Yıldıray OĞUR
“Teröristbaşı Öcalan’dan HDP’ye İstanbul seçimlerinde tarafsızlık çağrısı”
YSK’nın iptal kararı üzerine, geçen yıl 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul seçimlerinden üç gün önce, gece Anadolu Ajansı’nın son dakika olarak geçtiği o haberin başlığı nasıl unutulabilir.
Devletin ajansı, haberi geçmekle kalmamış, herkes görsün diye 1999’dan bu yana resmi görevliler, avukatlar ve çözüm sürecindeki milletvekilleri dışında İmralı adasına götürülmüş ilk sivil olan akademisyenin yaptığı basın toplantısının videosunu da sosyal medya hesabından paylaşmış, yetmemiş daha da ikna edici olsun diye Öcalan’ın el yazısıyla yazdığı mektubun orijinalini de haberin içine yerleştirmişti.
https://twitter.com/anadoluajansi/status/1141982424315957249?s=20
HDP’ye İstanbul seçimlerinde tarafsızlık çağrısı yaparken ne demişti Öcalan, hatırlayalım:
“Bu çerçevede HDP'de vücut bulan demokratik ittifak anlayışı güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır. Demokratik ittifakın önemi ve tarihsel anlamı mevcut ikilemlere kendini angaje etmemesi ve şimdiye kadar olduğu gibi seçimlerdeki tarafsız çizgisinde ısrar etmesidir. İlgili tüm çevreleri bu temelde duyarlı olmaya çağırıyorum."
Gayet açık bir şekilde seçimde İmamoğlu’na oy vermeyin çağrısıydı bu.
Peki bu mektubun sorulması üzerine televizyon canlı yayında Cumhurbaşkanı Erdoğan ne demişti:
“Burada aslında bir iktidar mücadelesi var. Bu iktidar savaşında tabii HDP-PKK kanadında yaşanan bu savaş, tabii Öcalan ve Demirtaş noktasında da ciddi bir iktidar mücadelesine doğru bir kayma gösteriyor. Hatta daha ileri dağ da bu mücadelenin içerisinde. Öcalan, iktidarını bunların hiçbirine kaçırmak istemiyor. Bununla ilgili de çok sert açıklamaları var. Demirtaş’a hesap sormaktan tutun da dağa hesap sormaya varıncaya kadar. Yani onların kendisine ihanet ettiği inancında. Ve bu ihaneti sebebiyle onara kesin tavırları var. Yaptığı açıklamada, ‘eğer siz beni destekliyorsanız, eğer benim arkamda olan bir partiyseniz, ben sizin ne oraya ne şuraya değil, siz kendi gücünüzü ortaya koymalısınız ve burada bunların herhangi birinden yana değil, kendi tarafsızlığınızı ortaya koymalısınız’ gibi bir hava içinde.”
Ya MHP lideri Bahçeli:
“İmralı'da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çeken terörist başı anlaşılan odur ki, HDP'nin istismarına müdahale etmek, hatta önüne geçmek maksadıyla tarafsızlık çağrısı yapmıştır. Terörist başının mektubu HDP'nin vahim sapmasına, Zillet İttifakı'na verdiği rezil desteğine itirazın, tepkinin ve bundan duyduğu rahatsızlığın eseri ve sonucudur. PKK'nın siyaset acentesi HDP'nin terörist başının uyarısına rağmen marazi ve mahsurlu stratejisinde bir değişikliğe gitmeme iradesi ise 23 Haziran üzerinde oynanan ahlaksız oyunu iyice gözler önüne sermiş olacaktır.”
Öcalan’ın çağrısını desteklemek için ertesi gün TRT de bir de kardeş Osman Öcalan’la röportaj yayınlanmış, röportajda Öcalan CHP’yi ve İmamoğlu’nu eleştirmişti.
Bundan sadece bir yıl önce bizzat ülkenin resmi ajansı ve televizyonu, bugün istenirse HDP’nin kapatılmasına delil olarak gösterilebilecek, PKK’nın liderinin mektubunu HDP’ye ulaştırmış, Cumhurbaşkanı, bugün yine isterse HDP’lilerin PKK’lılık iddialarına karşı delil olarak kullanabileceği bir HDP-PKK, Öcalan-Demirtaş arasında çekişme analizi yapmış, canlı yayında Öcalan’ın seçim mesajını aktarmış, MHP lideri bir adım daha ileri gidip “terörist başının uyarısına rağmen marazi ve mahsurlu stratejisinde bir değişikliğe gitmediği” için HDP’yi eleştirmişti.
Yani bugün HDP haklı olarak PKK ile arasına mesafe koymadığı için eleştirilirken, ne ironiktir ki bir yıl önce de PKK’nın kurucusu ve liderinin çağrısına uymadığı için eleştirilmekteydi.
Şimdi artık başlıktaki varsayıma dönebiliriz.
Ya HDP, bir yıl önce İstanbul seçimleri için Öcalan’ın mektubundaki çağrıyı talimat olarak kabul etseydi, seçmenlerine tarafsızlık hatta sandığa gitmeme çağrısı yapsaydı ve bu sayede de İstanbul’da seçimleri Binali Yıldırım kazansaydı, acaba bugün HDP hakkında aynı suçlamaları duyar mıydık?
Son bir yılda HDP’nin 65 belediyesinden 51’ine yine kayyım atanır mıydı?
Yoksa yüzde 0.1 oyla her akşam Perinçek’in çıktığı kanallarda bugün HDP sözcülerini mi izlerdik?
Tuhaf ama gerçek; HDP, bir yıl önce PKK’nın kurucusunun talimatını dinleseydi, muhtemelen bugün PKK’nın siyasi kanadı olmakla suçlanmayacaktı.
Başlıktaki sorunun bu malum cevabı, Türkiye siyasetinde HDP meselesine yaklaşımdaki çifte standardı ve aşırı pragmatizmi de ortaya koyuyor.
Aslında ‘Türkiye siyasetinde HDP meselesi’ deyince sanki yeni bir meseleden bahsediliyormuş gibi oldu.
Halbuki adı HDP olmasa da 30 yıldır kesintisiz bir biçimde siyasi hayatımızın içinde olan, bu 30 yıl boyunca her seçime girmiş bir partiden bahsediyoruz.
1990’da Halkın Emek Partisi’nin (HEP) kurulmasıyla başlayan, ardından, kapatıldıkça tekerleme gibi adlarla yeniden kurulan HEP, ÖZEP, ÖZDEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTP, BDP, HDP/DBP ile seçimlere girmiş, Meclis’te grup kurmuş, belediyeler yönetmiş legal bir siyasi çizgi bu.
Hiçbir zaman da yok sayılabilecek marjinal bir siyasi çizgi de olmadı.
1995’de HADEP olarak tek başına girdiği ilk seçimde 1.171.000 oy almışlardı. 2018 genel seçimlerinde bu oyu 5.865.977’ye çıkardılar.
Hali hazırda Meclis’te Türk milliyetçisi MHP’den daha kalabalık grubu olan bir partiden bahsediyoruz.
Ve 1991 seçimlerine HEP olarak SHP ile ittifak içinde girerken, 1991’de TRT’de HEP’li Ahmet Türk, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’le “Memleketim” şarkısını söylerken, 1993’de 32. Gün’de Alparslan Türkeş, DEP’li Orhan Doğan’la tartışırken, 90’larda HADEP ve DEHAP olarak neredeyse bütün partiler ve devletle ilişki içindeyken, 2001’de AK Partili Mehmet Metiner HADEP’in genel başkan yardımcılığını yaparken, 2007’de yine AK Partili Orhan Miroğlu DTP’nin genel başkan yardımcılığını yaparken, 2010’da Devlet Bahçeli BDP lideri Demirtaş ile "Türkiye'nin bugünlerde bu tür tokalaşmalara çok ihtiyacı var" diyerek tokalaşırken, 2012’de Başbakan Erdoğan Başbakanlık’ta BDP eş genel başkanları Demirtaş ve Kışanak’ı ağırlarken de bu partiler PKK ile bağlantılıydı, PKK da hali hazırda binlerce insanı öldürmüş bir terör örgütüydü.
Zaten devlet de bunu bildiği için 2013’de çözüm sürecinde İmralı’ya heyet olarak BDP’li milletvekillerini gönderdi.
Bugün konuşmaları, katıldıkları cenazeler yüzünden PKK üyesi olmakla suçlanan, hapishanelerde yatan HDP’li milletvekillerinin iddianamelerinde, çözüm sürecinde devletin isteğiyle İmralı ve Kandil’de yaptıkları görüşmeler kadar terör örgütü bağlantısını gösteren somut bir delil bulmak mümkün değil.
Örneğin, Demirtaş, bugün yeniden hatırlanıp, HDP’nin ve kendisinin PKK’lılığına delil olarak gösterilen “Daha başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz, heykelini” sözünü 2012 yılında söylemişti. O sözden sonra defalarca Cumhurbaşkanları ile, Başbakanlarla, bakanlarla görüştü, diğer partilerin liderleriyle bir araya geldi, tokalaştı, konuşmaları TRT’de yayınlandı, her kanala, gazeteye röportajlar verdi, Cumhurbaşkanlığı’na aday oldu, kimse de bu sözü yüzünden onu dışlamadı.
Yani 30 yıllık herkesin bildiği büyük bir sır olan “bunlar PKK’nın siyasi kanadı” ancak ihtiyaç duyuldukça yeniden keşfediliyor, ihtiyaç duyulmadığında da görmezlikten geliniyor.
İşin daha da tuhafı HDP, bu 30 yıllık tarih içinde kurulan partiler arasında belki de PKK ile ilişkisi en az olanı.
Çünkü diğer partilerden farklı olarak, HDP, Türkiyelilik iddiasında bir çatı partisi olarak kuruldu.
2011 seçimlerinde BDP’nin dışarıdan desteklediği bağımsız adayların oluşturduğu içinde Türk solundan parti ve hareketlerin bulunduğu Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu, seçimden sonra önce Kongre Girişimi olarak, daha sonra da Halkların Demokratik Kongresi olarak örgütlenmiş, 2012 yılında da PKK ile ilişkisi olmayan Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi ve diğer birçok sol grupla ittifak halinde HDP kurulmuştu.
Peki kimdi fikir babası?
Tabii ki o sırada demokratik ulus tezlerini ileri süren ve bunun için Türkiye’ye hitap eden bir çatı partisi kurulması öneren Öcalan.
Bu önerileri 2010-2011 yılında devletin gözetiminde avukatlarıyla yaptığı haftalık görüşmelerde yapmıştı.
Öcalan’ın Türkiyelilik iddiası olan yeni bir çatı parti istemesi de tesadüf değildi. Çünkü 2011 yılında devlet ile Öcalan arasında yine bir görüşme trafiği vardı. Hatta “barış konseyleri” kurulmasına karar verildiği dahi açıklanmıştı.
Yani HDP, çözüm süreçlerinde devletin bilgisi, muhtemelen teşviğiyle Türkiyelilik misyonuna uygun olarak kurulmuş bir parti.
Yine bu misyona uygun olarak, HDP’nin rotası da 2013’de çözüm süreci sırasında İmralı’da devletin yetkilisinin önünde BDP’li milletvekilleriyle Öcalan’ın yaptığı görüşmelerde çizildi, BDP yerine seçimlere HDP’yle girilmesi, partinin bir Türkiye partisi olarak büyütülmesine orada karar verildi.
Bunların hepsi en başta devletin ve herkesin gözü önünde yaşandı.
Bunlara rağmen bugün HDP’nin PKK ile ilişkisinin yeni bir şeymiş gibi yeniden keşfedilmesinde tabii ki HDP’nin de kabahati büyük.
Bugün HDP’ye kimsenin dokunmak istemediği ocaktaki sıcak kestane muamelesi yapılmasının sebebi, hendek terörü sırasında, PKK’nın terörü şehirlere kadar taşıdığı günlerde gösterdikleri ve gösteremedikleri tavırlar.
Bugün HDP’liler diğer partilerin ittifak içinde onlarla yana görünmek istememesinden, yalnız bırakılmaktan şikayet ederken, yüzde 13 oy almış, ülkenin üçüncü partisiyken neden meşruiyet için başkalarının desteğine bu kadar muhtaç hale geldiklerine herhalde cevap arıyorlardır.
Bu sorunun cevabı da ne sadece devletin baskısında ne de “Kürt düşmanlığı” gibi romantik kestirme cevaplarda saklı.
Ama eleştiriler ne kadar haklı olursa olsun yine de bu 30 yıllık tarih içinde PKK çizgisindeki partiler arasında HDP, PKK karşısında siyaseten en güçlü olanı.
Bu sadece aldıkları “bunlar terörist” denilip geçilemeyecek 6 milyona yakın oy yüzünden böyle değil, aynı zamanda son 30 yıllık tarih içinde Türkiye’de şiddetin bir yöntem, bir çözüm olarak siyaset karşısında en güçsüz olduğu zamanlarda yaşadığımız için de böyle. Artık şiddet Kürtler için de “nereden çıktı şimdi bu”, “yeter artık” hislerine neden olan arkaik bir yük.
Türkiye’de yaşanmış bunca tecrübeden, çözüm süreçlerinden, seçimlerden sonra Kürtleri şiddetle sonuç almaya ikna etmek artık mümkün gözükmüyor, bölgede silahın değerini artırarak, çözüm sürecini bitiren Suriye’deki savaş da artık durulmuş, silah yerini siyasete bırakmış durumda. Uluslararası meşruiyet peşinde koşan PKK için de yeniden teröre dönmek en azından Suriye’deki kazanımlarını riske atmak demek.
21 yıl sonra ilk kez ailesiyle telefonda görüşülmesine izin verilen Öcalan’ın, “HDP kendisini büyütmeli” çağrısı yapması da, Kandil’deki PKK’nın önemli isimlerinden Mustafa Karasu’nun “2023 demokratik cumhuriyetle taçlanacaktır” başlıklı yazılar yazması da o yüzden boşuna değil.
Böyle bir konjonktürde, üstelik HDP’nin genel başkanlığına Mithat Sancar gibi bir isim seçilmişken, daha bir yıl önce HDP’yle en azından aynı belediye başkanlarının kazanması için mücadele etmekte bir sakınca görmemiş İYİ Parti’nin ve daha bir yıl önce seçimler için Öcalan’dan HDP’ye mektup taşımış iktidarın bir anda yeniden HDP’nin PKK ile ilişkisini hatırlayıvermesi kendi siyasetleri için belki faydalı ama ülke menfaatleri için pek de faydalı durmuyor.
Üstelik ‘ya bir yıl önce HDP İmralı’nın çağrısını dinleseydi’ sorusunun cevabı da bu kadar ortadayken...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026