Levent Gültekin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 2018’de yeniden cumhurbaşkanı seçildikten sonra ülke her alanda geriye gitmişti.
Ekonomide ciddi sıkıntılar baş göstermiş, hayat pahalılığı tahammül edilemez noktalara varmıştı.
Yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmış, adaletsizlik artık herkesin canını yakan bir olguya dönüşmüştü.
2020’ye gelindiğinde bütün anketlerde AK Parti’nin oyu yüzde 28’lere kadar gerilemişti.
Dahası, pandemi süreci, ekonomideki yıkımın büyümesi ve nihayet depremler Erdoğan’ın bir seçimi daha kazanmasını neredeyse imkânsız hale getirdi.
Bütün emareler 2023 seçimlerinde Erdoğan’ın işinin zor olduğunu gösteriyordu.
Plan devrede
Erdoğan ile bir dönem daha devam etmek isteyenler ise çoktan bir plan yapmaya başlamıştı.
Bu planın temelinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı yatıyordu.
Yani iktidar ve onu ayakta tutmak isteyen çevreler kazanma umutlarını Kılıçdaroğlu’nun adaylığına bağlamıştı.
Parti içindeki kimi isimler de kullanılarak önce Kılıçdaroğlu ikna edilmişti.
Kılıçdaroğlu ikna edilmişti ama muhalif kamuoyunda ciddi bir itiraz vardı.
Sıra kamuoyunu Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hazırlamaya gelmişti.
Muhalif medyaya “Kılıçdaroğlu aday olacak, ona göre yapılanmaya gidin” dendi ve bu yayın organlarının yönetim ve ekran yüzleri buna göre dizayn edildi.
Kılıçdaroğlu ise adaylığa ikna olduktan sonra parti içindeki dar bir kadroyla her hafta yaptığı toplantılarla strateji belirliyordu.
Nafile çabalar
Hedef belliydi: Kılıçdaroğlu muhalefetin adayı olmalıydı.
Siyasetin arka planını biraz bilen herkes bu hazırlığın üç yıl önce başladığından haberdardı.
Hem CHP’ye yakın hem de farklı partilerden eski siyasetçiler akın akın Kılıçdaroğlu’na gidip adaylığı üzerinden kurulan oyuna dikkat çekerek aday olmaması telkininde bulunuyordu.
Fakat kim giderse gitsin, ne derse desin Kılıçdaroğlu kararından bir türlü dönmüyordu.
Bu adaylığı organize edenler, Kılıçdaroğlu’na sıklıkla, “Biz devletiz, arkanda biz varız, kesin kazanacaksın” telkininde bulunuyor, adaylığı önündeki her türlü pürüzün temizlenmesinde akıl almaz bir güç gösterisinde bulunuyorlardı.
Zaman zaman bazı bilgi akışında da bulunarak Kılıçdaroğlu’na verilen desteğin gücünü gösteriyorlardı.
‘Pürüzler’ gideriliyor
Her şey tamamdı ama Kılıçdaroğlu’nun adaylığı önünde bazı ‘pürüzler’ vardı.
Bunlardan biri anketlerde, muhalefetin cumhurbaşkanlığı adayı olarak gerek Mansur Yavaş gerekse Ekrem İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’ndan epey önde çıkması ve bu durumun oluşturduğu kamuoyu baskısıydı.
Ekrem İmamoğlu bir yargı darbesiyle, Mansur Yavaş ise HDP’ye yaptırılan “Kürtler Mansur Yavaş’a oy vermez” minvalinde açıklamalarla devre dışı bırakıldı.
Selahattin Demirtaş, “Mansur Yavaş da olabilir yeter ki ilkelerde anlaşalım” dese de HDP Demirtaş’ın bu açıklamasını duymazdan geldi.
Kaderin cilvesine bakın ki Mansur Yavaş’a şiddetle karşı çıkan HDP, ülkenin en ırkçı, en ayrılıkçı siyasi figürü Ümit Özdağ’a bile ‘Evet‘ demek durumunda kalacaktı.
Böylelikle muhalif kamuoyu nezdindeki en iddialı iki aday devre dışı bırakılarak Kılıçdaroğlu’nun adaylığı önündeki en önemli engeller ortadan kaldırılmıştı.
Medyaya rol
Artık mesele muhalif kamuoyunu ikna etme meselesiydi.
Bu meselede de daha önce dizayn edilen muhalif medya devreye sokulmuştu.
Kariyerini Kılıçdaroğlu’nun kazanmasına bağlayan, ekrandaki pozisyonunu kaybetmek istemeyen, çeşitli gerekçelerle ikna edilen veyahut belediyeler üzerinden fonlanan kimi yazarlar ve gazeteciler sabah akşam muhalefetin adayının Kılıçdaroğlu olması gerektiği yönünde konuşmalar yapıyor, bu adaylığa itiraz eden herkes anında yok ediliyordu.
Bir süre sonra Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itiraz edenlerin sesi duyulamaz hale gelmişti.
‘Devlete son vazifemi de yaptım‘
Kamuoyu da yeterince hazırlanınca son adım altılı masaya kalmıştı.
Daha önce de söylediğim gibi siyasetin arka planını bilen herkes Kılıçdaroğlu’nun aday olacağından haberdardı.
Dahası ciddi bir hazırlık olduğunu da biliyordu.
Fakat ne hikmetse altılı masadaki hiçbir lider esaslı bir tavır almıyor, üstünkörü itirazlarla zaman harcıyorlardı.
Çünkü ‘devlet adına konuşan‘ kimileri ziyaret ettikleri kimi liderlere, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı gelmemeleri telkininde bulunuyordu.
Kılıçdaroğlu’nun adaylığı kesinleşince bu liderlerden biri bir sohbette, “Devlete son vazifemi de yaptım, artık benden bir şey istemesinler” diyecekti.
Gözümüzün önünde pazarlık
Aday belirleme anı geldiğinde onca çabaya, bunca organizasyona, dahası ülkedeki ağır yıkıma rağmen Kılıçdaroğlu anketlerde Erdoğan’ın 4 puan gerisinde çıkıyordu.
Nasıl olmuşsa olmuş bu fark kimseyi endişelendirmemişti.
Kamuoyu baskısı diğer parti liderlerini de kıpırdayamaz hale getirmiş, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına güçlü biçimde itiraz etmelerini engellemişti.
Masadaki liderler Kılıçdaroğlu’nun adaylık kararlılığını görünce meseleyi ülke hassasiyetinden çıkarıp kendi partilerinin kazancı meselesine indirgemişti.
İş ‘Şu kadar vekillik, cumhurbaşkanı yardımcılığı ve şu kadar da bakanlık verirseniz adaylığınıza ‘Evet’ deriz‘ pazarlığına dönüşmüştü.
Anketlerde Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’dan 4 puan geride olması artık kimsenin umurunda değildi.
Üstelik bu pazarlık bütün Türkiye’nin gözleri önünde yapılmış, nihayetinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığı kesinleşmişti.
Yani üç yıl önceden Kılıçdaroğlu’nun adaylığını organize edenler sonunda amacına ulaşmıştı.
Normal şartlarda Tayyip Erdoğan’ın kazanmasının mümkün olmadığı bir seçim Kılıçdaroğlu’nun adaylığı organize edilerek mümkün hale getirilmişti.
HDP ve PKK’lılar devrede
Şimdi sıra Kılıçdaroğlu’nun aday yapılmasındaki temel amacın devreye sokulmasına gelmişti.
Amaç şuydu: Kılıçdaroğlu’nun geçmişten gelen yıpranmışlığı kullanılacak ve eldeki devlet ve medya gücüyle büyük ve kirli bir manipülasyon yapılarak Kılıçdaroğlu hakkında ‘Alevilerin, Kürtlerin ve bir kısım solcuların adayı’ imajı yaratılacaktı.
Yani toplumun bir kısmındaki geçmişten gelen hastalıklar harekete geçirilerek toplumsal sosyoloji devreye sokulacaktı.
Seçim kampanyası başladığında ilk adım HDP’li kimi isimlerden geldi.
Mesela HDP Eş Başkanı Pervin Buldan’ın Nevruz’da yaptığı konuşmada, Ey AKP Kürtler Suriye’de bağımsızlığını kazandı, sırada Türkiye var sana geçmiş olsun mealindeki açıklaması, HDP’li önemli siyasetçi Ahmet Türk’ün, “Bu seçim başkan Apo’nun özgürleşme seçimdir” demesi, Sırrı Sakık’ın, “Kılıçdaroğlu kapalı kapılar ardında bize verdiği sözleri kamuoyu önünde açıklamalı” diye konuşması…
Bütün bunlar toplumda geçmişten gelen bölünme paranoyasını tetiklemeye yetmişti.
Ardından PKK devreye girdi.
PKK’nın yöneticileri açıklama üstüne açıklama yapıyor, ‘Kılıçdaroğlu’nun kazanmasının şart olduğunu, aksi takdirde Erdoğan’ın kendilerini bitireceğini‘ söylüyorlardı.
Nasıl olmuşsa olmuş PKK gibi yılların örgütü yaptığı açıklamaların esasında kimin işine yarayacağını kestirememişti!
Bütün bu konuşmalar Erdoğan’ın tüm miting ve TV programlarında sabah akşam halka izletiliyordu.
Ve son hamle…
Ama bu da yetmezdi…
Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğine vurgu yapılması gerekiyordu.
Yüz yıldır Alevi karşıtlığıyla zehirlenmiş toplum kesimlerinin bünyesindeki bu zehrin harekete geçeceğinden eminlerdi.
Fakat bunun toplum nezdinde daha vurgulu hale gelmesi gerekiyordu.
Önce Kılıçdaroğlu’nun adaylığını organize eden ekibe yakın CHP’li bir ismin el altından devreye soktuğu ‘Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkanlar Alevi düşmanıdır‘ kampanyasıyla Kılıçdaroğlu’nun kimliğine vurgu yapılmıştı.
Ancak Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği daha vurgulu, daha belirgin hale getirilmeliydi ki toplumdaki bu zehir kolaylıkla harekete geçsin.
İktidarın buna vurgu yapması ters tepebilir, istenen sonucu vermeyebilirdi.
Kılıçdaroğlu’nun adaylığını organize eden ekip Alevilik vurgusunu Kılıçdaroğlu’nun yapmasının daha doğru olacağı fikrini ortaya attı ve ortaya o meşhur video çıktı.
Vatan korkusu ekmek korkusunu yenince
İktidar ve bu çevrenin yaptığı kirli kampanya sonucunda toplum bir anda soğan, patates fiyatını umutmuş, bölünme paranoyasına teslim olmuştu.
Erdoğan ile bir dönem daha devem etmek isteyenler amacına ulaşmış, toplumdaki Kürt ve Alevi karşıtlığına dayalı o hastalıklı düşünceyi harekete geçirmişti.
Kemal Kılıçdaroğlu birinci tur sonrası bu oyunu fark etmiş, bu algıyı yıkmak için ülkenin en ırkçı, en milliyetçi siyasetçisiyle ittifak yapmak zorunda kalmıştı.
Ama olan olmuş, toplum bu paranoyaya teslim olmuştu.
Ve nihayetinde vatan korkusu ekmek korkusunu yenmiş, seçimleri iktidar çevrelerinin kurguladığı gibi Erdoğan kazanmıştı.
Ekonomideki bunca yıkıma, tahribata, insanların hayatını olumsuz etkileyen onca hukuksuzluğa rağmen, dahası ülkenin son beş yılda geldiği durum ortadayken Erdoğan’ın yüzde 52 civarı oy alması ancak bu tür bir manipülasyonla sağlanabilirdi.
Büyük bir sabır ve organizasyonla bunu planlayıp başarılı oldular.
Bize de bu oyunu izlemek ya da bilmeden oyunda rol almak düştü.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Anahtar bozuksa kilidi nasıl açacağız?
7.09.2023 - İmamoğlu yeniden kazanabilir mi?
19.08.2023 - İmamoğlu’nun adaylığı: Kırk katır mı kırk satır mı?
19.08.2023 - Önce iktidar mı yoksa muhalefet mi?
14.08.2023 - Aynı oyunlar, aynı entrikalar ve kaybeden Türkiye
6.08.2023 - İmamoğlu CHP’yi değiştirebilir mi?
8.07.2023 - Kutsal belediyeler
3.07.2023 - Akşener’in akıllara ziyan siyaseti
27.06.2023 - Muhalefetin Türkiye’ye yaptığı büyük kötülük
23.06.2023 - Abdüllatif Şener’in benzin döktüğü mahalle kavgası
19.06.2023
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları









































































































































Aytekin Erdiş
Sayın Levent Gültekin Yazılarınızı sürekli ve ilgiyle okuyan biri olarak yazıyorum. Kılıçdaroğlu'nun aday olması bir oyunsa bize düşen bu oyunu bozmak olmalıydı. Kılıçdaroğlu yerine hangi aday çıkarsa çıksın yine aynı videolar, aynı beka meselesi, yine devletin bütün imkanları kullanılacak ve gösterilen aday Kılıçdaroğlu'nun aldığı oya dahi ulaşamayacaktı. Bu oyunu bozmak üç beş günde yapılacak bir iş değil. Halka dokunmak gerek. Bu da uzun soluklu bir iş.