Mesut YEĞEN
Öncülük etme payesi hangisine ait hatırlamıyorum ama hem Yalçın Küçük hem de Doğu Perinçek aynı alarmist tespiti seneler önce yapmıştı: “Musul giderse Diyarbakır da gider”. Birdenbire kapıldığımız Musul tartışmasında serdedilenler, başta Erdoğan olmak üzere hem devletin hem de kanaat erbabının önemlice bir kısmının memleket siyasetinin bu iki ‘egzantrik’ figürü gibi düşünmeye başladığını gösteriyor. En son rivayet o ki, başkanlık ettiği son bakanlar kurulu toplantısında Erdoğan da benzer bir tespitte bulunmuş ve Irak ve Suriye’deki gelişmelere atfen “Türkiye ya ileriye doğru hamle yapacak ya da küçülecek” buyurmuş. Bir zamandır yükselen Batı karşıtlığı, Rusya’yla yaşanan yakınlaşma, 15 Temmuz’u ulusalcı bürokratik ve entelektüel aparatın desteğinde defetme gibi işler ve bu işlere her cenahtan verilen hevesli destek Ak Parti, MHP, CHP, bürokrasi, medya, hülasa memleketin büyük kısmının Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek standartlarında düşünmeye başladığını zaten gösteriyordu; lakin bu kadar net bir örtüşme bugünlere kısmetmiş.
Yalçın Küçük-Doğu Perinçek aklının genel akıl, ulusal akıl olmasının tedirgin ediciliği bir yana, bu ikilinin Diyarbakır’la Musul’u bir diğerine bağladığı orijinal bağlamla bugünkü bağlam arasında epey bir fark var. Dolayısıyla, Musul’la Diyarbakır’ın kaderini bugünkü şartlarda birbirine bağlamanın, bugünkü şartlarda “Türkiye ya büyüyecek, ya küçülecek” demenin biraz farklı bir anlamı olsa gerek. Malum, Küçük ve Perinçek’i alarm durumuna geçiren 2003 sonrasında Irak’ta bir Kürdistan’ın kuruluyor olmasıydı.
Oysa, bugün durum bu değil. 2000’lerin büyük tehdidi KBY, Diyarbakır üzerinde bir tehdit oluşturmak bir yana, uzun zamandır Türkiye’nin iyi kötü müttefiki. Nitekim, bu müttefiklik durumundan olsa gerek ki, Türkiye’deki cari terminolojide hep bugün Kürdlerce yönetilen Kerkük’le birlikte anılan Musul, esas olarak Sünni Araplarla meskun kent merkezine atıfla ve bir başına anılıyor.
Gerçi Musul etrafında olan bitenin KBY’yi çevreleyen ihtilaflı alanların büyük kısmının Irak Kürdistanı’na dahil olmasına yol açıp KBY’yi ve Barzani’yi güçlendirecek olması Türkiye’yi yönetenleri muhakkak düşündürüyordur. KBY’nin ‘arazisini’ büyütmüş, hele de Kürdleri konfederalizm ya da bağımsızlıkla buluşturmuş bir Barzani’nin Türkiye açısından eskisinden daha zorlu bir müttefik olması ihtimali yok değil. Lakin, bütün bunlara rağmen Musul işinde Türkiye’ye ‘tehdit var’ dedirten Musul civarının KBY’nin eline geçecek olması değil. Barzani ve ABD izin vermediğinden PKK’nin Musul civarına yerleşmesi de değil. Belli ki, Türkiye’ye “tehdit var” dedirten Musul’un Bağdat tarikiyle Tahran’ın kontrolüne geçmesi ihtimali. Bugünkü şartlarda Türkiye’ye “büyümezsek, küçülürüz”, “tehdit var” dedirten bu ihtimal.
Peki neden? Musul’un Sünni Arap karakterinin değiştirilmesi, Musul ahalisinin Şii milislerin insafına terk edilmesi kabul edilemez, bu elbette doğru. Ama diyelim ki olmadı ve Musul Bağdat yoluyla Tahran’ın kontrolüne girdi. Bu, neden Türkiye’nin küçülmesine yol açsın? İran’ın Irak üzerindeki hegemonyasının Musul’u da kapsaması İran’ın bölgedeki nüfuzunu arttırır ve İran’ı Türkiye aleyhine güçlü kılar, buna şüphe yok, lakin bu durum neden Türkiye’nin küçülmesine yol açsın, burası esrarını koruyor.
Bir an için İran’ın bölgedeki nüfuzunun artmasıyla Türkiye’nin küçülmesi arasında mistik bir ilişki olduğunu farz edelim ve şunu soralım: Olur da Türkiye küçülürse neresinden ve nasıl küçülür? Neresinden küçülebileceği konusunda herkesin kafası açık: Türkiye küçülse, küçülse Kürdlerin yaşadığı yerlerden küçülür. Yok, küçülme fiziksel değil de niteliksel olacaksa burada da cevap çok zor değil: Türkiye epey bir Kürd, seküler ve Alevi yurttaşının enerjisini ulusal enerjisine dahil edemediği için küçülür.
Şimdi, küçülme ihtimallerimiz bunlarsa eğer, olur da bir gün küçülürsek, bu İran’ın bölgedeki nüfuzunun büyümesinden ziyade kendi ulus fikrimizden dolayı olacak gibi görünüyor. Türkiye, niceliksel ya da niteliksel, eğer Kürdler, sekülerler ve Aleviler üzerinden küçülebilir görünüyorsa, bu olsa olsa siyasi birlik mefhumumuzun fazlasıyla Türk ve fazlasıyla Sünni-İslami olmasıyla ilgili olsa gerek. Nitekim, hem “Sünni Musulu Şii İran’a bırakmak olmaz” düsturu hem de Irak Kürdistan’ının büyümesinden duyulan tedirginlik tam da bu küçülebilme halinin semptomu gibi duruyor. Öyle bir düstur ve tedirginlik ki, mezkur tehdidi azaltmak yerine pekiştiriyor. Türkiye, “Sünni Musul, Şii İran’ın olmasın”, ”Irak Kürdistan’ı büyümesin (ya da Rojava ayakta kalmasın)” dedikçe küçülebilme vasatını canlı tutuyor.
Türkiyeyi küçülebilme vasatından kurtarmanın yolu ulus fikrimizi, siyasi birlik muhayyilemizi yenilemekten geçiyor. Ulusal enerjinin tamamını “Musul’u İran’ın insafına terk etmemek gerekir” fikri etrafında toplayabilmek için Kürdleri, Alevileri ve sekülerleri evlerinde hissettiren bir ulusal muhayyileye ihtiyaç var, “Musul, İran’ın olmayacak” hezeyanına değil.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTBir kongrenin düşündürdükleri… 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUBahçeli’nin ortağını sürece ikna etme vakti… 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu5 Aralık tecavüzü… 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTepki oylarını yönetmek başka, iktidar olmak başka 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan‘Terörsüz Türkiye’ye evet ama mış gibi yaparak mümkün mü? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkanİnsanlığın yüzlerce yılda oluşturduğu birikime ne oldu? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTürkiye Yüzyılı okullarda zorbalığı niye durduramıyor? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİşte faturalar: Şirketi kurduğu gibi ESK ile anlaştı! ‘Genç boğalar’ hep ondan alınmış 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANZor ve kırılgan sürece girdik! 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdaletsizliğin böylesi 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBu ne dünya kardeşim böyle… 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciErdoğan ne zaman iktidara gelecek? 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergil“Hakikat Sonrası” dünya: “Post-truth” ne demek? 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"Demokrasinin Beşiği Olmak!" "İmralı Artık Tecrit Değil, Barış ve Demokratik Toplumun Çözüm Adasıdır 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBahçeli–Öcalan görüşse... 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNETaha Parla’dan kalan ayak izleri 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURÇözüm Süreci’nde top MİT’ten Meclis’e geçti 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselIMF’in siyaseten can sıkıcı tavsiyeleri 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayBireysel borçluluk gerçekten düşüyor mu? 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump’ın karnesi ve dünyanın kaderi… 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezBüyüme Buysa Niçin Şikâyet Ediyorlar? 2.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHaksızlık mı dediniz? 2.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞReel politika, pragmatizm, ilkesizlik, oportünizm batağında AKP 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇNifak ve münafık 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEKürt olmak 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTers köşe... 1.12.2025 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025
29.06.2025
15.06.2025
1.06.2025
18.05.2025