Alper GÖRMÜŞ
Yalnız kendisinin “artisti...”
Aşağıda okuyacağınız Leyla Zana portresini Aktüel dergisinin çarşamba günü yayımlanan sayısı için yazmıştım. O portreyi bir de Taraf okurlarının dikkatine sunmak istedim...
Peşinde bir ömür çürüttüğünüz şeyin “yanlış” olduğunu anladığınızda sizi kurtaracak yegâne şey, o“yanlış”ın sizin yanlışınız olmasıdır. Peşinde ömrünüzü geçirdiğiniz şeye yürekten inanmamışsanız;“konjonktür” öyle gerektirdiği için, “desinler” için ya da “etraf ne der” kaygısıyla öyle davrandıysanız, gün gelip inandığınız şey iflas ettiğinde siz de iflas edersiniz.
Fakat o “yanlış”ı kendi samimi “doğru”nuz olarak izlemişseniz, korkmayın; ruhunuz bu hayal kırıklığından hiç etkilenmeyecektir.
Sayıları çok az olan ve hiçbir zaman “mış gibi” yapamayan bu insanların davranışları “normal”insanlara çok tuhaf gelir; çünkü zordur, belalıdır bu insanların hayatı. Onlar ise, hesabını kendi vicdanlarına veremedikleri bir hayata hayat diyemeyecekleri için katlanırlar bütün bu zorluklara...
Leyla Zana'yı konu alan esaslı bir biyografinin yazarı olan gazeteci Faruk Bildirici işte tam böyle bir insana işaret ediyor kitabında.
Bildirici, Yemin Gecesi adlı kitabına dair kendisiyle yapılmış bir söyleşide, Leyla Zana'yla, 12 Eylül'de Diyarbakır Belediye Başkanlığı elinden alınan ve hapse gönderilen kocası Mehdi Zana arasındaki siyasi rekabetten söz ederken şöyle diyor:
“1989 yerel seçimlerinde Mehdi Zana daha içerideyken onu belediye başkanı yapmak istiyorlar. 'Ben kimsenin artisti olmam' diyor. Yani Mehdi Zana’nın da artisti olmam diyor ama 1991’deki milletvekili adaylığını kabul ediyor, çünkü artık artçılık söz konusu değil.”
Kürt aydın Ümit Fırat, 1980'leri cezaevindeki kocasına adayan Leyla Zana'nın, 1990'daki gazetecilik deneyiminin onu değiştirdiğini düşünüyor ve o günlerin Zana'sı için “Artık Mehdi’nin karısı değildi; Leyla Zana’ydı” diyor.
Nitekim 1991'de SHP'den milletvekili adaylığı söz konusu olduğunda, hapisten çıkmış bulunan Mehdi Zana bu partiye karşı olduğu için Zana'nın adaylığına da karşı çıktı. Ne var ki bu karşı çıkış Zana'nın adaylığını engelleyemedi. Mehdi Zana da onun artık kendi karısından ziyade “Leyla Zana” olduğunu kabullenmişti ki, itirazında ısrarcı olmadı. Hatta, Ümit Fırat'ın anlattığına göre ona levazımcılık da yaptı:
“Yemin töreninde milletvekillerinin takması için sarı-kırmızı-yeşil kravat yaptıracaktı. Leyla için de aynı renklerden fular. Tekstilcilerle görüştü ve işini halledip Ankara’ya döndü. Sonra Leyla yemin ederken onu taktı.”
Bir “çeliğe su verme” hikâyesi
Seven sevmeyen herkesin dobralığını, dürüstlüğünü ve açık sözlülüğünü teslim ettiği bu küçük dev kadın kendini nasıl yaratmıştı acaba? Nasıl olmuştu da erkeklerin mutlak hâkimi olduğu bir bölgede, erkeklerin saygıda kusur etmediği çok etkili bir siyasi figür haline gelmişti? 14 yaşında evlendirildiğini, gittiği ilkokuldan birinci yılda ayrıldığını ve dolayısıyla okuma yazma bilmediğini hesaba kattığımızda, bu soru daha da anlamlı hale geliyor.
Bu sorunun özet cevabı şöyle: Zana karakter olarak bir “çelik”ti zaten, sonra bu çeliği zorla siyasete çektiler ve o siyasi hayat çeliğin suyu oldu.
Yemin Gecesi adı, malum, ilhamını 1991'de milletvekili olarak yemin ettikten sonra Leyla Zana'nın başına gelenlerden alıyor. Onu anlatan bir kitap için hakikaten şahane bir başlık. Muhsin Kızılkaya'dan dinleyelim:
“Kitabın adıyla kitapta anlatılanın adı, aynı anlam kapılarını aralar. 'Leyl' gece demek zaten, Leyla ise 'pek karanlık, Arabi ayların son gecesi”; lügat böyle der. Kitapta anlatılan Leyla Zana’nın milletvekili olarak girdiği TBMM’de yaptığı yemin sırasında söylediği iki cümle Kürtçe’nin başına açtığı belanın mı hikayesidir, yoksa Leyla’nın adındaki karanlığa atıfta bulunup o karanlık içinden gelmiş bir köylü kızının uzun serüvenin mi; bence bu o kadar önemli değil.”
Bence de öyle, fakat ben Zana'nın portresini, onu çelikleştiren “beş karanlık gece”nin izini sürerek yazacağım...
Psikologlar, bir insanın temel karakterinin ömrünün ilk 10 yılında şekillendiğini söylüyor. Demek ki Zana'nın nasıl çelikten bir karakter edindiğini anlayabilmemiz için onun çocukluğuna bakmamız gerekiyor.
Aslına bakarsanız çok da fazla bir şey söylemiyor bu dönemi... Burun farkıyla köy olabilmiş bir mezra irisinde yoksul bir babanın beş kızından biri... Bu tablodan bir “çelik” çıkması, her doğumda “erkek”bekleyen bir ailenin anlam dünyasına yöneltilmiş bir kız çocuğunun öfkesiyle anlaşılabilir mi acaba? Çok mu zorlama oldu? Haklısınız. “Öbür kardeşler niye öyle olmadı” mı diyorsunuz? Yine haklısınız. En iyisi “yaradılış” deyip geçmek ve “çelik” faslını böylece kapatmak...
Dramatik beş gece...
Leyla Zana'nın çelikleşmesi sürecini anlayabilmek için onun dramatik gecelerine bakmak gerek... Tam beş tane böyle gece var hayatında. Zaten Faruk Bildirici'nin kitabının altı başlığından beşi bu gecelerle ilgili...
Mehdi Zana bölgenin “mimli” siyasi figürlerinden biri olarak 12 Mart darbesini izleyen dönemi cezaevinde geçirir, 1974 affıyla çıktıktan bir yıl sonra da teyzesinin kızı Leyla'ya talip olur. 14 yaşındaki Leyla, zaten hazır olmadığı evliliğin ilk gecesinde ağır bir şok yaşar. Kendisinden 20 yaş daha büyük olan kocası önce bir hasta ziyareti, ardından da karakol tanıklığı için o geceyi dışarıda geçirir.
12 Eylül 1980: İkinci gece... Eve doluşan asker ve polisleri karşıladığında 19 yaşındadır, beş yaşında bir oğul sahibidir ve hamiledir. Kocasını, küçük aralıklar dışında bir daha uzun yıllar boyunca göremeyecek, çocuklarını kendisi büyütecektir.
1988'e rastlayan üçüncü gece işkenceyle tanışacak, 50 gün boyunca da hapis yatacaktır. Kocasını ziyarete gittiği Diyarbakır Cezaevi önündeki olaylara karışmış, öldüresiye dövülmüş, bayıldıktan sonra da bir hücreye atılmıştır. Çırılçıplak.
Dördüncü gece, malum, 1991'deki Yemin Gecesi...
Ve beşinci gece: Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Kürtçe konuştuğu için mahkûm edildikten sonra hapse atıldığı gece...
Her zaman inandığını söyledi
Kürt sorununu “Cumhuriyet tarihinin en güçlü başbakanı” dediği Başbakan Erdoğan'ın çözebileceğini, buna inandığını ve inanmaya devam edeceğini söylediğinde hepimiz çok şaşırdık. Çünkü biz, bir şey söylemek istediğinde, cümlelerini “ben öyle demek istemedim”, “yanlış anlaşıldım” türünden geri çekilmelere pay bırakacak şekilde düzenleyen siyasetçilere alışkındık.
Leyla Zana'yı tanıyanlar ise buna hiç şaşırmadı. Çünkü o, bir şeye inanıyorsa bunu ifade etmeden var olamayanlar sınıfındandı. Mesela önde gelen Kürt siyasetçi Vedat Aydın'ın öldürülmesi bütünüyle devlet içindeki karanlık çeteleri mal edilmişken ve kamuoyu bu yönde ikna edilmişken, kalkıp şunları söyleyebildi:
"Devlet çeteleri ile bizim içimize sızan çeteler işbirliği halinde onu (Vedat Aydın) ortadan kaldırdılar. Vedat Aydın çok dürüst, dobra konuşan, bölgede çok sevilen bir insandı. Onun ortadan kaldırılması iki kesimin de hesabına geldi."
Hesabını vicdanına veremeyeceği hiçbir şeyi yapmama prensibi, 2000 yılında ona dört yıl hapis yatma biçiminde döndü. 1997'de girdiği cezaevinde sağlığı bozulmuştu, bu durum Avrupa'dan gelen ağır baskılarla birleşince 2000'de tahliye edilmesi gündeme geldi. Fakat o, kendisinden daha ağır hastaların cezaevlerinde yattığını gerekçe göstererek tahliyeyi reddetti. 2004'te, öbür milletvekili arkadaşlarıyla birlikte tahliye oldu.
Cezaevinden çıktıktan sonra, DTP'nin kuruluşuna katılmayışı epeyce yadırgandı. Oysa yadırganacak bir şey yoktu, çünkü o yeni partinin bir “Kürt partisi” olmasını istemiyordu, fakat karar bu yönde oluşunca, o da “yolunuz açık olsun” deyip köyüne çekildi.
Doğru, bazı pozisyonlar, o pozisyonlara atfedilen özellikler nedeniyle bazı karakterler için hiç uygun değildir. Mesela Leyla Zana, takipçilerinden lastikli bir dil talep eden siyaset için hiç uygun bir karakter gibi görülmüyor. Fakat bazen karakter o kadar güçlü olur ki, pozisyonlar onlara kendilerini uydurmak zorunda kalır.
Leyla Zana, galiba öyle bir karakter.
Onun siyasetteki varlığı, siyaseti muhakkak etkileyecektir.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları



































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025