Ali Türer
Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Yönetmeliğini değiştiriyor. İlköğretimin 4+4+4 şeklinde yeniden düzenlenmesi, “Ben yaptım oldu” mantığı içinde getirilip yasalaştırılınca, eğitim kamuoyunda bu hoşnutsuzluğa yol açtı. Bu hoşnutsuzluğu yatıştırmak için olacak bu sefer Milli Eğitim Bakanlığı geliştirdiği yeni Orta Öğretim Kurumları Yönetmelik Taslağı’nı görüş almak için “paydaşlarına” yollamış.
Olacak şey değil! Paydaşlardan bazıları hemen tasarıyı basına yetiştirmişler. Bakan bir kızdı, bir kızdı. Efendim gönderilen belge adı üstünde taslakmış; son şekli verilmiş gibi acımasızca niye eleştiriliyormuş.
Sadece bu olay bile bizi yönetenlerin, kafalarının nasıl işlediğini görebilmek için yeterli. Empati kurup bu zihniyeti anlamaya çalışmakta yarar var.
Osmanlı da padişah aynı zaman da en iyi inanan olarak Allah nezdinde toplumu temsil etme yetkisini elinde tutardı. Buna İslam hukukunda Velayet-i amme denir. Velayet-i Amme gereği halife topluluğun vasiliğini üstlenir, topluluğu gözetmek, kollamakla sorumludur. O nedenle padişah tabası karşısında Batıda olduğu gibi taraflardan biri değildir. Padişah ile kapıkulu, hocayla talebe, pir ile mürit, arasında Allah ile kul arasındaki ilişkiden kaynağını alan bir özel bir statüko bulunur. O yüzden Padişah fermanı, uygulamaları öyle ulu orta eleştirilemez. Hocanın, ustanın, pirin söyledikleri ve yaptıkları da eleştirilemez; gelenek bu.
O nedenle, böyle bir anlayış ve gelenek içinde kimliğini bulmuş, yetişmiş yeni yöneticilerimizden, adına “taslak” da deseler; bu taslağa yönetilen eleştiriler karşısında gösterdikleri tepkileri aldıkları eğitim gereği “normal” karşılamak gerekir.
Bunu anlıyoruz da; hazırladığınız taslağı ilgili sivil toplum örgütlerine niye yolluyorsunuz? Muska yapıp boyunlarına assınlar diye mi? Bu kafayla “taslak” mı hazırlanır. Bunu anlamıyoruz. Madem kamuoyunda tartışılmasını istemiyordunuz, eleştirilere tahammülünüz yok, yollamasaydınız. Basına yansıyacak, tartışılacak ki, eksik yanlış ne varsa ortaya çıksın. Tartışmalar sağlıklı bir yönetmeliğin ortaya çıkmasına yardımcı olsun. Bundan niye gocunuyorsunuz.
Fakat biz gene de zamanla kaynağını gelenekten alan bu tutumlarını giderek değiştireceklerini, çağdaş anlamda “normalleşeceklerini” umut ederek; taslakla ilgili görüşlerimizi dile getirelim.
Yönetmelik taslağı tüm liseleri kapsıyor. İmam hatip liseleri, meslek liseleri, fen liseleri, anadolu öğretmen liseleri gibi farklı lise yönetmelikleri ortadan kaldırılıyor. Taslakta olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilecek tek düzenleme bu.
Bu taslakla başarılı öğrencilere liseyi 3 yılda bitirme hakkı getiriliyor. 11. sınıf sonunda bütün derslerden başarılı olan, 100’lük sisteme göre en az 90 ve üzeri başarı puanı alan öğrenci 12’nci sınıfı okumadan mezun olabilecek. İyi de sormak gerekiyor. Erken mezun olan öğrenci 12. sınıfta verilecek bilgileri almadan mezun olacağına göre, bu bilgiler gereksiz miydi ki buna kapı aralıyorsunuz. 12. sınıftaki bilgiler gereksiz ise, bu sınıfta okuyacak diğer öğrencilerin günahı ne? Çıkabilirsen, çık işin içinden.
Ama işin aslı şu: Milli eğitim Bakanlığı demek istiyor ki; benim lisede verdiğim bilgiler, üniversiteye giriş sınavında öğrencinin başarılı olabilmesi için zaten yetersiz. Bari başarılı öğrencinin zamanını lisede boşuna tüketmeyeyim. Gitsin kendini nerede daha iyi yetiştirecekse zamanını orada değerlendirsin. Bence bakanlık burada doğru düşünüyor. Gerçektende üniversite iddiası olan öğrenci için lise sonda liseye gitmek zorunda kalmak zulüm. Çünkü öğrenci bir şey alamıyor, zamanını boşa tükeniyor. Bunu zaten biliyorduk, Ama bunun bakanlık tarafından da kabul edilmiş olması da ilginç.
Bir başka değişiklikte not sisteminde getirilmiş. Liselerde 0-44 geçmez not olarak düzenleniyor. Birinci dönem notu 35’in altında olan öğrencinin o dersten geçebilmesi için ikinci dönem 70 ve üzerinde not alması gerekecek. Birinci dönem 35 ve üstünde not alan öğrencinin ise geçebilmesi için ikinci dönem 45 alması yetecek. Yani birinci dönem bir dersten ortalaması 34 olan, ikinci dönem ortalaması 70 olsa bile kalacak. Diğer yandan birinci dönem bir dersten ortalaması 36 olan ikinci dönem ortalamada 45’i yakalarsa geçebilecek. Adalet mi bu?
Ancak değerlendirmedeki sıkıntılı bu durum, 7 dersten başarısız olanın sınıfta kalacağı şekilde bir düzenlemeyle bir ölçüde aşılmış. Yılsonu başarı puanı 50 ortalamayı geçenler, alttan altı başarısız dersi olsa dahi sınıf geçebilecek. Örneğin 12. sınıfta öğrencinin alt sınıflardan başarısız olduğu dört dersi var, birinci dönemde de iki dersten kaldı. Son dönem başarı ortalaması 50’nin üzerindeyse bütün kaldığı derslerden geçecek. Mezun olabilecek.
Bunun anlamı şu. Yeni Orta Öğretim Kurumları Yönetmeliği bu haliyle yasalaşırsa liseden mezun olmak kolaylaşacak. Devlet öğrencileri mesleki eğitime yönlendirecek şekilde Üniversite Seçme Sınavı’nda sorulan soruların zorluğu oranında liseden mezun olmayı zorlaştıracağına, tam tersi bu yönetmelikle daha da kolaylaştırıyor.
Üniversite hedefi olsun olmasın öğrenci bir lise diploması alabilmek için liseye gelmeye devam edecek. Sonra da liselerden mezun ettiklerimizin büyük kısmı üniversite sınavında sıfır çekerek hayata atılacaklar. Artık bu vatandaşlara, işletmelerin devlet destekli ucuz iş gücü kullanmalarına fırsat veren meslek edindirme kursları ile sözüm ona bir meslek edindirmeye çalışacağız.
Üniversite hedefi olanlar ise maddi olanakları elverdiği ölçüde liseden nasıl olsa mezun olacaklarını bildikleri için; kendilerini yetiştirebilecekleri özel öğretim alanları araştıracaklar. Yani devlet, parası ve iddiası olana dershaneleri adres gösteriyor. Yeni yönetmeliğin anlamı kısaca budur.
Ha bir de, bu yönetmelikle geçmişte en fazla 26 kişilik olması gereken sınıf mevcudu 30’a çıkarılıyor. Eğitim literatüründe 25’in üzerindeki sınıf büyük sınıf olarak değerlendirir. Sınıf mevcudu bu oranın üzerinde arttıkça sınıfın fiziki koşulları (havalandırma, gürültü, oturma durumu) eğitimi sağlıklı sürdürmeyi zorlaştıracak şekilde kötüleşir. Öğretmenin öğrencileriyle tek tek ilgilenmesi, sınıfa hâkim olması, içine kapanık öğrencinin sınıfta kendini ifade etmesi zorlaşır. Ama zaten bu taslakla ortaöğretimin dershanelere havale edildiği bir biçimde ilan ediliyor. O nedenle sınıf mevcudunun böyle düzenlenmesinde de şaşılacak bir durum yok.
Gerçekten mesleki eğitimin önünü açmak; Mesleki kişilik sahibi vatandaş yetiştirmek mi istiyorsunuz?
ü Lisede okumayı özendireceğiniz yerde; üniversite seçme sınavı yerine, bu sınav güçlüğünde lise bitirme sınavı getirin.
ü Üniversiteler öğrencilerini lise bitirme sınavında başarılı olanlar içinden kendileri seçsin.
ü Mesleğe yönlendirmeyi ikinci kademenin sonunda başlatın. Lise birinci sınıftan itibaren her sınıfta yatay geçişlere izin verin. Koşulları elveriyorsa isteyen istediği meslek lisesine, okula geçebilsin.
ü Meslek liselerini çağın, ülkenin gerçeklerine, saptanan stratejik sektörlere, yörenin ihtiyaçlarına göre çeşitlendirin.
ü Mesleki yeterlilik standartlarını gerektiği gibi belirleyin. Her mesleği örgün eğitim içine alın, programa ve belgeye bağlayın.
ü Meslek okullarını İl Genel Meclisleri bünyesinde oluşturulacak ilgili alan temsilcilerinden oluşturulacak kurulların bünyesinde yeniden örgütleyin; bölge ihtiyaçları ile ilişkilendirin. Bu okulları esas olarak organize sanayi bölgelerinde kurun.
Bunu yapacak yerde, taslakta ortaya çıkan umutsuz, mevcut durumu kabul eden, kendini geliştirmeyi özel eğitim kurumlarına havale eden bir anlayışla Orta Öğretim Kurumları Yönetmeliğini “yinelemek” istiyorsunuz; öyle anlaşılıyor.
Ne diyelim, hayırlı olsun.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024