Talat ULUSOY
“Ermeni Soykırımı”ndaki büyük “başarı!!!”nın ardından kim tutar İttihatçıları? Yürü ya kulum!
31 Mart 1909’dan bu yana yaşananları süzgeçden geçirin, “Osmanlı”da oyunun bitmez tükenmez olduğu ayan beyandır.
Devletin ilk ve orta eğitim tezgahında tornadan geçen hafızalara kazınan aynıdır: 23 Aralık 1930 günü Menemen’de, Cumhuriyet devrimlerine karşı Derviş Mehmet önderliğinde ayaklanan gericiler, onları engellemeye çalışan “öğretmen” yedek “subay” Kubilay’ı, başını “kör testere” ile keserek şehit ettiler! Kahrolsun “gerici”ler!
Bir asrı devirmek üzere olan “Menemen Vak’ası”nın bütün hikayesi bu dört kelimeye sıkıştırılmıştır: Subay, öğretmen, gericiler, kör testere. Bunlara eklenecek tek kelime yok mu?
Bugün, Meşrutiyet (1908) meclisinin ilk oturumundan günümüze kadar yapılan meclis toplantılarının tutanaklarına, bazıları “yok” olsa da erişilebilmektedir. Meselâ “Menemen Olayı” hakkında konuşulanları bu tutanaklardan okuyabilirsiniz. Anlayabilmek? İşte o zor! Çünkü seksen sene öncesinin dilini, toplumun tamamına yakını için anlamak zor.
“Güncelleme” yazıları bu “zor”u bir ölçüde aşabilmek amacındadır. Yeri geldikçe, Cumhuriyet tarihinin önemli olayları üstüne artık “erişilebilir” ve fakat “anlaşılmaz” olan belgeleri, bugünün diline aktarıp, bazılarını olduğu gibi bırakıp, bazılarını kısa yorumlar ekleyerek, “silinmiş ve yeniden yüklenmiş” hafızalarla paylaşmak. Bu paylaşım, İttihatçı ezberleri aşıp yeniden düşünmeye kapı aralarsa ne mutlu…
Oturumu Açıyorum
Meclis 23 Aralık 1930 günü Menemen’de yaşanan olayları, 1 Ocak 1931 günü gündemine alır ancak. Bu toplantıda Başbakan İnönü’nün yaptığı konuşmanın önemli bölümleri, günümüz diline aktarılmış olarak şöyledir (vurgulamak için koyulaştırmalar bana ait):
“Bu olay hakkında aldığımız raporlar,.. üç dört bahtı karanın devlet yasalarına karşı çılgınca hareketi ve derhal cezalarını görmeleri düşüncesini uyandırdı… Aynı zamanda dikkatimizi çekmiş olan şey, olay sırasında hazır bulunan halkın ilk raporlara göre ilgisiz ve duygusuz bir halde seyirci kalmasıdır. Bu kadar bilgi bile,.. çevrede bulunan kalabalığın, seyircilerin anlaşılmaz bir ruh hali içinde şaşkın… bir halde bulunduklarını bize anlatıyordu… Bundan sonra aldığımız rapor.., izleyenlerden bir bölümünün onaylar bir ruh hali gösterdiklerini ekliyordu… Bir çevrenin ne kadar zehirlenmiş olması gerekir ki insanlar temiz düşünme ve yargılama yeteneğinden bu kadar aşağıya düşsünler. Anlatılmasına katlanamadığımız manzaraların eylemli olarak gerçekleşmesini bu kadar soğukkanlılıkla seyir edebilsinler. Sonra Devletin silâhlı kuvvetleri olay yerine çağırılmışken, bu kuvvetlerin ellerindeki silâhın hiç şüphe götürmez gücüne, kesin olarak kullanılmasına karşılık bu kadar meydan okur bir ruh hali gösterebilsinler!”(TBMM Tutanaklar, 1 Ocak 1931 on yedinci birleşim)
Konuşmanın hedefinde, üç “dört bahtı kara” diye tanımlanan “Derviş” (!) Mehmet” ve adamları değil; “ilgisiz, duygusuz, soğukkanlı” bir halde “onaylar” gibi ve “meydan okur”casına olanlara “seyirci” kaldığı söylenen Menemen halkı vardır. Öyle mi?
“Savcı hemen işe el koydu… İlk çıkan gerçekler olayı yapan çetenin on günden beri böyle mehdilik düşüncesini çevreye yaydıklarını, düşmanlık saçtıklarını, sonra uğradıkları bazı köylerde silahlandıklarını, yardım gördüklerini ve Menemen şehrini daha önceden araştırarak hazırlık yaparak girdiklerini gösterdi… Menemen şehri içinde bu çetenin geleceğini bilen ve onlar gelince kendilerine yardım için bir takım hazırlıklar yaptıklarını söyleyen adamlarla çerçevelenmiş bulunduğunu ifade etti. İlk soruşturma bu şekli verince o halde sorun kapsamlı bir tertibin harekete geçirilmesi biçiminde anlaşılması doğaldı.”
On gündür Manisa Menemen arası köylere girip çıkan, “düşmanlık saçan, silahlanan eşkıya”ya gözünü yuman devlet, Kubilay’ı “kurban ettirdi”kten sonra, üç günde her şeyin farkına varır: “Kendilerine yardım için bir takım hazırlıklar” yapan Menemenlilerdir suçlu! Öyle mi?
“Anayasa, vatan ve cumhuriyet aleyhinde eylem girişimi olayını doğrulayan belirtiler görüldüğü vakit hükümete bir ay süreyle sıkıyönetim ilân edebilmek yetkisini veriyor…davayı hızla sonuçlandırmak için görülen ihtiyaç… daha seri bir hareket çizgisinin seçilmesini gerektiriyordu… Bu düşünce … sıkıyönetim ilânını zorunlu bir duruma soktu...”
“Hızlı dava” gereksinimi, bir “İttihatçı refleksi” olarak sıkıyönetimi dayatır! “Gecikmiş adalet, adalet değildir”, onun için “Adalette (!) aşırı sürat şarttır!”
“… Laik yönetimde herkes inanç ve vicdanında her türlü engelden ve yasaktan uzaktır. Ancak vatandaşlar bunu siyaset aracı sayarak … Devlet’in yönetiminde etkili olmak için kullanamazlar…
Düşünce nerede başlar, inanç nerede biter? Yüz yıllık “mezar suali”. İfade özgürlüğünün bir bütün olduğu kabul edilmedikçe, bu “bilimsel” ayrım hep bir tuzaktır. Çünkü, “Tek Adam-Tek Düşünce-Tek Parti” düzeninde sınırları belirsiz bu ayrım, her “karşı görüş” için “kullanışlı” bir tehdittir.
Kızım Sana Söylüyorum
“Menemen gibi memleketin gerek uygarlık ve özellikle anlayışlılık bakımından ileri olan bir yerinde bu örgütlenmeler nasıl işleyebiliyor?.. Genel olarak bilinen şey budur ki bu memlekette cereyan eden hava devlet kuvvetleri örselenebilir, örselenmiştir gibi bir durum alırsa, kötülük yapmak isteyenler baş kaldırmak için bu havayı elverişli buluyorlar... Menemen olayında suç işleyen ve düzenleyenlerin, amaçları için bu derece cesurca hareket etmeye kendilerinde kuvvet hissetmeleri devlet kuvvetlerinde ve Hükümet işlemesinde bir tür zayıflık görüldüğü…” gibi anlaşılabilir!
Bir “havalara giren” Menemen halkı hükümeti zayıf görmüş, “kamu otoritesi”ne karşı baş kaldırmıştır. Öyle mi?
“Olayda pek önemli olan diğer bir noktayı da dikkatinize sunmak isterim. O da içeride olan her hangi bir sorun karşısında nihayet bir askerî birliğe, orduya başvurulduktan sonra bile vatandaşların, umursamaz kalmalarıdır…”
Vurgulandığı gibi, sorun “Menemen gibi memleketin uygarlık” ve “anlayışlılık bakımından ileri” bir yerinde orduya (İttihatçı Cumhuriyet’e) rağmen “umursamaz” bir hava olmasıdır. “İleri Menemen”e uygulanan “hızlı adalet”, acaba “geri Dersim”e de bir derstir, ama nafile!..
Devleti ve hükümeti ve tek partiyi zayıf gibi gösteren bu “hava” yüz kişinin olanları sessiz izlemesinden mi doğdu dersiniz?
Ya Hu! İki mahallelinin kavgasını bile 20-30 kişi toplaşıp seyre dalmaz mı bu memlekette?! Kimi silahlı, kimi bıçaklı altı “meczup”un rol aldığı bir olayı yüz Menemenli seyrediyor, çok mu?
Demokrasi Denemesi!
Cumhuriyet, kurulduğu günden beri “demokrasi” peşindedir!!! Hemen bir yıl sonra 1924’te bir başka İttihatçı grubun kurduğu ikinci partinin ömrü sekiz aydır. “Demokrasi aşkı” Ağustos 1930’da, bir grup İttihatçı’ya Serbest Cumhuriyet Fırkası kurdurulur. 5 Ekim 1930 günü yapılan “belediye seçimleri” bu partinin de sonu olur, ömrü dört aydır. Bu iki “deney” de gösterir ki millet “demokrasi”ye hazır değildir. Öyle mi?
Baskı ve yolsuzluklara rağmen Menemen’deki belediye seçiminde1009 oy Serbest Cumhuriyet Fırkası, 544 oy Cumhuriyet Halk Fırkası almıştır. Toplam oy sayısının düşüklüğü sizi yanıltmasın, iki dereceli seçim olduğu için bu sayı böyle. Menemen’in 29-30 bin nüfusunun yarısı seçmen olsa, ki on beş bin eder; on beş bin seçmen (müntehibi evvel/ birinci seçmen) bin beş yüz elli esas seçmeni (müntehibi sani/ ikinci seçmen) seçiyor, esas seçmenler de belediye başkanı ve meclis üyelerini seçiyor. Sen misin “Tek Parti”yi seçmeyen! Menemen’in “terbiye” edilmesi farz oluyor. Sadece Menemen’in mi?
Menemenli seçmenlerden 2200 kişi tutuklanır, 606 kişi 15 Ocak 1931'den itibaren Mustafa Muğlalı başkanlığındaki Divanı Harp’te yargılanır. Olaya doğrudan katılan altı “meczup”, bir “ip getiren” Yahudi içlerinde olmak üzere “seyirci”lerden oluşan105 sanık (anayasayı cebren tağyir, eyleme iştirak, azmettirme veya Mehdi Mehmedin Mehdiliği için harekete geçtiğini bildikleri halde zamanında Hükümete haber vermedikleri ve tekkelerin kapatılmasından sonra tarikat ayini) yapmakla suçlanır. Olayın en yakın tanıklarından telgrafçı Nail’in 31 Aralık’ta alınan ifadesi mahkemeye geç gelir! El yazısıyla “İmzaları eksik olarak Menemen savcılığından bu gün yani kararın tanziminden sonra gelen işbu evrak dosyası içine konulmak üzere kâtip Reşat Bey’e, 15.1.931 M.Necdet”(GNKUR ATASE Arşivi D1, F 2-515;www.tsk.tr/8...menemen) notu düşülerek mahkemeye verilir! İddianame 24 Ocak’ta okunur, 29 Ocak'da karar açıklanır: 37 kişiye idam! 41 kişi hapse mahkûm edilir.
Öğretmen-Subay Kubilay
Torna tezgahında hafızada en derin yarayı açan, “gerici” profilinin en “net” resmini çizen alet “kör testere”dir. Öyle midir?
“Keşif Zabıt Varakası”ndan (keşif tutanağı, 23.12.1930) okuyalım: “… cerhayı katıanın kenarları muntazam olduğunu (kesme, keskin ağızlı bir tarafı künt oluklu ve takriben 25 santimetre uzunluğunda) bir bıçakla yapıldığını…” (adı geçen arşiv, D1, F1). Anlayacağımız dille yazılan şu: Yara kesiğinin kenarları düzgün olduğunu, kesmenin (keskin ağızlı bir tarafı kesmez ve yaklaşık 25 santimetre uzunluğunda” bir bıçak ile yapıldığını…
Nedir bu çocuk ruhlarında travma yaratan “kör testere” edebiyatı? Nedendir?
Burası İttihatçı Cumhuriyet Türkiye’si, burada “devlette devamlılık” esastır. Burada “devlet” koltuğuna oturan başı sıkıştı mı, gitmemek için her yola başvurmayı “hak” görür! Onlara devletin “başarılı” dosyaları yol gösterir. Tek Parti durumunu sallantıda görünce “tarikat, cemaat” üstünden halkı “terbiye” eder ve bu böyle sürüp gider.
Kubilay için ağlanır, oysa iki “devrim şehidi” daha vardır, ama onlar için ağlanmaz. Onlar “subay ve öğretmen” olmadıklarından İttihatçı Cumhuriyet için “kullanışlı” değildir.
İşin aslı, Kubilay da, iki bekçi de “faili belli” kurbanlardır!
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2020
20.09.2017
18.07.2017
11.01.2017
16.09.2016
10.01.2016
29.10.2015
10.09.2015
21.04.2015
14.04.2015