Levent Gültekin
Siyasetteki tıkanıklık, toplumdaki kutuplaşma, tek adam rejiminin neden olduğu tahribat ve nihayetinde ülkenin geldiği durum ortada.
Nereye gidersek gidelim, kiminle konuşursak konuşalım herkesin ağzında aynı cümle var: Bir şey yapmalı.
Muhalefet partilerinin yetersizliği ortada.
Mesele sadece yetersizlik de değil. Mevcut partiler ülkedeki kutuplaşmanın bir parçası.
Bundan dolayı da toplumun farklı kesimlerinde siyasi partilere derin bir güvensizlik var.
Bu durum, mevcut partileri, yaşanan soruna çözüm üretmede yetersiz kılıyor.
Bir başka neden ise siyasetteki tıkanıklık.
Çünkü parti devletine dönüşmüş, tek adam rejimleriyle yönetilen ülkelerde muhalefet yapmak, siyaset üretmek neredeyse imkansız hale geliyor.
Kaldı ki ülkenin geldiği durum sadece siyasetçilerin meselesi olmakta da çıktı.
Herkese sorumluluk düşüyor.
Sanatçısına, aydınına, yazarına, kanaat önderine, akademisyenine, iş insanına… Bu ülkede insan gibi, barış içinde, özgür bir yaşam sürmek isteyen herkese sorumluluk düşüyor.
Köşe yazarları yazıyorlar ne yapılması gerektiğini.
Kimi aydınlar, akademisyenler söylüyorlar, kimi sanatçılar üstü kapalı da olsa gidişattan rahatsızlıklarını belirtip bir şey yapılması gerektiğine vurgu yapıyorlar.
İş insanları “Bir şey yapılmalı, aksi halde bütünü ile batacağız”diye feveran ediyorlar.
Her birimiz imkan bulduğumuz her ortamda ne yapılacağını, nasıl yapılacağını anlatıp duruyoruz.
Peki kim yapacak?
Kanaatime göre bütün mesele burada düğümleniyor.
Mevcut siyasi aktörlerin bir şey yapamayacağı gün gibi ortada. Yapabilecek olsalardı zaten bu halde olmazdık.
Peki kime sesleniyoruz? İktidar bu tür taleplere kulak asmadığına göre “Bir şey yapılmalı” derken kimden ne istiyoruz?
Bir taraftan “Bu iş tek bir kurtarıcı ile olmaz” deyip diğer taraftan birinin çıkıp bizim yazdıklarımızı, söylediklerimizi duymasını ve sorumluluk üstlenmesini bekliyoruz.
“Bir şey yapılmalı” diye yazanlara, konuşanlara “Organizasyon sorumluluğunu sen üstlen, biz de konuşmalarımızla seni destekleyelim. Şehir şehir dolaşalım. Örgütlenelim, kapı kapı dolaşıp bu ülkede olup bitenleri herkese anlatalım, yeni bir hikaye ile mutlu, huzurlu, yaşanabilir bir ülke hayali yaratıp; kimliğine, inancına, mezhebine, yaşam tarzına bakmadan herkesi o hayale ortak edelim” diyoruz “Hayır o kişi ben değilim” diyor.
Kimisi zaman yokluğundan, kimisi cesaret edememekten, kimisi kendini yeterli görememekten dolayı sorumluluk üstlenmekten kaçıyor.
“Peki kimse sorumluluğu almıyorsa ben alayım” dediğimizde de “Adama bak başkan olmak için veyahut siyasi kariyer için çırpınıyor” havası yaratıyorlar.
Peki kim o kişi? Uzaydan kurtarıcı mı ithal edeceğiz?
Yani demem o ki kimse kimseyi beğenmiyor.
Esas sorun bu.
Ülkemiz gözümüzün önünde eriyip gidiyor.
Ülkenin itibarı yerlerde. Hepimizin başını önüne eğdirecek, utanca boğacak, vicdanını yaralayacak türden olaylar yaşanıyor ülkemizde.
İçerideki yoksulluk, hukuksuzluk, kuralsızlık, eğitimsizlik…
Kötülük bütün yaşamımızı teslim alıyor. Hücrelerimize kadar işliyor.
Daha iyi bir ülke olamayız; bağımsız yargısı, bağımsız medyası, kurumları olan bir ülke olamaz; özgürlüğün, eşitliğin olduğu, liyakatin esas alındığı bir ülke olamayız inancı hepimizde yerleşiyor.
Durumu kabullendiğimiz için de farkında olmadan giderek hepimiz çürüyoruz.
“Bir şey yapmalı” diye feveran edenlerin “bir şey”yapamamasının birinci nedeni dediğim gibi kimsenin kimseyi beğenmemesi.
Kibir, kendini üstün görme, “bizden olanı” yüceltip bir başkasını değersiz görme sığlığı.
Bir başka neden daha var.
Geçtiğimiz ay kıymetli yazar Tanıl Bora Birikim dergisindeki“Sebat” başlıklı yazısında şöyle demişti: “Yanılmıyorsam Sadun Aren söylemiş… Bizim solcular, demiş, –meâlen– kavga-hadise var dense hemen koşar, ama her gün sektirmeden şu saksıya bir bakraç su dökülecek dense, iki gün sonra o iş tavsar… Evet, böyle bir sorun var (solla ilgili konuşuyoruz ama öznesini genişletebilirsiniz): âcil ve vahim sayılmayan, gösterişli olmayan, zevk-heyecan vermeyen, nitelikli de görünmeyen, istikrar ve devamlılık isteyen işlere gelememek… Sebatsızlık.”
Kıymetli Tanıl Bora muhalif kesimdeki ileriye dönük, sonuç alıcı iş yapamamanın nedenini sebat ve sabır eksikliğine bağlıyor.
Gözlemlerime göre sabır ve sebat sorununun yanında bir de tevekkül sorunu var.
Yani bir işe kalkışırken doğanın, yaşamın veyahut Allah’ın takdirini de hesaba katma.
Hayal kuramıyorlar, o hayalin peşinden gitme kararlılığı gösteremiyorlar. Yani toplumu etkileyebileceklerine ve işe yarar sonuç alabileceklerine inanmıyorlar.
Kanaatimce tevekkül sorunu sabırsızlığı ve sebatsızlığı getiriyor.
Bugünkü iktidarın en önemli dayanağı da ne yazık ki muhalif kesimdeki bu kibir ve yetersizlik.
İktidar, nasıl olsa bir şey yapamazlar, nasıl olsa bağırır, çağırır sonra susarlar, nasıl olsa toplumun bütününe ulaşacak bir organizasyon kuramazlar, nasıl olsa bir alternatif haline gelemezler diye düşündüğü için bu kadar pervasız olabiliyor.
Bunca yanlış politika, bunca yüz kızartıcı zikzaklar, ülkeyi yıkıma götüren politikalarına rağmen bu iktidar varlığını sürdürüyorsa bu utanç hepimizindir.
Muhalif kesimdeki kibir, birbirini beğenmeme, sebatsızlık, sabırsızlık, iş yapma kapasitesinin zayıflığı iktidarın en büyük avantajıdır.
Hep söylerim yeri gelmişken bir kez daha tekrarlayayım: Türkiye bir şey yapmaya çalışanların değil bir şey olmaya çalışanların ülkesidir.
Bugün yapmamız gereken iş bir şey olmayı değil bir şey yapmayı gerektiriyor.
Çünkü hazırda bir makam yok.
Hakarete, iftiraya uğrama var. Yorulma, yıpranma var. Binbir zorluk var.
Uzun süreli çaba gerektiren bir sorumluluk bu.
Ülkeyi dolaşmak, bıkmadan, usanmadan inanlarla konuşmak, herkesi dinleyip onları yeni bir ülke hayaline ortak etmek için gece gündüz koşturma var.
Yeni bir Türkiye hayali yaratma ve kimseyi dışarıda bırakmadan 80 milyonu o hayale ortak etme vizyonunu, anlayışını ortaya koyma yükümlülüğü var.
Bir şey olmayı kafasına koyanlar ne yazık ki bir şey yapmayı göze alamıyorlar.
Yaptıkları, olup bitenden yakınmak, sızlanmak, ağlamak, itiraz etmekten ibaret kalıyor.
Demek istediğim sorumluluk almadan sadece yazarak, konuşarak, analiz kasarak, mırıldanarak, tweet atarak verdiğimiz cılız tepkilerle bu gidişatı değiştiremeyiz…
Bir kez daha tekrarlayayım: Ülkemizin bu kötüye gidişine seyirci kalamayız.
İktidarın bizi mahkum ettiği; onuru, haysiyeti, vicdanı, ahlakı, hukuku, değerleri olmayan bir Türkiye’yi kabullenmek zorunda değiliz.
Herkesin mutlu, huzurlu; dostça, kardeşçe yaşadığı bir ülke olabiliriz.
Liyakatin en temel değer kabul edildiği, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, inanç özgürlüğüne dayalı laikliğin güçlü bir şekilde uygulandığı, bağımsız medyası, değerleri, intizamı olan bir ülke olabiliriz.
Eğitim sorunumuzu çözebiliriz.
Yoksulluğu kader olmaktan çıkarabiliriz.
Birbirimize gülümsediğimiz, selam verdiğimiz; müzakereyle, konuşarak bütün sorunların üstesinden gelen bir ülke olabiliriz.
Bizim gibi düşünen, böyle bir ülke hayali kuran milyonlar var.
Tek yapmamız gereken şey sorumluluk alıp bu insanları bir araya getirmek.
Biz yapmazsak kimse gelip yapmayacak.
Biz sorumluluk almazsak kimse almayacak.
Demokrasi, adalet, eşitlik, özgürlük, liyakat gibi evrensel değerler etrafında bir araya gelebiliriz.
Kibri, ideolojik katılığı, “ille bizden olmalı” sığlığını bir tarafa bırakıp sorumluluk alabiliriz ya da sorumluluk alanlara destek olabiliriz.
Kimimiz yazılarımızla, kimimiz bir mesajla, kimimiz paramızla, kimimiz bir resimle, kimimiz bir filmle, kimimiz fikrimizle yani elimizden ne geliyorsa onunla destek olabiliriz.
Kendi adıma söyleyeyim. Bu değerleri esas alan biri/birileri çıkarsa yazılarımla, şehir şehir dolaşıp yapacağım konuşmalarla her türlü desteği vermeye hazırım.
Kimse çıkmayacaksa bu organizasyonun sorumluluğunu almaya da hazırım.
Çünkü şu üç günlük hayatımı böyle korkakça, ağlayarak, sızlanarak, şikayet ederek “ama bu kadar da olmaz ki canım”, “vah vah bunu da yaptılar” gibi sefil bir şekilde harcamak istemiyorum.
Ülkemizin yıkıma sürüklenmesini engelleyemediğimiz için gelecekte, gençlerin, çocukların yüzüne bakarken utanç, mahcubiyet duymak istemiyorum.
Diğer yandan kötülüğün, sefaletin, adiliğin egemen olduğu bir ülkede ne yazar yazarlığını yapabilir, ne sanatçı sanatını icra edebilir ne de bilim insanı bilim üretebilir.
Yapacağımız tek şey var: Farklılıklarımızı zenginlik görüp bir araya gelerek herkesin mutlu huzurlu olacağı bir Türkiye için sorumluluk almak.
Çok mu zor?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları






































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023