DOĞAN ÖZGÜDEN
Parlamento çalışmalarını izlemek, değerlendirmek, gerektiğinde eleştirmek bizim meslekte sadece parlamento muhabirlerinin değil, yayın yönetmeninden düzeltmenine dek her gazetecinin üzerine titrediği konulardır. Çünkü ülkenin ve tüm yurttaşların bugününü ve yarınını ilgilendiren yaşamsal kararların son merciidir parlamento…
Eğer göçmen ya da sürgün gazeteciyseniz, sadece geldiğiniz ülkenin değil, yaşamakta olduğunuz ülkenin parlamentosunda olup bitenler de başlıca kaygılarınızdandır. Hele bizim gibi federal meclisinden bölge meclislerine kadar toplam altı parlamentonun var olduğu Belçika gibi bir ülkedeyseniz, antenlerinizi daha geniş açmak, eğer o ülkenin iki diline birden hakim değilseniz, dilini bilmediğiniz bir bölgenin parlamentosunda neler olup bittiğini izlemek için sık sık bilgisayarda otomatik çeviri programlarına baş vurmak zorundasınız.
Tabii bir de Brüksel’de üstlenmiş Avrupa Parlamentosu… Onun tüm belgeleri en kısa zamanda 24 dile birden çevrildiği için pek sorun yok…
Belçika’nın federal parlamentodan sonra en güçlü parlamentosu bittabi ülke nüfusunun çoğunluğunu temsil eden Flaman Parlamentosu. Dün bu parlamentoda normal yasama çalışmalarının dışında, saat 16’dan itibaren Brüksel Kürt Enstitüsü’nün 40. kuruluş yıldönümünü kutlama toplantısı vardı. Toplantıya gitmeye hazırlanırken bilgisayar ekranına arka arkaya bir flaş düşmeye başladı. Bir bomba ihbarı yapıldığı için parlamento çalışmaları askıya alınmış, bina derhal boşaltılarak iz süren köpeklerle bomba araması başlatılmış, bittabi Kürt arkadaşların günlerdir hazırlığını yaptıkları kutlama toplantısı da iptal edilmiş.
40 yıldan beri daima güçbirliği ve dayanışma içinde olduğumuz Brüksel Kürt Enstitüsü’nün hedef olduğu kaçıncı saldırı ya da tehdit?
1998’de Suriye'yi terk etmeye mecbur edilen Abdullah Öcalan’ın İtalya’da konakladığı günlerde Türk yöneticilerinin saldırgan demeçleri, Türk gazetelerinin ve televizyonlarının kışkırtıcı yayınları yüzünden Brüksel Kürt Enstitüsü ve Avrupa Kürt Dernekleri Federasyonu üyesi Kürdistan Kültür Derneği lokalleri ateşe verilmişti.
Kürt ve Ermeni lokallerine ve işyerlerine vahşi saldırıların daha sonraki yıllarda da ardı arkası kesilmedi. Brüksel Kürt Enstitüsü üç yıl önce, 17 Kasım 2016’da da Türk bayraklarıyla donatılmış onlarca arabayla faşist sloganlar atarak gelen Erdoğan taraftarlarının yangın bombalı saldırısına uğramıştı.
Jurnalci SETA’nın yurt dışındaki muhalif gazetecileri, Kürt örgütlerini hedef gösteren raporlar yayınlamasından sonra benzeri yeni saldırıların olması her daim mümkün.
Bu satırları yazarken Brüksel Kürt Enstitüsü olayla ilgili bir açıklama yaparak bu provokasyonun, tam da Türk Ordusu’nun Rojava’ya saldırmaya hazırlandığı bir sırada Kürtlerin sesinin Flaman Parlamentosu’nda duyulmasını engellemek amacıyla düzenlenmiş olabileceğini duyurdu.
Evet, Flaman Parlamentosu’nda bu engelleme yapılırken, Brüksel’den 3 bin kilometre uzakta, Türkiye’nin başkenti Ankara’da bir başka parlamento, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi utanç verici bir kararla Türk Ordusu’nun Suriye Kürdistanı’na saldırmasına onay veren tezkereyi onaylıyordu.
Tayyip Erdoğan’ın bindirilmiş kıtaları gibi hareket eden AKP ve MHP milletvekillerinin, hattâ çakma demokrat İYİP milletvekillerinin tezkereye “evet” oyu vermelerinin şaşırtıcı bir yanı yoktu. Ama ana muhalefet partisi CHP’nin böylesi bir insan kasaplığına ortak olması karşısında isyan etmemek mümkün değil.
CHP’nin Yenikapı ruhuna endeksli genel başkanı Kılıçdaroğlu, oylama öncesi yaptığı bir konuşmada hiç sıkılmadan, utanmadan şunu söyleyebilmişti: “Annelerin canı yanmasın diye içimiz yana yana Suriye ve Irak tezkeresine 'evet' diyeceğiz.”
Ya ordu Suriye’ye girdikten sonra hem Kürt halkından, hem de Türk Ordusu’ndan kırılacak olanların analarının canı yanmayacak mı? Dahası, analar oğullarının ölümüne ağıt yakmaya dahi vakit bulamadan bombardıman altında can vermeyecek mi?
Ya Türk ordusunun işgali altında Kürtlerden boşaltılan yerlere yerleştirilecek ümmetçi teröristlerin, örneğin Kürtler tarafından Suriye haritasından silinmiş olan İŞİD’in geriye kalan kasap ve işkencecilerinin yapacakları zulüm, dökecekleri kan?
Son seçimlerdeki “metropoller zaferi”ni tamamen Kürtlerin ve HDP’nin desteğine borçlu olan Kılıçdaroğlu ve partisi, tezkereye oy vermekle, en az Kürtleri arkadan vuran Trump kadar büyük bir ihanette bulunmuştur.
Tüm demokrasiden ve barıştan yana olan gazetecilerin yaptığı gibi Suriye Kürdistanı’na olası saldırıya “evet” diyen tüm partileri, özellikle de CHP’yi facebook’ta eleştirdiğimizde “Suriye Kürdistanı” ifadesi kullanmamıza karşı çıkanlar oldu…
Yıllardır söylediğimizi tekrarlıyoruz:
Irak'ta varlığı anayasayla tanınmış, Türk Devleti'nin de resmi ilişkide olduğu bir Irak Kürdistanı vardır. Tayyip'in işgal etmeye kalkıştığı Suriye'nin kuzeyi de Suriye Kürdistanı, Kürtçe adıyla Rojava'dır.
Unutulmasın ki, Irak da, Suriye de Birinci Dünya Savaşı sonunda emperyalist güçlerin harita üzerinde cetvel ve pergelle, Kürt halkının varlığını hiçe sayarak oluşturdukları yapma devletlerdir.
Suriye'de İŞİD gericiliğini yenen ve özerk statüde yaşamayı hak eden Kürt halkının iradesine, tıpkı geç de olsa Irak'taki kardeşlerine yapıldığı gibi, saygı gösterilmelidir. Bu iradeyi silah zoruyla hiçe sayarak Rojava'yı işgal etmek bir insanlık suçudur.
Tayyip ve onun Bahçeli’den Akşener’e ve Kılıçdaroğlu’na uzanan suç ortakları bu satırları yazdığım sırada başladığı duyurulan işgalin coşkusu içinde olabilir, kendilerine güvenip oy veren kitleleri de şoven ve ümmetçi nutuklarla kendi suçlarına ortak kılmak için her türlü yalan ve iftiraya başvurabilir.
Ama bu operasyonun Türkiye dışındaki tüm devletlerde nasıl bir dehşet ve panik yarattığını görmemek için kör olmak gerek… Rusya’dan İran’a, Fransa’dan İngiltere’ye, tüm ülkeler Rojava’nın işgaline karşı… Şu satırları yazarken Avrupa Parlamentosu’nun ve BM Güvenlik Konseyi’nin olağanüstü toplantıya çağrıldığı haberi geldi.
Ama şunu da unutmamak gerekir ki, tüm bu karşı çıkışların arkasındaki asıl neden, mazlum Rojava Kürtleri’nin kırılmasına duyulan tepki değil, onların elinde esir olmaktan kurtulan İŞİD teröristlerinin özellikle Avrupa’nın başına bela olması, hattâ İdlib’te Türkiye’nin himayesinde mevzilenmiş diğer ümmetçilerle birlik olup Suriye’de yeni fesat ocakları oluşturması ihtimalinin yarattığı korkudur.
İslamcı terörizm, çok değil, daha bir hafta önce Fransa’nın başkentinde, o bir çok polisiye romana ve filme konu olan efsanevi Paris Emniyet Müdürlüğü’nün bağrında kaç polisi vurdu.
Panik böylesine büyük ki, örneğin Belçika’da polis ve ordu kadrolarına alınmış müslümanlardan 50 kadarının, içlerinde beş astsubay da olmak üzere, uzun süredir radikalleştiklerine dair istihbarat birimlerinin raporu ilk kez ana akım medyaya yansıdı.
Hiç kuşku yok ki, tüm bu nedenlerle, Avrupa Birliği kurumları, Avrupa Konseyi, belki de NATO Rojava operasyonuna tepki göstereceklerdir.
Ama şurası bir gerçek ki, bu tepkilerin ardındaki asıl neden halklar arasında barışı, Suriye Kürdistanı halkının özgür iradesini savunmak, Tayyip ve şürekâsının müstevli emellerine karşı çıkmak olmayacaktır. Tüm dertleri Avrupa kapılarına ve sahillerine yeni mülteci kitlelerinin dayanmasına, İŞİD teröristlerinin kendi metropollerini yeniden cehenneme döndürmesine engel olabilmektir.
Örneğin Tayyip takımının muhalefetteyken yıllarca “siyonizmin ajanı” diye küfrettiği Avrupa Birliği… İktidar olduktan sonra Tayyip geçmişte söylediklerini bir kalemde silip, sırf kendini olası bir askeri müdahaleye karşı güvenceye almak için Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusu yaptığında, bu iktidarın gerçek niteliği ve uzun vadeli hain emelleri konusunda yaptığımız uyarıları dinleyen olmadı.
2004 yılında Türkiye ile üyelik görüşmelerinin başlatılması önerisi önlerine geldiğinde, başta sosyalistler ve yeşiller olmak üzere, Avrupa Parlamentosu milletvekillerinin sadece olumlu oy vermekle kalmayıp “Evet” ya da “Evet” anlamına gelen “Yes”, “Oui” yazılı pankartlar açarak genel kurul salonunu nasıl bir panayıra dönüştürdüklerini unutmak mümkün mü?
Kaldı ki, son seçimlerden sonra yeni oluşan Avrupa Parlamentosu milletvekillerinin nasıl tarihsel bir tahrifçilik ve inkarcılık içinde olduğu aldıkları son bir kararla alenen ortaya çıkmış bulunuyor.
Evet, Avrupa Parlamentosu 19 Eylül tarihli oturumunda “Avrupa’nın geleceği için geçmişi anımsamanın önemi” konulu bir karar almış bulunuyor. Aşırı sağcı milletvekilleri kadar sosyalist ve yeşillerin büyük bir bölümünün de desteğiyle alınan kararda Avrupa Birliği projesinin II. Dünya Savaşı'nın harabelerinde doğduğu vurgulandıktan sonra büyük bir tahrifat yapılarak komünizm ile nazizm aynı kefeye konuyor, daha da ileri gidilerek II. Dünya Savaşı’nın başlamasından Hitler Almanyası’na eşit düzeyde Sovyetler Birliği’nin de sorumlu olduğu iddia ediliyor.
Art niyet o denli açık ki, kararda nazizm ve Hitler Almanyası sadece 19 referansla suçlanırken, Sovyetler Birliği ve komünizmin suçluluğu konusunda 31 referans veriliyor. 23 Ağustos 1939 tarihli Molotov-Ribbentrop saldırmazlık paktının dünya egemenliği amaçlayan iki totaliter rejim tarafından Avrupa'yı iki ayrı nüfuz alanına bölme amacıyla imzalandığı ve II. Dünya Savaşı’nın aslında o tarihte başladığı iddia ediliyor.
Avrupa Parlamentosu’nun sahtekârlığını Independent gazetesi’nin 1 Ekim 2019 tarihli sayısında John Laughland şöyle açığa çıkarıyor:
“Aksine, o günün liderleri, tıpkı daha sonraki tarihçiler gibi, savaşın patlak verdiği tarihin 23 Ağustos 1939 değil, ondan bir yıl önce Britanya ve Fransa'nın, İtalya ve Almanya'yla müzakereye oturup Hitler'in Çekoslovakya'yı parçalamasına onay verdiği 28-29 Eylül 1938 olduğunu söylüyor. Bu sayededir ki Hitler önce Südetler'i, ardından da 1939 Mart'ında Bohemya ve Moravya'nın (Prag dahil) tamamını ele geçirmiştir.
“Kaldı ki Nürnberg mahkemelerinde fetih amaçlı bir savaş planlayıp yürüttükleri için sadece Nazi liderleri yargılanmıştı, başka hiçbir devlet bununla suçlanmış ya da hüküm giymiş değildi… Birleşmiş Milletler 1945’te fetih amaçlı savaşlara karşı olma temelinde kurulmuştu ve SSCB, dünyayı fetih amaçlı savaşlara karşı korumakla görevlendirilen Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biriydi. Eğer SSCB, Avrupa Parlamentosu'nun bugünlerde söylediği gibi, savaşı başlatmak konusunda en az Almanya kadar suçlu idiyse, mantıken, bugünün uluslararası sisteminin temeli olan Birleşmiş Milletler’in, bir suç örgütü olduğu gerekçesiyle dağıtılması gerekir.”
Avrupa Parlamentosu kararı, daha da ileri giderek, işi komünizme atfedilen sembollerin yasaklanmasını istemeye kadar vardırıyor. Yani yıllarca işçi sınıfı mücadelelerinin sembolü olmuş bulunan orak-çekiç ve benzerleri de yasaklanabilecek. Bu histeri ortamında, Che Guevara’nın Bolivya’da katledilişinin 52. yıldönümü olan 8 Ekim günü Belçika televizyonlarda onun portresini taşıyan t-shirt’ler giymenin bile giderek yasaklanabileceği, mizahi bir dille de olsa, söz konusu edildi.
Avrupa Parlamentosu’nun kararı öylesine tepki yarattı ki, Belçika’nın Mateo Alaluf, Jacques Aron, Nicolas Bardos, Jean Marie Chauvier, Pierre Galand, Hugues Le Paige, Anne Morelli, Jean Salmon gibi en saygın bilim insanları ve gazetecilerinin de dahil olduğu bir grup aydın, ana akım medyada yayınlanan ortak bir bildiriyle kararı şiddetle eleştirerek bunun saldırgan bir revizyonizmin ve özgürlükleri sınırlama girişiminin ifadesi olduğunu vurguladılar.
Halen Belçika parlamentolarında olduğu gibi Avrupa Parlamentosu’nda da temsil edilen Belçika İşçi Partisi (PTB) ile tarihsel Belçika Komünist Partisi (PCB) de AP kararını şiddetle protesto ettiler.
İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi işgaline karşı en güçlü direniş mücadelesini organize etmiş, kahramanca mücadelelerinin ödülü olarak savaş sonrası ilk hükümetlerde yer almış olan Belçika Komünist Partisi gelecek çarşamba günü Avrupa Parlamentosu önünde bir protesto gösterisi örgütlüyor.
Evet, geçtiğimiz hafta parlamenter yaşam, TBMM ile Avrupa Parlamentosu’ndan çıkan yüz karası iki kararla lekelendi.
Avrupa Parlamentosu’nun gülünç kararı elbette, aşırı sağın iktidar olduğu bazı Doğu Avrupa ülkeleri dışında ciddiye alınmaz, mutlaka geri püskürtülür.
Ama Türkiye Parlamentosu’nun kararı sadece Türkiye’nin değil, tüm bölge halklarının büyük acılar yaşamasına neden olacak, bu nedenle de ona oy veren partilerin isimleriyle birlikte, Türkiye tarihine bir utanç belgesi olarak kazınacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları










































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
4.11.2025
9.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
13.07.2025
10.03.2025
30.10.2024
15.10.2024
7.10.2024