Fehim TAŞTEKİN
İdlib’in etrafındaki ateş çemberi son günlerde daralmaya başladı. Hama’nın kuzeybatısı, İdlib’in güneyi ve Lazkiye’nin doğusunda Rus hava desteğiyle Suriye ordusunun operasyonları yoğunlaştı. Batılı müttefiklerin ‘seçici sivil hassasiyeti’ bir kez daha tehditkâr uyarılara dönüştü.
Operasyonların Soçi Mutabakatı çerçevesinde oluşturulan 15-20 km derinliğindeki tampon halkanın etrafında cereyan etmesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) konuşlandığı gözlem noktalarına çok yakın atışların yapılması birbiriyle çelişen senaryoları akla getiriyor.
İdlib, Suriye savaşındaki bütün çelişkilerin minyatüre edilmiş halini temsil ediyor. Misal, Türkiye’nin Astana ve Soçi süreçleriyle şekillenen resmi pozisyonu bile İdlib’e hükmeden örgütleri ‘muhalif güç’ saymıyor. 2018’deki genişleme ile birlikte İdlib’in yüzde 90’ına hükmeden Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ve El Kaide çizgisindeki diğer örgütler, Rusya, İran ve Türkiye’nin her ortak deklarasyonunda ‘elimine edilmesi gereken terör unsurları’ olarak yer alıyor. 17 Eylül Soçi Mutabakatı İdlib’in yanı sıra Halep’in batısı, Hama’nın kuzeybatısı ve Lazkiye’nin doğusundan parçalar da içeren ‘İdlib gerilimi düşürme bölgesi’nin terör örgütlerinden arındırılması, bölgeyi çevreleyen 15-20 kilometrelik bir tampon oluşturulması, bu şeritteki örgütlerin ağır silahlarını teslim etmesi ve İdlib’de kesintiye uğrayan M4 (Halep-Lazkiye) ile M5 (Halep-Şam) otoyollarının açılmasını öngörüyordu.
Türkiye 12 kontrol noktası oluştursa da bu mutabakatla üstlendiği taahhütleri yerine getiremedi. Üstelik bu bölgelerden Rusya ve Suriye ordusuna ya da sivil yerleşim yenlerine yönelik saldırılar kesilmedi. Lazkiye bölgesindeki Hmeymim üssüne insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılara ilaveten Cubb el Darur, Rueyset-İskender, Hammam, Haruha ve Vasita gibi sivil yerleşim merkezlerine atılan roketler son operasyonun teknik gerekçesini oluşturuyor.
***
Ankara kendi payına imkânsız bir görev biçen Soçi Mutabakatı ile 2011-2016 dönemini kapsayan takıntılı Suriye politikası arasında ikilem yaşıyor.
HTŞ’nin selefi Nusra Cephesi, Aralık 2012’de ABD’nin terör örgütleri listesine alındığında Ankara hayli öfkelenmişti. AKP’ye göre onlar da devrimin değerli bir parçasıydı. Ve bu parça, 2015’te Türkiye ve müttefiklerinin desteğiyle İdlib’i düşüren Fetih Ordusu’nun öncü gücüydü. Terör listesinde olmasına rağmen ödüllendirilmiş bir örgüttü. Bu ödül mekanizması sınırlardan insani ve ticari mal akışı sayesinde hâlâ sürüyor. Yani HTŞ ve El Kaide çizgisindeki diğer örgütler Türkiye sınırlarından beslenmeye ve güç almaya devam ediyor. Üstelik İdlib’in dış çeperlerine konuşlandırılan TSK’nin gözetleme noktaları da bir nevi bunlara kalkan işlevi görüyor. HTŞ’nin Türkiye’nin yeniden ve yeniden yoğurup biçimlendirdiği Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKC) bileşenlerini geçen ocakta İdlib’in birçok yerinden silip süpürmesi de bu grubun dokunulmazlığını kaldırmadı. Belki AKP iktidarı, HTŞ’nin kendini feshedip ılımlı bir kisveye bürünmemesinden dolayı mutsuz ama Suriye’de istediğini koparıncaya kadar da bu örgütün ipini çekmeye gönülsüz.
Ancak Rusya’nın açtığı kredi sayesinde uzatmaları oynasalar da bu sonsuza kadar sürdürebilecekleri bir denge değil. Halep, Şam, Dera ve Kuneytra cephelerinden sonra İdlib için hazırlıklara girişen Suriye yönetimi epey zamandır Rus frenini kaldırmaya çalışıyor. İran da Ankara-Moskova arasındaki stratejik ilişkilerin hatırına Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin elinin bu kadar genişlemesinden rahatsız.
Rusya, Türkiye’nin işbirliği zemininden kaymasını önlemek için İdlib operasyonuna defalarca rötar yaptırdı. Muhtemelen ABD’nin çekilme stratejisi netleşmeden ve Türkiye’yi Fırat’ın doğusuna sokma pazarlıklarının nereye varacağını görmeden İdlib’de tahrik edici olmak istemediler. Fakat kartları yeniden karma gereği duyduklarına göre bir şeyler değişmiş olmalı.
Bu oyalama taktiği, Tahran ile Moskova arasında denge gözeten Suriye yönetimini, İran’la daha yakın çalışmaya itti. Moskova belirleyici pozisyonunu kaybettirmek istemez. Bunun yanı sıra İdlib nedeniyle ABD’nin çekilme planından vazgeçebileceğine dair hesapların da anlamı kalmadı. Çünkü ABD, 400 askerle ‘caydırıcı’ ve ‘cezalandırıcı’ pozisyonda kalmaya devam edecek. Fırat’ın doğusunda Kürtleri Şam’la uzlaştıracak bir zemin de yakalanamadı. Buna karşın Türkiye’nin ABD’yle farklı bir diyaloga girdiğine dair sinyaller alındı. Muhtemelen bu faktörler Rusya’nın İdlib dosyasını öne çekmesine yol açtı.
***
Bu operasyonla ilgili öne çıkan birkaç ihtimal var:
– Rusya, Soçi Mutabakatı’nda başarısız olan Türkiye’yi daha fazlasını yapmaya zorlamak için bu operasyona girişti. İdlib’in güneyinde bir bölgeyi kontrol eden Ceyş el İzze’nin komutanı Mustafa Bakur’a göre İran, Türkiye ve Rusya Nursultan’daki 12’inci toplantıda anlaşamadıkları için İdlib’de gerilimi tırmandırma yoluna gidildi. Ancak bu operasyonun sınırlı olması muhtemel.
– Rusya Hmeymim üssü ve diğer bölgelere saldırıların önünü kesmek için İdlib etrafındaki çemberi iyice daraltmaya karar verdi. İdlib’de durumu değiştiremeyeceğini gören Türkiye de operasyona göz yummak zorunda kaldı.
– Örtülü bir işbirliği olabilir. Bu senaryoya göre Rusya, Türkiye’yi esnetmek için İdlib’e karşılık TSK’nin Tel Rıfat’a girmesine yeşil ışık yaktı. İran ve Suriye’nin aynı esnekliği göstermemesi nedeniyle ‘İdlib’e karşı Tel Rıfat’ alışverişi yürümese de bu türden bir sürece girilmiş olması Türkiye’yi yumuşatmış olabilir.
Maaret el Numan’daki düzenlenen bir gösteride Türk bayrağının yakılması Türkiye’nin muhalefeti sattığını düşünenler olduğunu gösteriyor. Muhaliflerin eski baş müzakerecisi Muhammed Sabra da, Türkiye ile yakından çalışan Müslüman Kardeşler’in silahlı kolu Feylak el Şam’ı elindeki cephaneyi Hama kırsalında savaşan güçlerle paylaşmamakla suçladı. Sabra’ya göre bunun nedeni bu örgütlerin Astana sürecine katılmayı reddetmesi. Bu suçlamalar dolaylı olarak Türkiye’ye yöneliyor.
Bir yumuşamanın olduğu farz edilse de bundan Ankara’nın topyekûn bir kara harekâtına rıza gösterdiği sonucu çıkmayabilir. TSK’nin İdlib’in güneyine takviye güç göndermesi ve üst düzey bir heyetin sahayı teftişe çıkması operasyonun önünün tamamen açıldığına dair öngörüleri zayıflatıyor.
Tam olarak rızanın boyutunu bilmiyoruz. Fakat 17 Eylül Soçi Mutabakatı’nın şartlarını yerine getirmeye dönük bir operasyona Türkiye’nin direnmesinin güçleştiğini de görüyoruz. Harekatın gelişim seyrine bakılırsa ilk hamle, Han Şeyhun ve yabancı savaşçıların elindeki Cisr el Şuğur’u da içine alabilir. İdlib kent merkezine yönelik bir kara harekâtı ise belki şartların biraz daha olgunlaşmasını bekleyebilir.
Operasyonların genişlemesi HTŞ ve kavgalı eski ortaklarını tekrar ortak cephede buluşturabilir. Şu an hedef alınan bölgelerde HTŞ dışındaki örgütler de var. Halihazırda 5 ay önce birbiriyle savaşa tutuşmuş hasım örgütlerin ‘Şam’ın Fethi’ adıyla ortak bir operasyon odası kurduğu söyleniyor. El Kaide unsurları, Ulusal Kurtuluş Cephesi ve ÖSO etiketli bağımsız gruplar arasında bu türden bir ortaklaşma çatışmasızlık rejiminin tamamen çökmesi anlamına geleceği gibi Türkiye’nin cihatçılardan ılımlı ordu devşirme çabalarını da sıfırlayabilir.
***
İdlib’de iki haftada 15 kadar yerin Suriye ordusunun kontrolüne geçmesini sağlayan bu operasyonun planlanan büyük kara harekâtı için bir başlangıç olup olmadığı hâlâ belli değil. Hedef İdlib’i eninde sonunda Suriye ordusunun kontrolüne sokmak olsa da Rusya lideri Vladimir Putin 27 Nisan’daki açıklamasında topyekûn bir operasyonu mahzurlu gördüklerini söylemişti. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’e göre de Rusya, Washington’a operasyonun Hmeymim üssünün HTŞ tarafından hedef alınmasının önlenmesi gibi sınırlı bir çerçevede olacağını bildirdi. 2017’de Suriye’nin cezalandırılmasına bahane edilen Han Şeyhun’daki gibi bir kimyasal saldırı tezgâhının tekrarlanması ihtimali operasyonun önündeki engellerden biriydi. ABD’nin bu bahaneyle Suriye’ye derinlemesine kazık çakma ihtimali hesaba katılıyordu. ABD bu konuda hâlâ tehditkâr. Jeffrey bunu şöyle dillendirdi: “Bu saldırıyı durdurmak istediğimizi her tarafa açıkça belirttik. Başkan Trump, eylülde, İdlib’e yönelik gerçekleştirilecek kapsamlı bir saldırının pervasız bir eylem olacağını ve buna şiddetle karşı çıkacağımızı söyledi. Kimyasal silah kullanımı, saldırının mülteci akınına ve teröristlerin diğer bölgelere yayılmasına yol açması gibi durumlar endişelenmemize yol açıyor. Askeri saldırı devam ederse baskıyı artıracağız. Bunu nasıl mı yapacağız? Bu, Trump’ın vereceği bir karar.”
Kendi Dışişleri Bakanlığı’nın “HTŞ ve diğer aşırılıkçı örgütlerin taktikleri intihar saldırıları ve kimyasal silah kullanmayı da içeriyor” diyen raporuna bakmak da Trump’ın işine gelmez. HTŞ ve müttefikleri siyasi çözüme yönelik Cenevre ve Astana süreçlerini kabul etse diyebilirler ki “Savaşı bertaraf etmek için siyasi çözüme kadar bekleyelim.” Ama bu seçenek kapalı. Bu örgütlerin Suriye’ye biçtiği elbise IŞİD’inkinden farklı değil. Kuşkusuz İdlib, ABD’nin kendi nüfuz alanına ekleyebileceği bir yer olsaydı şimdi cehennem topları gürlüyor olurdu. İdlib için ne BM Güvenlik Konseyi’nin önüne 11 imzalı tasarı gelirdi ne de Fransız ve Almanlar “Felaket engellenmeli” minvalinde çıkışlar yapardı. Bu cenahta El Kaide patentli örgütlerin Sukaylabiye ve Mıharda gibi Hıristiyan kasabalarını, Zehra ve Nubbul gibi Şii beldelerini, onlarca Alevi köyünü ya da muhaliflere katılmayan Sünni yerleşimlerini bombalaması da insani kaygıları tetiklemiyor. IŞİD’in başlangıçtaki Suriye yapılanması Nusra ve ardılı HTŞ’ye karşı himayetkâr tutum sürüyor. Bu yaklaşımın hal tercümesi; “Yeter ki Avrupa’ya bir göç dalgası olmasın, El Kaide’nin İdlib’de emirlik kurmasının sakıncası yok.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025