Ümit KIVANÇ
Kadri Gürsel’in “bağımsız, profesyonel, namuslu gazeteci”nin “ancak ana akımda gerçekleşebilen bir kalite” olduğu yollu sözleri verimli bir tartışmaya yolaçabilecek gibi görünüyor. Gerçi ben buradaki geçen yazımda, gerçekte hayıflanarak, hiçbir konuda doğru dürüst tartışamadığımıza işaret etmiştim; ama bu defa gayet sakin ve değerli yazılar yazılıyor, görüşler ortaya sürülüyor. Bu iyilik şüphesiz tartışmaya katılanların niteliğinden kaynaklanıyor. Çünkü aslında Türkiye’de, pek kalabalık olmayan böyle bir topluluk da yaşıyor. Bağcı dövmek için değil üzüm yemek için yola çıkan, birilerini yere düşürüp üzerlerine basarak yükselmeyi aklından geçirmeyen, mesele neyse onunla uğraşan iyi niyetli insanlar sözü alınca insan kendini başka ülkede sanıyor.
Mehveş (Evin) ile Fatih’in (Polat) yazılarından geçen yazımda sözetmiştim. (Biri şurada, öbürü şurada.)
Kadri ile tartışmaya ilk giren İrfan (Aktan) olmuştu. (Geçen yazıda verdiğim linkleri tekrar vereyim; İrfan’ın tweet’lerine şuradan, Kadri’nin cevaplarına da şuradan ulaşabilirsiniz.) İrfan, Twittertartışmasındakinden farklı olarak, daha sâkin uslûpla faydalı bir de yazı kaleme aldı sonra: “Gazeteci kimdir?”
Bu yazıda İrfan, yaşadığı hayalî ilçedeki (“Karaşehir”) çeşitli olayları, “skandalları” haberciliğin asgarî kurallarına da uyarak “haberleştiren” bir muhayyel ziraat mühendisinin gazeteci sayılıp sayılamayacağını tartışmaya açtı:
“Diyelim ki bu arkadaş, Karaşehir’de tanık olduğu veya sorguladığı olaylara ilişkin, gazeteciliğin temel kurallarından biri olan 5 N-1 K’ya uyarak gayet profesyonel haber metinleri yazmaya, söyleşiler, röportajlar yapmaya ve bu metinleri de Karaşehir matbaasına gidip A4 kâğıdına bastırıp çoğaltmaya, elden ele dağıtıp tüm Karaşehir halkına ulaştırmaya başladı. Bu arkadaş ne yapmış olur?”
Sorusunun arkasına şunları ekledi İrfan: “Kaymakam veya ilçe eşrafıyla karşı karşıya gelmekten korktukları için onların karıştıkları skandalları haber yapmayan yerel gazeteciler veya resmî ajansın muhabiri de bu arkadaşın sadece bir ziraat mühendisi olduğunu, zaten Sarı Basın Kartı da bulunmadığını, çünkü Basın Kanunu kapsamında, 212’den sigortalı olmadığını, yaptığı şeyin ‘siyasi/politik aktivizm’ veya ‘muhaliflik’ hattâ ‘militanlık’ olduğunu, tek işi veya geçim kaynağı gazetecilik olmadığı için de katiyen ‘profesyonel gazeteci’ sayılamayacağını iddia edebilir.”
Ziraat mühendisinin yaptığı işin, mühendisimiz İrfan’ın dediği gibi davrandığı sürece gazetecilik sayılabileceğine ilişkin bu gerekçelendirmeyi haklı buluyorum. Fakat, “Bu arkadaş ne yapmış olur?” sorusuna dönmek istiyorum. Cevabım şu: Neredeyse bir mucizeyi gerçekleştirmiş olur.
Çünkü ortadaki tartışmayı yaratan, İrfan’ın muhtemelen kolaylık olsun diye 5N1K’ya indirgediği, ama bunlardan ibaret olmayan gazetecilik gereklerini herkesin yerine getirip getiremeyeceği. Çünkü ortada elbette eğitim-donanım gerektiren bir meslek var ve bunun da, ziraat mühendisliği gibi, öğrenilmesi gerekiyor.
Kadri’nin söylediğine katılmamakla birlikte, söylediğinin gerisinde yatan bu temel kaygıya bütünüyle katılıyorum. Nitekim, yukarıda andığım Mehveş ile Fatih’in de bu kaygıyı gözardı etmediklerini belirtebilirim.
Zaten İrfan da etmiyor. Çünkü aktivist mühendisimizin “gazeteciliğin temel kurallarına” uyduğunu ısrarla vurguluyor. Güncel tartışmanın özü burada yatıyor.
Zemini kaydıran etkenler
Tartışmanın zeminini kaydıran iki akıl yürütme ve gerekçelendirmeyi saf dışı bırakabilsek hayırlı olacağını umuyorum. Zemin kaydıran üçüncü etkeni de azıcık aşağıda konu edelim.
İrfan, “Gazeteci kimdir?” yazısında, bunlardan birini ete kemiğe büründürüyor. “Boğulan adamın fotoğrafını mı çekersin, makineyi falan bir yana atıp kurtarmaya mı koşarsın?” sorusunun gazetecilikle doğrudan alâkası yok. Bu insanlık meselesi. Makineni ve gazeteciliğini bir yana bırakıp koşarsan ona göre insan olursun, bir insanın ölüme sürüklenişini seyrederek kendine başarı fırsatı yaratmaya kalkarsan ona göre. Böyle bir soruyla özellikle gazetecilik okullarında uğraşılmasının sebebi, tam da gazetecilik mesleğinin bazı nesnel gereklerinin, insanı ahlâkî ve insanî kaygılardan uzaklaştırması tehlikesidir. (Bakın, bu da başlıbaşına mühim tartışma konusu!) Niye birçok meslek için, işi düzgün yapma ve asgarî dürüstlük dışında özel bir “etik” meselesi yok da gazetecilik için varsa odur konu. Sözkonusu olan, “gazetecilik yapacağım diye insanlığınızı unutmayın!” uyarısıdır. Çünkü gazetecilik insanların ilişkilerini, yaşantılarını, manevî âlemlerini etkileyebilen, yapanı da ayrıcalıklarla donatıp “bozabilen”, son derece tehlikeli olabilen bir iş. Bu yüzden gazetecilik hep, bireysel ve kurumsal denetim mekanizması işlevi gören bir “etik” kılıcı altında yürütülmesi gereken işlerden. (Devletin kılıcı asla aynı işi görmez, aksine!)
Ama etik konusundaki bu vazgeçilmezlik işin nasıl yapılacağına dair fikir vermiyor. Müşterisine masayı düzgün ve vaktinde teslim etmesi gerektiğini bilmek marangozun ahşabı düzgün kesmesini nasıl sağlamazsa. (Tipik bir insanlık durumu olarak, tabiî, bu ikisi genellikle birarada bulunur, ama şimdilik bunu ihmal edelim:)
Tıpkı bunun gibi, “aktivist” gazetecilerin fedakârlığı, adanmışlığı, Türkiye gibi yerlerdeki kahramanlığı da işin “kalite”si konusunda bize bir şey söylemiyor. Yani tartışmanın zeminini kaydıran ikinci yaklaşıma geldik. Kadri’nin sözlerine öfkelenen birçok insan, haberciliği “aktivist”likle birleştirenlerin takdir edilmesi gereken cesaretine, azmine işaret ederek, bir nevi “el insaf!” dedi.
Tepkileri haklı, ama bunun doğan tartışmayla ilgisi yok. Son yıllarda muhalif, özellikle Kürt gazetecilerin, bırakın gazeteciyi, insanım diyen herkeste hayranlık uyandıracak bir azimle, cesaretle, ayrıca alçakgönüllülükle gece gündüz çalışarak yaptıkları, hem aktivistlik hem gazetecilik adına bütün insanlığın gurur duyması gereken işler. Öte yandan hepimiz biliyoruz ki, mesleğin bunca yıllık tarihi boyunca -bin türlü musibetin yanısıra!- oluşmuş ilkeleri, kuralları, asgarî gerekleri bakımından tatminkâr bir düzeyi tutturabilen “aktivist” gazetecilik çok da yaygın ve kökleşmiş değil. Şahane örnekleri zaman zaman görsek bile.
“Aktivist” gazeteciliğin iç engeli
“Aktivist” gazetecinin ve gazeteciliğin önünde büyük engeller var. İlki dışsal: çoğunlukla büyük riskler içermesi ve ilaveten gördüğü doğrudan somut baskılar; ölüm tehdidine varan tehlikeler, her an hapse atılabilme ihtimali… Aktivist gazetecinin önündeki bu engelleri gözönünde tutmadan konuşamayız.
Aktivist gazeteciliğin gelişmesini köstekleyen yapısal engelse karşısında değil içinde: Aktivizmin doğası gereği, kaçınılmaz ve vazgeçilmez şekilde içerdiği haklılık inancının mesleğin gereklerini ihmal etmeyi meşrulaştırdığı sanılıyor. Oysa böyle bir meşruiyet yok. “Koşun, herkesi işten atıyorlar!” diye bağıran işçinin tavrının meşruiyetini kimse tartışamaz. Ama muhabirsen “herkes” diyemezsin, vs.
Ceren (Sözeri) Evrensel’deki yazısında bunu, “İktidara muhalif olmak otomatik olarak iyi gazetecilik anlamına gelmiyor,” diye dile getirdi: “…taraflı, hattâ aktivist, sosyal hareketlerin rüzgârında habercilik yapmanın sorunları yok mu? Kadri Gürsel’in biraz genellemeci sayılabilecek tavrını eleştirsek de, elbette var. (…) Doğru bilgi verme, insan odaklı olma, taraflı olsa bile bağımsız hareket edebilme, olgulara dayanma, mümkün olduğu kadar farklı taraflara söz hakkı tanıma, hesap verebilme, şeffaflık gibi olmazsa olmaz ilkeler yerli yerinde duruyor.”
Burada şüphesiz Kadri’nin indirgemeciliğini eleştirmeliyiz: “Aktivist” olan herkes illâ kendisine neyi nasıl düşüneceğini, yapacağını dikte eden bir “merkez”e bağlı hareket etmiyor ki. Partiye-harekete vs. bağlı bilgi yayma işine gazetecilik denip denemeyeceği zaten baştan tartışma konusu. Önceden tanımlanmış siyasî hedeflere ayarlı bilgi yayma işini daha çok propaganda başlığı altında ele almak gerekir. Bunu başka zamana bırakarak geçiyorum.
Bizim “ana akım” örnek değildi ki
Ceren’in isabetli yazısının sonuna doğru dile getirdiği öneriyi tekrarlamalıyım: “…tartışmayı ‘iyi ana akım’dan çıkarıp ‘iyi gazetecilik nasıl yapılır’a çekmek, kişilerden ziyade yöntemi sorgulamak en doğrusu.”
Kadri’nin ana akım için sarf ettiği “ekmek gibi bir ihtiyaç” sözünü hatırlatan Ceren, “Ancak,” diye yazdı, “Oktay Akbal’a referansla ‘önce ekmekler bozuldu, sonra her şey’…” Yani “ekmek gibi ihtiyaç”ı reddetmedi, bizim küflenmiş, rezili çıkmış ekmeğe işaret etti.
Sağlığında bizim ana akım medyanın -artık ölü- ne feci bir “şey” olduğu üzerine kim sözün daha beterini bulup söyleyecek yarışına girmenin anlamlı olduğunu sanmıyorum. Belki AKP öncesini bilmeyen veya hatırlamayan gençler için medyanın “önceki Türkiye”de ne halde olduğunu anlatmanın yararı vardır, ama gazetecilik mesleği ve güncel tartışma için bu konuda bugün işimize yarayacak tek olgu, “ana akım gazetecilik”ten kastın Sabah-Hürriyet hegemonyası döneminde içine edilip rayından çıkarılmış “Türk basını” olmadığını bilmek. Bizim “ana akım”, özellikle 1980’lerden itibaren mesleğin gereklerinden öylesine uzaklaşmıştı ki, içindeki dürüst ve kaliteli gazeteciler uçuruma doğru hızla yol alan trenin içinde ters yöne koşan yolcular gibi kalmışlardı. Birkaç yıl boyunca günlük medya eleştirisiyle uğraşmış biri olarak sizi temin ederim ki, “ana akım medya” içerisindeki gazetecilik kırıntıları, hoyratça sarsılan elekten beşer onar dökülen tanecikler gibiydi; düşmeden yakalayabilirseniz ne âlâ.
Bir zamanların “ana akım”ını tanıyanların Kadri’ye gösterdiği tepkide elbette bu olgu büyük rol oynuyor. Bu durum da tartışmanın zeminini kaydıran üçüncü etken. İşte bu yüzden Ceren’in hem meselenin aslını dile getiren hem de tartışmaya yön verebilecek önerisi çok yerinde: Mesele “yeniden ekmek gibi bir ihtiyaca dönüşebilmek”.
Bitirirken, bu tartışmaya ilişkin çok faydalı bir yazıya daha işaret etmeliyim. Barış akademisyenlerinden, um:ag’ın (Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı) Genel Yayın Yönetmeni Tezcan Durna’nın Duvar’da yayımlanan yazısı: “Ana akımın gazetecilikle imtihanı”. Bu yazıda dile getirilen çeşitli olgu ve görüşler, üzerlerine ayrıntılı konuşmayı gerektiriyor. Bunu da gelecek yazıda yapayım.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024