Ümit KIVANÇ
Sen, Katar, niye öbürleriyle beraber davranmıyorsun, kafana göre iş yapıyorsun? Suudiler, siz neyin peşindesiniz? Taliban mı sizin adamınız, El-Kaide mi, DAİŞ mi? DAİŞ’i Katar desteklemiyor muydu? Yoksa kuran ABD miydi? ABD, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye hep beraber DAİŞ’i kurmuş olsalar fena mı olurdu? O zaman El-Kaide’yi kim kurmuş olacaktı?
Tribününe “Bodrumda aşk başkadır güzelim” pankartı asan Eskişehirspor’un kaybetmesine, yıllardır nihayet en üst ligde bir İzmir takımının bulunmasını sağlayacak Göztepe’nin kazanmasına sevindik doğrusu. Halbuki bir zamanlar Eskişehirspor memlekete ferahlık veren bir rüzgâr gibi gelmişti. “Es es” kısaltması sanki tesadüf değil, ilâhî bir işaretti. Evet, rüzgârdılar. Daha sonra Trabzonspor’un becereceği cinsten bir yenilik ihtimali, “birşeyler değişecek” duygusuydu yarattıkları; bir silkiniş, daha önce rastlanmamış güzel bir canlı, taze edinilmiş hüner gibiydiler. Her ikisinin de, ortaya çıkış ve başarıdan başarıya koşma dönemlerinde adı konmamış bir “umut” kavramıyla birarada yaşanmaları ve anılmaları rastlantı değildi. Sonra işte, Cizre’de bodrumlarda insanları yakanların duvarlara yazdıkları o gaddarca sözü koskocaman kırmızı-siyah pankart yapıp tribünün önüne yerleştirdi birileri. Herhalde kimse de ses çıkarmadı. Oralı bile olmadılar. Aklıma gelmezdi, Eskişehirspor -Gençlerbirliği dışında- birileriyle oynayacak da ben karşı tarafı tutacağım. Oldu işte. Gerçi Göztepe’yi de severiz. O da ayrı güzellikti. Şâşaalı dönemine denk gelmişler arasında, Adnan Süvari’nin çalıştırdığı, kalesini efsanevî Ali Artuner’in koruduğu, Nevzat’lı, Gürsel’li, Fevzi’li takımı sevmeyen sanırım yoktur.
Pazar gecesinin tatsız tarafı, iki takım taraftarının maçı neredeyse oynanamaz hale getirişleri, bu işin taraftar yalakalığınden muzdarip resmî sorumlularının da her şey eyvallah demeleri, sonunda sahaya atılan meşaleler yüzünden maçın ilk devre on yedi (17!), ikinci devre on bir (11!) dakika durmasıydı. Uzatmayla, penaltılarla üç saati geçen bir “sezon finali” yaşandı.
Ertesi sabah işe kalkacak futbolseverler bir aşamadan sonrasını tek gözleri saatte izlediler muhtemelen. Futbolsevmezler içinse, 4 Haziran Pazar gecesi, herhangi bir durağan Pazar gecesi olmuş olmalı. Onlar beri yanda yaşanan zulmü, baskı altında süregelen onursuzluğumuzu daha sık hatırlamış, daha erken uyumaya çalışmış olmalılar.
Oysa 5 Haziran Pazartesi günü, bir gürültüyle uyandık. Her yerinden çatırdamasını kanıksamış olmamız gereken Ortadoğu, yeni bir sarsıntıyla, hepimizi allak bullak edebilecek daha ne hazineler barındırdığını bir defa daha ortaya koydu. Suudî Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, haydi Riyad ne derse yapmaya mahkûm Bahreyn tamam da, koca Mısır’ı da yanlarına alıp, Katar’a pata küte giriştiler. Hepsi aynı sıralarda zehir zemberek bildiriler yayımladılar, Doha ile diplomatik ilişkilerini kestiklerini ilan ettiler, bununla yetinmediler, kara sınırlarını, hava sahalarını ve karasularını Katar’a kapattıklarını duyurdular, ülkelerindeki Katarlı yetkililerin, diplomatik temsilcilerin, hattâ Katar vatandaşlarının evlerine dönmelerini buyurdular. Bugün de, Suudi Arabistan ve BAE merkezli bazı bankalar Katar’ın bankacılık sistemiyle ilişkilerini kestiler.
HİZAYA GETİRME HAMLESİ?
Panik içinde, ne olup bittiğini, dahası, neden tam da şu anda olduğunu anlamaya çabalarken, dünyanın dört tarafındaki meslektaşlarımızın da aynı çaresiz halde debelendiğini görüp azıcık yatıştım. Şimdi az buçuk biliyoruz ki, bir süredir tırmanan gerilimin kaynağı Katar’ın başına buyruk politikaları, zaman zaman Körfez muktedirlerinin şantaj olarak algıladığı tavırları; tanık olduklarımızın aslî mânâsı da, Arap Yarımadası’nda her kim varsa Riyad’daki pek muhterem zevatın sözünden çıkmamasının güvence altına alınması. Giderek görece genç muhterislerin yön verdiği mutlakiyetçi Suudî Arabistan, cızırtı, parazit istemiyor.
İzlediğimiz, Körfez’de mutlak bütünlük sağlamaya yönelik bir hizaya getirme operasyonu mudur, bunun yakın gelecekte somut tezahürlerini görmeye başlayacağımız, İran’a karşı yekvücut blok oluşturma hesaplarıyla ilişkisi ne kadardır, patırtı Türkiye’ye nasıl yansıyacak, Ankara’yı neleri yapmaya itecek, nelerden mahrum bırakacak… bunları herkes bilgisi tecrübesi elverdiği ölçüde ele alıyor, ihtimalleri tartışıyor; bu mevzuları daha iyi bilenlere bırakıyorum.
RAHATIMIZ BOZULUYOR
Benim bu vesileyle yapmak istediğimse, çıkışmak! Herkes niye kafamızdaki şablonları kırıp dökmek, alıştığımız, bildiğimiz, bizi rahat ettiren akıl yürütme tarzımızı rayından çıkarmak için uğraşıyor?
Sen, Katar, niye öbürleriyle beraber davranmıyorsun, kafana göre iş yapıyorsun? Suudiler, siz neyin peşindesiniz? Taliban mı sizin adamınız, El-Kaide mi, DAİŞ mi? DAİŞ’i Katar desteklemiyor muydu? Yoksa kuran ABD miydi? ABD, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye hep beraber DAİŞ’i kurmuş olsalar fena mı olurdu? O zaman El-Kaide’yi kim kurmuş olacaktı? El-Kaide DAİŞ’le, daha bir millî’ci Suriyeli cihatçılar El-Kaide ile neden savaşıyor? İHH kimden yana? Suudi kralının ölümünde yas ilan eden Ankara’nın Suudi-Katar kavgasında kimden yana çıkacağı, hem şişi hem kebabı yakmadan işin içinden sıyrılıp sıyrılamayacağı neden tartışma konusu? Hepsi aynı şey değil mi bunların? DAİŞ’in Adıyaman, El-Kaide’nin İstanbul, AKP’nin Safranbolu ilçe örgütü, Beyaz Ev, Riyad, Doha, bunlar niçin hep birlikte davranmıyor? Ne güzel, ABD-AB emperyalizmi vardı, her şeyi onlar ayarlıyordu. Topu topu beş harftiler, üçe iki, birbirlerine düştüler, Riyad da Doha’ya çaktı, halimiz nic’oldu!
E, TRUMP İSLÂM ÂLEMİNİ BİRLEŞTİRMİŞTİ?!
Donald Trump’ın gelişinden bu yana Beyaz Ev’den yapılan basın açıklamaları, basın toplantılarında sözcülerin söyledikleri, muhtemelen bir süre sonra başlıbaşına bir edebiyat kolu oluşturacak. Trump’ın kılıç danslarıyla şenlenen Riyad ziyaretini de kapsayan Ortadoğu gezisinden sonraki bir açıklamanın şu cümlesi, meselâ, şimdiden tarihe geçti: “Donald Trump, bütün İslâm dünyasını uzun yıllardır görülmemiş şekilde birleştirdi.”
Hani, hep beraber İran’a dünya dar edilecek gibi bir hava yaratıldı ya, bu kastediliyor.
İşte, bir hafta sonra da Suudiler, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Bahreyn falan, ya Allah deyip Katar’a giriştiler.
ABD, geleneksel müttefiki Suudilerden kopardığı üç yüz milyar doları cebe indirme derdinde, evet, öte yanda Katar’da, Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) hayatî önemi haiz üssü, burada on bir bin Amerikan askeri var. Beyaz Ev, “Müslümanları pek güzel birleştirdik” havaları çalıyordu. Aksi şeytan!
Lâkin ortalama kafamız, bütün bunları bir “Amerikan oyunu” şeklinde biraraya getirebilir. Çünkü biz muhakeme kabiliyeti elinden alınmış bir toplumuz. Bütünlük duygumuz neredeyse hiç yoktu, varolan kırıntı da mevcut iktidar tarafından süpürülüyor. Birbiriyle çelişen olguların, tutarsız dayanakların, farklı sonuç vermesi muhtemel varsayımların birarada varlığı bizi rahatsız etmez.
Seksen milyonluk koca Türkiye adına Ortadoğululara çıkışıyorum: Neden böyle yapıyorsunuz? Niye kafanıza göre davranıyorsunuz? Onca yıllık ortak hukukumuz var, aranıza gireceğiz diye eskisinin üstüne yepyeni zulümler yalanlar düzeni kurduk. Bakın, çamurun içinden bildiren ahlâksız faşistler bile pusulayı şaşırdı, Suudilere “Amerikan uşağı” diyorlar.
Yeri gelmişken: Farkında mısınız: Koskoca Arap Yarımadası’na hükmetme hayallerinin yerine, o yarımadadan çıkma minik yarımada maskotunun hırslı, maceraperest önderleriyle sağda solda cihat işine girme hevesleri nasıl da kolayca geçiverdi! Fetihçi fırsatçı sözde-İslâmcı kafasının dış politika meselelerine dair dingildekliğini gösterdiği gibi, bir başka hakikate de dikkatimizi çekmeli bu manevra: Türkiye’de varolan iktidar her şeyi, ama her şeyi içeriye yönelik olarak düşünüyor, ele alıyor, tasarlıyor; tek hedef iktidarın yüzde kırk-ellilik destekle sürmesi.
Riyad’la Doha’nın dalaşması, kafamızı karıştırdığı yetmiyormuş gibi, bu bakımdan da, her şeyden evvel Ankara’da hızlandırılmış ve yoğunlaştırılmış halde bulunan dünya liderliğine ayıp.
İşte, hepimize ayıp!.. Ne oluyor yani, öyle ayrı ayrı özneler, hepsinin ayrı çıkarları, hesapları, şunlar bunlar…
Bir adam vardı, tarih kavramını dönüştürmüş, felsefenin evrimine damga vurmuştu; tarihin aşağı yukarı şöyle yürüdüğünü söylemişti: farklı çıkarlar çatışır, sonuçta kimsenin tam istediği olmaz. Dünyanın, “failci” zihniyetle en anlaşılmayacak yerinde yaşıyor olabiliriz.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024