Oya BAYDAR
Geçtiğimiz hafta yazı yazamadım. Sözümün, sesimin, yazının tükendiği noktadaydım çünkü. Utangaç, ürkek, kırılgan da olsa barış ve diyalog umudunun yeniden belirir gibi olduğu günlerdi. Benim gibi iflah olmaz barış budalalarıyla bir kez daha alay edildi: Dağlıca saldırısı ve sonrası... “Saldırı-operasyon-KCK tutuklaması”; “KCK tutuklaması- operasyon- saldırı” ölümcül döngüsü. Sözün, yazının, vicdanın, insanın beş kuruşluk anlamının kalmadığı bir ülke ve dönemde yazı yazıp ahkâm kesmenin beyhudeliği duygusu.
Lumpen mafyacıların iğrenç bir sözü vardır: “Seni kurşun manyağı yaparım” diye tehdit ederler. Benim gibiler de, Kürt sorununa barışçı çözümü konusunda Türk-Kürt, Devlet-PKK savaş mafyalarının işbirliğiyle “umut manyağı” haline getirildik.
Umudun tükenişi; sevincin, geleceğin, yaşama arzusunun tükenişidir, bu yüzden bilinçli “manyaklığımı” sürdürmeye, belki bir gün iyi birşeyler olur, diyerek direnmeye çalışıyorum; ama itiraf edeyim, artık başaramıyorum. Yarım yüzyılı aşkın süredir, tanrıların gazabına uğramış Kral Sisifos gibiyim / gibiyiz. Ruhumuzu, bedenimizi örseleyerek tonlarca ağırlıkta bir kayayı dağın doruğuna çıkarıyoruz, kaya doruktan aşağı yuvarlanıyor ve yeniden başlıyoruz. Yeniden, yeniden, ebediyete kadar...
Yine Hapishane Kapılarındayız
“Artık bu işlerden emekli olup köşemize çekilelim, yazıp çizmekle yetinelim derken kendimizi yine hapishane kapılarında bulduk” diye yazmış sevgili arkadaşım Melek. Henüz emekliliği düşünecek yaşta olmayan pırıl pırıl kafalı, kocaman yürekli, umut dolu genç arkadaşım Gülseren Onanç ise Büşra’yı (Prof.. Büşra Ersanlı) hapishanede ziyaretinden sonra şöyle yazıyor:
“Aslolan mekanmış Gülseren’ dedi Büşra. ‘Sekiz aydır 25 kişi ile bir mekanı paylaşınca benim gibi yalnız yaşayan bir kadın için zaman mı mekan mı sorusunun cevabının mekan olduğunu anladım.’ Gözlerinde hala olup biteni anlayamamanın şaşkınlığı, kızgınlık, kırgınlık ve isyanı görüyorum. Gözlerine daha fazla bakamıyorum. İçime işliyor. Herhalde o da benim gözlerimde hiçbirşey yapamamanın utancını, sıkıntısını hissediyordur. Heyecanımı gizleyemiyorum. Bir ay önce Adalet Bakanlığından özel izin istedim, Büşra yı Bakırköy cezaevinde ziyaret edebilmek için. İznim 12 Haziran için çıktı. (........) Büşra elinde TESEV’in ‘Yeni Anayasa Yerel ve Bölgesel Yönetim Önerileri’ raporu ile geldi. Bu rapora verdiği katkı için topladığı dökümanları iddianamede nasıl aleyhine kullandıklarını söylüyor. Seyahatlerini ve bir dolu anlamsız iddiaları. (...........) Hakkı olan dayanışmayı bizden beklediğini söylüyor. Nedim ve Ahmet için yapılanların bir kısmını bile yapmıyoruz Büşra için, utanıyorum. ‘Biz meğer tatlısu aktivistiymişiz, gerçeklerin acılığı ile şimdi yüzleştim’ diyerek kendi ile bir hesaplaşma yapıyor. Beni de içine çekiyor hesaplaşmasının. Tatlısu aktivisti kimdir diye soruyorum kendime? Ben olabilirim ama Büşra kesinlikle değildir. Büşranın seçtiği yol çok az kişinin göze alabildiği bir yoldu. O Kürt olmamasına rağmen, Kürt kardeşleri ile kimlik mücadelesini omuz omuza, gönül vererek yaptı. Biz dışardan devleti göreve çağırmaktan başka birşey yapamazken, Büşra siyasi çözümün yollarını oluşturmak üzere çalıştı. BDP’ de PM üyesi oldu, anayasa komisyonunda çalıştı. Kürt sorununa içerden, tam ortasından bakabildi. Eğer bir akil insan aranıyor ise o da hiç kuşkusuz Büşra Ersanlı dır. Büşra çözümün ta kendisidir. Bir saat nasıl geçti anlamadan gitme zamanımın geldiğini Büşra, bize bakan görevlinin gözlerinden anladı. Koridora çıktık. Büşra ile öpüştük. O arkasına hiç bakmadan demir parmaklıklı kapıya yöneldi. Kapıyı arkalarından kapayana kadar bakakaldım. Büşra geri dönüp baksa, biri bana dokunsa hüngür hüngür ağlayacaktım. Boğazıma oturan kocaman bir düğüm ile koşar adım yürüdüm özgürlüğe, güneşe, temiz havaya, yalnızlığa.”
Evet, bir zamandır yine hapishane kapılarındayız. Büşra Ersanlı binlerden sadece biri, bir sembol. Gençler, çocuklar, kadınlar, Kürtler, işçiler, sendikacılar, yazarlar, sanatçılar, gazeteciler, herkes; pankart astılar, HES’leri protesto ettiler, kitap yazdılar, parasız eğitim istediler, pankart astılar, yumurta attılar, kadınların kişiliğine ve özgürlüğüne tecavüz yasalarını, işçilerin elini kolunu bağlayacak grev yasaklarını, çevreyi kurutmaya, öldürmeye yönelik kararları protesto ettiler, dinsel-ideolojik amaçlı sözde eğitim reformuna karşı çıktılar, üç kuruş fazla zam istediler, vb...vb... diye tutuklanıp terörle mücadele yasası kapsamına sokularak yıllarca hapishanelerde süründürülürken yine hapishane kapılarındayız işte. Bütün darbeleri şu veya bu şekilde yaşamış (28 Şubat dahil hepsine karşı çıkmış ve hepsinde payına düşen mağduriyeti tatmış) biri olarak yazıyorum. Son birkaç yılın, hele de şu son günlerin tutuklama furyası ve her çeşit muhalefete yönelik baskılar 12 Mart’ları, 12 Eylül’leri, 28 Şubat’ları hiç aratmıyor.
Son Kürt Kalana Kadar
Savaşı tek çözüm yolu gören militaristlerin; Doğu ve Güneydoğu’daki cinayetlerin başlıca sorumlusu, onbinlerce insanımızın katili olan savaşçı, güvenlikçi faşizan zihniyetin şiarı ve söylemi: “Son terörist de yok edilene kadar” dı. KCK tutuklamalarının yaygınlığı ve boyutları, yeni muktedirlerin şiarının, “Son muhalif Kürt kalana kadar” olduğunu apaçık gösteriyor. KCK tutuklamalarının BDP’li belediye başkanlarını, parti yöneticilerini, gösterilere katılmış gençleri, vb. aşarak KESK başkanına ve yöneticilerine uzanması ve daha nereye kadar gideceğinin belli olmaması, iktidardakilerin -eğer becerebilseler- muhalif tek bir Kürt bırakmamaya azmettiklerini düşündürüyor.
Kimse kalkıp da, “Efendim konu adalete intikal etmiştir. Türk adaletine güvenin” yavelerine sığınmasın. O adaletin nasıl işlediğini hangi çevrelerin ne parmaklar attıklarını, kimisi alkışlayarak, fiştikleyerek, kimimiz isyan ederek, Türkiye halkı çok iyi biliyor. Tayyip Erdoğan da kalkıp, “İçerde tek bir gazeteci yok, gençler yok, akademisyenler yok. Kimse kusura bakmasın ama onların hepsi terör örgütü üyesi, destekçisi, yandaşı” demeye kalkışmasın. Başbakan kusura bakmasın ama yanlış biliyor, ya da biliyor da gerçekleri saklıyor. Belki utancından, belki kendinin üstünde bir güçten çekindiğinden, belki de takke düşüp kel göründüğünden, yani “bana biat etmeyen son muhalif Kürt kalana kadar” zihniyetini kendisi de benimsediğinden.
Eğer bilmiyorsa, yanıltılıyorsa, tehdit ve şantaja maruz bırakılıyorsa, söylemesi benden: KCK üyesi, PKK yandaşı diye içeri alınan Türk veya Kürt muhalifler, terör örgütü üyesi diye içeri atılan ve de mahkûm edilen protestocu gençler, haklarını aradıkları için takibata uğrayan emekçiler somut delillerle değil devletçi faşizan bir zihniyetin tasarrufuyla oralardalar. İster veyasetçi Kemalist, ister faşist, ister muhafazakâr Müslüman olsun, devlete ve siyasete egemen olan anlayış: dün olduğu gibi bugün de itaat ve biat anlayışıdır. 12 Mart’larda, 12 Eylül’lerde komünist diye, solcu diye, demokrat diye yokedilmeye çalışılan; 28 Şubat’ta Müslüman, dindar diye ezilen muhalifler, bu gün Kürt meselesinde barışçı çözüm istediği, çevreyi, kadın özgürlüğünü, işçi haklarını, demokratik özgürlükleri savunduğu, kısaca “muhalif olduğu” için düzmece yargılamalarla susturulmaya çalışılıyor.
The Cemaat mı, The AKP mi?
Uzun süre fısıltıyla konuşulan, bugün apaçık ortaya çıkan siyasal gerçek, mevcut iktidarın Fethullah Gülen hareketi ile AKP’nin karşılıklı çıkar ilişkilerine dayalı bir güçbirliği olduğudur. Aynı ideolojik temellere ve son tahlilde aynı hedeflere sahip iki akımın koalisyonu tabii ki normaldir ve meşrudur. Sorun; siyasal ortama hakim olan otoriterleşmenin koalisyon güçleri arasındaki tepişme sürecinde giderek daha da ağırlaşmasında. Otoriter devletçi zihniyetin ve biat kültürünün ağır bastığı Gülen Hareketi; bekası alacağı oylara bağlı pragmatist AKP’nin zaten dar olan demokratik sınırlarını daha da kısıtlıyor. Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik yapılması, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinin ve olağanüstü mahkemelerin yapısının değiştirilmesi tartışmaları sırasında, AKP’nin atmaya çalıştığı küçücük adımların bile nasıl engellendiğini hatırlayalım. Bu süreçte Fethullah hareketinin bütün sözcüleri, yandaşları, savunucuları ve onların yanında saf tutan kimi liberaller vesayet ve darbe davalarından tutuklu olanların serbest kalacağı gerekçesine sığınarak değişiklik niyetlerinin karşısında yer aldılar. Taktik bir cinlikle KCK davalarından ve tutuklularından hiç söz etmediler. Cemaatin devletçi, güvenlikçi, otoriter refleksi en çok Kürt meselesinde devreye giriyor, askeri vesayetin artık törpülendiğini onlar çok iyi biliyorlar.
Peki, içinde debelendiğimiz darbe günlerini andıran bu ortamda, Cemaati günah keçisi haline getirip “Her taşın altında Cemaat var” diyerek AKP’yi aklamak mümkün mü. Bin kere hayır. Muhalefetin, hele de Kürt muhalefetinin geriletilmesi, Oslo sürecinden vazgeçip güvenlikçi politikaların güçlenmesi, imaj sorunu bir yana AKP’nin de işine geliyor. Varsın suçsuz günahsız insanlar yıllarca tutuklu kalsın, ne gam! Çünkü işin özüne bakarsanız, demokrasiden, ileri demokrasiden, vb. söz eden bu akımların özgürlük ve demokrasi anlayışları kendi özgürlükleriyle sınırlı. Hepsi dinî muhafazakârlık kökeninden geliyorlar. O zihniyetin siyasete yansıması, devlet-teba anlayışıdır. AKP, Oslo’dan vazgeçip “son muhalif Kürt kalana kadar” zihniyetini benimsemeseydi, bugün koalisyon ortağının şantajına böyle boyun eğmezdi; hiç değilse ele güne karşı, KCK tutuklamaları, örgüt üyesi diye önüne gelenin içeri atılması gibi konularda özgürlüklerden ve hukuktan yana tavır koyardı.
Sözde özgürlükçü, demokrat, liberal geçinen tüm siyasal partiler, örgütler, cemaatler ve de kişiler; en başta iktidarda olanlar, şu soruya cevap ve topluma –tarihe hesap vermek zorundadırlar: Her türlü muhalif akımı, kişiyi, yapıyı ve de Kürtleri silahlı terör örgütü bahanesiyle içeri tıkan rejimin adı nedir? Daha önemli soru: Vesayetçiliğe ve askeri darbelere karşı çıktıklarını iddia eden AKP ve yandaşları darbe dönemleri uygulamalarını kendilerine dokunmadıkça mubah mı görüyorlar? Muktedir konuma geçtiklerinde muhalifleri bertaraf etmek meşru mu sayılıyor? Bunu hangi siyasal ahlakla, hangi hukuk ve adaletle, hangi vicdani tutarlılıkla, hatta değer verdiklerini varsaydığımız hangi Müslümanlıkla bağdaştırıyorlar?
Evet, yine hapishane kapılarındayız ve yine 12 Mart, 12 Eylül günlerindeyiz. Sisifos misali, kayayı doruğa çıkarmaya çalışıyoruz. Sisifos emekli olamaz, biz de yaş yetmişi aşsa da demokrasi kayasını taşımaktan emekli olamıyoruz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları






































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024