Fehim TAŞTEKİN
Orta Doğu’nun yine kritik zamanlarından birinde İran’da görev değişimi yaşanıyor. Nizamın mutemet adamı olarak ‘aday eleme’ taktikleriyle sandıktan çıkartılan Ayetullah İbrahim Reisi dün yemin ederek cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.
Reisi ile birlikte neyin ne kadar değişeceğinden bağımsız olarak İran’ı çevreleyen koşullar dramatik değişimler gösteriyor:
- ABD’nin Afganistan’dan çekilmesine paralel İran’ın geçmişte epey düşmanlık yaşadığı Taliban vura vura dönüyor. Tahran’ın diyalogla yanaştığı Taliban’ın izleyeceği siyaset, iç savaş ve göç dalgası İran’ın ulusal güvenliğini birinci dereceden ilgilendiriyor.
- Amerikan güçleri İran ile ABD arasındaki kavganın ön cephesine dönüşen Irak’tan muharip güçlerini yıl sonu itibarıyla çekiyor. Ama tam olarak çekilmiyor. Askeri eğitmen, danışman ve teknik destek misyonuyla Irak’ın iç denkleminde olmaya devam edecek.
- Irak’taki bu ayarlamaya paralel olarak ABD, Katar’daki birliklerinin bir kısmını Ürdün’e kaydırdı. Yani ABD bölgeyi terk etmiyor, Irak’ta ateş altında kalan birliklerini güvenceye alırken Irak ve Suriye’de hava operasyonlarını yürütebileceği yakınlıkta üsleniyor.
- Suriye’de Beşşar el Esad seçimin ardından dördüncü görev dönemine başlarken İran destekli milis güçlerle ABD arasında Irak’taki gerilimler buraya da taşınıyor. Ancak Rusya ile ABD arasında devam eden görüşmelerde ilerleme sağlanırsa Suriye’de yeni bir Amerikan tutumunu da görebiliriz. Bu ABD’nin Ruslar kadar İranlılarla nasıl yol alacağına bağlı.
- Lübnan’da Körfez-Amerikan-İsrail ekseninin Hizbullah’ı sahneden silme misyonuna gönüllü olan Saad Hariri’nin hükümeti kuramamasının ardından Necib Mikati şansını denerken ülkedeki ekonomik ve yönetsel kriz derinleşiyor. İran’ın Suudi Arabistan, İsrail, ABD ve Fransa ile farklı düzeylerdeki uzlaşmazlıkları Hizbullah üzerinden Lübnan iç siyasetine de yansıyor.
- Yemen üzerinden Suudi-İran kapışması hâlâ canlılığını korusa da Bağdat’ın arabuluculuğunda başlayan görüşmeler önem arz ediyor. Reisi ile birlikte bu görüşmeler ilerlerse Orta Doğu’da farklı bir hikâye için önsöz çıkar.
- İran ile İsrail arasında ‘gemi delme’ savaşı iyiden iyiye kendini ele veriyor. 29 Temmuz’da İsrailli Eyal Ofer'in sahibi olduğu İngiltere merkezli Zodiac Maritime şirketine ait Mercer Street isimli gemiye Umman açıklarında insansız hava araçlarıyla saldırı oldu. Bir İngiliz ve bir Romanyalı mürettebat ölünce İran’a karşı cephe genişledi. Amerikan yönetimi kolektif yanıt vermekten bahsediyor.
***
İran’ın Reisi ile birlikte nereye gideceğine dair tahminler yürütülürken özellikle İsrail’le gemi savaşının anlamı üzerinde durmak gerekiyor. İsrail, İran’ın nükleer tesislerini sabote etmeye, bilim insanlarını öldürmeye ve Suriye’de İran bağlantılı güçleri vurmaya dönük çabalarına son iki yılda İran petrol gemilerine saldırılarını da ekledi. Görevi sona eren Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri 2 Ağustos’taki açıklamasında ilan edilmemiş bir deniz savaşı olduğunu, 12 İran gemisinin açık denizlerde saldırıya uğradığını, kimisinin sızma hareketleriyle motor dairesinin patlatıldığını açıkladı. Daha önce İsrail basını 12 gemide ağır hasara yol açıldığını yazmıştı.
İran “stratejik sabır” diyerek kendini tutuyordu. Nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilen ve petrol satışını sıfıra indirme hedefiyle maksimum baskı stratejisi uygulayan ABD’nin karşısında elde ettiği ‘haklılığı’ diplomatik avantaja çevirmeye çalışıyordu. İran gemilerinin hedef alındığına dair ilk vakıa Happiness adlı petrol gemisinin 30 Nisan 2019’da Kızıldeniz’de saldırıya uğramasıyla kayıtlara geçti. 20 Ağustos 2019’da Helm adlı petrol gemisi yine Kızıldeniz’de Akdeniz’e doğru ilerlerken hedef oldu. İran bu iki olayı teknik hata deyip geçiştirmişti. Geçen 10 Mart’ta Shahrekord adlı kargo gemisi Akdeniz’de hedef oldu. 6 Nisan’da bir İran gemisine eşlik eden Saviz adlı gemi füzeyle vuruldu.
Bunlar karşısında “stratejik sabır” siyasetinin terk edildiğine dair ilk işaret muhafazakârların kontrolündeki parlamentonun aralıkta “Yaptırımların Kaldırılmasına Yönelik Stratejik Eylem” tasarısını kabul etmesiydi. Bu İran’ın nükleer anlaşmada (JCPOA) taahhütlerini azaltmasına imkân veren muafiyet maddelerini kullanması anlamına geliyordu. Bu kararla uranyum zenginleştirme oranı yüzde 20’den yüzde 60’a çıkartıldı. JCPOA ile uzlaşılan seviye ise yüzde 3.6.
Yeni stratejinin sahaya yansıması da uzun sürmedi:
25 Şubat’ta İsrailli RAY’e ait Helios-RAY Umman Denizi’nde, 24 Mart’ta İsrailli XT Management’e ait ticari gemi MV Loriwas Hint Okyanusu’nda, 13 Nisan’da İsrailli PCC şirketine ait Hayperion Ray adlı ticari gemi Umman Denizi’nde, 3 Temmuz’da İsraillilere ait Tyndall adlı gemi Hint Okyanusu’nda vuruldu. Bunlar gürültüsüzce geçiştirilirken iki mürettebatın öldüğü 29 Temmuz’daki saldırı işin rengini biraz değiştirdi. İran’ın Arapça kanalı El Alem’e göre 29 Temmuz’daki saldırı İsrail’in Suriye’nin Dabaa Havalimanı'na yaptığı saldırıya misillemeydi. Kuseyr bölgesindeki havalimanına 22 Temmuz’da düzenlenen saldırıda İran bağlantılı iki kişi ölmüştü.
Saldırılar İsrail’in içine de taşındı. 21 Nisan'da Ramle yakınlarında Tomer füze ve mühimmat fabrikasında büyük patlamalar oldu. İsrail’e göre patlama rutin bir testten kaynaklandı. 22 Nisan’da Dimona nükleer tesislerinin yakınına bir füze düştü. İsrail’e göre düşen füze rotasından sapan Suriye hava savunma sistemine ait bir S-200/SA-5 füzesiydi. Yine de gözler İran’a çevrilmişti.
İran saldırıların sorumluluğunu reddetse de Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami haziranda fotoğraftaki buzlanmayı çözen bir açıklama yaptı:
"Siyonistlerin nükleer endüstrimiz için sorunlar yaratmasının üzerinden 2 yıl geçti. Siyonist rejimin ulusal güvenlik yapısının zarar görmeyeceğini sandılar ama bir anda ortam değişti. Gemileri saldırıya uğradı, Natanz'da sabotaj eyleminden sonra füze fabrikaları yıkıldı, Hayfa rafinerisi havaya uçtu ve Rafael adlı en büyük savunma kompleksi yangına maruz kaldı. Siyonist rejimin güvenliği sonsuz bir yenilgiye uğradı.”
İran muhtemelen bu saldırılarla İsrail’e bir sınır çizilmesini hedefliyor. ABD de tersinden Tahran’ı sıkıştırmak için gerekçe bulmuşa benziyor. Ki BM silah ambargosunun yenilenmesine hayıflanan ABD şimdi saldırıları kullanıp Güvenlik Konseyi’ni ikna etmeye hazırlanıyor.
***
Girişte sıraladığım gerilim zincirindeki halkalar sıkı sıkıya birbirine bağlı. Bu tür bir denklemin ortasında İran’daki iktidar değişimi her haliyle önemli. Bu değişim Joe Biden’ın ABD’de başkan olmasının ardından Viyana’da yeniden başlayan nükleer müzakerelere de denk geldi. Tıkanan masa yeni yönetimi bekliyor ve herkes ne tür koşullarla dönüleceğini merak ediyor. ABD’nin pazarlığa İran’ın balistik füze programı ve Orta Doğu’daki faaliyetlerini sınırlama taleplerini ekleme çabası ve yaptırımları kaldırmaması bu tıkanmanın ana nedeniydi. Giden Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani esnek yaklaşımdan yana olsa da anayasa gereği ulusal güvenlik ve dış politikada kararları belirleyen dini lider Ayetullah Ali Hamaney taviz verilmesine yeşil ışık yakmadı. İç ve dış politikada sıfır tecrübe ile işe koyulan Reisi dini liderlik ile cumhurbaşkanlığı arasındaki uyumsuzluğu mantıken ortadan kaldırıyor. Reisi devrim hükümeti kurma sözüyle dini liderlik, Genelkurmay Başkanlığı, Devrim Muhafızları, Kudüs Gücü gibi nizamın taşıyıcı kolonlarının peşin desteğiyle koltuğa oturdu. Başka bir yol tutturması kapasite, durduğu zemin, dünya görüşü ve içerdeki bağlantıları bakımından zaten mümkün değil. Bunun ne anlama geldiğini yukarıda sıraladığım olaylardan anlıyoruz.
Ruhani giderayak Batı ile diyalogun başarısızlığından muhafazakârları suçlarken dünyaya açılmak için füze programının da müzakereye açılması gerektiğini ima ederek “Tüm alanlarda müzakere edebilmemiz için bize izin verilmelidir" dedi. Muhafazakâr medya "Ne affedeceğiz ne de unutacağız", "Amerika'ya itimat hükümeti yolun sonuna geldi" ve "Helal etmeyeceğiz" gibi manşetlerle Ruhani’yi uğurladı.
Nizamın temel kurumlarının destek sunduğu Reisi’nin önündeki yol iki kapıya da açılma potansiyeli taşıyor: Asıl karar veren mercilerin vetosuyla karşılaşmadan sonuç alacak müzakerelere girebilir ya da Batı ile mutlak kopuşa sürüklenebilir. Sistemin Ruhani’ye verdirtmediği tavizi Reisi’ye verdirebileceği yönünde bir akıl yürütmesi yapılıyor. İran’ın karmaşık stratejik aklı bu tür manevralara açık kapı bırakıyor. Reisi’nin tavizi ‘onurlu esneklik’ olarak sistem içinde kabul görebilir. Batı da bu fikre yatırım yapma eğiliminde. AB’nin yemin törenine özel temsilci göndermesi köprüleri koruma niyetine işaret ediyor.
Fakat bu esneklik İran’ın bölge politikalarını ne kadar içerir? Ki ABD’nin sorun edindiği meselelerin başında İran’ın Irak, Suriye, Yemen, Lübnan, Filistin ve İsrail’le ilgili politikaları geliyor.
Reisi’nin ‘devrimci’ kadroları öne çıkaracağı, Devrim Muhafızları ve Kudüs Gücü’nün pozisyonunun daha da güçleneceği beklentisi hakim. Orada başka türden bir akıl yürütülüyor. Stratejik sabırdan gerilim bandına sıçramanın masada İran lehine kesin sonuçlar vereceğini düşünüyorlar. Bu stratejinin garantisi var mı, yok. ABD de el yükseltirse ki öyle yapıyor, batı ile ilişkiler tekrar 2015 öncesine dönebilir. Geçmişte İran ‘devrimci çizgi’ adına oyunu kendi kurallarına göre oynadığında Rusya ve Çin de BM Güvenlik Konseyi’ne gelen tasarıları veto etme gereği duymamıştı. İranlılar bunun tekrarlanma olasılığını dışlamıyor. Hatta doğuya açılmanın batı kapısını telafi etmediğini de biliyorlar. Çin’le 25 yıllık stratejik anlaşmanın belirsizliği, doğunun da hazır ve onurlu bir kurtuluş reçetesi sunmadığını söylüyor.
İran’ın dış ilişkileri kadar içerdeki koşulları da çok yakıcı. Kuraklık, susuzluk, Covid-19’un yıkıcı etkileri, artan yokluk ve yoksulluk, yolsuzluk, kayırma, tekelleşme ve bütün bunların karşısında durup durup patlayan toplumsal öfke Reisi’ye “Elinden bir şey geliyorsa önce içerdeki yangını söndür” diyor. Bu dışarda kavgayı büyüterek nasıl mümkün olacak? Ki mevcut tabloyu değiştiremeyen bir muhafazakâr cumhurbaşkanının başarısızlığı kurulu düzene karşı çok sert fırtınalar biriktirecektir. Yoksa ‘direniş hükümeti’ beklenenin tersi bir esneklikle kapıların açılmasını mı zorlayacak? Sanırım kışa varmadan bunun yanıtını bulmuş olacağız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025