Fikret Bila
Türkiye ile ABD’nin uzlaşmaya vardığı güvenli bölge konusunda detaylar henüz belli olmadı. ABD, Türkiye’nin,Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) kontrolünde sınır boyunca devam eden 30-32 kilometre derinlikteki güvenli bölge önerisini kabul etmedi. Türkiye’nin PKK’yı hedefleyerek yapacağını ilân ettiği büyük askeri harekâtı önledi. Bunun yerine, derinliği 5-18 kilometre arasında değişen ve birkaç yerde icra edilecek güvenli cepler kurulması önerisini Ankara’ya kabul ettirdi.
Askeri kaynaklardan kamuoyuna yansıyan bilgilere göre güvenli bölge üç aşamada uygulanacak. Birinci aşamada 5-6 kilometrelik cepler kurulacak. İkinci aşama 14 kilometreye varan keşif bölgeleri oluşturulacak, ikinci kuşakta ağır silah bulunmayacak ve üçüncü aşamada da 18 kilometreye varan yeni bir keşif halkası olacak. Bu model –bu bilgiler veya buna yakın bilgiler geçerliyse- Türkiye’nin önerdiği güvenli bölge modeline uzak bir model.
Yanıtsız sorular
Türkiye ile ABD yetkililerinin kamuoyuna açıkladıkları bilgiler bazı soruların yanıtlarını karşılamıyor.
Örneğin, Suriye’nin parçalanmasını ve kuzeyinde bir PKK-PYD-YPG devleti kurulmasını isteyen ABD ile bunu beka sorunu olarak gören ve tam tersini savunan Türkiye, nasıl ortak hareket edecekler? Ortak harekât merkezi hangi amaç için çalışacak?
Amaçları 180 derece zıt olan Türkiye ile ABD kime karşı ortak harekât düzenleyecekler? Türkiye’nin ortadan kaldıracağını ilân ettiği PKK’ya karşı mı? ABD, Türkiye’nin bu amacı için Ankara ile ortak çalışacaksa o zaman neden 30-32 kilometrelik barış koridoruna engel oldu? Neden Türkiye’nin PKK’ya yönelik geniş çaplı askeri harekâtını önledi? Demek ki, ortak hareket ve harekâtın hedefi PKK’yı ortadan kaldırmak değil. Eğer bu doğruysa Türkiye, ABD’nin önerisini niye kabul etti? Suriye’nin kuzeyinde kurulan PKK devletini yok etme hedefinden vaz mı geçti?
Ya da hedef PKK değil de DEAŞ ve uzantısı olan radikal terör örgütleri mi ? Eğer hedef DEAŞ, HTŞ gibi terör örgütleriyse o zaman ortak harekât çok sınırlı ölçüde de olsa niye Fırat’ın doğusuna yapılıyor? Çünkü bu örgütler İdlib’te, Fırat’ın doğusunda bir etkinlikleri yok? Demek ki hedef DEAŞ ve uzantıları değil.
Geriye kalan seçenek ABD’nin, PKK’yı koruma altına almak üzere, Türkiye’ye çok sınırlı ve birkaç yerde güvenlik cepleri oluşturmasına izin verdiğidir. Bu Türkiye’nin amaçlarını gerçekleştirmesine ve PKK sorununu çözmesine yetecek bir formül değildir.
CHP’nin önemli girişimi
İktidar ulusal bir sorun olan Suriye konusunda başta CHP olmak üzere muhalefetin görüş, öneri ve desteğini almaya ihtiyaç duymadı. Oysa bu tür ulusal nitelikte sorunlarda, iktidar-muhalefet işbirliği, iç cepheyi güçlendirecek en iyi hareket tarzıdır.
Buna karşın CHP’nin bir Suriye Konferansı toplama girişiminde bulunması çok önemlidir. CHP’nin böyle bir konferansa Şam yönetiminden temsilcileri de davet edecek olması bu önemi daha da artırmaktadır. CHP’nin bu bölgede sorunları kalıcı biçimde çözmek için Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kurulması önerisi de iktidarın üzerinde durması gereken bir öneridir. CHP düzenleyeceği bu konferansta Şam yönetiminin de katılımıyla Türkiye, İran, Irak ve Suriye arasında çözüm üretecek yeni zemin ve fırsatlar yaratabilir. Böyle bir zemin ABD’yi Suriye’nin kuzeyinde sıkıştıracak etkiler doğurabilir. ABD’nin önerdiği ve Ankara’ya kabul ettirdiği model ise Kuzey Irak modelini anımsatmaktadır ki Türkiye açısından bu modelin yarattığı olumsuz sonuçlar ortadadır.
Dört ülkenin bölgesel işbirliğinin sunacağı çıkış yolu Türkiye’nin ulusal hedeflerine hizmet edecek fırsatlar da doğurabilir.
Hedefi Türkiye’nin hedefiyle zıt olan ABD ile işbirliğinin, sorunu Ankara’nın ulusal çıkarları doğrultusunda çözüme kavuşturması olasılığı çok zayıftır.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.10.2025
8.10.2025
24.09.2025
23.05.2022
19.07.2021
14.07.2021
5.07.2021
21.06.2021
9.06.2021
24.05.2021