiz alınmış bir tedbir değildi. Ülkedeki tüm Ermenileri de kapsamıyordu. Bugün iddia edildiği gibi Ermenileri imha etmek üzere hazırlanmış bir düzen değildi.
Ne var ki Tehcir sırasında on binlerce Ermeni yurttaşımızın bölgedeki başıboş çetelerin ve intikam peşindeki bazı aşiretlerin saldırıları sonucu hayatını kaybettiği bir gerçektir. O günlerde ordu bütün insan gücüyle cephelerde bulunduğundan Tehcir esnasında yaşanan facialar göç kafilelerine nezaret etmesi gereken askeri birliklerin yetersizliğinden kaynaklanmıştır. Ermenilere yönelik kıyımların özellikle Van ve Bitlis gibi doğu vilayetlerinde Taşnak çetelerinin gerçekleştirdiği katliamların intikamını almak isteyen bazı kontrol dışı aşiret unsurlarının işi olduğu bellidir. Hem bu bölgede hem başka yerlerde gerek intikam saikıyla gerekse yağmacılık amacıyla savaş zamanının psikolojisini istismar ederek göç kafilelerine saldıran silahlı gruplara göz yuman veya yardımcı olan bazı görevliler de çıkmış görünüyor. Ama tam aksi yönde davranan devlet görevlilerinin çoğunlukta olması ve kafilelerin büyük bölümünün o günkü “iç savaş” atmosferi içerisinde Suriye topraklarına ulaştırılmış olması, söz konusu süreçte işlenen cinayetlerin devlet politikası olduğu iddiasını çok güçlü biçimde yalanlıyor.
Arşiv belgeleri gösteriyor ki tehcir sırasında sivil Ermenileri çetelerden korumak üzere alınması gereken tedbirler konusunda yerel makamlarla başkent arasında bir hayli yazışmanın yanı sıra vuku bulan kıyımlarda ihmali olduğundan dolayı yargılanıp ceza alan binlerce yönetici ve subay var. Demek ki Ermenilere yönelik bir etnik temizlik niyeti yok. Devletin planladığı bir kıyım yok, ama önleyemediği kıyımlar var. Ayrıca dağlık arazilerden ve çöllerden geçen göç yolunda açlıktan ve salgın hastalıklardan ölenlerin sayısı da az değil maalesef. Bunlardan dolayı dönemin hükümeti eleştirilebilir, suçlanabilir. Ama olup bitenleri soykırım diye nitelemek hukuk cinayeti olur. Bu cinayet işleniyor bugün. Ama bizim açımızdan asıl mesele bu değil. Asıl meseleyi ayrıca tartışmak lazım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları








































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026