Ümit Fırat
Her devirde ve her kuşaktan insan, yaşadıkları ve eski dönemler arasında mukayeseler yaparlar. Genellikle de son dönemin eskiye nazaran daha kötü olduğu ifade edilir. Eski bayramlar güzeldi, eskiden trafik böyle değildi, eskiden her şey çok ucuzdu türü nostaljik özlem ve mukayeselerin yanı sıra, son 30-35 yıldır bir de Kürtler çok sadık ve mert insanlardı, nereden çıktı bu Kürt milliyetçiliği, bu Ermeni Jenosidi, bu Dersim Katliamı gibi bir de siyasi yakınma ve mukayeseler yapılır oldu.
Keza dönemsel kıyaslamalar yapılır. Atatürk ve tek parti döneminin yeniden inşası için yanıp tutuşanlar, Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal dönemlerini gururla yâd edenler veya 27 Mayıs askeri darbesinin bir devrim olduğunu ve getirdiği anayasa ve özgürlüklerin bir daha Türkiye’de uygulanmadığını savunanlar da vardır.
Bir de beterin beteri türünden ters mukayeseler yapılır. Yarın 38’inci yılını geride bırakacak, ruhu ve felsefesiyle hala korunan ve sanki dünkü bir olaymış gibi hafızalarımızda canlılığını koruyan 12 Eylül 1980 askeri diktatörlük dönemiyle, yaşadığımız dönem arasında kıyaslamalar yapılarak şimdi çok daha kötü bir dönemde yaşadığımız tartışılmakta. 12 Eylül’ü anlatmak elbette ciltler doldurur, burada birkaç kısa bilgi aktararak bir mukayese yapılabileceğini düşünüyorum.
TBMM ve bütün siyasi partiler kapatılarak bazı siyasi parti yöneticileri cezaevlerine kapatıldılar. Türk-İş dışındaki bütün sendikalar kapatılarak yöneticileri hapse atıldı. 650 bin insan gözaltına alınarak polis tarafından sorgulandı. 90 günlük gözaltı süresinde sorgulananların tümüne yakın kısmı ağır işkencelere maruz kaldılar. 230 bin insan hakkında dava açıldı. 52 bin insan tutuklandı.
Başta Diyarbekir, Mamak ve Metris Askeri Hapishaneleri olmak üzere cezaevlerindeki tutuklulara korkunç işkenceler ve insanlık dışı muameleler uygulandı. 50’sinin idam cezaları infaz edilerek, 171’i işkencede, 16’sı güya kaçarken vurularak, 74’ü çatışmalarda vurularak, 43’ü intihar etti denilerek, 14’ü açlık grevlerinde ve 73’ü cezaevinde eceliyle öldü denilen insanın hayatı sona erdirildi. 1.680.000 insan fişlendi.
Türkiye’de yazan, düşünen ve toplumsal sorunlara ilgi duyan insanların çok büyük bir kesimi, ya yakalanıp sorgulanarak hapse atıldılar, ya da bir yolunu bulup Türkiye’den kaçarak canlarını kurtarmaya çalıştılar. Kaçmayıp da hapse girmeyenler ise, her an başlarına bir şeyin gelebileceği tehdit ve sıkıntısıyla yaşadılar.
Ama bunları yapan askeri diktatörlük, darbenin ilk gününden itibaren yeni bir anayasa hazırlayıp seçimlere gideceklerini ve yerlerini sivillere devredeceklerini de açıklamıştı. 1982 yılında 68 gün gözaltında tutulup sorgulandığım Bursa Emniyeti’ndeki işkencecilerim tarafından tutuklanmak üzere Gölcük Donanma ve Sıkıyönetim Komutanlığı Savcılığı’na götürülürken, polis şefi bana dönerek;
“-Ümit Fırat, nasıl görüyorsun durumu, sence Türkiye nereye gidiyor?” diye bir soru sormuştu.
“- Kenan Evren bu sene bitmeden bir anayasanın hazırlanarak referanduma götürüleceğini açıkladı. Referandumdan sonra da siyasi partilerin kurulması vs. gibi kendilerinden sonraki döneme ait bazı hazırlıklar yaparak 1 sene içerisinde genel seçimlere giderler” cevabını vermiştim.
Başkomiserin istediği bu kadar değildi ve bir soru daha sordu.
“-Peki, seçimlerden sonra ne olur?” Artık çekineceğim bir şey olmadığı için,
“Vallahi silahlı kuvvetler bir parti olarak seçime giremeyeceği için, TBMM’ye girecek partiler, yani siviller hükümete gelir, sonra sizler emekliye ayrılırsınız, bizler de hapishanelerden çıkıp, bıraktığımız yerden devam ederiz” demiştim. Minibüsteki polisler cevabıma çok sinirlendiler ama şefleri daha ileri gitmemelerini söyleyip susturmuştu.
Bu anımı burada paylaşmamdan maksadım, çok kötü şartlarda bulunuyor olsak da yakın gelecek hakkında bir tahminde bulunabilmekteydik; nasılsa yakında seçimler olacak ve gidecekler diyebiliyorduk. 1983 Kasım ayında seçimler oldu, Turgut Özal başbakan oldu. Fiili durumun elverişli olmaması nedeniyle hemen hapishaneden çıkamadık. Ama 1986 ve 1991 yıllarında yapılan infaz kanunu değişiklikleriyle TCK Madde 125’ten ceza verilen bazı Kürt hükümlüler dışındaki hemen herkes tahliye oldu.
12 Eylül ruhunu ve sınırlarını pek zorlamadan devam ettiren 1991-95 DYP-SHP koalisyonu dönemi ise, totaliter olmasa da oldukça karanlıktı. Faili meçhul cinayetlerin, köy yakma ve zorla yerinden edilmelerin, kayıpların yaşandığı bir dönemdi. Ama ortada bir parlamento, oradan çıkmış bir hükümet ve siyasi partilerin yanı sıra, pek adil olmasalar bile mahkemeler vardı. Dünyayla iletişim halinde bulunan insan hakları örgütleri ve sivil toplum örgütleri vardı. Yeterince etkili olmasa da milletlerarası hukuk kaynaklı sınırlamalar vardı. Keza AB başvurusu yapılmıştı ve henüz bağlayıcılığı olamasa da Kopenhag Kriterleri tartışılıyordu.
Bugün yaşamakta olduğumuz döneme gelince:
50 binden fazla tutuklandı, 200 bin civarında insanın işine son verildi. Tanınmış olan bazı haklar geriye alındı ve mülkiyet hakkı bile el koymalar suretiyle ortadan kaldırıldı. Tamamen yürütmeye bağlanmış bir yargı sistemi ve tamamına yakını kontrol altına alınmış bir medya yaratıldı.
12 Eylül diktasının aksine, büyük bir taraftar desteğine sahip ve kendisi gibi düşünmeyenleri yok sayıp dilediği gibi davranabilen, hiç gitmeyecekmiş gibi bir profil sergileyen otoriter bir başkanlık rejimi ile karşı karşıyayız. Toplumun yüzde 52’sinin desteğine sahip bir lider ve arkasında, kendisine en yakın siyasi partinin en iki kat oy desteğine sahip bir parti mevcut. Yani bu desteğin ne zaman azalabileceğine dair bir tahminde bulunmak oldukça zor; işte asıl kâbus ve umut kırıcı olan da geleceğe dair bu belirsizlikte yatıyor.
Takriri Sükûn döneminde doğmamıştım, tek parti döneminin son yıllarında doğduğum için, o yılları yaşamış gibi bir mukayeseye giremem. Ama yaşadığım dönemler arasında bir mukayese yaptığımda, en karanlık dönem, elbette ki, 12 Eylül dönemiydi. Ne var ki, işkence izlerini hala bedenimde taşıdığım polislerce hapishaneye götürürken bile yine de yakın geleceğe dair bazı iyimser beklentilere sahiptim. Şimdi hiçbir gelecek tahmininde bulunamıyorum.
Bilmem ki, ileriyi görememek bir körleşme belirtisi mi sayılır?
İyi haftalar diliyorum.
Bir Not:
Son birkaç yıldır temel çizgisinden bir sapma eğilimi gösterdiğini düşündüğüm Cumhuriyet Gazetesi, yeniden aslına rücu etti. Zaman zaman sayıları azalsa veya azaltılsa da hiç eksilmeyen çok değerli arkadaşlarım çalıştı Cumhuriyet’te. Son birkaç yıldır, bazıları haksız yere aylarca hapiste de yatıp çıkan çok sayıda arkadaşım çalışmaya ve yazmaya başlamışlardı. Cumhuriyet’in imajını değiştirmek gibi bir hedefleri vardı ama bunu başarma şansları yoktu. Tıpkı 1992 senesinde Hasan Cemal ve rahmetli Okay Gönensin’in başaramadıkları gibi. Yıllardır hep söylerim, Cumhuriyet Gazetesi ve Cumhuriyet Halk Partisi, Kemalist Cumhuriyetin değiştirilmesi teklif dahi edilemez iki temel kurumudur.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları


































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2019
26.12.2018
18.12.2018
15.12.2018
29.11.2018
20.11.2018
14.11.2018
6.01.2018
30.10.2018
23.10.2018