İhsan DAĞI
‘Bu kadarı yetmez’ dediğimiz hukuk devleti ve demokrasi, o kadarıyla bile elimizden uçup gidiyor.
Yapılan reformların geri dönülemez olduğunu söyleyip duruyorduk. Yanılmışız; devlet yıllardır elde ettiği demokrasi ve hukuk ‘kazanımları’nı anında geri alabiliyormuş.
Hükümetin yargıya müdahalesi kuvvetler ayrılığı ilkesinin de hukuk devletinin de bildik biçimlerinin hiçbirine uymuyor. İktidar mücadelesi sadece demokrasiyi ve hukuku imha etmekle kalmıyor, toplumsal barışı da tehdit ediyor. Ayrıştırılan, kutuplaştırılan ve hatta düşmanlaştırılan toplum kesimlerinin bir arada yaşaması giderek zorlaşıyor; herkes ötekinin varlığını kendi varlığına bir tehdit olarak görmeye başlıyor. İktidar kişiselleştiriliyor, sosyal muhalefet kriminalize ediliyor. İki-üç yıl önce herkesin konuştuğu ‘Türkiye modeli’ artık yok. Demokratik veya değil, bütün yönetimler için vazgeçilmez ‘iyi yönetişim’ kriterleri olan şeffaflık ve hesap verebilirlik bile gündemde değilse elbette model ülke olamazsınız. Ciddi yolsuzluk iddialarının üzerine gidilmiyor. İddialar yargının incelemesine bırakılmak yerine uluslararası komplo söylemiyle kapatılmaya çalışılıyor. Bunları hâlâ siyaseten anlamak mümkün eğer yargı sürecine yürütmenin ağır bir müdahalesi olmasa. AKP kendi iddiasıyla da, geçmişteki başarısıyla da çelişiyor. İçinde çete, komplo aradığı bu yargı kendi eseri. HSYK, 12 Eylül 2010 referandumuyla ‘reforme’ edilmişti. Şimdi Danıştay’la birlikte hükümetin hedefinde. Yargıda reform ihtiyacı kuşkusuz devam ediyor. Peki hükümet yolsuzluk iddiaları gündeme gelene kadar yargının reforme edilmesiyle ilgili neler yaptı?
Yargılamanın konusu ne olursa olsun, muhatabı kim olursa olsun masumiyet-suçsuzluk karinesi esastır. Kimse yargı süreci bitmeden suçlu ilan edilemez. İddiaların bağımsız yargı tarafından yürütmenin müdahalesi olmadan incelenebilmesi de bir o kadar önemlidir. Bunları konuşacağımıza komplo iddiaları, cemaat-hükümet gerginliği tartışılıyor. İlkeleri konuşalım, aktörleri değil... Kamu hizmetine girmek her vatandaşın hakkı. İster cemaate mensup olsun, ister Kemalist, ülkücü veya Alevi, vatandaşların kimliklerinden dolayı ayrımcılığa uğraması kabul edilebilir değil. Kamu görevi gören insanlardan beklenen, kanunlar ve kurallar çerçevesinde görevlerini yapmaları. Buna uygun davranmayanlara, amirlerinin hukuka uygun emirlerine itaat etmeyenlere karşı ne yapılacağı kanunda belli. ‘Devleti birileri ele geçirdi’ söylemi çok ‘eski Türkiye’ kokmuyor mu?
Hükümet yönetici konumunda olan kamu çalışanlarını kendi tercihine göre atar. İster ‘merit’e bakar, ister ‘kimliğe’. Siyaseten sorumlu kendisidir. Ama bunu milyonlarca kamu çalışanı arasında kendinden olmayanları ‘tasfiye’ etmeye kalktığında evrensel insan haklarından olan ‘eşitlik ilkesi çerçevesinde kamu hizmetine girme’ ilkesini ihlal etmiş olur. Şunu da belirteyim; sivil toplum unsurlarının, bu arada Hizmet hareketinin devlete entegrasyonunu doğru bulmam. Çünkü devlet onların sivilliğini bitirir, devleti dengeleyecek sivil güçleri zayıflatır. Yıllardır devletin ‘matah bir şey olmadığını’ yazıp duruyorum zaten. Devlet, toplumun işlerini görmekle mükelleftir, bizde toplumun işini bitirmek için kullanıldığına bakmayın. Zaten bu yüzden ‘devlet kavgası’ bitmiyor. Sivil toplum devlet olmaya çalışmaz, devlet siyasetini (kamu politikası) etkilemeye çalışır. Temel işlevlerinden biridir bu. Bilgi üreterek, politikalar önererek, kamuoyu oluşturarak kamu politikalarını etkilemeye çalışır. Bu girişimlere ‘sivil vesayet’ demek toplumsuz devlet istemekle eşanlamlıdır ve bir dönemlerin ‘cumhursuz cumhuriyet’ ülküsünden farksızdır.
İktidar uğruna demokrasiden, hukuk devletinden ve özgürlükler rejiminden vazgeçenleri ne tarih affeder, ne de elde ettikleri iktidarın kendilerine bir hayrı olur.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023