Mehmet TIRAŞ
Başta insanlar olmak üzere bütün canlıların son durağı ölümdür.
Ölüm korkusunu yenen ise ‘doğumdur’..
Eğer doğum olmayaydı ne insan nesli var olurdu ne de bitki ve hayvan türleri varlığını yaşatabilirdi.
Bütün canlılar birbirlerinin nesliyle kucak kucağa yaşayıp, kendinden sonra gelecek olanlara teslim ederek bu dünyadan göçerler.Yaşam aynı zamanda bir nöbet değişimidir.
Her ölüm erken ölümdür ama ölümlerin en acısı genç olanı ve bir annenin dünyadan kendisinden önce çocuğunun ölmesi kadar daha acı bir şey de olmasa gerek.Deriz ya “evlat acısı gibi koydu” diye.
Ölümle burun buruna geldim ve hiçbir şey gözümde canlanmadı ve hala da o anın yaşar gibiyim unutacağımı da hiç sanmıyorum,sözleri çok yabancı olmadığımız sözlerdir.
Ben bu sözü 17 Ağustos depreminde kendisi depremde kıl payı ölümden dönmüş ama evinin molozların altında çocuklarının kurtarılmasını hastane bahçesinde etrafındaki kalabalığa sesini duyurmak isteyen bir kadını feryadını hiç unutmam.
Bu kadının hikayesinden kısa bahsetmek istiyorum ormanın içinden bakan depremi yaşamış birisi olarak.
Deprem olmuş sokaklara dökülmüşüz, şafağın sökmesiyle bir grup arkadaş oturduğumuz semte yakın olan Derince devlet hastanesinin yolunu tuttuk ,yolda polis anons yapıyor ‘sığara içilmemesi gaz kaçağının olduğunu söylüyor’ hastaneye yakın bir müstakil evin yerle bir olmuş beton molozların üstünde bir genç erkek bağırıyor meral korkma seni kurtaracağım canım kardeşim,diyor ama deyim yerindeyse duvardan ses geliyor da Meral dan ses gelmiyor..Kimse, kimsenin sesini ve halini anlayacak bir psikolojik ortam yok gibi..Havanın aydınlanmasıyla hastane bahçesi tam bir savaş alanı gibi yaralılarla dolu,görevliler ve sağlıklı olanlar hangisine yardım edeceğine karar veremiyor,sedyede yaralı bir kadını beni duvara yanaştırmayın “ben duvarın altından çıkmışım anlamıyor musunuz”demesi ise deprem psikolojisinin derinliğini ifade ediyordu.
Fakat bana doğru hastane bahçesinin bankında yatan otuz beş yaşlarında kumral başı kapalı, uzun etekli,ayağınd ayakkabısı olmayan bir kadın bağırıyor; kardeşim beni bir dinler misin,diye sese yöneliyorum!.
“Buyur “ diyorum genç kadına!..
“Benim bir şeyim yok, yalnız belim ağrıyor doğrulamıyorum, bir de çok üşüyorum ama önemli değil,çocuklarım depremin altında kaldı, altmış evlerde(deprem yaşadığı semtin adı) misafirlikteydik kardeşim Almanya da gelmişti” deprem oldu, diyerek kısaca olayın gelişimini anlatıyor ve kocasına haber vermemizi ve çocuklarını kurtarmasını istiyor,adres veriyor;Yeni doğan da birahane var yol üstünde onu çalıştırıyor ve birahanenin de üstündeki dairede oturuyoruz eşimin adı Kenan, deyip bir taraftan da gerçi Kenan sağ mı, onu da bilemiyorum bir haberdar edin Allah rızası için; bir de ben bir anneyim anlayın,diye de yalvarıyor,ben üzerimde ki montu çıkartıp kadının üzerine örtüyorum,arkadaş da üzerindeki montu kadının bankta başına yastık yapıp verdiği adrese gitmek için yola düşüyoruz ama gitmek mümkün mü,yolların kapalı olduğunu,çok yerlerde üst geçitlerin çöktüğünü,sadece helikopterlerle ulaşım sağlandığını telefonların da çalışmadığı bir ortam yaşanıyor tam bir belirsizlik var ama; birde çocuklarının ve kocasının yaşayıp yaşamadığından haber bekleyen bir kadın var, gel de bunu anla, anlat ve anlatabilirsen.
Ben bütün cesaretimi toplayıp kadının yanına dönüyorum yarım saat sonra; kadın hala bankta güneşte depesine dikilmek üzere, hava da gittikçe ısısını yükseltiyor,genç kadın beni görünce toparlanmaya kalkıyor ama bir yandan da benim vereceğim haber her şeyini belirleyecek, Kenan’ı buldun mu,sağ mı,çocuklarını kurtarmaya gitti mi,diye peş peşe sorular soruyor ama bir anneye,çocuklarını ve eşini kaybetmiş insana bu soruların verilecek bir cevabı var mı? Kendisi de deprem yaşamış birisi olarak nasıl anlatırsın,sorusunu bitirmeden ona inandırıcı gelen bir şeyler söylemeliyim,hemen düşünsel bir reflekse sizin oturduğunuz semtte oturan birisiyle tanıştım eşiniz sağ imiş ve sizin deprem yaşadığınız eve gitmiş diyorum, öyle de bir anlatıyorum ki sanki gerçekmiş gibi.Genç kadın, Allah razı olsun çok şükür haber aldım Kenan yaşıyormuş, inşallah çocuklarımdan da sağ salim haber alırım,diye kadının teselli olmasına bir katkı sunmanın huzuruyla ben kadını bir görevli bulup açık havada hastane oluşturulan yere bir sedyeyle görevliye teslim ederken,genç kadın bana montunu al kardeşim çok sağ ol,deyip teşekkür ediyor ama söylediklerimin hiç birisinin doğru olmadığını biliyorum ama siz olsaydınız aynısını yapmaz mıydınız?Ne dersiniz?
Bir iki ay sonra aklımdan çıkmadığı için genç kadının verdiği adresi buldum ve Kenan’ın ve çocuklarının öldüğünü öğrendiğimde; genç yaşta iki çocuğunu kocasını hatta kardeşini de kaybetmiş genç kadının, benim yalan haberim aklına gelmiş midir,diye de düşünmeden edemedim..
Böyle çok dramatik deprem hikayeleri bir makaleye sığmayacak romanlara konu olan konulardır biliyorum ama hayat size bazen, bir ölüme cevap verilmeyecek yalana baş vurduruyor karşındakini teselli ettirmek için.
Ölümün adresi tektir ama ölenlerin ölüm şekli çok yönlüdür.
Kimisi iş kazasında,kimisi trafik kazasında,kimisi ise yukarıda da anlattığım gibi doğa felaketlerinde yaşamını sonlandırmış hayatının baharında hiç ölümün aklına gelmedi bir yerde,yaşamını sonlandırmış binlerce ölüm hikayeleri vardır.
Ölümler bazen ilginç tanışmalara da vesile olur, her ölüm bir canlının ömrünü uzatılmasını ve can güvenliğinin alınmasını gündeme taşır ..Organ bağışlarından yaşanan duygu yüklü ilginç görüntüler,sözler ve öyküleri hatırlayın bir yakınınızın verdiği organla yaşayan bir insanla, karşılaşmanın nasıl bir duygu olduğunu hep merak etmişimdir.
Afetlerde,cinayetlerde,savaşlarda, iş ve trafik kazalarındaki ölümlerin çeşitli acı ve anlatılamayacak hikayeleri vardır.
Genç yaşata oğlunu trafik kazasında kaybetmiş bir annenin dramını paylaşayım:
Çetin geçen bir kış mevsiminde fabrika arkadaşımın yeğeninin cenazesine katılmıştım, Sapaca dağının eteklerinde bir küçük köyde tanık oldum.Oğlunun tabutuna kapanmış ortalığı yıkan bir feryatla ağlayan anne,yerde belki yarım metre kar var ayağı çıplak kadının, kendinden geçmiş bir şekilde ağlıyor bir şeylerde söylüyor ama ayağında ne ayakkabı var ne de çorap,birilerinin dikkatini çekmiş kadına ayakkabı verin donacak görmüyor musunuz,diye etraftaki insanları uyarıyor bir adam..
Hayatının baharında oğlunu kaybetmiş anne getirilen ne ayakkabıyı ne de çorabı giymiyor yanıyorum:” komşularım dostlarım Allah düşmanımın başına vermesin, ayağımın altındaki kar benim ateşimi ve acıma dindiremez hissetmiyorum karı- soğu” diyordu.Giymedi ayağına ayakkabı oğlunu toprağa verene kadar bu acılı anne.
Ölüm teselliyle yaşama katığımız duygudur.
Ölüm gelmiş cihane baş ağrısı bahane,misali.
Ölüm canlılar içindir Allah geçinden versin ama gencinden vermesin,elden ayaktan düşürmesin,diye de bir temennimiz vardır.
Yazı bir Pazar yazısının ötesinde iç karartan oldu ama hayatın gerçeğinden de kaçılmıyor,ne kadar kabullenmesek de.
Ölümden başkası yalan değil mi?
Ne güzel demiş hümanist şairimiz Yunus Emre:
Mal sahibi mülk sahibi/hani bunun ilk sahibi/
Malda yalan mülkte yalan/gel biraz da sen oyalan.
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları

































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025