Mesut YEĞEN
eçen hafta yaşanan büyük hengameden kalan izlenim şu olsa gerek: Meral Akşener’in Masa’dan ayrılıp geri dönüşü arasında kalan bir iki gün içerisinde Türkiye siyasetinde bir şeyler hızla ve aksi istikametlerde değişti. Olup bitene bakınca şu hissiyata kapılmamak mümkün değil gerçekten: İktidar yolundaki muhalefet bu bir iki gün içerisinde, önce iktidardan uzaklaştı, ardından da iktidara öncesinden de çok yaklaştı. “Öldürmeyen kriz güçlendirir” denerek özetlenen bu hengâme, muhalefeti önce iktidar yolundan yüz geri etmiş, sonrasında da aynı yolun daha ileri bir noktasına taşımış görünüyor.
Bu hengamenin bir şeyleri değiştirdiğine şüphem yok. Ancak, her nedense, ilk izlenimde değişti denilenlerin aslında çok da değişmediğini, muhtemelen aynı kaldığı varsayıldığı ya da zamanı değil dendiği için üzerine çok konuşulmayan başka bazı şeylerinse değiştiğini düşünüyorum. Kısaca, söyleyecek olursam, muhalefetin iktidar yolundaki konumunun bütün bu hengâmeye rağmen aslında çok değişmediğini, ne ters ne de düz istikamette büyük mesafeler alınmadığını, muhalefetin iktidara olan mesafesinin ne çok uzayıp ne de çok kısaldığını düşünüyorum. Beri yandan, muhalefetin seçim sonrası istikametininse köklü bir biçimde değiştiği, hiç değilse değişebileceği kanaatindeyim.
Dediklerimi açıklamadan önce Akşener Masa’dan niye ayrılıp, neden geri döndü sorusunu bir de ben cevaplamaya çalışayım.
Akşener’in İki Açmazı
Pek çok yorumcunun da işaret ettiği üzere, Akşener’in Masa’dan ayrılması da ardından dönmesi de öyle aman aman bir sürpriz olmadı. Gidişat, şartlar İYİ Parti’nin Masa’dan ayrılmasını da dönmesini de anlaşılır ve makul kılıyor. Şundan: Türkiye siyasetinin mevcut ahvalinde Masa’da kalması da Masa’dan kopması da İYİ Parti’nin aleyhine. En azından alınabilecek seçmen desteği açısından. Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türkiye siyasetinde belirleyici seçimler haline geldiğinden ve içinde olduğu Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı da olağan şartlarda Kılıçdaroğlu olduğundan, cumhurbaşkanlığı seçimlerine Kılıçdaroğlu’yla girmek ve hele de Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanması, ama az ama çok aynı seçmen havuzundan beslenen CHP’yle İYİ Parti’den ilkini büyütüp ikincisini küçültecek, burası belli. Diğer bir deyişle, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin adayının CHP genel başkanı olması olağan ve hatta kaçınılmaz ve fakat bu olağan ya da kaçınılmaz durumun İYİ Parti’nin aleyhine sonuç üretmesi de kaçınılmaz. Öte yandan, İYİ Parti’nin uzun zamandır muhalefet cephesinde konuşlanmışlığı, haddizatında Millet İttifakı’nın iki esas oyuncusundan biri olması ve tabanının Erdoğan’a olan uzaklığı İYİ Parti için Masa’dan uzaklaşmayı da riskli kılıyor. İYİ Parti Masa’dan ayrılıp dolaylı yolla bile olsa Cumhur İttifakı lehine bir durum yaratacak olursa seçmeninin bir kısmını yine CHP’ye kaptırması çok muhtemel. Hülasa, gidişat İYİ Parti açısından Masa’da kalmayı da Masa’dan kalkmayı da riskli hale getirmişti ve bu İYİ Parti’nin ilk açmazıydı. Bu açmaz karşısında İYİ Parti önce ikinci ardından ilk riski almaya karar verdi. İkincisindense ilk riskin alınmasının da çok anlaşılır iki sebebi var. Bir: İkinci riskin daha yıkıcı olabileceğinin anlaşılması. İki: İmamoğlu ve Yavaş’ın resme dahil edilmesi formülünün ‘mucidi’ olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kazanılmasına katkıda bulunan aktör rütbesini alıp ilk riskin yıkıcılığını azaltma imkânının bulunmuş olması.
Ancak, Akşener’i Masa’dan kalkıp geri dönmeye sevk eden ikinci bir açmaz daha var ve işin kötüsü Masa’dan kalkılıp geri dönülmesiyle bu ikinci açmaz ortadan kalkmış ya da ilkinde olduğu gibi hafiflemiş değil. İkinci açmaz şu: İYİ Parti seküler, milliyetçi ve ‘sağcı’ bir parti olarak büyüyüp, merkeze oturmayı ve 2023 sonrası Türkiye siyasetinin bu türden bir merkez etrafında şekillenmesini hedefliyor. Ne var ki, muhtemelen devletin Erdoğan’ın aşırılıklarından endişeli kısmını da teskin edeceği düşünülen bu teşebbüsün başarı şansı çok değil, çünkü yine gidişat başka bir şey gösteriyor. Gidişat, bugünkü rejimden, dışarıdan HDP’nin desteklediği CHP ve onun ‘demokrat/liberal’ müttefiklerinin seçim başarısıyla çıkılacağını gösteriyor. Bu da 2023 sonrasında siyasi merkezin İYİ Parti’nin tasavvur ettiğinden daha az ‘sağcı’ ya da daha demokrat bir yerde kurulması ihtimalini daha kuvvetli kılıyor.
Açmaz da burada ortaya çıkıyor. İYİ Parti’nin Masa’da kalması kendi tasavvurunun ötesine geçen bir demokrasi durumunun ortaya çıkmasına katkıda bulunması demek. Öte yandan, seçmen desteğini zayıflatacak olduğundan, Masa’dan ayrılmak da İYİ Parti’yi kendi tasavvurunu gerçekleştirmek yolunda daha zayıf bir aktöre dönüştürebilir. Bu durumda, Masa’ya dönmek ve seçimlerden olabildiğince kuvvetli çıkıp seçim sonrasında oluşacak yeni güç dağılımında kendi tasavvurunu gerçekleştirmeyi denemek İYİ Parti açısından daha makul görünüyor. İYİ Parti’yi Masa’dan kalkıp yeniden oturmaya sevk eden ikinci açmaz da buydu ve bugün itibarıyla ortadan kalkmış olmadığı gibi ilki kadar bile hafiflemiş değil.
Akşener Masa’dan niye kalktı, neden geri döndü sorusuna cevabım bu. Şimdi Akşener’in Masa’dan kalkıp dönmesiyle ne değişti, ne aynı kaldı ona geleyim.
Değişmeyenler
Başlarken dediğim üzere, ilk izlenimde değiştiği düşünülen şeyin çok da değişmediği kanaatindeyim. Değiştiği, hem de bir kez değil, en az iki kez ve ters istikamette değiştiği düşünülen, muhalefetin iktidara gelme ihtimali. Buna göre, HDP’nin dışarıdan destekleyeceği varsayılan muhalefet, Akşener ayrılmadan önce iktidara çok yakınken Akşener’in Masa’dan kalkmasıyla iktidardan uzaklaştı ve İmamoğlu & Yavaş formülüyle Masa’ya dönmesiyle de, iktidara öncekinden de çok yaklaştı. Muhalefetin bugün itibarıyla iktidara daha yakın olduğu tespitine esas olarak katılmakla beraber sözü edilen bu üç anda muhalefetin iktidara gelme şansının ne aman aman azaldığını ne de arttığını düşünüyorum. Açıklamaya çalışayım.
Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının Kılıçdaroğlu’ndan başkasının olamayacağı aşağı yukarı belli olduğunda manzara şuydu: Muhalefet cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanabilirdi, ama en az üç şey yolunda giderse. HDP’nin desteği alınır, eskiden AK Parti’ye oy vermiş bugünün kararsız muhafazakârları ikna olunur, aday olarak Yavaş ya da İmamoğlu’nu tercih eden İYİ Partililer yan çizmezse. Manzaranın bir kısmında bu belirsizlikler varken, diğer tarafındaysa bir eğilim vardı. “Erdoğan ve başında olduğu tek adam rejimi değişsin mi, devam mı etsin”, 2023 seçimlerinin ana sorusu haline gelmiş, seçmendeki az da olsa daha kuvvetli eğilim “Erdoğan gitsin” olmuştu. Seçim atmosferine bu eğilimle girileceği aşağı yukarı kesinleştiğinden sözünü ettiğim üç belirsizliğin zamanla Kılıçdaroğlu’nun kazanmasına yol açacak şekilde ortadan kalkması muhtemel görünüyordu. Diğer bir deyişle, Akşener Masa’dan ayrılmadan muhalefetin olağan adayı olarak Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanma şansı vardı ve lakin kaybedebilirdi de. Zannımca, bu durum ne Akşener Masa’dan kalktığında kökten değişti ne de Masa’ya geri döndüğünde.
Akşener Masa’dan kalktığında durum kökten değişmedi, çünkü erbabının zaten bildiği bir durum iyice açığa çıktı: İYİ Parti seçmeni Erdoğan iktidarını devam ettirecek işlerin peşine düşmeye yatkın değil. Aksine, İYİ Parti seçmeni Akşener Masa’da olmasa da Erdoğan’ın karşısında Kılıçdaroğlu’na oy verebilecek göründü. Bu da şu demek: Parlamento seçimleri ayrı bahis ama cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçmenin ana sorusu ve eğilimleri Akşener’in Masa’dan kalkmasına bağlı olarak değişmediğinden, Kılıçdaroğlu’yla seçimleri kazanma ihtimali de tümden ortadan kalkmadı.
Öte yandan, Akşener’in Masa’ya Yavaş & İmamoğlu formülüyle geri dönmesiyle Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanacağı da kesinleşmiş değil. Çünkü, seçim atmosferiyle beraber hızla azalması muhtemel olmakla beraber, sözünü ettiğim üç belirsizlik halen giderilmiş değil. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olabilmesi için halen HDP’nin desteğini alabilmesi, “Yavaş ya da İmamoğlu olsaydı” diyen İYİ Partililerin yan çizmemesi ve kararsız muhafazakârların ikna edilmesi gerekiyor. Gidişat, bu belirsizliklerden ilk ikisinin Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanmasına yol açacak şekilde ortadan kalkacağını göstermekle beraber, netice halen kesin değil.
Özetle, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanma ihtimali aday olacağının belli olduğu, Akşener’in Masa’dan ayrıldığı ve Akşener’in Masa’ya döndüğü üç anda kökten farklılaşmadı, çünkü 2023 seçimlerinin ana sorusu (Erdoğan gitsin mi kalsın mı) değişmediği gibi, ikisi bilhassa Kılıçdaroğlu’nun adaylığı söz konusu olduğunda oluşan üç belirsizlik tümden ortadan kalkmadı. Akşener’in Yavaş & İmamoğlu formülüyle Masa’ya geri dönüşünün ve artık seçim atmosferine girilmiş olmasının Kılıçdaroğlu’nun seçilme şansını yükselttiği kesin. Lakin şu da: Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanması daha muhtemel, ama halen garanti değil.
Değişenler
Akşener’in Masa’dan kalkması ve geri dönmesi Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanma ihtimalini en azından kökten değiştirmedi, lakin muhalefetin seçim sonrası istikametinin değişebileceğini gösterdi. Yukarıda sözünü ettiğim üzere, Akşener’in Masa’dan ayrılmasının ve geri dönüşünün ardında İYİ Parti’nin iki açmazı var bu iki açmaz da giderilebilmiş değil. Belli ki, İYİ Parti yüzde 10 civarında seçmen desteğine sahip olmasına karşın, kendisini geleceğin hızla büyüyecek merkez partisi olarak görüyor ve Türkiye’de AK Parti sonrası yeni merkezin CHP’nin ve ‘demokrat-liberal’ müttefiklerinin HDP’nin de onaylayabileceği tasavvurları etrafında değil, kendi tasavvuru etrafında kurulması gerektiğine inanıyor. Bu tasavvurun CHP ve müttefiklerininkine kıyasla daha az sosyal ve daha az demokrat olduğunu söylemek mümkün. Keza, aynı tasavvurun AK Parti sonrasına geçişin daha kontrollü olmasını öngördüğünü söylemek de mümkün. Hülasa, 2023 sonrasına ilişkin İYİ Parti tasavvuru, merkezinde CHP’nin olduğu siyasi tasavvurdan farklı.
Akşener’in Masa’dan ayrılıp dönmesine bu farklılığı odağa alarak bakıldığında görünen şu: Erdoğan’ı gönderelim işinde, merkezinde CHP’nin olduğu Millet İttifakı’yla aynı yerde konumlanan İYİ Parti, seçim sonrası oluşacak yeni güç dağılımı içerisinde kendi tasavvurunun peşine düşmek için yeni ve daha kuvvetli imkânlar bulabilir ya da bu imkânları oluşturabilir. Kolayca tahmin edilebileceği üzere, muhtemel görünen Erdoğan yenilgisi gerçekleşirse, AK Parti ve MHP yeni sulara açılmak üzere ‘özgürleşebilir’. Bu da İYİ Parti açısından CHP ve müttefiklerininkine alternatif bir tasavvur geliştirmenin imkânının büyümesi demek olur.
Özetle, İYİ Parti’nin açmazlarıyla birlikte düşünüldüğünde, Akşener’in Masa’dan kalkıp geri dönüşü muhalefetin cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanma şansından daha çok muhalefetin istikametini değiştirmişe benziyor. Daha doğrusu hep var olan bu ihtimal daha kuvvetlenmiş görünüyor. Akşener’in Masa’dan kalkıp geri dönmesi demokrasiye dönüş maceramızın umduğumuzdan daha zorlu olabileceğini gösteriyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025