Oya BAYDAR
İki hafta önceki yazının başlığı bir soruydu: “Türkiye barışa hazır, ya siz siyasiler?” Aradan geçen on beş gün boyunca, umutla kaygı, iyimserlikle kötümserlik, öfke ile acı, ferahlama ile yürek boğuntusu arasında gidip geldik. Barışın tuzaklarla, engellerle dolu çok kırılgan bir süreç olacağını, kararlı ve cesur olmak zorunluluğunu, her sözcüğün boğazın dokuz boğumundan geçmesi, her adımın âzami dikkatle atılması gereğini bilmeyen, söylemeyen, tekrarlamayan yoktu.
Paris cinayeti, provokasyon uyarılarının ne kadar doğru ve gerçekçi olduğunu gösterirken hunharca katledilen üç Kürt kadın yurttaşımızın Diyarbakır’da yüzbinlerin katılımıyla gerçekleştirilen yas töreni Türkiye’nin barış özlemi ve kararlılığının işaretiydi. Sorunun çözümü için savaş, ölüm, şiddetten başka bir şey önermeyen; Kürt halkının gaspedilmiş haklarının tanınması, çiğnenmiş onurlarının, kimliklerinin onarılması için ne niyeti ne önerisi olan ırkçı- şoven milliyetçi bir kesim ve savaştan nemalanan daracık kadrolar dışında, Türkiye barışa aç ve hazır. Bunu yaşayarak gördük.
Peki ya siyasiler?
Soru buydu. On beş günün gelişmeleri sorunun cevabını ne yazık ki “hayır” olarak verdi. Süreçte en büyük sorumluluk payına sahip iktidarın başı kendini en fazla iki gün tutabildi. Sonrasında Kürt siyasal hareketini, Kürt siyasetçileri küçümseyen, azarlayan, ayar vermeye çalışan, hak ve özgürlükleri kendi torbasından dağıtacağı ihsan, ulufe, sadaka sanan üstenci, kibirli, nobran diline: “Daha ne istiyor bunlar, verdik ya! Biat eder, uslu dururlarsa dahasını da veririz işimize gelirse” zihniyetinin diline döndü. “Kürt sorunu yoktur” dedi, BDP’ye yüklendi. Kürt hareketinin en saygın, en barışçı kişilerinden Ahmet Türk’ün, -gerçeklerin açık ifadesi olan- barış konuşurken operasyonların onlarca uçakla ve temizlik harekatı tarzında sürdürülmesine dikkat çeken sözlerine, Ahmet Türk’ün İmralı’ya gitmesine çocuk cezalandırırcasına ambargo koyarak, süreci geciktirme, hatta kesme hakkını kendinde görerek ve yine üstenci söylemlerle cevap verdi.
BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın, Türk ve Ayla Akat’ın İmralı ziyaretlerinin ardından ilk sözleri de siyasi olgunluktan çok alınganlıkla sertlik karışımı tondaydı. Lâfa lâf yetiştirme alışkanlığından o da kurtulamadı. Asıl sınav hemen ardından geldi. Paris’te üç Kürt kadının katledilmesinin ardından Hükümet yetkililerinin, daha olayın ne olduğu bile anlaşılmadan, saniye sektirmeden yaptıkları “örgüt içi infaz” değerlendirmesi, BDP sözcülerinin, katili bildiğinize göre sizler yaptırmışsınızdır, Türk devletinin işidir, anlamına gelen tepkileriyle karşılandı. Bu dil her iki tarafta da ezberlerin bozulmadığını, çatışmacı refleksin bastırılmadığını gösteriyordu.
CHP, her zamanki CHP’ydi. Böyle hayatî bir konuda kapıdan kovsalar bacadan girmek yerine, Başbakan’ın “Gelin birlikte çalışın” önerisine, estek köstek, şartlı refleksle cevap vermeyi sürdürdü. Tayyip Erdoğan’ın bu öneriyi Kürt meselesinde CHP içindeki çatlaktan yararlanmak, Kılıçdaroğlu’nu köşeye sıkıştırmak için yaptığı düşünülse bile, teklifin üstüne atlamak, daha ileri önerilerle AKP’yi köşeye sıkıştırmak gerekirken, CHP Sakine Cansız’ın ailesine taziyeye giden Hüseyin Aygün’ü disipline sevk etmekle uğraşmayı yeğledi. MHP’ye gelince, kan, ölüm, savaş söylemini daha da yükselterek, çözümün parçası olmayacağını Bozkurt ulumalarıyla tekrarladı.
Barış araç değil amaçtır
Aslında Türk Parti ve siyasetçileri ortak bir zeminden hareket ediyorlar ve ortak bir amaca sahipler. Zaten bu yüzden barış zihniyetinden uzaklar ve barış dilini konuşamıyorlar: Çünkü onlar için çözüm ve barış başlıbaşına bir amaç değil; kitle desteği, oy ve iktidar için bir araçtan ibaret. Ne kadar çok barış derlerse desinler, ne kadar parlak nutuklar atarlarsa atsınlar, gözleri, kulakları, akılları Kürt meselesinin barışçı çözümünün oy getirisinin yüzdelerinde. Tayyip Bey’in biraz da tabiatından, asabiyesinden kaynaklanan güven sarsıcı, umut kırıcı dalgalanmaları, konuştuğu yere, hitabettiği topluluğa göre değişen söylemi hep aynı nedenden kaynaklanıyor. O mutlak iktidar ve iktidarı sağlayacak oy desteği peşinde. Onun için barış sadece bir araç. Kılıçdaroğlu için de aynı şey geçerli; kararsız Kasım Efendi tutumunun, netlikten uzak “ne şiş yansın ne kebap” siyasetinin, cesaretsizliğinin nedeni, barışı istese bile, parti içi denge ve oy hesaplarının ana amaç olması.
Bazı BDP sözcülerinin sürece zarar verebilecek fevrî ve sert söylemlerinde de yine kendi kitlelerinin ezberlerini pekiştirme ve örgüt içi dengeleri gözetme kaygısı görülüyor.
Yine iş başa düştü
Barış dilini öğrenmek, çözüm sürecinin diyalogla, müzakereyle, zaman zaman tavizlerle (yani pazarlıkla) ve sonunda uzlaşmayla adım adım gelişeceğini içine sindirmek, barış ve çözümü şu veya bu amacın aracı olmaktan çıkarıp kafalarda ve yüreklerde bizatihi bir amaç olarak kavramak hiç kolay değil. İktidarı amaçlayanlar, siyasetçiler için ise, herkesden daha zor. İşin başa, yani size, bana, hepimize, bütün yurttaşlara, halklara düştüğü nokta tam da burası. Bu tuzaklarla, hayaletlerle dolu, kırılgan zeminli yolda ilerlerken çözümü asıl bizlerin, kitlelerin omuzlaması gerekiyor. Parti, ideoloji, inanç, dil, din, mezhep, vb. ayrımı gözetmeksizin hepimizin elimizden geleni yapmamız, kendimizi aşıp kendi mahallelerimizi dürtüklemeye, sarsmaya cesaret etmemiz gerekiyor. Hangi kesime, hangi düşünceye mensupsak, kendi kesimimizi barışa iteklememiz gerekiyor. Kürtlerin Kürt siyasetçilerini, Kürt önderlerini; Türklerin kendi siyasetçilerini, kendi muktedirlerini barış yolunda hem cesaretlendirmeleri hem de ağırlıklarını koyarak süreci kesintiye uğratacak, zora sokacak söylem ve eylemlerden kaçınmalarını sağlamaları gerekiyor.
Ne güzel olurdu mesela yüzbinlerin, milyonların katılacağı bir miting yapsak ve tek sloganımız olsa: Barış ve çözüm yoksa oy da yok! İnanın bana siyasilerin tek anladıkları ve dikkate alacakları tehdit budur. Kitlelerin elindeki güçlü silahlardan biridir oy. Mesela AK Partililer, AK Parti’ye oy verenler, “Kürtlerin haklarını ver, barışı getir, arkandayız Başbakanım” diye bağırabilseler. Sessiz çoğunluğun sesinin “Barış” olduğunu sezdirebilseler. Mesela CHP’liler, kararlaştırılan demokrasi mitinglerinin ana sloganlarından birinin Kürt meselesinde barışçı çözüm olmasını sağlayabilseler. İktidara karşı içeriksiz, formel demokrasi sloganları yerine, bu ülkede demokrasinin önündeki en önemli engelin Kürt sorunundaki çözümsüzlük olduğunun bilinciyle, partinin birliğini bu noktada arasalar. Mesela medya, İmralı görüşmeleri açıklandığında gösterdiği ama kısa süren duyarlı ve sorumlu tavrı sürdürebilse, kitleler üzerindeki büyük gücünden yararlanıp barış ve çözüm dilini yaygınlaştırsa. Mesela bizler, yıllardır barış, çözüm, eşit yurttaşlık diye inleyen, sesimizi duyurmaya çabalayan bizler, biraz daha asılsak. “Çözüm AKP’ye yarar” fobisinden, veya tersinden, “şu ulusalcıları madara edeyim, yıpratayım” hesaplarından sıyrılıp “Barışçı çözüm! Hemen, şimdi” diyerek güçlerimizi birleştirsek. Kazan kazan yöntemini benimseyebilsek.
Siyasetçiler, çözüme götürecek süreci askıya almakta; sen şunu dedin, ben bunu yaptım diyerek mızmızlanmakta; attıkları adımlardan ürküp, iki ileri bir geri mehter adımıyla ağır aksak yürümekte beis görmüyorlar. Çünkü her birinin kendine göre hesabı var. Kürt ya da Türk, bizim eşit yurttaşlık temelinde barışçı çözümden başka ne hesabımız olabilir? Ölümlerin, yıkımların, yürek soğumasının sona ermesinden başka ne çıkarımız olabilir?
O klişe sözün tam zamanı: Barış siyasetçilere, hele de muktedirlere bırakılamayacak kadar ciddi ve yaşamsaldır. Barış sürecinde başarısız kalınırsa, onların siyasî sorumluluğu kadar halkların, yani bizlerin de ağır insanî, vicdanî sorumluluğumuz olacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları












































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024