Mesut YEĞEN
“Ne süreci, devletin sürece mi ihtiyacı var”, “Erdoğan’ın haberi bile yok”, “Erdoğan’a ebediyen başkanlık yolunu açma işi” türünden iddialı tespitlerle geçen beş ayın sonunda geldiğimiz yer: Öcalan örgütünü silah bırakmaya ve fesih kongresi yapmaya çağırdı, PKK de çağrıya uyacağını beyan etti. 1 Ekim’de Bahçeli’nin Tuncer Bakırhan’la tokalaşmasının ardından kaleme aldığım bir dizi yazıda bu kez işin ciddi olduğunu, İsrail’in Direniş Ekseni’ni çökertip bölgeyi yeniden tanzim etmesiyle beraber Kürt meselesinin bölgesel seyrinde işlerin değiştiğini, hem devletin hem PKK’nin barışa ihtiyacı olduğunu, “beka için çatışmadan beka için barış” devrine geçildiğini, ‘Rojava tümseği’ aşıldığı takdirde önümüzde hızlı ve acısız bir süreç olduğunu öne sürmüştüm. Muhtemelen işlerin 1 Ekim öncesine uzanan bir seyri olmasından ötürü beklediğimden, tahmin ettiğimden de hızlı seyreden bir sürecin sonunda 27 Şubat’a geldik. Büyük bir sürpriz olmazsa, birkaç ay içerisinde 50 senelik PKK ve 40 senelik silahlı kalkışma geride kalmış olacak.
Peki şimdi ne olacak, bundan sonra ne olur sorularını hakkınca cevaplayabilmek için biraz gelişmeleri beklemeye, biraz zamana, biraz sisin dağılmasına, biraz da bunlarla iç içe ilerleyecek bir tefekküre ihtiyaç var. Ancak sislerin arasında görülenler de yok değil. An itibarıyla görünen şu: Sürecin artık bir sabiti birkaç da yarı-sabiti var.
Silahlara Veda
27 Şubat’la aşağı yukarı emin olduğumuz bir şey var: PKK’nin artık olmadığı bir devrin öncesindeki son birkaç ayın içerisindeyiz. Hem 27 Şubat’ta yapılan çağrı hem PKK çevrelerinden verilen cevaplar hem de bölgeden gelen kulis bilgileri PKK’nin birkaç ay içerisinde tarihteki yerini alacağına işaret ediyor. 27 Şubat çağrısı ve PKK cenahından gelen yanıtlar, gerek Öcalan’ın gerekse de örgütünün devletin fesih ve silahsızlanma beklentilerini karşıladığını gösteriyor. PKK’yi ve silahlı faaliyetini ortaya çıkaran koşulların değiştiğini tespit eden Öcalan, yeni koşulların fesih ve silahsızlanmayı gerektirdiğini, Öcalan’ın çağrısına gelen yanıt da örgütünün de bu tespite iştirak ettiğini bildiriyor. Fesih ve silahsızlanmanın bir dönem analiziyle izah edilmesi, kararın keyfi ya da konjonktürel olmadığını, çıkan sonucunsa geçici olmayıp kalıcı olduğunu gösteriyor.
Özetle, sislerin arasında en net görünen bu: Birkaç ay içerisinde PKK fesholunmuş, Türkiye’deki silahlı kalkışma da sona ermiş olacak. PKK ve silahlı kalkışma artık yok: Sürecin sabiti bu.
Sürecin bir de belirsizleri değilse de yarı-sabitleri, varacağı yer ve şekil tam değilse de aşağı yukarı belli olan sonuçları, daha doğrusu konuları var. Bir kısmının nereye varacağının belli olması birkaç ayı, bir kısmınınsa seneleri bulabilecek konular. Başkaları da vardır ancak sürece dair tartışma içinde en çok öne çıkan bu türden üç konu şunlar: Demokratikleşme, Rojava ve Talepler.
Demokratikleşme
Resmî açılışı 1 Ekim’de yapılan sürecin ilk gününden beri tartışma konusu olan “silah ne karşılığında bırakılacak”, “sürece demokratikleşme adımları eşlik edecek mi” soruları 27 Şubat itibarıyla kesinkes yanıtlanmış değil. İktidar cenahından yapılan “taviz ya da pazarlık yok” türünden açıklamalar ve işlerin “terörsüz Türkiye” türünden ‘yoruma kapalı’ bir adlandırmayla yürütülmesi sürecin bir demokratikleşme ayağının olmayacağını ima etse de, hem işin tabiatı hem de 27 Şubat çağrısı, mahiyeti muhtemelen zaman içerisinde yaşanan yeni gelişmelere bağlı olarak daralıp genişleyebilecek bir demokratikleşme paketinin sürece eşlik edeceğini gösteriyor.
İnfaz düzenlemesi ya da af türünden düzenlemeler yapılmadan silahsızlanmanın nihayete erdirilmesi zor, PKK’lilerle ilgili düzenleme yapılırken Kürt siyasetçilerin salıverilmemesi tutarsız, Kürt siyasetçiler salıverilmeden Kürt kamuoyunun ortada bir süreç olduğunu ikna edilmesi de imkânsız olacağından, fesih ve silahsızlanmanın hemen ardından bir demokratikleşme paketinin açılması biraz işin tabiatı gereği.
Nitekim, 27 Şubat çağrısı bir yandan iktidarın işleri terörsüz Türkiye perspektifiyle, taviz ya da pazarlık olmadan yürütmeye kararlı olduğunu, bir yandan da işin tabiatının tanındığını gösteren bir formatta yapıldı. Metnin odağında net bir fesih ve silahsızlanma çağrısı yer alırken, Sırrı Süreyya Önder metne bir eklenti yaptı ve Öcalan’ın fesih ve silahsızlanmanın gerçekleşebilmesi için siyasi ve hukuki düzeyde yapılması gerekenler olduğuna işaret ettiğini belirtti. Yetkililerin onayıyla yapılmış görünen bu ek, devletin perspektifiyle beraber işin tabiatının hesaba katıldığını, sürecin bir demokratikleşme paketiyle destekleneceğini gösteriyor. Özetle, “olacak mı” sorusuna verilen “olacak” cevabının 27 Şubat çağrısının ekine girmesi demokratikleşmenin sürecin bir tür yarı-sabiti olduğuna işaret ediyor. Mahiyeti birkaç ay içerisinde belli olacak türden bir yarı-sabit.
Rojava
27 Şubat itibarıyla belirsiz kalan diğer bir konu da SDG’nin ve Suriye Kürtlerinin geleceği. 27 Şubat çağrısı tek başına ve lafzen ele alındığında PKK’ye yapılan türden doğrudan bir fesih ve silahsızlanma çağrısı SDG’ye yapılmış değil ve Rojava’nın akıbeti ne olacak konusunda Öcalan’la devlet arasında bir ‘anlaşmaya’ ulaşılmış görünmüyor. Çağrıda YPG ya da SDG adlı adınca anılmadığı gibi açıklamanın odağında (Kürt-Arap ilişkileri yerine) Kürt-Türk ilişkileri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleriyle PKK’nin doğuşu ve seyri arasındaki ilişki var.
Öte yandan, PKK’yle SDG arasındaki genetik ilişki, daha da önemlisi geride kalan birkaç ay içerisinde yaşananlar, Kürt hareketinin mektup gönderilen örgütleri arasında SDG’nin de olması ve taraflarca açıklanan perspektifler hesaba katıldığında, Öcalan’ın çağrısıyla yeni bir aşamaya geçen bugünkü sürecin SDG’yi kapsamadığını, Rojava’nın akıbetine dair bir boyut içermediğini düşünmek mümkün değil. Diğer deyişle, 27 Şubat çağrısı değilse de süreç Rojava’yı ve tabii ki SDG’yi de kapsıyor, buna şüphe olmasa gerek.
Süreç SDG’yi de kapsarken çağrının kapsamaması anladığım kadarıyla yine işin tabiatından kaynaklanıyor. İşin tabiatı da şu: PKK’nin hemen, çok kısa süre içinde fesih kararı alıp, silahsızlanabilmesinin şartları mevcutken, aynı durum SDG için geçerli değil. Suriye’nin geçiş döneminde olması, Suriye’nin ve Suriye Kürtlerinin akıbeti konularında aralarında Türkiye’nin ve SDG’nin de olduğu taraflar arasında bir uzlaşmaya henüz varılmamış oluşu gibi faktörler SDG’nin fesih ve silahsızlanmasını bugün tamamlanabilir bir iş olmaktan alıkoyuyor. SDG’nin feshi ve silahsızlanması ya da çok daha muhtemelen Suriye ordusunun bir parçası haline gelmesi, şekillenmesi daha zaman alacak görünen Suriye rejimiyle bir müzakere ve başka faktörlerin de etkili olacağı bir vade içerisinde gerçekleştirilebilecek bir işe benziyor. Diğer deyişle, SDG’nin fesih ve silahsızlanması kendi özgül şartlarında ve kendine has bir süreç içinde gerçekleşebilecek görünüyor.
Özetle, PKK’yle SDG’nin feshinin farklı özgül şartlara tabi olması, Rojava’nın ve SDG’nin akıbeti konusunu 27 Şubat itibarıyla netleşmekten alıkoymuş durumda. Süreç diyerek üzerine konuştuğumuz işin SDG ve Suriye Kürtleriyle ilgili bir tarafı olduğu sabit olmakla beraber, SDG’nin ve Suriye Kürtlerinin akıbetinin somut olarak tayin olunması işi önümüzdeki aylara kalmış belli ki.
Talepler
Belli olanları kadar olmayanlarının olduğu üçüncü konu da Kürtler adına konuşanların ne istediğiyle ilgili. Kürtlerin ne istediğini tek başına tayin etmemekle beraber Kürtler adına konuşanların ne istediğinin saptanmasında uzun zamandır etkili olmuş olan Öcalan’ın 27 Şubat çağrısında aktardıkları şunu gösteriyor: ‘Kürtler’ federasyon, özerklik, kültüralist çözümler istemiyor.
Kürtlerin toprağa dayalı bir siyasi-idari çözüm peşinde olmadığı çok uzun zaman önce bildirildiğinden burada yeni bir durum yok, bir belirsizlik de oluşmuş değil. Ancak 27 Şubat öncesine kadar sözü edilen yerel demokrasiden söz edilmeyişi, buna mukabil ilk kez sözü edilen kültüralist çözümlerin yararsızlığı, Kürtler ne istiyor konusunu belirsizleştirmiş durumda. Kültüralist çözümlerin yararsızlığı, bir kültür hali olarak Kürtlüğün kurucu ögesi olarak Kürtçenin eğitim ve resmî işlemlerde kullanılmasına ilişkin talepler söz konusu olduğunda ne manaya geliyor bilinmediğinden, Kürtler ne istiyor konusunda bugün itibarıyla kuvvetli bir belirsizlik oluşmuş durumda.
Neticede, talepler söz konusu olduğunda Kürtler adına konuşanlar 27 Şubat itibarıyla daha mütevazı bir yere gelmiş görünüyor. Talepler alanında tevazu sabit olmakla beraber söz konusu tevazunun Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekebilmek için atılmış geçici bir adım olma ihtimali bir yandan, Kürt meselesi siyasi ve hukuki zemine çekildikten sonra Kürtler ne istiyor sorusuna cevap vermekte yaşanacak muhtemel rekabet diğer yandan, talepler alanındaki bu sabiti bir tür yarı-sabit gibi almak gerektiğine işaret ediyor olsa gerek.
27 Şubat itibarıyla ortaya çıkan sabit ve yarı-sabitler zannımca şunu gösteriyor: Bitti ve başlıyor. Silahlı kalkışma biterken, siyaset Kürt meselesine geri dönüyor. Sürecin 27 Şubat itibarıyla iki büyük çıktısı bunlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları












































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025