Mesut YEĞEN
Kürt meselesinin bölgesel durumuyla ilgili önceki yazıda 2015’ten sonra Suriye ve Irak’ta oluşan statükonun 2022’de değişebileceğini gösteren işaretlerden söz etmiş, meselenin Türkiye kısmını değerlendirmeyi bu yazıya bırakmıştım. Kürt meselesinin Türkiye’deki ve bölgedeki seyri uzunca bir zamandır iç içe girdiğinden bunların birindeki değişimin diğerini tetiklemesi kaçınılmaz olmakla beraber, meselenin bölgesel boyutunu bir an için askıya alarak ‘yerel’ duruma baktığımızda görünen esas olarak şu: Kürt meselesinin Türkiye kısmında 2015-2016’da kurulan statükoyu mümkün kılan siyasi iklim ve güç kompozisyonu önümüzdeki seçimlerde yenilenebilir görünüyor. Bu da şu demek: Kürt meselesinin bölgedeki seyrinde olduğu gibi Türkiye’deki seyrinde de, seçimlerin ne zaman yapılacağına bağlı olarak, 2022’de ya da 2023’te bir değişim yaşanması muhtemel.
Öte yandan, gerçekleşmesi muhtemel bu değişimin kuvvetlice bir değişim olabileceğini söylemek zor. Kürt meselesini çevreleyen durumu mümkün kılan faktörlerle etkinlikleri vasıtasıyla meselenin gidişatını şekillendirebilecek aktörlerin yatkınlıkları birlikte düşünüldüğünde değişim ihtimalinin kuvvetli, muhtemel değişimin kuvvetli olma ihtimalininse zayıf olduğu görülüyor. İzah etmeye çalışayım.
Durum
Kürt meselesinin Türkiye kısmını çevreleyen durumun ilk ögesi şu: 1999’dan başlayarak, AB perspektifi, vesayet rejimine karşı müttefik arama ve Arap Baharı’ndan bölgesel güç olarak çıkma işlerine bağlı olarak devleti yönetenlerce peşine düşülen “zayıf tanıma” siyaseti 2015’le birlikte yerini süreklileşmiş tahakküm siyasetine bırakmış durumda. Diğer bir deyişle, yakın zaman perspektifinden bakılacak olursa Türkiye eski Türkiye değil. 100 sene perspektifinden bakılacak olursa da Türkiye eski Türkiye.
Durumun ikinci ögesi de Kürtlerle ilgili. Burada görünen de şu: Kürt meselesi tam gaz devam ediyor. Bütün işaretler, nüfusun 5’te 1’ini oluşturan ve büyük kısmı ülkenin belli bir bölgesinde meskûn Kürtlerin yarısının ve hatta biraz daha fazlasının 100 senedir maruz kaldıkları ‘tanınmama’ statükosuna itiraz etmeye devam ettiklerini gösteriyor. 2015’ten bugüne takip edilen süreklileşmiş tahakküm siyasetine rağmen HDP’ye destek vermeye devam edip AK Parti’ye verdikleri desteği azaltmaları, Kürtlerin tanınma taleplerinin aynen sürdüğüne işaret ediyor. Yukarıda kullandığım benzetmeyi devam ettirecek olursam Kürtler de eski Kürtler, orada da değişen çok bir şey yok. Ama tam da değil. Bir açıdan bakıldığında Kürt meselesi de, Kürtler de değişmiş görünüyor. Şehir savaşlarının bildik akıbetinden beridir silahlı faaliyet, Kürt meselesinin de Kürt hareketinin de oldukça tali bir unsuruna dönüşmüş durumda ve yeniden asli bir unsura dönüşme ihtimali zayıf görünüyor.
Bu kısa durum analizi şunu gösteriyor: Kürtlerin tanınma talebi ve devletin tanımama kararlılığı, Kürtlerin maruz kaldıkları vaziyeti değiştirme arzusu ve devletin vaziyeti sürdürme istenci aynen devam ediyor. Kürt meselesini çevreleyen zeminde bu ikisinden başka bir faktör, işlerin gidişatını etkileyebilecek başkaca bir dinamik olmasaydı Kürt meselesinin seyrinin değişme ihtimali de herhalde epey zayıf olurdu. Çünkü, ne kadar kuvvetli olursa olsun Kürtlerin durumu değiştirme arzusu devletin durumu koruma istenci karşısında galebe çalabilecek gibi değil.
Ancak, bu türden faktörler var ve bu durum Kürt meselesinin seyrinde bir değişimi muhtemel kılıyor. Kürt meselesinin bölgesel seyriyle ilgili olanları askıya alacak olursak, bu faktörlerin en önemlisi Türkiye siyasetinde Kürt meselesi haricinde gerilim hatlarının mevcut oluşu. Türkiye siyaseti Kürt meselesi haricinde yaşam tarzları, bölüşüm işleri, adalet, Türkiye’nin küresel siyasetteki istikameti gibi hatlar üzerinden de geriliyor ve bu gerilimler 2018’den beridir bir meta-gerilime, otoriterlik karşısında demokrasi gerilimine hayat veriyor. Esasını tanınma talebinin oluşturması ve bir süredir süreklileşmiş bir tahakküm siyasetinin hedefinde olması, Kürt meselesini ve bu mesele etrafındaki gerilimi de bu meta-gerilimin menziline sokuyor.
Özetle, Kürt meselesi etrafındaki de dahil olmak üzere Türkiye siyasetinin ana gerilimleri bir süredir otoriterlik karşısında demokrasi gerilimi şeklinde kristalize oluyor. Nitekim, çok büyük bir değişiklik olmadığı takdirde önümüzdeki seçimler de bu gerilimin taraflarını temsil eden iki program, iki aday arasında olacak gibi görünüyor. Olur da, bugün itibarıyla hiç de küçük görünmeyen demokrasi hattındakilerin kazanması ihtimali gerçekleşirse, Kürt meselesinin seyri de bir biçimde değişeceğe benziyor. Gerek seçimlerin demokrasi tarafındakilerce kazanılması ancak tanınma talebinin taşıyıcısı Kürtlerin katkısıyla mümkün olacağından, gerekse de seçim sonrasında devreye girecek demokrasiye dönüş siyaseti doğal olarak süreklileşmiş tahakküm siyasetinin geriletilmesini getireceğinden, seçimlerin ardından Kürt meselesinin seyrinin değişmesi epey muhtemel görünüyor. Özetle, Kürt meselesi etrafındaki cari durum, diğer bir deyişle, Kürt meselesi etrafındaki gerilimin daha büyük bir gerilime teğellenmiş oluşu ve bu gerilimin belli bir istikamette çözülme ihtimalinin mevcut oluşu, meselenin seyrinin değişmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteriyor.
Değişim: Cılız ve İstikrarsız
Kürt meselesinin seyrinin değişme ihtimalinin kuvvetli olduğunu gösteren bu durum analizi bir başka şeyi daha gösteriyor: Değişimin kuvvetli olma ihtimalinin zayıf olduğunu. Hem şimdiye kadar sözünü ettiklerim hem de ilave birkaç faktör, Kürt meselesinin seyrindeki muhtemel dönüşümün pek muhtemelen cılız ve istikrarsız bir dönüşüm olacağına işaret ediyor.
Dönüşüm pek muhtemelen cılız ve istikrarsız olacaktır, çünkü yukarıdaki durum analizinin de gösterdiği üzere dönüşümü mümkün kılacak görünen müstakbel siyasi gelişme olarak otoriterliğe karşı demokrasi fikri etrafında bir ittifak kurulmasının arkasında üzerine uzlaşılmış kuvvetli ilkeler, sadakatle bağlı olunan normlardan ziyade mecburiyet var. Muhalefeti oluşturan çeşitli aktörler arasında şu ana kadar oluşmuş görünen mutabakat “mevcut otoriter rejimden çıkalım da sonrasına bakarız” türünden gevşek bir mutabakata benziyor ve Kürt meselesinde takip edilebilecek yol yordam hakkında neredeyse hiçbir işaret içermiyor. Şu ana kadarki vaziyet daha ziyade şunu gösteriyor: Kürtler maruz kaldıkları süreklileşmiş tahakküm halinin ötesine açılan bir kapıyı aralayabilmek için muhalefetle birlikte olmaya, muhalefetin başat aktörleri ise otoriter tek adam rejiminden parlamenter demokrasiye geçebilmek için Kürtlerle birlikte olmaya ihtiyaç duyuyor. Bu karşılıklı mecburiyet hali, Kürt meselesinin seyrinin seçimler sonrasında kuvvetli bir biçimde dönüşme ihtimalinin o kadar da kuvvetli olmadığını gösteriyor. Muhalefet aktörleri arasındaki cılız mutabakatın genişleyerek Kürt meselesinde daha nitelikli bir dönüşümü tetikleme ihtimali olmakla beraber, bugünkü mecburiyet mutabakatı Kürt meselesinin seyrinde seçimler sonrasında gerçeklemesi muhtemel dönüşümün cılız ve istikrarsız bir dönüşüm olacağını gösteriyor.
Üstelik, sözünü ettiğim muhtemel dönüşümü cılız ve istikrarsız kılacak başka faktörler de var ya da olacak. En başta da bugünkü otoriter durumun müellifi siyasi aktörlerin ve bürokrasinin müstakbel tasarrufları. Malum, AK Parti-MHP ikilisi ve bürokrasi açısından mevcut süreklileşmiş tahakküm siyasetinin Kürtlerin desteğinden mahrum kalıp müstakbel seçimleri kaybetme ihtimali yaratmaktan başka bir mahzuru yok. Aksine, bu küçük mahzuru olmasa söz konusu siyaset AK Parti-MHP ve bürokrasi nazarında başarılı olmuş ve sürdürülmesi gereken bir siyaset. Nitekim, seçimler sonrasında iktidar değişikliği gerçekleşir de Kürt meselesinin seyrini değiştirebilecek adımlar atılmaya başlanırsa bu üç aktörün nasıl davranacağını kestirmek zor değil. Hülasa, muhtemelen yeni müttefikler de bulacak bugünün iktidar aktörlerinin ve bürokrasinin göstereceği direnç, Kürt meselesindeki muhtemel değişimin cılız ve istikrarsız olmasına yol açacak bir başka faktör.
Muhalefet partileri arasındaki büyük farklılıklar da benzer bir faktör olarak işleyecektir. Şu ana kadar verilen işaretler Deva, Gelecek ve Saadet Partisi’nin Kürt meselesinin seyrindeki muhtemel dönüşümün nitelikli bir dönüşüm olmasına cevaz verebilecekleri yolunda. Ne var ki, muhalefetin lokomotif partisi olarak CHP’nin ve daha önemlisi İYİ Parti’nin bu türden nitelikli bir dönüşüme evet demesi pek de mümkün görünmüyor. Kürt meselesinin seyrini dönüştürmesi muhtemel bir gelişme olarak iktidarın değiştirilmesi işinin müstakbel faillerinden biri olarak İYİ Parti’nin ve kısmen de CHP’nin Kürt meselesi hakkındaki bilinen yatkınlıkları da, söz konusu dönüşümün cılız olma ihtimalinin kuvvetli olduğunu gösteriyor.
Son olarak, kamuoyunun mevzu hakkındaki genel eğilimi de benzer bir işlev göreceğe benziyor. Malum, Kürt meselesi ya da Kürt meselesinde yeni bir siyaset fikri uzunca bir süredir kamuoyunun gündeminde değil. Kaldı ki, kamuoyu yoklamaları vatandaşların büyük kısmının Kürt meselesinde liberal bir pozisyona uzak olduklarını gösteriyor. Bu durum seçimler sonrasında devreye girmesi muhtemel değişimin cılız kalması için kuvvetli bir mazeret oluşturacaktır.
Özetle, vaziyet ve vaziyeti şekillendirme kabiliyetine sahip aktörlerin yatkınlıkları, Kürt meselesinin Türkiye’deki seyrinde, seçimlerin ne zaman yapılacağına bağlı olarak bir değişimin gerçekleşebileceğini ancak söz konusu değişimin kuvvetli olma ihtimalinin olmadığını gösteriyor. Kürt meselesinin görünür geleceğinde nefes alabilecek türden bir ferahlamadan fazlası var görünmüyor.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları











































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025