Yıldıray OĞUR
“Biz aşağıda imzası yer alanlar Türkiye’nin cumhuriyetçi birikimini bu iddianın arkasında durmaya çağırıyoruz: Barış ve kardeşlik istiyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin, Lozan Anlaşması’nın sorgulanmasını; mevcut sınırlarımızın tartışılmasını; yeni-Osmanlı hayallerini, Türkiye İmparatorluğu gibi gayrimeşru adlandırmaları, ümmetçiliği, etnik ve mezhepsel kimliklere dayalı siyasal yapı ve kurumları istemiyoruz. Barış ve kardeşlik ve de bağımsız ve laik bir ülke, eşitlikçi bir düzen, planlı bir ekonomi istiyoruz. Ülkemizin uçurumdan yuvarlanmasına izin vermeyeceğiz.”
Sondaki cümlelere gelene kadar ki kısım 2000’lerin başında bir Genelkurmay Başkanlığı açıklaması olarak karşımıza çıkabilirdi.
İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin çözüm süreci karşıtı mitinglerinde de epey alkış alırdı.
Herhalde bu yüzden sonuna konuyla ilgisiz bir “planlı ekonomi istiyoruz” cümlesi eklendi ki bunun bir Türkiye Komünist Partisi bildirisi olduğu anlaşılsın.
Genel olarak kendilerini diğer sol partilerden, Kürt siyasetine mesafeli kızıl bir Kemalist-laik-ulusalcı çizgi benimseyerek ayrıştırmaya çalışan- hatta bu çizgiyi abartan parti elamanlarından biri gidip Osman Kavala’nın 9 yıldır hapiste olmasına neden olan ilk Sorosçu ihbarını savcılığa yapmıştı- TKP’nin böyle bir bildiri yayınlamasının haber değeri pek yok.
Ama 3 yıl öncesine kadar Deniz Kuvvetleri İstihbarat Başkanı olan emekli Tuğamiral Yalçın Özkütük ile Korkut Boratav ve Nejat Yavaşoğlu’nu aynı bildirinin altına imza attıranın ne olduğu üzerine konuşmak gerek.
Çözüm süreci ve PKK’nın silah bırakması üzerine yazılmış bir bildiride konuyla ilgili olabilecek tek cümle, güzellik yarışmalarında edilmiş de olabilecek bir “Barış ve kardeşlik istiyoruz” cümlesi.
Geri kalan cümlelerde ise geleneksel ulusalcı-Kemalist-laik evhamlar, korkular sıralanmış.
Ama okuyunca en önce “Türkiye imparatorluğu gibi gayrimeşru adlandırmalar” cümlesi dikkat çekiyor.
Bu lafı duymamıştım, Googleladım.
Meğerse bu kadar sol, sosyalist, Kemalist entelektüel, gazeteci, akademisyen, aktivistin oturup karşısında bildiri imzaladıkları bu “gayrimeşru adlandırma”, AK Partili Mücahit Birinci’nin bir tweetinde geçiyormuş.
Türkiye’nin uçurumdan yuvarlanmasına neden olacak diğer kaygıları da en az bunun kadar kaygı verici.
Peki, son yüzyılda Türkiye’nin sınırlarına karşı en ciddi tehdit olan PKK, 50 yıl sonra silah bırakırken “Mevcut sınırlarımızı” bir bildiriye yazılacak kadar kim tartıştı acaba?
Hacı Yakışıklı mı?
PKK’nın kendini fesih bildirisindeki Lozan atıflarından “Lozan Anlaşması’nın sorgulanması”na varmışlar.
50 yıl silahla Lozan’ı sorgulatamayan PKK, silah bırakırken ortada bir sebep de yokken Lozan’ı sorgulatacakmış.
“Yeni-Osmanlı hayalleri”, “ümmetçilik” Erdoğan’ın Kızılcahamam konuşmasına atıf. Erdoğan herhalde 15 yaşından beri ümmetçi ve yeni Osmanlı hayali içinde. 21 yıllık iktidarda ulaşılamamış bu hayallere PKK’nın silah bırakmasıyla nasıl varılacakmış?
PKK, Hamidiye Alayları mı olacak? Duran Kalkan, Horasan Erenleri gibi Balkanlara akıncı olarak mı gönderilecek?
“Etnik ve mezhepsel kimliklere dayalı siyasal yapı ve kurumlar” derken de Bahçeli’nin kapalı parti toplantısında Cumhurbaşkanı yardımcıları neden Kürt ve Alevi olmasın sözleri kastediliyor.
En şapka uçuran yer de burası.
İki yıl önce biri, gün gelecek MHP lideri “cumhurbaşkanı yardımcısı Kürt ve Alevi olsun, ne var” noktasına gelecek ama buna sosyalistler itiraz edecek dese kim inanırdı acaba?
Peki, nasıl olmuş da pek çoğu Kürt meselesiyle ilgili de bir bildirinin altına imza atabilecek bu kadar solcu çözüm süreciyle tetiklenip ülke uçuruma sürükleniyor diyen bir bildiriye imza atmış?
Çözüm süreci ilerledikçe, kaçınılmaz olarak iktidarla işbirliği yapıyor diye muhalif kesimlerde Kürtlerin dokunulmazlık zırhının kalkacağını, onlara atışın serbest hale geleceğini, hatta bunun Kürt meselesi inkarcılığına, ulusalcılığa, milliyetçiliklere kadar varacağını daha önce yazmıştık.
Bu oluyor ve olacak.
Ama burada olan Türklük Sözleşmesi’nin devreye girmesi değil.
Muhtemelen, son çözüm sürecine soldan, sosyalist kesimlerden, muhalefetten gelen itirazlar, bitmeyen kaygılar, masaya oturmayız tepkileri herkesin aklına Barış Ünlü’nün ünlü Türklük Sözleşmesi tezini getirmiştir.
Kitapta Türklük Sözleşmesi; Türkiye'nin yazılı olmayan esas anayasası, bilinçdışı düzeyinde bir körlük, Türkleri yeri gelince birleştiren bir ortak imtiyazlı ve üstünlükçü olma duygusu olarak tarif ediliyor.
Değerli ve cesur bir anlama çabası ama her şeyi açıklayan gizli bir formül muamelesi yapılmasını hep sorunlu buldum.
Çünkü, milliyetçilik, Türklük herşeyin arkasındaki esas motif, en geniş kapsayıcı kimlik hiçbir zaman olmadı.
“Kürt meselesi Türkiye’nin en büyük sorunu”, “o çözülmeden hiçbirşey düzelmez” gibi abartılara da hiçbir zaman inanmadım.
Bunlar bana Türk ve Kürt demokratların daha büyük meselelerle yüzleşmemek için buldukları ahlaki sığınma pozisyonları geldi.
Nitekim Kürt meselesinin en önemli kısmı olan silah meselesi bugün çözülürken, yıllarca Kürt meselesi en büyük mesele, o çözülmeden hiçbirşey çözülmez diye sloganlar atanların bir kısmı başka büyük meseleleri olduğunu keşfetti, onlar çözülmeden bu da çözülemez hatta çözülmemeli demeye başladı.
Eğer gerçekten herşeyin arkasında bir Türklük Sözleşmesi olsaydı bugün Türklüğünden şüphe edilemez MHP çözüm sürecini hararetle savunurken, kendini hiç Türklükle tarif etmemiş sosyalistler uçuruma yuvarlanan Cumhuriyet için bildiri imzalamazdı.
Aslında bildiri kaygının milliyetçi ya da Türklük Sözleşmesi’nden kaynaklı bir kaygı olmadığını bizzat söylüyor.
Çünkü PKK silah bırakırken bile dile getirilen kaygılar Türkiye’nin geleneksel İslam-laiklik, gericilik-ilericilik çatışmasının kaygıları.
PKK silah bırakırken “Türkiye İmparatorluğu” kaygısına düşmenin milliyetçilik ya da Kürt karşıtlığıyla bir ilgisi olmasa gerek.
Burada aslında bütün bu evhamları ve kaygıları üreten tweetler, yazılar, konuşmalar da değil. Onlar da bunların ciddi olmadığının farkındalar.
Esas kaygı verici olan; 50 yıllık bir tarihi meseleyi iyi bir şey bile yapması bile istenmeyen ontolojik düşman AK Parti ve MHP iktidarının yapması, Kürtlerle bu iktidarla işbirliği yapıp muhalefet bloğundan kopması.
DEM-PKK çizgisinin 1970’lerden beri bir biçimde parçası olduğu sosyalist- laik muhalefet bloğundan ayrılması bir sonraki seçimin sonucunu etkileyebilecek bir mesele.
Yani mesele Kürtlerin meseleleri değil, İslamcı iktidar karşısında laik muhalefetin meseleleri.
Aslında her zaman öyleydi.
Sosyalistler uzun yıllar boyunca Kürt meselesini görmediler.
Türkiye Komünist Partisi geleneğinin en önemli isimlerinden Şefik Hüsnü, Şeyh Said isyanı için şöyle yazmıştı: "1925 yılı başında Kürtlerin büyük dinci, gerici ayaklanması, milliyetçi burjuvaziye Anadolu'nun doğu vilayetlerindeki feodal düzenin kalıntılarını tasfiye etmek için iyi bir fırsat oldu..."
1928'de Komünist Enternasyonale sunulan raporda ise isyanın bastırılması yetersiz bulunuyordu:
"Kemalist iktidar, Kürdistan'daki ünlü karşı-devrimi (1925) bile bu bölgede feodal toprak ağalığını tasfiye için kullanamadı. Sadece Kemalist hükümete düşman birkaç feodali cezalandırmakla yetindi."
O yüzden 27 Haziran 1937'de Komintern'e Dersim İsyanı başlıklı rapor sunan Marat'ın (73-83 yılları arasında TKP'nin genel sekreteri İsmail Bilen) raporu "Dersim'de yeni bir irtica hareketi oldu. Yeni bir Kürt isyanı koptu" diye başlıyor ve şöyle devam ediyordu:
"Yani mürteci, Dersim beylerinin kaldırdıkları irtica isyanında Kürt köylülerinin, Dersimli fakir emekçi halkının, asker Türk köylülerinin ve halkının kanları akmıştır."
İki gün sonra bu kez Rasim Davaz (Ki onun da İsmail Bilen olduğu düşünülmektedir) imzasıyla Komintern'in yayın organı Rundschau'da çıkan "Yeni Bir Kürt Ayaklanması" başlıklı yazıda
"Bugün Kemalist hükümetin enerjik reformları yüzünden kendi iktidarlarını tehdit altında hisseden feodal unsurların ümitsiz bir direnişiyle karşı kaşıya bulunuyoruz" demişti.
Aynı yazıda Naşit Hakkı'dan şu cümlelerine ise 'doğrudur' diyerek yer veriliyordu:
"Bugün on binlerce vatandaşımızın, sayıları birkaç yüzü geçmeyen reislerin, seyitlerin ve bunların akrabalarının kuşaktan kuşağa, elden ele geçen oyuncağı olma bahtsızlığına uğramış durumdadır. Bu vatandaşlara uygarca yaşamanın, onların şimdiki yaşayışlarından tamamen farklı bir şey olduğunu anlatabilmek için, her şeyden önce onları, bu bir avuç eşkıyanın kölesi olma durumundan ve egemenliğinden kurtarmak ve bu vatandaşlara özgür olma hakkını ve hayatlarını kazanma hakkını vermek gerekir."
'Merkez' böyle deyince uyduların aksini söylemesi beklenemezdi
Dersim harekâtına Sertellerin solcu-muhalif Tan gazetesi en az CHP medyası kadar hararetle destek vermiş, haberlerinde operasyondan "Dersim belasından kurtuluyoruz, çapulcular hesap veriyor" cümleleriyle bahsetmişti.
Uzun yıllar Türk solunda Kürt meselesi, isyanlar gerici feodal ayaklanmalar olarak görüldü.
Doğan Avcıoğlu Türkiye'nin Düzeni'nde Dersim isyanından "Ağalığı tasfiye" bahsinde "Kürt isyanları üzerine birtakım beylerin sürülmesi bile, durumu değiştirmemiş, köylü, beylerin yerinde kalan nazır ve akrabalarına vergisini vermiştir. Dersim'de Seyyid Rıza, 230 köye hükmetmektedir" (cilt: 1, s. 481) 'kaçırılan bir fırsat' gibi bahsetti.
Şeyh Said ve Seyid Rıza, feodal, gericiler olarak lanetlendi.
Ta ki sosyalist Kürt örgütleri ortaya çıkana kadar.
Özellikle 70’lerin sonlarına doğru Türk solu, Kürt yoldaşlarla dayanışmayı yükseltti. Hatta örgütler bu mesele etrafında bölündü, ayrıştı.
Sosyalist Kürt hareketleri, tabii 80’lerden sonra PKK, sosyalist, gericiliğe, feodalizme karşı müttefik olarak görüldü.
İşte son çözüm süreci bu 50 yıllık ittifak hissini sarsıyor. Kürtlerin “gerici, sağcı iktidarla işbirliği” yaptığı, esas büyük kavgada saf değiştirip, onlara ihanet ettiği düşünülüyor.
Bu da Kürtlerle ilgili dokunulmazlık zırhının kalkmasına neden oluyor.
Ortaya da böyle sosyalist ekonomistlerle emekli paşaların birlikte imzaladıkları ülke uçurumdan yuvarlanıyor bildirileri çıkıyor.
Yani aslında Kürt siyasetinin iktidarla yeni pragmatik ittifakı, solla eski ittifakının da pragmatik olduğunu gösterdi.
Yani Kürt meselesindeki hassasiyetler de bu büyük ilerici-gerici kavgasında Kürtler onların tarafında, onlarla birlikte durduğu için oluşmuş pragmatik bir hassasiyetlermiş.
Kürtler, 50 yıllık sorunlarını ‘düşman’ iktidarla çözünce onların sorunları, dertleri ve talepleri bir kenara atılıp sosyalistler ve emekli paşalar bir bildiri altında 100 yıldır bitmeyen Cumhuriyetin elden gittiği teranesi türküsünü söylemeye başlayabiliyor.
Müttefiklik bitince Kürt sorunu da bitiyor, PKK’nın silah bırakması ümmetçilik, yeni Osmanlıcılık, Lozan kaygılarını tetikliyor.
Uçuruma yuvarlanan ülke değil ama bir dönem ve o dönemi oluşturan fikirler…
Galiba bundan kaygı duymamıza gerek yok.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları











































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026