Ümit KIVANÇ
Bundan böyle, Lider’in en adanmış savunucuları dahil kimse beş dakika bile güvende olmayacak, partide sözü geçen, sözü geçmesi “tehlikesi” bulunan, hele, bütün ideolojik vs. fantezileri boş verin, Türkiye’deki sağ politikanın ve bunun toplumsal desteğinin aslî temeli, çekirdeği, amacı, her şeyi olan akçeli işlerin âlemi belediyelere basarak kalabalığın arasından baş uzatmaya ve iktidar selfie’sinde büyük çıkmaya niyetlenenler, ayak öpseler bile budanacaklar. Ayak öpme, boğdurulmayı veya başının vurulmasını geciktirmekten öte işe yaramaz.
Ben bu satırları yazmaya çabalarken, AKP’nin, bir yandan isyankâr olup olmadıklarını, öbür yandan neden istifa etmeleri gerektiğini ve niye etmediklerini günlerdir anlayamadığımız belediye başkanlarıyla ilgili spekülasyonlar -yine günlerdir olduğu üzre- havada uçuşuyordu. Yazıyı bitirip yolladığımda belki istifa etmiş olurlar; ya da Saray’da görüşüyorlardır ya da ne bileyim işte…
Belediye başkanlarının vaziyeti şüphesiz saçma görünüyor. Hem alışılmadık haller bunlar hem de mevcut alışılmadık genel halin giderek bildikleşen özelliklerine göre bile tuhaf. Evet, bu cümle de tuhaf. Fakat kabul buyurunuz ki, tasvir ettiği duruma yakışıyor.
Belediye başkanlarıyla ilgili süreci, yaklaşmaya, hele hele dokunmaya çekinerek, gelip aramıza yerleşirse bize rahatsızlık vereceği duygusunu yaratan bir yabancı nesnenin etrafında tutuk adımlarla dolaşır gibi izleyişimiz boşuna değil. Cumhurbaşkanı+Parti Başkanı’nın -kısaca Lider diyelim- çok yakınındakiler hariç AKP’lilerde de aynı tutuk adımlar görülmeye başlandı, dikkat ederseniz. Nesnenin orasına burasına ürkek ürkek dokunuluyor, herkes yanındakiyle işaretleşiyor, kaş-gözle, “Nedir acaba?” – “Bilmem”…
İKTİDAR CEPHESİNDE OLANLAR DAHA AYDINLATICI
Bendeniz dahil yazar-çizer tayfasından kimilerimiz, Lider’in kurmaya çalıştığı yeni rejime dair bazı tahmin ve öngörülerimizi zaman zaman dile getiriyoruz. Belediye başkanları ve iktidar partisi AKP’nin örgütleri, alt düzey yöneticileri ile ilgili olarak yaşananlar, bizim gibilerin uyduruk gerekçelerle yargılanması, rehine alma aracı niteliğindeki cezalara çarptırılması, hapse atılması gibi, iktidar açısından “karşı cephe”ye yönelik sayılabilecek tedbirlerden daha aydınlatıcı, kurulan rejimin karakteri hakkında. Tek elden, tek irade tarafından yönetilecek, kimsenin, o iradenin tercihi dışında dayanak ve güvencesinin olamayacağı, dolayısıyla aslında mekanizma da denemeyecek bir mekanizma hedefleniyor. Bunu yönetecek merkezî kudret, paylaşılabilir bir iktidar kuvveti olmayacak.
Aslında şu anda yarı yarıya varmış sayılabileceğimiz aşamada oluştuğu kadarıyla yeni iktidar aygıtı, Tayyip Erdoğan istese dahi paylaşılmaya elverişli değil. Lider, danışabilir, görüşebilir, ama her şey onun kararı olarak tanınmak ve uygulanmak durumunda. Bu, kurulan iktidar aygıtı için olmazsa olmaz koşul. Çiğnenirse aygıt teklemeye başlar.
PARTİ “ÖRGÜTÜ”: BİR SAATLİ BOMBA
“Kendi partisi” diye bir kavram, yeni koşullarda, tedavülden bir an önce kalkmak zorunda. Parti örgütü, durmadan yeni yeni taleplerle kapı aşındıracak, hoşnutsuz olursa kahvelerde mırıldanacak, hoşnutsuzluk hissini kasaba çarşılarına yayabilecek tabanıyla, yükselmek, büyümek, nam ve beraberinde para kazanmak, mal-mülk edinmek, kasabanın beyaz eşya ağına hakim olmak, küçükşehrin gözde arsalarına, yapılacak inşaatlara vs. sahip olmak veya büyükşehire ve bir üst sınıfa kapağı atmak isteyen yerel yöneticileriyle, gözü milletvekilliğinde, belki giderek bakanlıkta olan orta seviye etkili elemanlarıyla, Lider için aslında hiç de güvenli ordu, sağlam zemin, yıkılmaz dayanak değildir.
Yukarıdan aşağıya, parti örgütü, istedikleri her şeye ancak bir lidere “gönül vermek”le kavuşabileceklerini kavramış elemanlardan meydana gelir. Bu, şu an için, haliyle, mevcut liderdir. “Peki yarın?” sorusunu azıcık erteleyelim. Bu liderin yanı başında, bizzat ona hizmet ederken, tehlike halinde kendini ona siper ederken kendini örgüte sevdirmiş, lidere ulaşabilen, dolayısıyla bazen birilerinin birtakım işlerini halleden, orta seviye ve tabanın içinden çıkamadığı zorlu hadiseleri, işlerin geri planını, iç yüzünü bilen mahir yönetici özgüveniyle aydınlatan, çözen birileri olur.
Bütün ipleri elinde toplamak zorunda olan otoriter Lider açısından, işleri yürütmek için mecburen ihtiyaç duyulan bütün ikinci kademe adam ve kadınlarıyla -şüphesiz daha çok adamlarıyla- parti örgütü, bu adamlar-kadınlar ve birdenbire onlardaki bazı başka cevherleri keşfedebilecek, onları her zamankinden daha fazla sevebilecek taban; Lider hakkında, çevresindekiler hakkında tıpkı övgü dolu sohbetler gibi dedikoduların da yapılabileceği, hoşnutsuzlukların kulaktan kulağa dolaşarak yaygınlaşabileceği, derinleşebileceği parti ilçe binaları, il örgütleri, bunların alt katındaki, yanı başındaki kahveler… Hiç de tekin varlıklar ve ortamlar değildirler. Hepsi birer potansiyel tehdittirler.
LİDER UNUTMAZ!
Eşi dostu ve okurları bıktırmışımdır artık, lâkin şu küçük testi burada da bir defa daha tekrarlayacağım. Soru şu: Putin’in partisinin adı ne? Bunu, güncel gelişmeleri mecburen yakından ve ayrıntısıyla izleyen meslektaşlar dahil pek çok kimseye sordum. Kimse cevap veremedi. Açıkçası, ben de bilmiyordum, baktım özel olarak.
Mesele bilgi ölçmek değil; öbür soru, esas soru: Neden bilmiyoruz? Veya: Nasıl oluyor da bilmiyoruz…
Parti örgütü, adı üstünde, bir örgüt. Sadece toplaşma alanı değil, etkileme-etkilenme, yalnız başına asla cesaret edilemeyecek işlere topluca kalkışabilme ortamı. Baştaki otorite için potansiyel olarak tekinsiz. Bugün Lider’e körü körüne bağlı, öl dese ölecek gözüken kitlenin, daha dün başka bir lidere aynı şekilde bağlı olduğunu o kitle kendi unutsa, şimdi başta olan unutmaz. Yarın kendisine karşı ortaya çıkabilecek birinin taban tarafından benimsenebileceğini, örgüt tarafından desteklenebileceğini unutmaz.
KOLAYLIK AYAĞA DOLANABİLİR
Türkiye’nin bugününde, sadece parti örgütünü değil, Lider’i destekleyen bütün mekanizmayı daha da şaibeli ve güvenilmez kılan etkenler var. Elbette bunlar başka hiçbir yerde hiç varolmayan şeyler değil, ama bizde bürünebildikleri şekiller ve uzanabildikleri derinlikler, sahip olduğumuz bazı hasletler sayesinde benzersiz bir ihtişama kavuşuyor.
Genel cehaletimiz, dünya hakkındaki bilgisizliğimiz, bunun yanı sıra, iktidarın seslendiği toplum çoğunluğunun, kendine “yabancı” gördüğü her türlü azınlık hakkındaki derin bilgisizliği, yalan söylemeye ve yalana inanmaya meylimiz ile bütün bunları hem biraz mümkün kılan hem işin fecaat boyutunu artıran, muhakeme kabiliyetinden yoksunluğumuz -ki aile içi, mahalle içi terbiye ve başta bizzat okuldaki eğitimle edinilmiştir-, “kamuoyu” denen şeyin muazzam kolaylıkla yönlendirilebilmesini sağlıyor. Bugün göğe çıkardığını yarın yere çalmayı ve bundan asla kişisel rahatsızlık duymamayı mümkün kılan âdetlerin neredeyse yerleşik kültür halini almış oluşu, en güçlü konuma sahip liderin bile yarınından emin olamayışının zeminidir. İnsan onurunu aşağılayıcı bütün bu mekanizma bugün Lider’in liderliğini tesis ve koruma amacıyla ulu orta kullanılıyor olabilir. Ama bu aynı zamanda, şu ya da bu sebeple duygular değiştiğinde, talepler başkalaştığında, işler ters gittiğinde o liderin alaşağı edilivermesi için aynı mekanizmaların aynı kolaylıkla kullanılabilmesi demek.
Biz aşağıdakilere, kudretsizlere, yetkisizlere, mağdurlara asla muhtemel görünmüyor olabilir, ama kudret sahipleri, yetkililer, zalimler bu ihtimalleri pek iyi bilir, varsayar, koklar, hissederler. Zaten aslolan, ihtimalin varlığını hissetmeleridir.
ONLAR DA GÜVENDE OLMAYACAK
Bu yüzden, değil parti örgütü, iktidar propaganda aygıtının parçası olan gazetelerin, televizyonların iç örgütlenmesi bile her an tehdit altında olmak, varlığını tek bir yerde yoğunlaşmış otoriteye, bazen de lûtfa borçlu olmak durumundadır.
Velhâsıl, bundan böyle, Lider’in en adanmış savunucuları dahil kimse beş dakika bile güvende olmayacak, partide sözü geçen, sözü geçmesi “tehlikesi” bulunan, hele, bütün ideolojik vs. fantezileri boş verin, Türkiye’deki sağ politikanın ve bunun toplumsal desteğinin aslî temeli, çekirdeği, amacı, her şeyi olan akçeli işlerin âlemi belediyelere basarak kalabalığın arasından baş uzatmaya ve iktidar selfie’sinde büyük çıkmaya niyetlenenler, ayak öpseler bile budanacaklar. Ayak öpme, boğdurulmayı veya başının vurulmasını geciktirmekten öte işe yaramaz.
“Lider düzeni”nin ne olduğunu anlamak için eski alışkanlıklara göre düşünmeyi bırakmamız lazım. Şu anda muhalifleri imhaya yönelmiş ezme-biçme aygıtının hunharlıklarını “devrim” diye alkışlayan şuursuz bîçareler, o “devrim”in ne olduğunu ancak düştükleri yerden tâ yukarıdaki bir avuç gökyüzüne bakarken belki idrak edebilecekler, belki edemeyecekler. Biz biçilenler şimdiden edelim bari.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024